Balkanlar’da Son 20 Yılda Yaşanan Travma Mimarlık Sayesinde Atlatılabilir mi?

17 Haziran 2011 tarihinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde gerçekleşen Balkan Mimarlık Konferansı, Romanya, Makedonya, Bosna-Hersek, Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen konukları ağırladı.

Konferans, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu’nun açılış konuşması ile başladı. Muhcu, düzensiz aralıklarla gerçekleştirilen bu konferansın devamlılığı şimdiye kadar sağlanamasa da bundan sonra 2-4 yıl gibi periyotlarla gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Toplumlar arası barışın sağlanması, insanların huzuruna ve kentlerde mutlu yaşamasına bağlı ve bu da mimarların sorumluluğunda” diyen Muhcu, dünyada, ekonomik krizlerin yatırım dayatmaları ile kentler üzerinden aşılmaya çalışılması sonucu ortaya çıkan kimliksizleşme, altyapı ve trafik sorunlarından yakındı. Konferansın, Balkan kentleri özelinde bu sorunlara çözüm getirmesini umduğunu söyleyen Muhcu, kentlerin bütünlüklü olarak planlaması ve gelişmesinin öneminden de bahserek, sözü Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) Başkanı Selma Harrington’a bıraktı. İstanbul’a gelmekten duyduğu mutluluğu vurgulayan Harrington, 33 ülkeden 48 üye organizasyonu barındıran konseyin yaptığı çalışmaları anlatarak, Balkanlar’ın konseptinin değişmekte olduğunu ve mimarların da bölgelerin değişiminden etkilendiğini belirtti. Kimlik, ait olma sorunları ve bunların mimariye ve kentsel tasarıma yansımaları gibi konuları konuşmasında ele alan Harrington, Balkanlar’daki anlaşmazlıkların artık çözüldüğüne ve hem Avrupa’da, hem de dünyada çapında köprüler kurulmaya başlandığına inanıyor.


Louise Cox

Açılış konuşmalarından sonuncusunu yapan Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) Başkanı Louise Cox ise, İstanbul’a geldiğinde kendini evine dönmüş gibi hissettiğini belirterek, konferansın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti ve konferansta herkesin çok şey öğreneceğini düşündüğünü belirtti. UIA’nın çalışmalarından bahseden Cox, “Bilgilerimizi paylaşmak, daha iyi kentler ve mimarlık yaratmak için bir fırsat ve mimarlar olarak bu konuda çok büyük sorumluluğumuz var,” dedi.


Cengiz Bektaş

Açılış konuşmalarından sonra tematik sunuşu gerçekleştiren Cengiz Bektaş, 1979’da yapılan Balkan Yazarlar Konferansı’nda açılış konuşmasını yapan Aziz Nesin’in, Balkan ülkelerinde kullanılan ortak kelimelerden oluşan bir konuşma yaparak herkesi gülmekten kırıp geçirdiğini ve aynı zamanda Balkan ülkelerinin ne çok ortak yönü olduğunu da gösterdiğini anlattı. Bektaş, Balkan Mimarlık Konferansı gibi toplantıların geleceğe daha sağlıklı yollar açmak için vesile olacağını belirtti. Özellikle ülkelerin sivil mimarlığının ortak yönünün insan odaklı ve toplum yararına olduğunu söyleyen Bektaş, mimarlığın insan için, insancıl bir tutumla uygulanması gerektiğinin, işverene fazladan para kazandırmak için olmaması gerektiğinin altını çizdi.

Konferanstaki birinci oturumun konusu ” Balkanlar’da Ortak Tarih, Kültür ve Kimlik” konularına yoğunlaştı. Oturum Başkanı olan UIA 2. Bölge Başkan Yardımcısı Yunan mimar Lisa Siola, sözü önce Zeynep Ahunbay’a verdi. “Balkanlardaki Kültürel Miras” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Ahunbay, Kosova’ya davet edildiğini ve buradaki kültürel mirası inceleme fırsatı bulduğunu anlatarak, çalışmalarını dinleyicilerle paylaştı. Priştina ve diğer kentlerde üzerinde çalıştığı, restore edilmiş veya yeni işlev kazandırılmış olan pek çok yapı üzerinden konuşmasını gerçekleştirdi.

Sonrasında sözü alan Saraybosna Üniversitesi profesörü Amir Pasiç, “Kimliği Korumada Mimarlığın Rolü: Bosna-Hersek” başlıklı sunumunda incelemiş olduğu anıtsal yapılardan farklı örnekler verdi ve IRCICA Mostar 2004 eğitim programından bahsetti. Mostar’ın koruma planının Ağa Han Ödülü’ne layık görüldüğünü belirten Pasiç, başarılı restorasyonlardan bazı örnekler gösterdi ve zarar görmüş olan yapıların rekonstrüksiyonlarının yapıldığını belirtti. Sunumunda ”İslamofobiye karşı nasıl tepki verilmesi gerektiği” konusuna da değinen profesör, “Bosna’daki savaşın temel hedefi minarelerdi,” dedi.

