Gökçeada’daki Talana Kim ‘Dur!’ Diyecek?

Üç gün önce köyümüz Bademli’nin küçük meydanında Rum komşularımdan Bayan S’ye rastladım. Gözleri kan çanağı, belli ki ağlamış…

Nedenini sordum, söylemedi. Israr edince yanındaki ortak arkadaşımız anlattı; dondum kaldım.

Birlikte komşumuzun adanın Kuzulimanı bölgesinde sit koruması altındaki bir tepede bulunan arazisine bakmaya gitmişler. Bayan S. görmüş ki arazi bilip tanıdığı arazi değil! Talancılar, altlarında iş makineleriyle araziye girmişler, onlarca ağacı kökleyip on binlerce yıldır orada olan, o doğanın ayrılmazı olan dev kayaları yerlerinden sökmüşler, parçalayıp götürmüşler.

Bayan S. baba mirası toprağını o durumda görünce ağlamayıp da ne yapsın?

Atalarının kök saldığı, doğup büyüdüğü adasında 1964’ü izleyen yıllarda tüm Rumlar gibi ailesinin de bin bir felaket yaşadığına tanık olmuş. Okulları kapatılmış, tarım arazileri, bağları, bahçeleri, damları ellerinden alınmış, hayvancılık yapmalarına sınır getirilmiş, yoksulluğa mahkûm edilmişler, üzerlerine açık cezaevinin azılı hükümlüleri salınmış, göçe zorlanmışlar. Fakat onlar hâlâ Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları; Gökçeada onların anayurtları, ellerinde kala kala köylerinde başlarını sokacak mütevazı evleriyle sit alanlarındaki toprakları kalmış.

Arada bir gittikleri, ağaçların altında oturup çocukluk yıllarının mutlu anılarını yaşattıkları topraklar…

Talancılar şimdi adalıların tapulu taşınmazları olan, sit alanlarında bulunan taşınmazlarına göz dikmişler; kimseden korkmadan, çekinmeden, üstelik gündüz gözüyle, altlarında koca iş makineleriyle soyguna çıkıyorlar.

Bir traktör römorku taşın ederi 500 lira. Söktükleri kayaları parçalayıp taş olarak inşaat sahiplerine satıyorlar. 30 römork taş 15 bin lira; havadan para soyguncuların gözlerini karartmış.

Gökçeada terk edilmiş, unutulmuş bir kara parçası değil. Çanakkale iline bağlı bir ilçe; valisi var, kaymakamı var, belediye başkanı var, savcısı, polisi, jandarması var.

Soyguncular bu cesareti nereden alıyorlar? Bu korkusuzluklarının kaynağı nedir? Bu cesaretin, bu korkusuzluğun kaynağı eğer mağdurların Rum asıllı yurttaşlarımız olması, onların seslerini çıkaramayacaklarına ilişkin kör inanç ise durum daha da vahimdir.

Çanakkale Valisi Sayın Ahmet Çınar’a, Gökçeada Kaymakamı Sayın Kamuran Taşbilek’e, Gökçeada Belediye Başkanı Sayın Yücel Atalay’a, Gökçeada Cumhuriyet Savcılığı’na, İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne, İlçe Jandarma Komutanlığı’na sesleniyorum:

Bu soyguna, bu talana, bu kanunsuzluklara “Dur!” deyin.

Çevrecilere, doğaseverlere, Gökçeada âşıklarına sesleniyorum:

Bu güzel adanın doğası yıkıma uğratılıyor, ağaçlar kökleniyor, florası yok ediliyor, tepeleri kelleştiriliyor.

Bu yıkıma “Dur!” deyin. Sesinizi yükseltin.

Unutmayalım ki, doğa söz konusu oldu mu sınırlı savunma yoktur, alan savunması vardır ve bu alan tüm Türkiye’dir.

Etiketler

Bir yanıt yazın