3. köprü için 15 firma başvurdu

3. Boğaz Köprüsü için ihalenin 10 Ocak 2012'de başlayacağını söyleyen Bakan Yıldırım, 15 uluslararası firmanın ihaleye başvurduğunu söylüyor.

Tam DEİK’in düzenlediği Türk-Alman İşbirliği ve Yatırım Konferansı’nın ikincisi için Berlin’deyim. Amaç, iki ülke arasında ticari işbirlikleri için yeni fırsatlar oluşturmak. Deniz Feneri davasıyla epeydir kesintiye uğrayan ticari ilişkilerin önünü açmak da konferansın bir başka amacı. Konferansa İstanbul iş dünyasından katılım oldukça yüksek ancak Alman işadamlarının katılımı düşük.

Konferans, işbirliği fırsatı görülen üç sektöre yoğunlaşmış. Telekomünikasyon, otomotiv ve havacılık hizmetleri. Bu nedenle Ulaştırma Denizcilik ve İletişim Bakanı Binali Yıldırım da konferansa onur konuşmacısı olarak katılıyor.

Bakan Yıldırım konuşmasında, Alman ve Türk devletlerinin tarihte kader birliği ettiğini, bundan böyle de ticari işbirlikleriyle pek çok olayda birlikte yürüyebileceklerini söylüyor. “1900’lü yılların başında İstanbul-Medine demiryolu hattını yapmıştık, şimdi de DB ile TCDD yeniden yapılanma konusunda birlikte çalışıyorlar. Türkiye’ye ve Türkiye’yi bir giriş noktası seçerek Arap ülkelerine yatırım yapmak mümkün. Biz geçmişte de olduğu gibi bugün de Almanya ile işbirliği yapmaya hazırız.” dedi.

3. Boğaz Köprüsü için ihalenin 10 Ocak 2012’de başlayacağını söyleyen Bakan Yıldırım, 15 uluslararası firmanın ihaleye başvurduğunu söylüyor. Uluslararası kuruluşların başvurduğu ihalede Türk firmalarının da konsorsiyumlar içinde olduğunu ifade ediyor. Bakan Yıldırım’ın Türkiye’nin krize girmesini bekleyenlere de bir mesajı var. “2000’deki krizden şerbetlenerek çıktık. Türkiye’de kriz olmaz çünkü o günün şartları şimdi yok. Cari açık yüzde 7 olduğunda kriz çıktı, diyenler şimdi yüzde 10 olduğunda neden çıkmıyor, diye kendileri krize giriyorlar. 2023’e kadar 200 milyar dolar altyapıya yatırım yapacağız. Bunun yarısını yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirmeyi planlıyoruz.” diyor.

ŞAHENK: işbirliĞİ için on yıl daha beklemeyelim

Konferansın açılış konuşması, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Türk-Alman İş Konseyi Başkanı Ferit F. Şahenk tarafından yapılıyor. Şahenk konuşmasında oldukça sitemkâr, “Avrupa ve Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgede önemli ekonomik, siyasi ve toplumsal gelişmelere tanık oluyoruz. Değişimin bu denli hızlı, kapsamlı ve çok yönlü olduğu bir dönemde bu konferansın geçen yıl yapılanın devamı olduğunu söylemek mümkün değil.

‘Böyle bir ortamda hangi işbirliği ve yatırımdan söz ediyorsunuz?’ dersem sanırım kimse yadırgamaz. Bu soru bence ilk bakışta göründüğü kadar makul değil. Krizin giderek daha kötü bir noktaya gelmesinde işbirliğinin ne yazık ki resmi düzeyde hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmemiş olması yatıyor. Çok radikal kararlar alınmış olmasına rağmen hassas siyasi dengeler yüzünden bugünden yarına çözümlenmeyecek yapısal sorunlar ve farklı kamuoyu baskıları olduğu malum. Hepiniz kronik bir hastalığa yakalandığınızı biliyorsunuz. Gerekli cerrahi müdahale yerine ağrı kesicilerle idare etmeye çalışıyorsunuz. Avrupa’da işlerin resmi kanaldan yoluna koyulmasını beklersek herhalde bir on sene daha bekleriz. İş başa yani özel sektöre düşüyor.” diyor.

