Bornova Çocuk Dünyası ve Sarkacın İki Ucunda Yer Alan İki Ödül

Yarışma sonucunun ve özellikle birinci ve ikinci ödül seçim kararlarının eleştirildiği Bornova Çocuk Dünyası Mimari Proje Yarışması kolokyumu, Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde 28 Mayıs Cumartesi günü saat 13:40’ta başladı.

Kolokyumun açılış konuşmasını yapan asli jüri üyesi Halil İbrahim Alpaslan yarışmaların en adil ve ideal proje seçme yöntemi olduğundan bahsedip kamu yapılarını (belediye, ziyaretçi merkezi, çocuk dünyası) yarışma yoluyla elde etmeyi seçen Bornova Belediyesi’ni tebrik etti.

Alpaslan’ın ardından Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila kürsüye çıktı ve UNICEF dostu bir belediye olarak Bornova’nın böyle bir yarışmaya ev sahipliği yapmaktan dolayı gurur duyduğunu belirtti. Yapı tamamlandığında çocuk mekanları konusunda Türkiye’de bir öncü haline gelineceğini ve çocukların öğrenerek eğleneceği bu mekana şehir dışından ziyaretlerin olacağını ekledi.

Belediye başkanının konuşmasını ödül töreni takip etti ve ardından jüri üyelerinin de yerini almasıyla Bornova Belediye Meclisi üyesi Öget Cöcen’in moderatörlüğünde kolokyum oturumuna geçildi.


Asli jüri üyeleri (Deniz Alkan, Semra Uygur, Hikmet Gökmen, Zehra Akdemir, Halil İbrahim Alpaslan) ve Bornova Belediye Meclisi üyesi Öget Cöcen

Jüri ekibinden ilk olarak Hikmet Gökmen söz aldı: “Ülkemizde en göz ardı edilen kullanıcı grubu çocuklar. Bu projenin Türkiye’de çocuklar adına yeni mekanlar yaratılmasına öncü olacağını düşünüyorum. Dünya gündemine baktığımızda çocuklar için mimarlık adına pek çok çalışma olduğunu görüyoruz. Bu çalışmalarda amaç günlük yaşamda çocuklar için okul dışında zaman geçirebilecekleri mekanlar yaratmak. Peki bu mekanlar çocuklara, ebeveynlere ve topluma ne gibi faydalar sağlıyor? Çocukların fiziksel, sosyal, bilişsel ve duygusal gelişimlerine katkı sağlıyor, ebeveynlerin çocuklara okul dışında zaman geçirebilecekleri mekanlar sağlamalarına imkan veriyor ve küçük yaşta bu mekanları deneyimleyen çocuklar tasarım ve mimariye karşı bir duyarlılık geliştiriyor.”

Hikmet Gökmen’in konuşmasının ardından kolokyum oturumu başladı ve katılımcılara söz verildi. Sözü alan Orhan Ersan, “Şartnamede çocuk dünyası olarak geçen işlev yer yer çocuk müzesine dönüşüyor. Örneğin ben birinci ödülü çocuk müzesi olarak ikinci ödülü de çocuk dünyası olarak okudum. Çocuk dünyası ile çocuk müzesi arasında bir kararsızlık mı vardı yoksa bu sınır jüri tarafından bilerek mi muğlak bırakıldı?” sorusunu sordu. Hikmet Gökmen şartnamede müze kelimesinin hiç geçmediğini ve amacın çocuklara yönelik bir dünya yaratmak olduğunu söyledi. Semra Uygur ise “Adının çok önemi olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan yarışmacıların şartnameyi nasıl yorumladığı ve buna bağlı olarak ne ürettiği. Öte yandan şartnamede müze kelimesi hiç geçmiyordu” dedi. Zehra Akdemir “Müze kelimesini hem idari nedenlerden hem de yapı gerçekten müze olmayacağı için kullanmadık. Bu yapının içinde hem kalıcı hem de geçici ögeler olabilir. Programı yazarken sarkacın iki ucunu da göz önünde bulundurduk.” dedi. Bornova Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürü Deniz Dayangaç, idari sebeplerden dolayı da müze denilmesinden kaçınıldığını çünkü içerisinde müze kelimesi geçen her kurumun Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmak zorunda olduğunu ve kendi içinde değişkenlik gösterebilen bir mekan yaratmak istedikleri için kurumun özgür kalmasını istediklerini belirtti.


2. Ödül Proje Ekibi (Faith Yavuz, Emre Şavural,Ramazan Avcı)

Kolokyumun asıl tartışmaları ise Emre Şavural’ın sorusundan sonra başladı. Şavural, konuşmasında şunları dile getirdi: “Şartnamede yer alan ‘Programda geçen kalıcı deneyim alanları yarışmacının yorumu ile şekillenecektir. Tasarlanacak mimari aracılığıyla bilgilenme ve deneyim olanakları sunan mekan ve donatılar beklenmektedir.’ ifadesinin yarışmacı için yönlendiriciydi ve hazırlanırken bunu dikkate aldık. Yarışma sonuçlandıktan sonra birinci ödül için yazılan psikolog raporunda ‘İç mekanlarda kalıcı ve geçici sergiler için önermelerde bulunulmamış olması planlayıcılara fleksibilite sağlayacaktır.’ ifadesini okuduk. Jürinin yarışma öncesi şartnamedeki yönlendirici ifadelerini dikkate almayan yarışma projesini birinci seçmesi çelişkisini nasıl açıklıyorsunuz?”

