Gölcük’te Bir Vaha: Vehbi Koç Vakfı Kültür ve Sanat Merkezi

10 Eylül 2011 tarihinde Kalebodur sponsorluğunda gerçekleşen 14. ARKİV Buluşması, Vehbi Koç Vakfı Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşti.

Son zamanlarda birçok mimarlık yayınında sıkça karşımıza çıkan ve Gölcük’te bulunan yapı TeCe Mimarlık’ın kurucu ortaklarından Cem İlhan’ın anlatımı eşliğinde gezildi.

İlk ismiyle “Ford Otosan Yaşam Merkezi” için Vehbi Koç Vakfı’nın teklif aldığı diğer ekipler Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık ve Uras Dilekçi Architects imiş. Davetli yarışmanın jürisi ise alışılmadık bir biçimde, mimar ve yakın disiplinlerin üyeleri tarafından oluşturulmamış.

Cem İlhan sunumuna yapının hikayesini anlatacağını belirterek başladı. Arsanın yaklaşık 30 bin metrekare genişliğinde olduğunu ve Gölcük’te 1999 yılında yapımı tamamlanan, 8 bin kişinin çalıştığı Ford Fabrikası’nın hemen karşısında bulunduğundan bahsetti. Burada üretim tesislerinin yanı sıra konuk evleri de yer alırken, sosyal merkez işlevini gören hiçbir yapı bulunmadığını sözlerine ekleyen İlhan, 2008 yılında Ford’un bu alanda bir bina yaptırmak istediğini anlattı.  

Cem İlhan, sunumunun başında bu yapının yapılış amaçları arasında;

– Ford Otosan çalışma ortamının kalitesine katkıda bulunmak,
– Gölcük’e ait yerel hayata katkı,
– Cazibe merkezi haline getirmek

bulunduğunu açıkladı.

Arazide ahır kalıntıları, eski taş yollar, ahşap kulübeler, yürüme ve koşu parkuru olarak kullanılan patikaların da yer aldığını belirtti.

Tescilli ve meyve ağaçlarının bulunduğu arsanın garip bir özelliği de olduğunu vurgulayan İlhan, Marmara Depremi sırasında buradan geçen fay hattında kırılma yaşandığını ifade etti. Hatta zaman zaman bu alana çeşitli araştırmacıların gelip jelojik incelemelerde bulunduğunu sözlerine ekledi.

Tabiata dokunmadan yapılaşma sınırı içinde bir yapı yapmanın gerekliliğinden bahseden İlhan’ın anlattıkları doğrultusunda, belediye ile bir anlaşmaya varan Ford yönetimi, bu alanın kamuya açık olmasını istediğini belirtmiş. Bu süreçte TeCe Mimarlık ön proje aşamasındaymış. Avan proje onaylandıktan sonra ise 6 – 7 ay boyunca projeye ara verilmiş. Bu durum mimarların bu projenin de işverenlerin vazgeçtikleri başka bir projeye dönüştüğünü düşünmelerine neden olmuş.  

 

TeCe Mimarlık çalışanları bu süreyi projeyi daha fazla detaylandırmak için kullandıklarını belirtti. Çok sayıda eskiz ve çalışma maketleri yapıldıklarını ifade ettiler.

Ağaçların yüksekliklerini aşamayan tek ya da iki katlı yapılar tasarlanarak tüm program ilk başta birbirine çok yakın iki kütleye toplanmış. İşveren, mimarlardan açık alan etkinlikleri için daha geniş bir boşluk tasarlamasını ve 2 kütlenin birbirinden daha uzak olmasını talep etmiş.

İki yapı arasındaki açı, ağaç izleri sayesinde ortaya çıkmış. Yola sırtını veren kısımlarda binaların servis bölümlerine yer verilmiş.

Tasarımı etkileyen en önemli faktörlerden birini bodrum katı yapılamaması nedeniyle, çoğu mekanın üst katlarda çözülmesi ve yapıların olması gerektiğinden fazla alan kaplaması oluşturuyor.

Çevredeki niteliksiz yapılaşmaya sırtını dönen ve kendi içine yönelen Vehbi Koç Vakfı Kültür ve Sanat Merkezi’nin dış çeperinde bükülmüş sac ve beton malzemenin kullanıldığı duvarlar yapılmış.

Yapının tasarımına etki eden seçimlerden bir diğeri ise cephede tuğla kullanılmasıymış. Farklı çeşitlerde duvar örgüleri denenmiş, duvarlar üzerinde farklı ışıkların başka etkileri gözlemlenmiş. Cem İlhan, bir tekstil ürünündeki hissiyatı yakalamak için denemelerde bulunduklarını ve son zamanlarda kaybolan değerlerden olan el işçiliğini kullanmayı arzu ettiklerini anlattı.

İmar kanunlarına göre +12.50 kotuna kadar yükselebilen yapılar, tasarımın yatay bir görünüm elde etmesini sağlamış. Bu yüzden İlhan, projeye asansörlü bir seyir kulesi eklemeye karar verdiklerini belirtti.  

Yapıyı planları üzerinden anlatan Cem İlhan, statik projelerin ARUP tarafından çizildiğini ifade etti. Deprem bölgesinin göbeğinde bulunması nedeniyle kesitlerin çok büyük çıktığını anlattı. İnşaat fotoğraflarının bir yapıyı en iyi şekilde anlatan görseller olduğunu da kaydetti.

Vehbi Koç Vakfı Kültür ve Sanat Merkezi’nin tahmin edilenin çok üstünde bir bütçeyle inşa edildiğini kaydeden Cem İlhan, tasarımlarıyla ilgili tek bir konuda pişman olduğunu belirtti. Sanat atölyelerinin yetersiz kaldığını anlatan İlhan, sergi salonundaki sergileme elemanlarına kadar yapının en ince detaylarını tasarladıklarına değindi.

Cem İlhan’ın sunumunu tamamlamasının ardından soru – cevap kısmına geçildi.

İlk soru Ömer Yılmaz’dan geldi, projedeki iş organizasyonunun nasıl olduğunu sordu. İlhan, tüm mülkiyetin Vehbi Koç Vakfı’nda olduğunu, yemekli mekanların Divan’ın ve spor alanlarının Ford’un kontrolünde olduğunu söyledi. Belediyenin belli bir takvime uyarak burada bazı etkinlikler düzenlediğini de anlattı.

Bahar Ünlü ise ARUP’un yapım türü olarak neden çelik kullanmadığını merak ettiğini belirtti. İlhan bu soru üzerine projede kısmen çeliğin kullanıldığını, kazık temel kullanıldığını ve bu temellerin betonarme sistemlerle daha iyi çalıştığını belirtti. Ayrıca ülkemizde yapım sistemleri açısından çeliğin hala yaygınlaşamamış olmasının da altını çizdi.

Tekrar sözü alan Ünlü, duvarlarda kullanılan tuğla kaplamaların yapıyı ağırlaştırma olasılığının olup olmadığını sordu. Cem İlhan ise yatay yüklerdeki salınımda ağırlaşmaya neden olduğunu ve bu yüzden kesitlerin bu kadar büyük çıktığını anlattı.

Boğaçhan Dündaralp, İlhan’a duvarlardan geçen bir kesit alındığında hangi malzemelerle karşılaşılacağını sordu. Delikli tuğla, hava boşluğu, yalıtım ve ısı yalıtımının kullanıldığı anlatılırken, Bünyamin Derman TED Ankara Koleji’ndeki duvarlarda da benzer bir sistemin kullanıldığını açıkladı ve önemli olanın birleşme derzleri olduğunu vurguladı.

Yapı hakkında bilgi vermeye devam eden İlhan, yağmur iniş borularının içe gömük olduğunu ve doğramaların duvarın iç tarafında kaldığını, böylece daha etkili ışık oyunları yakalayabildiklerini söyledi.

Alişan Çırakoğlu söz alarak tuğla duvarların taşıyıcılığı hakkında bir soru sordu. Bunun üzerinde İlhan tuğlaların köşebentler tarafından taşındığı bir sistemin kullanıldığını anlattı. Konu tuğladan açılmışken, yapının açılışına çok az zaman kala özel üretilen tuğlaların (29x10x5 cm) sayısının azaldığı yönünde bir uyarı aldıklarını ve Işıklar’ın fırınlarının bakıma alacağı haberi geldiğini anlattı. Bunun üzerine tuğla kaplanması gereken bazı duvarların sıvandığını belirtti.

Yeniden söz alan Boğaçhan Dündaralp mimarın projeye dair bir pişmanlığı olup olmadığını sorunca, İlhan atölyelerin yetersizliği ve teknik aksaklıkların yaşattığı sıkıntılardan bahsetti. Ve ekledi, “Keşke fay hattından daha uzak bir yerde bu projeyi gerçekleştirebilseydik. Daha farklı iç mekanlar elde edebilirdik”.

Soru – cevap kısmı bitince geziye geçildi.

14. ARKİV Buluşması’na katılanlar arasında TeCe Mimarlık’tan Keriman Afyonlu ve Derya Erten, SO Mimarlık’tan Sevince Bayrak ve Oral Göktaş, Çırakoğlu Mimarlık’tan Alişan Çırakoğlu ve Ilgın Avcı, Ark İnşaat’tan Utku Bilgili, Boğaçhan Dündaralp, Bünyamin Derman, A. Defne Önen, Bahar Ünlü, Kalebodur’dan Pelin Özgen ve Arkitera Mimarlık Merkezi’nden Ömer Yılmaz, Emine Merdim Yılmaz, Derya Yazman, Ö. Duygu Çil, Betül Atasoy, Uğur Ceylan ve Pınar Koyuncu da vardı.  

ARKİV’in Twitter adresinde (http://twitter.com/#!/mimarlikarsivi) geçtiğimiz hafta düzenlediğimiz retweet kampanyasına katılıp hak kazanan Gizem Dinç ve Zeynep Zeren de ARKİV Buluşması’ndaki yerlerini aldılar. Ekim’de gerçekleşecek ARKİV Buluşması öncesinde benzer bir kampanya daha düzenlenecek.

ARKİV Buluşmaları Hakkında
Kapalı oturumlar halinde belli periyodlarda düzenlenen buluşmalarda her oturumda farklı bir proje geziliyor ve tartışılıyor. Buluşmaların kaydedildiği videolar, ARKİV’de ilgili projelerin başlıkları altında yayınlanıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın