Kamusal Alanın Dönüşümleri — Geç Modern İstanbul’da Mimarlık ve Görsel Sanatlar 1950-80

"Kamusal Alanın Dönüşümleri — Geç Modern İstanbul’da Mimarlık ve Görsel Sanatlar 1950-80" başlıklı kitap, İpek Akpınar, Elâ Güngören, Johan Mårtelius ve Gertrud Olsson’un editörlüğünde Istanbul Isveç Araştırmaları Enstitüsü SRII (Swedish Research Institute) Transactions serisinde yayınlandı. 

Tanıtım metni:

Çalışma, 1950-80 yılları arasına denk gelen otuz yıllık süreçte, İstanbul’un mimari dokusunun dönüşümünün çeşitli yönlerini keşfetti ve bunu da özellikle geç modern dönemde kentsel dönüşümün çoğu kez göz ardı edilen değerlerine, kamusal alanın kültürle ilişkisine eğilerek gerçekleştirdi. Bu yayın yeni tamamlanmış doktora ve doktora sonrası çalışmalardan bir seçkiyle birlikte, 1950’lerden 1980’leri kapsayan dönemde, İstanbul üzerine değerlendirmeler yapan arşiv araştırmalarıyla, söylemsel okumaları dayanak alan uluslararası araştırma projelerini bir araya getirmektedir.

Kitap toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel veriler ışığında İstanbul’da otuz yıllık dönemde kentsel, mimari ve kültürel dönüşümlerin öyküsünü aktarırken, kentin hızlı gelişimi yanı sıra fiziki yapılanmasıyla ilgili hayallerin, betimlemelerin ve uygulamaların izleğini sürüyor. Bu çerçevede, kitap şehrin kentsel planlamasının bir tasviri değildir: Çeşitli süreçler, mimarlar, şehir planlamacıları, sanatçılar ve İstanbul halkının şehirle ilgili imgeleri hakkında yeniden düşünmeyi olası kılar. Bu açıdan, yeni okumalar İstanbul’un geleceğiyle ilgili çıkarımlar yapmamızı sağlayan ikililikleri, çatışma alanlarını ve dinamiklerle potansiyelleri açığa çıkartır. İstanbul’un dönüşümünü kentsel, mimari ve sanatsal açıdan inceledikten sonra, bu çalışmalar kentin daha geniş kapsamlı bir kavrayış ekseninde değerlendirilebilmesi açısından yeni açılımlar sunmaktadır.

Önsöz:

İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen on yıllarda, İstanbul’da büyük ölçekli planlamadan mimari detaya kadar yayılan, çoğu kozmopolit şehirden daha radikal bir kentsel dönüşüm deneyimlenmişti. Rasyonel trafik çözümleri kadar konut ve bina inşaatı kentsel dönüşümün hedefleri olmakla birlikte, sokak izdüşümleriyle diğer kamusal alan türlerinin yenilenmesi sahasında daha sürdürülebilir çözümlere ulaşılmıştı. Kent bir yandan zengin, küresel açıdan tanınan bir mirasa sahip çıkarken, diğer taraftan da konumunu gelişimin ön safhalarında korumak veya tutmak arzusundaydı.

Bu çerçevede, İstanbul Isveç Araştırmaları Enstitüsü SRII 29-30 Kasım 2016’da iki gün süren uluslararası bir seminer gerçekleşti, ilk gün sözlü sunumlara ayrılırken, ikinci gün bildirilerle bağlantılı olarak seçilen yapılar ziyaret edildi.

Seminer, 1950-80 yılları arasına denk gelen otuz yıllık süreçte, İstanbul’un mimari dokusunun dönüşümünün çeşitli yönlerini keşfetti ve bunu da özellikle geç modern dönemde kentsel dönüşümün çoğu kez göz ardı edilen değerlerine, kamusal alanın kültürle ilişkisine eğilerek gerçekleştirdi. Seminere yaptıkları değerli katkıları nedeniyle meslektaşlarımıza müteşekkiriz ve kritik soru ve yorumları nedeniyle de katılımcılara teşekkürü borç biliriz, onlarsız bu yayın hayat bulamayacaktı.

Bu yayın yeni tamamlanmış doktora ve doktora sonrası çalışmalardan bir seçkiyle birlikte, 1950’lerden 1980’leri kapsayan dönemde, İstanbul üzerine değerlendirmeler yapan arşiv araştırmalarıyla, söylemsel okumaları dayanak alan uluslararası araştırma projelerini bir araya getirmektedir. Kitap toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel veriler ışığında İstanbul’da otuz yıllık dönemde kentsel, mimari ve kültürel dönüşümlerin öyküsünü aktarırken, kentin hızlı gelişimi yanı sıra fiziki yapılanmasıyla ilgili hayallerin, betimlemelerin ve uygulamaların izleğini sürer. Kitap şehrin kentsel planlamasının bir tasviri değildir: Çeşitli süreçler, mimarlar, şehir planlamacıları, sanatçılar ve İstanbul halkının şehirle ilgili imgeleri hakkında yeniden düşünmeyi olası kılar. Bu açıdan, yeni okumalar İstanbul’un geleceğiyle ilgili çıkarımlar yapmamızı sağlayan ikililikleri, çatışma alanlarını ve dinamiklerle potansiyelleri açığa çıkartır. İstanbul’un dönüşümünü kentsel, mimari ve sanatsal açıdan inceledikten sonra, bu çalışmalar kentin daha geniş kapsamlı bir kavrayış ekseninde değerlendirilebilmesi açısından yeni açılımlar sunmaktadır.

Tek yapı ölçeğine geçmeden önce daha ‘genel okuyucuya’ hitap eden yazıları gruplandırdık ve çağdaş deneyimlerle yorumlara yaklaşarak bitirdik. Johan Mårtelius’un başlardaki sayfaları İstanbul’da, geç modern dönemin de katkı sağladığı kamusal alanın devamlılığı ve uzun soluklu perspektifinin hatırlatıcıları. Dönemin bağlamsal siyasi okuması çerçevesinde İpek Akpınar, İstanbul’un başlıca kentsel dönüşümlerine odaklanıyor. Meltem Gürel’in eleştirel metni, Ataköy sahilindeki dönüşümü araştırıyor. İdil Erkol 1950’lerde, İstanbul’da dönüşümde başı çeken mimari örneklerle, özelliklerini vurguluyor. Şebnem Şoher Tozkoparan’da konumlanan tek toplu konut örneğinin öyküsünü aktarıyor. Yapılara ve sokak izdüşümlerine odaklanan Gertrud Olsson, kullanılan yapı malzemesinin arka planına açıklık getiriyor, Bizans mozaiğinden Betebe firmasına uzanan yolculuğun izini sürüyor. Elâ Güngören mozaiğin öyküsünden, okuyucuyu heykele taşıyor ve kentte kamusal sanat ile kamusal mekân arasındaki ikilemli ilişkiyi araştırıyor. Dünden bugüne genel bir kapsam çizen Birge Yıldırım Okta, Taksim meydanının öyküsünü aktarıyor. Burcu Selcen Coşkun dönemin renovasyon projelerine odaklanıyor ve bu dönüşümde üç kadın mimarın kritik rolünün altını çiziyor. Son olarak da, Björn Magnusson Staaf Orhan Pamuk’un yazılarına referans vererek, geç modern İstanbul’da kültürel ve mimari miras sorunlarına kritik bir tartışma ekseninden yaklaşıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın