Ludwig Mies van der Rohe ve Lilly Reich Tasarımı Barselona Pavyonu’nda “Mass is More” Sergisi

Institute for Advanced Architecture of Catalonia (IAAC) ve Bauhaus Earth, 20. yüzyılın endüstriyel modernliği ile 21. yüzyılın düşük emisyonlu binaları arasında yeni bir diyalog kuran "Mass is More" başlıklı bir sergi düzenliyor. Kurulum 1-9 Ekim tarihleri arasında Barcelona'daki Ludwig Mies van der Rohe ve Lily Reich tasarımı Barselona Pavyonu'nda ziyarete açık olacak.

Mimaride yenilenebilir ve karbonsuzlaştırıcı malzemelerin kullanımını araştıran ve yapılı çevrenin inşasının arkasındaki çok yönlü süreçleri ortaya çıkaran sergi, ahşap ve diğer rejeneratif malzemelerin kullanımının inşaat sektörüyle ilişkili yüksek CO2 emisyonlarının azaltılmasına nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Orijinal pavyonda kullanılan malzemelerin yeniden işlendiği bu enstalasyon, AB’nin 2050 çevresel hedeflerini karşılamak için düşük emisyon uygulamaları kullanılarak şehirlerimizin nasıl yenilenebileceğini yansıtıyor.

“Mass is More” aynı zamanda, ülkenin dört bir yanından endüstriyel masif ahşap inşaatında İspanyol öncülerinden oluşan bir ağ olan ve yeşil binaların inşasını kolaylaştırmayı ve mimarlığı karbondan arındırmayı amaçlayan Mass Madera’nın lansmanına da ev sahipliği yapacak.

Bu yıl boyunca Barselona’da gerçekleşen bir dizi etkinlik ve aktivitenin bir parçası olan, “Mass is More” enstalasyonu, döngüsel biyoekonomi ilkelerine dayanan, ormanlarımızla olan ilişkimizi yansıtan ve yeni inşaat yöntemlerini teşvik eden biyokentler ve kentsel çevreleri tasarlamanın ve yönetmenin yeni yolları hakkındaki tartışmayı derinleştirmeyi amaçlıyor.

“Mass is More” enstalasyonu ile Barselona Pavyonu’nu dönüşümü

Ludwig Mies van der Rohe ve Lilly Reich tarafından tasarlanan Barselona Pavyonu’nun inşasından neredeyse bir asır sonra, IAAC ve Bauhaus Earth, ahşabın geçmişi ve geleceği arasında bir diyalog ve biyojenik malzemelerin kullanımını araştıran bir sergi oluşturmayı teklif ediyor.

Yerel ormanlardan elde edilen çapraz lamine ahşap (CLT) panellerden oluşan bir dizi eleman aracılığıyla kurulan bu enstalasyon, materyalin yapısal yeteneklerini ve çok daha düşük çevresel etkiye sahip daha sürdürülebilir binalar inşa etmeye uygunluğunu gösteriyor.

Sergi, fiziksel yerleştirmeye ek olarak, veri görselleştirme şirketi olan Bestiario tarafından geliştirilen interaktif bir dijital uygulama ile ahşabın ormandan şehre giden yolunu karbon depolama özelliklerine sahip bir malzeme olarak gösteren 4,8 metre uzunluğunda bir diorama aracılığıyla 1929 Barselona Pavyonu ile masif kereste kurulumunun çevresel etkileri arasında bir karşılaştırma sunuyor. Her iki yapıyı da adil bir şekilde karşılaştırmak için sadece çatı, duvarlar, kolonlar ve zemin gibi mimari unsurlar dikkate alındı. Karşılaştırmalı analiz, her elementteki somut karbon emisyonlarının yanı sıra kullanılan enerjiyi, kat edilen kilometreleri ve farklı çıkarma, üretim, nakliye ve montaj süreçlerinde atılan adımları içeriyor.

Bu dijital uygulamaya, her iki pavyonun çeşitli dikey elemanlarına yerleştirilmiş ve üretimleri için kullanılan tüm malzemeleri gösteren analog etiketler eşlik ediyor. Uygulama, yenilebilir ürünlerin içeriklerini açıklayarak mimari uygulamaya şeffaflık sunuyor. Dahası, pavyonda film yapımcısı Jaume Cebolla’nın bir video enstalasyonu daha mevcut. Görüntüler, masif ahşap yapının inşası için hasat edilen ahşabın geçirdiği malzeme dönüşümlerini birinci şahıs bakış açısıyla gösteriyor.

