Küreselleşen Kentlere Neler Oluyor?

"Küreselleşme Sürecinde Kent ve Mimarlık Sempozyumu", Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından 13-14 Ocak 2011 tarihleri arasında İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde gerçekleştirildi.

Sempozyum, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu ve İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Orhan Hacıhasanoğlu’nun açılış konuşmalarının ardından Prof.Dr. Ruşen Keleş ve Prof.Dr. John Lovering’in tematik sunuşları ile başladı. İlk konuşmayı gerçekleştiren Keleş, sempozyumun genel çerçevesini oluşturan küreselleşme olgusuna değinerek bu süreçte kentlerde yaşanan dönüşümlere dikkat çekti. Küreselleşmeyi kapitalizmin ortak yaşam biçimi, uluslararası sermayenin kentlerde etkinliğini güçlendirmesi olarak tanımlayan Keleş, küreselleşme sürecinin Türkiye kentlerindeki yansımalarını değerlendirdi. Kapitalizmin dengesiz büyümesi, kentlerde doğal, tarihi ve kültürel değerlerden çok rantın öne çıkması, toplumsal eşitsizliklerin artmasını küreselleşmenin olumsuz sonuçları olarak belirten Keleş, tüm bu olumsuz gelişmelerin nedeninin, sadece devletin değil, insanların kendi değerlerine sahip çıkmaması olduğunu söyleyerek konuşmasına son verdi.


Ruşen Keleş (solda) ve John Lovering (sağda)

Prof.Dr. Ruşen Keleş’ten sonra sözü alan Prof.Dr. John Lovering, “Özelin Refahı ve Kamunun Sefaleti” başlıklı sunumunda geçmişten bugüne neoliberalizmin gelişimi ve kentlerdeki etkileri üzerinde durdu. Konuşmasında neoliberalizmin bireysellik ve bağımsızlık üzerinden kurduğu hegemonyanın küreselleşme sürecine parçacıl biçimde işlediğini ve firmaların kendi aralarındaki hareketlilikle sınırlı kaldığını dile getiren Lovering, bütün bunların ise kentleşme üzerinde oldukça etkili olduğunu söyledi. Genel çerçeveden sonra neoliberalizmin Türkiye’deki yansımalarını değerlendiren Lovering, Türkiye’deki kentleşmenin ekonomik başarısızlıklarla açıklanması gerektiğini vurguladı. İstanbul için havaalanı etrafında gelişen kentler anlamına gelen “Aerotropolises” kavramından bahseden Lovering, bugün İstanbul’da havaalanları etrafında gelişen, elit kesimin isteklerine cevap veren kentleşme biçiminin hakim olduğunu belirtti.

 
Mustafa Sönmez, Erol Köktürk, Doğan Hasol, Hatice Kurtuluş, Çağatay Keskinok (soldan sağa) 