İlk oturumun son konuşmacısı olan Romanya’dan Zeppelin Dergisi Direktörü Constantin Goagea, derginin çalışmalarından bahsetti. Bükreş’te kamusal alanlarla ilgili çok fazla tartışma olduğunu belirten Goagea, derginin eleştirel bir yaklaşımla kentte yapılanları değerlendirdiğini ve akvivist çalışmalar yürüttüğünü, sergiler düzenlediğini anlattı. Geçen sene yer aldıkları büyük bir sergi olan ”Balkanology” hakkında da uzun uzun bilgi veren Goagea, bu projenin herkesin katılımına açık olduğunu belirtti.

Konferansın ikinci oturumunun başlığı ”Balkanlar’da Mimarlık ve Kentsel Planlama Hakkında Güncel Tartışmalar” olarak belirlenmişti. Başkanlığını Romanya Mimarlar Odası Başkanı Serban Tiganas’ın yaptığı oturumda ilk konuşmacı olan Makedonyalı mimar Emil Jegeni ”Balkanlar’da Mimarlık ve Kentsel Planlama” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Jegeni, Makedonya’nın başkenti Üsküp’teki kentsel nüfustan, tarihsel gelişimden, kent planlarından bahsettiği konuşmasında, değişen sosyal durumun kentsel geleceği etkilediğinin ve kentsel süreçler ile mimarlıkta ülkenin ve rejimin durumunun çok önemli yer tuttuğunun altını çizdi. Sunumunu farklı yapı örneklerinden görsellerle destekleyen mimar, “Skopje 2014″ adı altında ”yeni bir kent kimliği” oluşturmak amacıyla ortaya çıkan bir plandan bahsetti. Her hükümetin farklı bir kentsel yaklaşıma sahip olmasının nasıl bir sorun olduğuna değinen Jegeni, son 20 yıldır ülkede hiçbir şey inşa edilmediğini ve insanların, mimarisini beğenmeseler de bu projeyle yeni bir şeyler inşa edilecek olmasından memnun olduklarını belirtti. Üsküp şimdilerde büyük bir inşaat alanına dönüşmüş durumda, kentte 5 yeni köprü ve neoklasik üslupta pek çok devasa yapı yapılacak. Mimarlar birliği, yönetime binlerce mektup yazmış, konferanslar düzenlemiş, ama bu kimliksiz, kişiliksiz planı engellemek için ellerinden bir şey gelmemiş. Jegeni ”Bu projede 2000 mimarın çalıştığı söyleniyor ama biz bir tanesine bile ulaşamadık,” diyor.


Selma Harrington

Sunumdan oldukça etkilenen ACE başkanı Selma Harrington, Balkanlar’ın son 20 yılda büyük bir travma geçirdiğine ve buna paralel olarak mimarlık ve kent konusunda olanların da bunalımlı olduğunu söyledi. Ancak Harrington’a göre, travma artık yavaş yavaş atlatılıyor, ülkelerin birbirleriyle diyalog halinde olması ve bunları insanlarla paylaşması bile güzel bir gelişme.

Oturumun ikinci konuşmacısı olan Yunanistan Mimarlar Derneği (SADAS) Yönetim Kurulu Üyesi Konstantinos Belibassakis, inşaat sektörünün son 60 yıldır Yunanistan ekonomisinin en önemli ayaklarından biri olsa da, artık döngüsünü tamamlamış gibi göründüğünü belirtti. Belibassakis’e göre, ekonomiyi inşaat sektörü ayakta tutuyordu, ama bu inşaat işleri de mimarlıkla çok az ilgileniyordu. Bu süreçte yapılan yanlışlardan ders çıkararak gelişmeyi ve daha iyi bir kentsel ortam yaratmayı uman mimar, gençlerin yeni fikirleri yaymasının, yarışmalara katılmalarının, kent merkezlerini iyileştirme projelerinin artmasının önemi gibi konulardan bahsetti.

Bir sonraki konuşmacı olan Hırvat Mimar Alan Leo Plestina, ülkesindeki mimarlık algısından ve politikalarından söz ederek, ”ApolitikA” başlığı altında yaptıkları çalışmalarla ilgili bir sunum yaptı. Konuşmasında, mimari politikaların gelecekte daha iyi ve kaliteli bir çevre inşası için gerekli olduğunu belirten Plestina, bu bağlamda sürdürülebilir gelişme, bina kültürü gelişimi, yapma çevrenin kalitesinin yükseltilmesi, sağlığın korunması, kamu bilinci oluşturulması, anıtların korunması, mimari ve kentsel tasarım yarışmalarının daha sistematik hale getirilmesi ve eğitim gibi, farklı başlıklarda pek çok konuya değindi.

Oturumun son konuşmacısı olan Bulgaristan Mimarlar Birliği Başkanı Georgi Bakalov, kendi ülkesi ve diğer Balkan ülkelerindeki yerleşimleri ve çeşitli yapıları anlatarak, Bulgar mimarların yaptıkları toplantılardan ve çalışmalardan bahsetti. Bakalov’un konuşmasının ardından sorular ve tartışma kısmına geçildi. Kapsamlı sunumlar için teşekkür eden bir izleyici, ”Kenti özürlüler için nasıl uygun hale getirebileceğimizi konuşmadık, önümüzdeki konferanslarda bunun da ele alınması gerektiğini düşünüyorum,” diyerek konferansta eksik görülen bir konuya değindi. Önümüzdeki yıllarda, konferansın daha sistematik ve kapsamlı bir hale gelmesi için çalışmalar devam edecek.

Etiketler

Bir yanıt yazın