Konferans, hâlâ Türk Telekom’u alamadığı için hayıflanan Deutsche Tele-com’un binasında yapılıyor. Dünyanın üçüncü en büyük telekomünikasyon şirketi olan Deutsche Telekom, TT satışından sonraki dört yıllık süreçte Türkiye’deki bilişim alanındaki fırsatları değerlendirmek için özellikle altyapı alanında kendisine iş alanı oluşturmuş. Deutsche Telekom’un bu alanda faaliyet gösteren şirketi T-Systems ise şu an itibarıyla 100 milyon Euro’luk bir büyüklüğe ulaşmış. T-Systems Türkiye’nin başında Sinan Kılıçoğlu var. Kılıçoğlu önümüzdeki beş yıl boyunca Türkiye’ye büyük yatırım yapmayı planladıklarını söylüyor.

Konferansın sponsorluğunu Doğuş Grubu, Turkcell Europe, Deutsche Telekom ve THY Teknik yapıyorlar. Konferansta T-Systems’in İcra Kurulu üyesi Dietmar Wendt de bir konuşma yapıyor ve gençliğinde Türkiye’ye gittiğini ve Türkiye’de T-Systems olarak yatırım yapmayı çok istediklerini ifade ediyor.

Büyükler zaten gelmiş, KOBİ’leri istiyoruz

DEİK AB Bölge Koordinatörü Ayşegül Arıcan’a Almanya dahil olmak üzere AB Bölgesi’ne ilişkin sorular soruyorum:

“Bu yıl ikincisi yapılan konferansın amacı daha çok KOBİ’lerin birlikte iş yapma fırsatlarını geliştirmek üzere düzenleniyor çünkü küresel büyüklükteki Alman firmaları zaten uzun yıllardır Türkiye’de iş yapıyor. Bu amaçla da TÜV SÜD AG gibi Doğuş Grubu’nun gerçekleştirdiği başarılı örneklerden yola çıkarak, Türk-Alman iş dünyasının KOBİ düzeyinde de fırsatlar yakalayacağını göstermek istiyoruz. Ayrıca Turkcell’in Almanya’daki işbirliğine dayalı operasyonu da örneklerden biri olarak konferansta konuşulacak. Amaç sosyopolitik önyargıları ekonomik dinamiklere dönüştürebilmek. Konferansta 200 işadamı bölgesel fırsatları dinleyecek, konuşacak.”

Türkiye’ye gelen yabancı heyet sayısında rekor artış var

AB Bölge Koordinatörü Arıcan ayrıca, “Son dönemde bizim başka ülkelerde kendimizi anlamak üzere gitmekten ziyade çok fazla sayıda yabancı heyet ağırlamaya başladık. Macaristan’dan İtalya’ya kadar her gün bir heyet kapımızı çalıyor. Türkiye’ye 2020’ye kadar enerjide 120 milyar Euro, atık yönetimi ve çevre için 80 milyar Euro ve altyapı için 90 milyar Euro yatırım yapılması öngörülüyor. Bu büyüklük de tüm ülkelerin Türkiye’ye yatırım yapmak üzere iştahını kabartıyor. Ayrıca sadece Türkiye’de değil, Türkiye ile birlikte ülkenin doğusuna iş yapma modelleri de gelişiyor. İşin en ilginç yanı da heyetlerin sadece İstanbul’da iş fırsatları aramak yerine Anadolu’da iş geliştirmek için çaba göstermeleri. Özellikle Bursa, Kayseri, Konya ve Kocaeli yabancıların ilgi gösterdiği şehirler. Ancak yatırımları Türkiye’den bir acenteyi, bir hizmet zincirini almanın ötesine taşımak gerekiyor. Yabancı sermaye ülkede kalıcı olmalı.” diyor.

Son dönemde Kale Grubu, Kütahya Porselen ve Doortek’in Avrupa’da fabrika satın aldıklarını da hatırlatan Arıcan, Avrupa’daki krizin satın alımlar için doğru fırsatları sunduğunu söylüyor. Konferansta görüştüğüm Türk kökenli Alman parlamenterler Türk-Alman İşbirliği ve Yatırım Konferansı’na ilişkin Alman basınında hiç haber çıkmadığını söylüyorlar ve “Oysaki zaten Türkiye ile iş yapanların katıldığı bir konferans, ilişkileri derinleştirirse de yeni fırsatları doğurmaz. Türkiye’ye yatırım yapacak yeni Alman işadamlarının konferansa gelmesi gerekir. Bu konferans için bunca emek, zaman ve para harcanmışken keşke bir de medyayla iletişim kuracak bir halkla ilişkiler ajansı için küçük bütçe ayrılsaydı.” diyorlar.

Etiketler

Bir yanıt yazın