David Chipperfield Architects, İspanya’nın Santander limanında yer alan tarihi Pereda Bankası binasını sürdürülebilir tasarım kriterleriyle yenileyerek modern bir sanat müzesine dönüştürdü.

Fotoğraflar: Juan Baraja
David Chipperfield Architects’in Londra ve Santiago de Compostela ofisleri, İspanya’nın Santander liman şeridinde yer alan eski bir banka binasını sanata ve topluma hizmet eden modern bir müzeye dönüştürerek tarihi kent dokusu içinde yeni bir kullanım senaryosuyla yaşatıyor.

Resmi açılışı 8 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan Faro Santander Müzesi, Banco Santander’in eski genel merkezi olan 10 katlı tarihi Pereda Binası’nda konumlanıyor. David Chipperfield Architects’in İspanya’da tasarladığı ilk müze olma özelliğini taşıyan bu restorasyon projesi, koruma altındaki tarihi yapının kapılarını tarihinde ilk kez halkın kullanımına açıyor.

Mimarlık ofisi, gerçekleştirdiği bu kapsamlı dönüşümle 10.000 metrekarelik eski ofis alanını dönüştürerek yapının beş katını galeri alanları olarak kurguladı. Ofis, bu galerilerin İspanya’nın en kapsamlı özel sanat koleksiyonlarından biri olan Banco Santander Koleksiyonu’ndan eserlere ev sahipliği yapacağını belirtirken, aynı zamanda sanatsal deneyler ve yaratıcı üretimler için dinamik bir platform sunacağını vurguluyor. Sergi alanlarının yanı sıra yapıda bir kafe, restoran, çatı terası ve bodrum katında yer alan bir oditoryum gibi sosyal işlevler de bir araya getiriliyor.

Yapının çok katmanlı geçmişine ve yeni kamusal rolüne dikkat çeken stüdyonun kurucusu David Chipperfield, “Mimari açıdan oldukça karmaşık ve çok katmanlı bir tarihe sahip olan bu yapıda, kamusal bir binanın ihtiyaç duyduğu mekansal bağlantıları yeniden kurgulamaya odaklandık. Ancak projenin asıl önemi, kurumun açıklık, kültür ve kolektif katılıma olan bağlılığında yatıyor,” açıklamasında bulunuyor.

Kökleri 1795 yılına uzanan ve zaman içinde pek çok kez genişletilip yenilenen tarihi Pereda Binası’nın Faro Santander’e dönüştürülme süreci, ofisin dokuz yıllık titiz çalışmasının bir ürünü olarak şekillendi. Tasarım ekibi, bu dönüşümün temel hedeflerinden birinin Santander ve Kantabria bölgesini İspanya’nın kuzeyindeki en önemli kültürel merkezlerden biri haline getirmek olduğunu ifade ediyor.
David Chipperfield Architects, tasarım sürecinde binanın mevcut dokusunu ve tarihi kimliğini büyük ölçüde korumayı tercih etti.

Yapının kalbinde yer alan düşey sirkülasyon omurgası, binanın dış cephesindeki ikonik kemer boşluğuyla doğrudan ilişkilendiriliyor. Tüm katları görsel olarak birbirine bağlayan bu boşluk, eski bir banka genel merkezinden kentin kullanımına sunulan cömert bir kamusal mekana geçişin sembolik bir ifadesi olarak öne çıkıyor.

Mekansal deneyimi zenginleştiren yeni müdahaleler arasında brüt betondan imal edilen sarmal bir merdiven kulesi ile mevcut binanın tarihi dokusuyla güçlü bir kontrast oluşturan çelik konstrüksiyonlu bir çatı pavyonu dikkat çekiyor. Bununla birlikte ofis, yapının çevre performansını artırmak amacıyla jeotermal enerji sistemi, yeşil çatılar ve yağmur suyu toplama üniteleri gibi bir dizi sürdürülebilir altyapı çözümü entegre etti.