“Şartnamede esnek mekan ve kullanıma dair ifadeler vardı. Birinci seçilen projede zaman içerisinde kendi mekanlarını yaratabilecek nitelik vardı”, diyen Hikmet Gökmen’den sonra Semra Uygur sözü alarak, “Yarışmadan önce tabii ki bir şartname oluşturuluyor ancak teslim edilen projeler bazen jürinin beklemediği bir biçimde yarışmanın genel sistemine aykırı olmayarak ufuk açıcı söylemlere sahip olabiliyor. Biz bunu es geçmedik.” dedi.

Yarışmanın danışman jüri üyesi psikolog Prof.Dr. Eda Şeyda Aksel sorulara cevap şöyle verdi: “Birinci ödülü alan projenin mekanlarının bölümlenmemiş olmasını bir çocuk gelişimci olarak niye tercih ettim? 4-12 yaş arası çocuklar birbirinden çok farklı özellik gösterirler. Tüm çocukları düşünerek mekanların baştan bölümlenmesini değil o mekanın küratörlüğünü yapacak uzmanların buna karar vermesinin uygun olacağını düşündüm.”

Sözü alan Deniz Dokgöz dikkati başka noktaya çekti. Jürinin birinci ödülü sakinliği ve tevazusu dolayısıyla seçmesini anladığını ancak dikkatini çeken esas konunun çocuk mekanlarının yerin iki kat altında tasarlanmış olması ve de bu durumun övgü almış olmasını doğru bulmadığını ekledi.

Murat Sönmez, jürinin birinci ödül projesini değerlendirmede öne çıkardığı zaman içerisinde dönüştürülebilir/değiştirilebilir olma özelliğinin günümüz mimari söyleminde eskimiş olduğunu söyledi. Bu tip projelerin hiçbirinin zaman içerisinde dönüşmediğini hatta çok farklı yönlere gittiğini ekledi. Sönmez’in yorumlarına Semra Uygur şöyle cevap verdi: “Birinci ödül, mimarı geri çekmiyor aksine mimar bizzat orada diğer tasarımcılara yer açıyor. Bunun yanında gelen projeleri sadece program bazında değil yerdeki bağlamı bazında da değerlendirdik. Eğer ikinci ödül projesi yine aynı programı daha sakin bir şekilde ifade edebilseydi yer bağlamı belki daha güçlü olabilirdi. İki proje söylem olarak çok farklıydı birbirinden. Halil İbrahim Alpaslan, Murat Sönmez’in dediklerine katıldığını zaten jüri raporundan bunun anlaşılabileceğini söyledi ve ekledi: Her boşluk esnek değildir. Bir mekanı bomboş bırakmış olmak ona esneklik vermez. O mekanın erişilebilirliği ve bölünebilirliğidir önemli olan.”


1. Ödül Proje Ekibi (Orkun Özüer, Kerem Çınar, Rabia Evkaya)

Yarışmaya katılmayan, dışarıdan bir göz olarak değerlendirme yapan Devrim Çimen yarışmada iki temel tartışma konusu olduğunu söyledi: Birincisi, yarışmadaki disiplinler arası durum nedeniyle yaşanan içerik tasarımı karmaşası ve ikincisi de birinci ve ikinci ödül projelerinin taban tabana zıt oluşu. Ödül projeleri arasındaki bu zıtlığın neden tartışma konusu olduğunu ise şöyle açıkladı: “Birinci ödül ile anlaşılamazsa ikinci ödül uygulanır. Yani ikinci ödül potansiyel birincidir. Uygulanma ihtimali olan iki projenin birbirinden bu kadar farklı olmasına ne neden oldu?”

Zehra Akdemir, “Bu yarışma birinci ve ikinci ödül arasındaki çekişmenin değil hiç denenmemiş bir kurgunun ortaya çıkarılma çalışmasıdır. Dolayısıyla çok farklı söylemleri olan projelerin seçilmesi doğal. Şahsi olarak ödül alan tüm sekiz projenin de birbirinden farklı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

İkinci ödülü alan projenin müelliflerinden Fatih Yavuz, “Jürinin korkup birinci yapmadığı projenin ikinci sırada yer almasını Devrim gibi ben de ilginç buluyorum.” diyerek birinci ve ikinci ödül seçimi üzerine tartışmayı devam ettirdi.

Yarışmada birinci ödülü alan ekipten Orkun Özüer, kolokyumdaki hararetli tartışmalara katılmamayı tercih ederek yalnızca teşekkürlerini ileterek şunları dile getirdi: “Ortaya koymuş olduğumuz fikirlerin ve değerlerin jüri üyelerinin takdir etmesi bizi çok mutlu etti. Başka söyleyeceğim bir şey yok.”

Etiketler

1 Yorum

  • azmi-acikdilazmi-acikdil says:

    Biri çok içine kapanık L tipi diye yorumlayanlar dahi var. Biri şeffaf içi dışı bir, çok farklı fikirde iki proje. İçe kapanık olan birinci projenin iç avlusuna ne koyarsanız çocuk onu bilecek tanıyacak onunla oynayacak.

    İkinci dış dünyaya açık, ufuk açan, dışarıda olan bitenden haberli, çocuğu geleceğinin dünyasına hazırlayan bir çocuk dünyası projesi.

    Olmaz a : Her iki projede de çocukları ayrı ayrı bir ay belki de bir sene bu merkezlerde kapalı tuttuk, eve dışarıya bırakmadık. Dışarıya çıktıklarında birinci projedekiler ürkek korkak çekingen bir davranış gösterirlerken, ikinci projede olanlar güle oynaya evlerine giderler.

    Çocuklarımızın haşarılığı, laf dinlemezliği, yaramazlığı çarpık şehir planlarımızla ilişkili, büyüklerinde asabi olup sopalarının belinde olmaları da bu yüzden.

    Alıp başımızı gidelim derken ufukları seyreder dağlara tepelere denizlere bakarız veya baktığımızda başka dünyaları hayal ederiz.

Bir cevap yazın