Helen & Hard, Norveç’in Atlantik kıyısında Cabin Sande projesini hayata geçirdi. Ladin ağaçlarından oluşturulan kolonlar, yapının panoramik deniz manzarasını çerçeveliyor.

Fotoğraflar: Ivar Kvaal ve Sindre Ellingsen
112 metrekarelik yapı, Randaberg’de koruma altındaki bir kayalık üzerinde, 1970’lerde inşa edilmiş bir kabinin oturum alanında yer alıyor. Yeni yapı, bölgedeki planlama kısıtlamaları nedeniyle önceki kabinin ölçülerini ve yüksekliğini koruyor.

Helen & Hard, alçak ve açılı yapıyı arazide bulunan kayalardan oluşturulan bir taş kaide üzerine oturtmuş. Yapı, çevredeki arazinin topoğrafyasını takip eden bitki örtüsüyle kaplı bir çatıyla tamamlanmış.

Kabinin taşıyıcı sistemi, her biri kök sistemiyle birlikte bütün bir ladin ağacından oluşturulan 18 dallanan kolondan oluşuyor. Bu sistem, ahşap teknelerin kaburgalarını rijitleştirmek için ağaç gövdeleri ve kökleri arasındaki doğal eğrilere sahip birleşimlerin kullanıldığı geleneksel Norveç tekne yapımından ilham alıyor.

Her bir ağaç, kökleri korunarak yerinden çıkarıldıktan sonra temizlendi, sekiz ay boyunca havada kurutuldu ve dijital olarak tarandı. Bu süreç, robotların her ağacın organik formunu koruyarak yapıya özel birleşimler üretmesine olanak tanıdı.
Ladin kolonlar, ağaç taçlarını andıracak şekilde tavana doğru dallanıyor; bu dallanma kitaplık, bank, merdiven, mekan bölücü, pencere çerçevesi, kapı, mutfak ve şömine gibi unsurlara dönüşüyor.

“Ağaçların gölgesi altında durma hissini çağrıştırmak istedik. Mekan içinde hareket ederken ahşap kolonların ritmik dizilimi ve strüktürün organik karakteri, güçlü bir sığınma ve korunma hissi yaratıyor.”
Helen & Hard

Yelpaze biçimindeki kabin, Atlantik Okyanusu’na doğru açılıyor. Ana yaşam alanı boyunca uzanan 9,5 metre genişliğindeki pencere, manzarayı bölecek herhangi bir dikme olmadan kesintisiz bir görüş sunuyor.

Sürekli cam yüzeyler kabinin büyük bölümünü sararak değişen ışığı, yansımaları ve hava koşullarını iç mekana taşıyor. Denizden uzaklaştıkça kademelenen pencere denizlikleri ise daha güçlü bir çevrelenme hissi yaratıyor.

Karşı uçta yer alan dar giriş, korunaklı bir bahçeye bakıyor ve yapının içinden, arkadaki bitki örtüsünden ilerideki denize kadar uzanan bir görüş hattı oluşturuyor.

Konsol yapan iki sıra ahşap kiriş, panoramik pencerenin üzerinde birleşerek çatının cam yüzeyin ötesine uzanmasını ve yapıyı hava koşullarından koruyacak bir saçak oluşturmasını sağlıyor.

Çatı içinde gizlenen kablo ve yaylardan oluşan bir germe sistemi, çıkma yapan çatının ağırlığını dengeleyerek cam açıklığın destekleyici kolonlardan arındırılmasını sağlıyor.

Ana yaşam alanı, bir tarafta mutfak ve üzeri örtülü teras, diğer tarafta ise iki çalışma alanı arasında konumlanıyor. Çalışma alanlarından biri, banyonun üzerinde yarım kat seviyesinde yükseltiliyor.
Merkezi mekandan ayrılan yan alanlar, ahşap strüktürün altında çalışmak, yemek yapmak ve dinlenmek için daha mahrem mekanlar oluşturuyor.