“Çılgın Projeler”le Ekolojik Şehirler Mümkün mü?

Hollanda Mimarlık Enstitüsü tarafından düzenlenen "Ekolojik Şehircilik: Yerel Yönetim Politikaları ve Tasarım Yaklaşımları" konulu 2. Gezici Çalıştay 13 Haziran 2011'de, SALT Beyoğlu'nda gerçekleşti.

Hollanda Mimarlık Enstitüsü (The Netherlands Architecture Institute / NAI) tarafından düzenlenen “Ekolojik Şehircilik: Yerel Yönetim Politikaları ve Tasarım Yaklaşımları” konulu 2. Gezici Çalıştay (Debate On Tour), 5. Uluslararası Rotterdam Mimarlık Bienali (Making City, 2012), SALT, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Urban4 iş birliği ile 13 Haziran 2011’de, SALT Beyoğlu’nda gerçekleşti.

Çalıştayın küratörleri arasında Asu Aksoy (IABR, İstanbul Bilgi Üniversitesi), Chris Luth (NAI) ve Ceren Sezer (Urban4, TU Delft) yer aldı. Açılış konuşmasını NAI’den Chris Luth yaparak, mimarlık enstitülerinin amaçlarını ve çalışmalarını anlattı. Geçmiş senelerdeki gezici çalıştaylarından bahseden Luth, bu sene neden İstanbul’u seçtiklerini 3 madde ile açıkladı:

  1. Kentleşmenin ekonomiye yaklaşması (büyük konut projeleri),
  2. Politik ve ticari entegrasyon,
  3. 2012 Türkiye – Hollanda Çift Yönlü Değişim Yılı

Daha sonra sözü Asu Aksoy alarak, bienal kapsamında “Ekolojik krizin varlığı doğrultusunda, tarım ile kentin yeniden yapılandırılması nasıl yapılabilir?” sorusuna cevap aradıklarını ifade etti. Şehirlerin hem fırsat hem de tehdit olarak görülebileceğini söyleyen Aksoy, şehir yapmanın politik bir sorun olduğunu söyledi. Bienal kapsamında Sao Paolo, Rotterdam ve İstanbul kentlerinin ele alınacağını vurgulayarak, Arnavutköy’ün İstanbul’un mikro-kozmosu olduğunu belirtti. Aksoy, İstanbul hakkında bazı istatistiki verileri değerlendirdi. İstanbul’un 5,4 km2‘lik geniş bir alana sahip ve bu alanın %24’ü tarım alanı, %18’i ise yerleşim alanı olduğundan söz ederek, 118 bin hektar orman alanının kaybolduğunu söyledi. %24 oranında su havzalarında yapılaşmanın artmış olduğunu söyleyerek, İstanbul’un büyüyerek bu alanları tehdit ettiğine dikkat çekti.


Asu Aksoy açılış konuşmasını yaparken


Özdemir Sönmez sunumunu yaparken

Panelin, moderatörlüğünü Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Zeynep Enlil’in yaptığı ilk oturumunun konuşmacıları arasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Planlama Müdürlüğü’nden yetkili, İMP Planlama Koordinatörü Özdemir Sönmez ve Hollanda Çevre Bakanlığı Kıdemli Strateji Uzmanı, Şehir Plancısı Arjen van der Burg yer aldı. İBB’den katılan yetkili İstanbul’un 2009 yılında onaylanan Çevre Düzeni Planı’nın doğal yapı verilerinden bahsetti. İMP’den Özdemir Sönmez ise, İstanbul’un gelişimini fiziksel ve ekonomik yönden ilişkilendirdi. İstanbul’un nüfus artışının çok fazla olduğunu vurgulayan Sönmez, yapılan plan ile 2023 yılında 22 milyon olarak öngörülen nüfusu, 16 milyon ile sabitlemeyi amaçladıklarını vurguladı.


Arjen van der Burg

Hollanda Çevre Bakanlığı’ndan Arjen van der Burg ise kendi ülkelerindeki kentsel ve kırsal kesimin kesiştiği yerlerde nasıl bir planlama yaptıklarını örnek projelerle anlattı. Konuya yönelik 1958’lerde başlayan çalışmalarının, 1964’de “tampon bölgeler” ile açık alanlar elde ederek devam ettiğini söyledi. Bunun yanı sıra yerleşim baskısının da olduğunu vurgulayan Burg, bakanlıkların koordineli bir şekilde çalışarak ve özel finansmanlar ile yeni yerleşimler (küçük kasabalar) oluşturduklarını ifade etti. Burg, sonuç olarak da şunlara dikkat çekti: Planlama, arazi kullanımını yapılana kadar durdurulmamalı. Arazi kullanımın geleceği öngörülerek yapılmalı. Ya özel ya yerel, ya da her ikisinin finansmanı kullanılmalı. Planlara göre inşa edilmeli.

Ayrıca Arjen van der Burg, “Kanal İstanbul” projesi ile ilgili olarak, böyle proje tekliflerinin olabileceğini fakat bu projelerin gerçekten gerekli olup, olmadığı konusunda sistematik analizlerin yapılması ve hükümetin konu hakkında tartışma ortamı yaratması gerektiğinin altını çizdi.


Cem Çelik

Moderatörlüğünü Arnavutköy Belediyesi Projeler Dairesi Müdürü Gülnur Kadayıfçı’nın yaptığı 2. oturumun ilk konuşmacısı olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Cem Çelik, Arnavutköy’ün 3. Köprü yapılması durumda ne gibi sorunlarla karşılaşacağını gösteren ve “Bu durumdan nasıl en az zararla etkilenebiliriz?” sorusuna cevap arayan, farklı bir sunum gerçekleştirdi. Çelik, kentsel gelişimi kabul ederek, “Bunu nasıl sürdürülebilirlik kavramı ile ilişkilendirebiliriz?” sorusunu sordu. Ulaşım projelerinin globalleşmenin bir ürünü olduğunu söyleyen Çelik, “3. Köprü yapıldığında kentin kuzeyi tarım, güneyi yerleşim alanı olarak gelişebilir mi?” sorusunu dinleyenlere yöneltti. Sunumunun üzerine bir dinleyiciden gelen “3. Köprü’yü bu ortamda meşrulaştırdınız,” tepkisi üzerine Çelik, şehir plancıları ve mimarların hep eleştirdiğinden ve karşı çıktığından, bu nedenle de kendisinin farklı bir bakış açısı yaratarak, sadece kafalarda sorular oluşturmak istediğini ifade etti.


2. Oturumun konuşmacıları

Oturumun diğer bir konuşmacısı, TU Delft Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Elemanı Dirk Sijmons, bienal için geliştirdiği ekolojik tasarım yaklaşımlarından bahsetti. İstanbul’un ekolojik açıdan gelişimine yönelik, deprem, su, bağlantılar ve işlevler olarak tanımladığı katmanların verilerinin dikkate alınması gerektiğini önerdi.

Panelin bir diğer önemli konusu ise “katılım”dı. Planlamada ne denli katılımın olması gerektiğinden ve bu aktörlerin kimlerin olması gerektiğinden bahsedildi, konuyla ilgili sorular soruldu. Konuyla ilgili Özdemir Sönmez, önemli bir noktaya dikkat çekti. Son seçimlerde 3. Köprü’nün geçeceği yerlerde AKP’nin oylarının fazla olduğunu vurgulayan Sönmez, bütün mimar ve şehir plancılarının karşı çıktığı 3. Köprü’yü halkın kabul etmesi durumunda, katılımın nasıl ve ne derece olabileceği konusuna cevap aranması gerektiğini söyledi.

Etiketler

Bir cevap yazın