“Çok Katlı Yapılardan Vazgeçemeyiz, Yoğunluk Ekolojik Bir Çözümdür”

Mühendislik ve mimarlığın sınırlarında gezinen, son zamanların en gösterişli ve ilerici projelerinin inşaat mühendisi Prof. Hanif Kara, “Zamanın Ötesinde Tasarım Kâşifleri #7” konferansının konuğu olarak 10 Aralık Salı günü İTÜ Mustafa Kemal Amfisi’ndeydi.

Geberit’in, Arkitera Mimarlık Merkezi iş birliğiyle düzenlediği etkinlikte, Hanif Kara’nın sunumunun ardından Emre Arolat ile bir sohbet de gerçekleşti.

Mesleğe başladığından beri, büyük ölçekli inovasyonun yavaşladığı ve gün geçtikçe küçük ölçekli inovasyonun miktarının arttığından bahseden Kara, hem mimar hem de mühendislerin mevcut düzen içindeki rolleri konusunda kafalarının karışık olduğunu belirtti.

Büyük ölçekli projeler ile gelen “çirkinlik”ten dem vuran Kara, kendisinin de parçası olduğu bu gibi projelerden uzaklaşmaya çalıştığı, daha ziyade küçük ölçekli inovasyona odaklanmaya başladığını ancak inovasyon ve onu yaratan teknolojinin kaçınılmaz olmakla birlikte “ruhsuz”, “istikametsiz” ve “mesuliyeti ortadan kaldıran” bir yapısı olmasından rahatsızlık duyduğunu vurguladı.

Kendisini tasarım mühendisi olarak tanımlayan Kara, tasarımcıların daha “derin” bir role sahip olabileceğini anlatırken, artık kalıpların dışına çıkma devrinin bittiği ve herkesin kalıpların içinde kalması ancak kalıpları daha kapsamlı hale getirmesi gerektiğini anlattı.

Kalıpların içinde kalmak, çirkinlik ve küçük inovasyon gibi önermeleri, kendi projelerinden verdiği örneklerle açarak sunumuna devam etti: 1) Dikey Sistemler 2) Tüm Duyular ile İş Yapmak 3) Yatay Sistemler.

“Dikey Sistemler” başlığı altında; Herzog & de Meuron ile birlikte çalıştığı, Londra’da bulunan One Park Drive’da geleneksel gökdelen kurgusunu nasıl ters yüz ettiklerinden ve yapının statik inovasyonlarından; Rogers Stirk Harbour + Partners ile birlikte ürettiği, alt gelirliler için üretilmiş 45 katlık konut bloğundan bahsetti.

“Tüm Duyular ile İş Yapmak” başlığı altında; Heatherwick Studio ile New York’ta tasarladığı heykel/sanat/mimari karışımı, ters huni biçimli Vessel isimli simge yapı; Asif Khan ile birlikte ürettiği ses, mimari ve atletik deneyimi bir araya getiren Coca-Cola Beatbox ve yine Khan ile ürettiği, Sochi Olimpiyatları için üretilmiş olan ManyFaces pavyonu; kariyerinin en inovatif projelerinden biri olarak tanıttığı, BIG ile birlikte tasarladığı 2016 Serpantine Pavyonu; Norman Foster ile birlikte tasarladığı, Stirling Ödülü’ne layık görülen ilk ofis yapısı olan Bloomberg European HQ; müze, sanat, heykel ve köprü arasında gidip gelen, yine BIG ile birlikte ürettiği Twist; ve son olarak OFIS Architects ile birlikte ürettiği, dağın zirvesine helikopter ile yerleştirilen dağ evinden bahsetti.

Son olarak, “Yatay Sistemler” başlığı altında ise; Alejandro Zaera-Polo ile birlikte ürettiği, hem kente ışığı geri yansıtan hem de kendi içine ışık alabilen Birmingham Tren İstasyonu; büyük sel riski taşıyan bir sahilde, David Chipperfield için tasarladığı Turner Contemporary müzesi; Zaha Hadid Architects ile ürettiği Eli and Edythe Broad Arts müzesi; Heatherwick Studio ile tasarladığı, Buckminister Fuller’ın balonunun havasını aldıkları, Google Londra HQ; ve son olarak da BIG ile birlikte tasarladığı Copenhagen Waste-to-Energy Plant yapısından bahsetti.

Teknolojik gelişmelerin, profesyonelliğin yanı sıra gelecekte mesleğin en çok ihtiyaç duyacağı ve giderek bağımızın daha çok koptuğu yönlerimizin, farkındalık, diğer insanlara saygı göstermek ve ahlak olduğunu vurgulayarak konuşmasını bitirdi.

Konferans, Hanif Kara ve Emre Arolat’ın münazarası ve soru/cevaplar ile devam etti. Gecenin geri kalanı, Kara’dan yapılacak alıntılar ile aşağıdaki gibi özetlenebilir:

“Hala mimarlığın insanların hayatını iyileştirmek için yapılması gerektiğine inanıyorum ancak bu düşüncenin modası geçti, yeni moda kâr kâr kâr.”

“Modernizasyon bizim sorumluluğumuz, çok katlı yapılardan vazgeçemeyiz, yoğunluk ekolojik bir çözümdür.”

“Karbon ayak izini azaltmak için yapılan çalışmalar yakın gelecekte sonuçlandığında, betonun kaybettiği saygınlığını geri kazanacağına inanıyorum.”

“Zemin, kentsel sistemlere ve doğaya aittir.”

Etiketler

Bir cevap yazın