Sempozyumun ilk oturumu Doğan Hasol’un moderatörlüğünde gerçekleşti. Oturumun ilk konuşmacısı ekonomist Mustafa Sönmez, “Küreselleşme ve İstanbul’un Artan Hegemonyası” başlıklı sunumunda İstanbul’un, Türkiye’de tek merkez konumuna gelmesi sürecini değerlendirdi. 1930’lardaki iktisadi politikaların İstanbul’u merkezi konumdan uzaklaştırdığını, 1950-1980 döneminde ise İstanbul ile Anadolu arasındaki eşitsizlikten az da olsa söz edilebileceğini söyleyen Sönmez, 1980’lere kadar sanayi kenti olarak ve kamu müdahalesi ile gelişen kentin bugün piyasaya bırakıldığını belirtti. Mustafa Sönmez’den sonra söz alan harita mühendisi Prof.Dr. Erol Köktürk, “Küreselleşme Koşullarında Toprağa Bakış ve Mekandaki İzdüşümleri” başlıklı sunumunda İstanbul’da gelişen kent rantı üzerinde dururken birçok proje örneği üzerinden arsa spekülasyonunun yaratılmasına dair açıklamalarda bulundu. Bugün İstanbul’da kenti pazarlamaya dayanan maliyeci bakış açısının hakim olduğunu belirterek konuşmasını sonlandıran Köktürk’ten sonra sözü Doç.Dr. Hatice Kurtuluş devraldı. “İstanbul’da Sınıfların Mekanda Yeniden ve Eşitsiz Dağılımı” başlıklı sunumunda sınıfların mekandaki yer seçimini değerlendiren Kurtuluş, 19. yüzyıldaki etno-dinsel geleneksel mahalle ve konut anlayışının yerini sınıfsal kökene dayalı mahalle ve konutların aldığını vurguladı. “Sembolik olarak küreselleşiyoruz fakat kentlerimiz içerik olarak 3. Dünya kentlerine dönüyor,” diyen Kurtuluş, artık eleştirmekten ziyade yeni mücadele yollarının, alternatif eylem ve düşüncelerin keşfedilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı. Hatice Kurtuluş’tan sonraki konuşmacı Doç.Dr. Çağatay Keskinok “Küreselleşme İdeolojisinin Kent Planlamaya İlişkin Kavramları” başlıklı sunumunda kent planlama literatüründe kavramların üretilmesi ve kullanılmasına yönelik düşüncelerini aktardı. Kavramların siyasi içeriklerinden bağımsız olarak kullanılamayacağını söyleyen Keskinok, kentsel bölgesel planlama kavramlarının reddi ile İstanbul’da bir gelişmeden söz edilemeyeceğini vurguladı.


Jean Francois Perouse, Mücella Yapıcı, Eyüp Muhçu, Zekiye Yenen, Asuman Türkün (soldan sağa)

Sempozyumun ikinci oturumu Eyüp Muhcu’nun moderatörlüğünde gerçekleşti. İlk konuşmacı Doç.Dr. Asuman Türkün “Küreselleşme ve Kentsel Dönüşüm” başlıklı sunumunda neoliberal iktisat politikaları ile kent politikaları arasındaki ilişkilerden bahsederken kentlerdeki küresel neoliberal politikaların bir sonucu olarak kentsel dönüşüm süreçlerini değerlendirdi. Türkün’den sonraki konuşmacı Dr. Jean Francois Perouse “İstanbul’daki AVM furyası neyin alametidir?” başlıklı sunumunda AVM’lerin kentlerdeki çekici yatırım alanları olduğunu belirtirken diğer taraftan AVM’ler etrafında gelişen kentleşme sürecine değindi. Perouse’dan sonraki konuşmacılar Prof.Dr. Zekiye Yenen ve Ar.Gör.Dr. Töre Seçilmişler “Küreselleşme Sürecinde Sosyal Adalet: İstanbul Örneği” başlıklı sunumlarında İstanbul’daki sosyal adalet sorununu ele aldılar. Bugün İstanbul’da gerçekleştirilen birçok projenin sosyal maliyetinin hesaba katılmadığından bahseden Yenen ve Seçilmişler, artık sosyal adalet kavramdan bağımsız bir kentleşmenin yaşandığına işaret ettiler. Oturumun son konuşmacısı Mücella Yapıcı ise “Küreselleşen İstanbul’un Mega Projeleri” başlıklı sunumunda oldukça çarpıcı örneklere yer verdi. Bugün kentlerdeki mega projeleri pazarlayanın olimpiyatlar, festivaller gibi mega olaylar olduğunu ve bunların sosyal yükünün oldukça ağır olduğunu belirten Yapıcı, mimarlık mesleğinin artık neoliberalizmin ellerinde olduğunu dile getirerek konuşmasını sonlandırdı.

Sempozyumun ilk günü, çeşitli sunumlar ve değerlendirmelerin ardından tartışmalar ile sona erdi.

Etiketler

Bir cevap yazın