Likör Fabrikası’nın Arsası İştah Kabartıyor

Modern mimarlık mirasının en önemli yapılarından biri olan Mecidiyeköy'deki Tekel Likör Fabrikası, uzun zamandır yıkım tehlikesi altında.

Yapının mimarı Robert Mallet-Stevens, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’ye davet edilen, döneminin en önemli Fransız mimarlarından biri. Fransa, bu önemli mimarı için Paris Pompidou Kültür Merkezi’nde 27 Nisan-29 Ağustos tarihleri arasında açık kalacak bir sergi düzenledi. Sibel Bozdoğan’ın “modernizmin resmi tarihinde marjinalleştirilmiş bir modernist” olarak tanımladığı Stevens’ın “Fransa dışındaki tek yapısı” olan fabrika, aynı zamanda İstanbul’un ilk sanayi yapılarından biri olma özelliğini taşıyor.

Yapıya değer biçilemezken, arsasının yapıdan daha değerli olduğunu düşünenler de var. Şehrin merkezinde kalan arsanın yüksek bir ranta sahip olması sebebiyle, fabrikanın yıkılıp arsanın başka bir proje için değerlendirilmesi düşünülüyor. Tekel’in özelleştirmesi kapsamında, fabrikanın alışveriş merkezi veya benzer bir proje peşinde olan yatırımcılara satılabileceği ifade ediliyor. Galatasaray’ın, Likör Fabrikası’nın hemen yanındaki Ali Sami Yen Stadı için tasarladığı yeni projede geniş bir araziye ihtiyaç duyması sebebiyle, arsaya Galatasaray’ın da talip olduğu belirtiliyor. Yapının tescillenmesinin bu “büyük” projeler yüzünden engellendiği de söylentiler arasında.

Yapının akibeti ile ilgili olarak geçtiğimiz 10 sene içinde gazetelerde birçok haber yer aldı. Fabrikanın satıldığı haberi bir doğrulanıp bir yalanlanırken; kimi zaman İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yerine yapılacak herhangi başka bir bina için izin alınmadığına dair bilgilendirmelerde bulundu. Konuyla ilgili demeç veren siyasetçiler de konuyu kamuoyunun gündemine taşıdı. Hatta zamanın Devlet Bakanı Eyüp Aşık, bir adım ileri giderek Galatasaray Kulübü Başkanı Faruk Süren’e, yapının arsasını alma ve büyük bir proje yapma önerisinde bulunuyor ve ekliyor;

“Galatasaray Başkanı Faruk Süren’le görüştüm. Kendisine söyledim. Bu arsayı da alırlarsa, yeni yapacakları kompleks çok daha iyi olur. Arsayı çeşitli şekillerde değerlendirebilirler, kat karşılığı yapabilirler, iş merkezi yapabilirler; otopark sorununu daha rahat çözebilirler…” (Hürriyet Gazetesi / 05.02.1998)

Bu demeçten 8 ay sonra, Ekim 1998’de, bu kez Galatasaray Kulubü Başkanı Faruk Süren, kulüp yöneticilerine Likör Fabrikası’nın Galatasaray’a geçtiği “müjde”sini veriyor. Ancak yılan hikayesine dönen konu bir türlü netlik kazanmadı.

2000 yılında, 100 milyon Dolar değer biçildiği açıklanan Mecidiyeköy Likör Fabrikası’nın arsasını satılabilir hale getirmek için, Bilecik’te yaklaşık 25 milyon Dolar harcanarak yeni bir likör fabrikası kuruluyor. Mecidiyeköy’deki arsa iştahları kabartmaya başlayınca, 26 Nisan 1930’da hizmete giren Mecidiyeköy’deki Likör Fabrikası, 70 sene sonra Bilecik’teki yeni fabrikasına taşınıyor. Yapının işlevini bu tarihe kadar sürdürmesi yıkımdan kurtulmasını sağlarken, işlevini yitirmesi ile yapı hızla niteliklerini kaybetmeye başlıyor. Yapının ofis olarak kullanılmak istenmesinin bir sonucu olarak yapıda ciddi bozulmalar gözleniyor. İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun tescil başvurusunu geri çevirme nedeni de bu bozulmalar olarak gösteriliyor.

Fabrika üzerine yapılan planları ve yıkım tehlikesini görüp, Likör Fabrikası için daha önce İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na başvurulmuş, ancak yapının fazlasıyla değişikliğe uğrayarak özgün karakterini kaybettiğini bildiren Kurul, başvuruyu geri çevirmiş. Pes etmeyen başvuru sahipleri, tescil için Kurul’un kapısını aşındırmaya devam ediyor. Bu nitelikteki yapıların korunması, başta Docomomo Türkiye grubu olmak üzere yapıların tescili için uğraşan bir grup duyarlı kişinin çabası ile sağlanmaya çalışılıyor. Çabaların sonuç vermesi için, bu yapıların Türk mimarlık tarihi için çok önemli olduğu bilincinin gelişmesi gerekiyor.

Etiketler

Bir cevap yazın