Enstalasyonun tasarımı, orijinal pavyonun resmi ızgarasını yansıtarak alternatif bir anlatı, yeni yollar ve manzara koridorları ile alanı deneyimlemenin farklı bir yolunu yaratıyor.

Mekana giriş, geleneksel sirkülasyonu tersine çevirerek, önce köşkün arkasındaki bahçedeki ağaçların arasından geçme fırsatı sunuyor. Yükseltilmiş bir yürüyüş yolu ile Barselona Pavyonu’nun manzarasına ulaştıran platform, küçük toplantıların ve konuşmaların yapılacağı bir oditoryuma erişim sağlıyor.

Köşkün havuzuna 12 x 2,5 metrelik endüstriyel ahşap panel yerleştirildi ve 19. yüzyılda malzemeyi doğrudan ormandan nehir yoluyla fabrikaya taşımak için kullanılan süreci gösteriyor.

İçeride, pavyonun lüks oniks merkezi duvarı, birden fazla ahşap türünden oluşan bir CLT panelinden oluşturulan yeni dokularla yeniden yorumlandı. Mermerin orijinal geometrisini gösteren panel, onu oluşturan çeşitli katmanları ortaya çıkarabilen sıcak ve yeşil bir üç boyutlu topografya oluşturmak için dijital frezeleme işlemine tabi tutuluyor.

Daha fazla ahşap içeren yeni bir kentsel model ihtiyacı

Malzeme olarak masif ahşap tercih edilmesinin nedeni, binalarda kullanımı, inşaat sürecinin karbonsuzlaştırılmasında en büyük etkiye sahip çözümlerden biri olması. Ahşap, ağaçlar tarafından emilen CO2’yi yakalayıp binalar üzerinde depolayarak ve ormandaki yeni nesil ağaçlarda daha fazla CO2’nin tutulmasına izin vererek beton veya çelik gibi fosil kaynaklardan gelen malzemelerin yerini alabilir.

Sanayileşmiş masif ahşap üretimi katlanarak büyüyor ve mevcut bina modelinin dönüşümünün ana odağı haline geliyor. Avrupa’da CLT, özellikle konut pazarında çelik, beton veya tuğla gibi daha kirletici diğer malzemelere karşı ana rakiplerden biri.

Sanayileşmiş masif ahşap, dairesel bir ekonomik akışın örnek bir modelini yaratma potansiyeline sahip. Yenilenebilir menşeli bir malzeme, kullanımı sürdürülebilir orman yönetimini destekliyor, CO2’yi güvenli bir şekilde depolama kapasitesine sahip, hafif, taşıması kolay, yalıtkan ve inşaatın daha düşük riskler daha az kirlilik ile daha hızlı bitmesine imkan veriyor.

Şehirler, CO2 emisyonlarını absorbe etme ve bizi 1,5/2 derece küresel ısınmanın altında tutma yeri olarak kilit bir rol oynamakta. Binalardan kaynaklanan emisyonların çoğu, faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlardan ziyade, malzemelerin tedarik edilmesi dahil, inşaat süreci sırasında ortaya çıkıyor.

Şehirler ve çevre için ortak bir eylem protokolü

Etkinlik çerçevesinde ayrıca Barselona Protokolü: Şehirler ve Dünya için Avrupa Eylem Planı sunuldu.

Yenileyici yapılı çevre fikri, Roma’da başlatılan 2022 Charter for Cities and Earth’de özetlendi. Barselona Protokolü bu yolda Avrupa şehirlerine öncülük etmeyi ve bir eylem planı geliştirmeyi amaçlıyor.

Bauahus Earth, IAAC, EFI Biocities Facility ve Barselona Kent Konseyi’nin katılımıyla uluslararası bir ekip tarafından hazırlanan belge, tüm binaların enerji rehabilitasyonu ihtiyacını ölçmek için CO2 sayımı yapmak ve yapılacak tüm projelerin öncelikle sıfır emisyonla ve bölgeden biyomalzemeler kullanılarak gerçekleştirileceğini talep etmek gibi kısa vadede gerçekleştirilecek belirli eylemleri tanımlıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın