17. Venedik Mimarlık Bienali Ülke Pavyonları 02

22 Mayıs - 21 Kasım 2021 tarihleri arasında düzenlenen 17. Venedik Mimarlık Bienali ülke pavyonlarını yayınlamaya devam ediyoruz.

Ülkeler, Pavyon Temaları ve Tasarımları

Letonya Pavyonu
Tema: “It’s Not For You! It’s For the Building”
Küratör: NRJA

Letonya Pavyonu, teknolojinin acil küresel krizlere çözümler sunarken yeni sorunlar yaratmayı göze alma meselesini gözler önüne seriyor. İnsanların günümüzün hiper zeki makineleriyle birlikte yaşamayı öğrenmeleri gerektiğini vurguluyor, sürdürülebilirlik odaklı teknolojilerin ve yeniliklerin insan ırkı için yaşanabilir bir gelecek sağlayabileceğini belirtiyor.

İnsanların teknoloji ile olan çelişkili ilişkisine odaklanan enstalasyon, insanlara ait olan bir alanda parazitlenen yabancı bir organizma gibi görünen tekinsiz bir siyah boru ağından yapılmış. İnsanlarla makineler arasındaki sürdürülebilir ortaklık vaadini ortaya koymuş.

İsrail Pavyonu
Tema: “Land. Milk. Honey”
Küratör: Dan Hasson, Iddo Ginat, Rachel Gottesman, Yonatan Cohen, Tamar Novick

İsrail Pavyonu, yoğun mekanize tarımın ve yerel toplulukların peyzajlar ve ekosistemler üzerinde neden olduğu bozulmanın altını çiziyor. Disiplinlerarası bir ekip tarafından gerçekleştirilen sergi, 20. yüzyıl gelişiminin bir tarihini inşa ediyor ve yerel hayvanların hikayeleri aracılığıyla bölgenin yaşadığı temel değişiklikleri anlatıyor. Kentleşme, altyapı projeleri ve geniş mekanize tarım odaklı ekonomiye yönelen ülkenin yoğun tarımsal sömürüden kaynaklanan çevresel ve sosyal zorluklarını vurgulayıp fauna ve flora üzerindeki etkisini değerlendiriyor.

Tarımın arazi üzerindeki etkisini vurgulamak için sanat enstalasyonları, modeller, kısa filmler, arşiv fotoğrafları ve özel bir film müziği yer alacak. İnsan, hayvan ve çevre arasında yeni bir tür ilişki kurma ihtiyacını vurgulayacak.

Romanya Pavyonu
Tema: “Fading Borders”
Küratör: Irina Meliță, Ștefan Simion

Romanya Pavyonu, uluslararası kamuoyunun gündeminde üst sıralarda yer alan bir fenomen olan toplu göç konusunda yeni bir perspektif sergiliyor. Göçün zorluklarını, fırsatlarını ve bunun yapılı çevre üzerindeki sonuçlarını araştırıyor. Son on yılda üç milyon insanın yurtdışında daha iyi bir yaşam arayışıyla ülkeyi terk ettiği bir ülke olan Romanya’nın gerçekleştirdiği proje ile göç olgusunun başarılı bir şekilde yönetilmesinde mimarinin rolü tartışılıyor.

Pavyon iki bölüme ayrılmış: Romen göçmenlerin hikayeleri ve yabancı ülkelerdeki yaşamları ile toplu göçün Romanya şehirleri üzerindeki etkisi. Çalışma, küçük turistik kasabalardan Tuna Nehri kıyısındaki sanayi şehirlerine ve limanlara kadar çeşitli tür ve büyüklükteki Romanya şehirlerinin sosyo-kültürel, ekonomik, fiziksel ve demografik düşüşünü belgeliyor. Ancak, küçülme sürecini yeniden ele alıyor, modernizasyon ve yenilik, yeniden kullanım, alternatif kaynaklar veya sanatsal yaratım gibi alanlarda yeniden çerçevelendirerek fenomenin yapıcı bir anlayışını hedefliyor.

Meksika Pavyonu
Tema: “Displacements (Desplazamientos)”
Küratör: Isadora Hastings, Natalia de La Rosa, Mauricio Rocha, Elena Tudela

Meksika Pavyonu, belirgin eşitsizlikler, çevresel bozulma, afet riski ve somut alanlarla bağlantılı ekonomik, sosyal, ırksal ve cinsiyetle alakalı çeşitli şiddet türleri gibi olumsuz koşullardan kaynaklanan “yerinden edilme” sorununu gündeme getiriyor. Yer değiştirmeden kaynaklanan aidiyet, uzlaşma, anlatım, değiş tokuş, iyileşme, asimilasyon, bağışlama ve direniş alanlarını tasarlamanın ve inşa etmenin yollarını araştırıyor. Tasarımı, ülkenin yerel ve küresel gerçekliğini karakterize eden kıtlık koşullarını yansıtıyor ve mimaride yerinden edilmenin rolünü keşfetmek için deneyimi kullanıyor.

Litvanya Pavyonu
Tema: “Planet of the People”
Küratör: Jan Boelen

Litvanya Pavyonu, pitoresk Rönesans kilisesi Santa Maria del Derelitti’ye kozmik hayal gücünden ilham alıyor. Mevcut dünya krizini hırs ve beklentileri sınırlayan bir hayal gücü krizi olarak ele alan tasarım, ziyaretçilerine hayal güçlerini kullanarak başka gezegenlere kaçma olanağı tanıyan prototipler, araştırmalar ve yeni bir uzay çağı sunuyor.

Urbona’nın insan vücudunu yapay bir gezegen olarak kullanan projesi Planet of People, sergi için referans niteliğinde bir sanatsal ve bilimsel çalışma olarak ele alınmış. Kurulumun merkezine, deneyin katılımcılarını taramak ve onları simülasyon olarak uzaya “göndermek” için bir 3D tarayıcı kurulmuş. Pavyonu daha fazla insan ziyaret ettikçe, simülasyonlarla yeni bir gezegen oluşturmaya başlanmış.

Arnavutluk Pavyonu
Tema: “In Our Home”
Küratör: Fiona Mali, Irola Andoni, Malvina Ferra, Rudina Brecani

Arnavutluk pavyonu, “Birlikte Nasıl Yaşayacağız” sorusuna yanıt vermek için komşular arasındaki bağı ve yan yana yaşamanın yapılı çevrenin yapısal kimliğini nasıl tanımladığını vurguluyor. Nüfus yoğunlukları her yıl büyük ölçüde artarken, komşular arasındaki bağın sözlü ve mekânsal iletişime bağlı olup, “ev”in anlamını şekillendirdiğini vurguluyor. Nesiller arasındaki ilişki ve komşuların birbirleriyle iletişim kurma yollarındaki değişim araştırılıyor.

Ziyaretçiler, tipik 20. yüzyıl Arnavut apartman dairelerinin ipuçlarını barındıran tanıdık bir ev ortamı ile karşılaşacak. Dairelerin iç mekanları pavyonun dışında, düzleştirilmiş soyut mobilya parçaları ile sergilenecek. Pavyonda “komşu” rolünü oynayan ziyaretçiler, deneyimin özüne ulaşmak için duvarları aşacak.

Kanada Pavyonu
Tema: “Impostor Cities”
Tasarımcı-Küratör: T B A / Thomas Balaban Architect, David Theodore

Kanada Pavyonu, Kanada şehirlerinin sinemada yerleşik “kariyerini” araştırıyor ve özgünlük, mimari kimlik ve yapılı çevrenin kolektif anlayışı gibi soruları gündeme getiriyor. Yayımlanan filmde tasvir de edildiği gibi Kanada’nın şehir manzaralarının çeşitliliğini ve çok yönlülüğünü vurguluyor. Kültürel öz temsilin ve benzersizlik anlatısının eğlenceli bir eleştirisini ortaya koyuyor, ulusal kimlik fikri üzerine yeni bir bakış açısı sunuyor.

Pavyon, yeşil perde ile kaplanacak ve ikonik Kanada binaları, chroma key teknolojisini kullanarak pavyonun cephelerini dolduracak. Giardini’deki pavyonu Kanada’nın bir parçasına dönüştürecek. Sergiye Kanadalı mimarlar, film yönetmenleri, set tasarımcıları ve diğer sektörden kişilerle bir dizi video röportaj eşlik edecek. Proje ayrıca çevrimiçi olarak da sunulacak.

Tayland Pavyonu
Tema: “elephant”
Tasarımcı-Küratör: Boonserm Premtada of Bangkok Project Studio, Apiradee Kasemsook

Tayland Pavyonu, fillerle yaşayan Taylandlı bir etnik grup olan Kuy kültürünü inceleyip insanlarla diğer türlerin doğal ve kültürel olarak bir arada yaşama biçimini nasıl teşvik edebileceği sorusunu yanıtlamaya çalışacak. Yüzyıllardır Surin’deki Kuy halkı ve filleri, çevredeki ormanlardan yiyecek ve ilaç toplayarak kendi kendine yeten bir hayat yaşıyor. Ancak, sürdürülebilir planlama eksikliğinin neden olduğu kitlesel ormansızlaşma dolayısıyla Kuy ve filleri turistik Tayland kasabalarının sokaklarında dolaşmaya zorlanmış.

Venedik Bienali’ne paralel olarak Tayland Surin’de 13 Mart 2021’den beri “ikiz pavyon” sergileniyor. İki yapıdan düşük seviyeli yapı Kuy insanlarının evini temsil ederken, yüksek seviyeli yapı fil evinden ilham alıyor. Venedik’teki “özdeş olmayan ikiz” pavyonun çatısı ise Kuy ve fillerin yaşamını ve Surin Pavyonu’nun yaşamını sergileyen bir perde görevi görüyor.

Hollanda Pavyonu
Tema: “Who is We”
Küratör: Francien van Westrenen (Het Nieuwe Instituut)

Hollanda Pavyonu, tipik olarak kentsel alanları tanımlayan yapıların arkasındaki genellikle gözden kaçan şeyleri görselleştirerek, normal mekan kavramlarını yapı bozuma uğratıyor. De Jong’un Multiplicity of Other ve Space of Other adlı çalışmalarından etkilenen tasarım ekibi, normatif mekan kavramlarını çözüyor ve dans, müzik veya şiir gerektiren kamusal alanların kullanıcı ile mimari arasında nasıl bir diyalog oluşturduğunu inceliyor.

Ayrıca pavyon, Values for Survival başlıklı kamu araştırma programını sergiliyor. Program bilgi, tasarım ve politika alanlarını ilişkilendirerek şehirlere iklim değişikliği ile ilgili kararlı eylemler yapma konusunda ilham veriyor.

İrlanda Pavyonu
Tema: “Entanglement”
Küratör: ANNEX

İrlanda Pavyonu, veri üretiminin ve tüketiminin kültürel ve çevresel etkilerini keşfederek veri teknolojilerine ve bunların fiziksel ortamdaki varlığına odaklanıyor. Cloud’un varsayılan önemsizliğine meydan okuyor, veri üretim altyapısını ve günlük yaşam üzerindeki etkisini vurgularken, aynı zamanda İrlanda’nın küresel iletişimin evrimindeki rolünü inceliyor.

İrlanda’nın iletişim ve verideki tarihsel ve çağdaş rolünden yola çıkan sergi, kamp ateşinin arketipik sosyal alanını referans alarak bilgi dağıtımı ve ısı üretimi arasında bir paralellik kuruyor. İrlanda’daki veri altyapısıyla ilişkili kritik siteleri Arsenale’deki insan faaliyetlerinin izleriyle yan yana koyan bir dizi gerçek zamanlı termografik görüntüleme teknolojisi aracılığıyla insanların verileri ne ölçüde ürettiklerini, tükettiklerini ve yaydığını gösteriyor.

Peru Pavyonu
Tema: “Playground, Artifacts for Interaction”
Küratör: Felipe Ferrer

Peru Pavyonu, Lima ve Peru’nun kentsel merkezlerindeki kamusal alanları çevreleyen kapıların kaldırılmasını öneriyor ve sakinleri alanlara serbestçe girip etkileşime girmeye davet ediyor.
Çitlerle çevrili Lima’nın halka açık parkları, çoğu zaman sakinlerde bir dışlanmışlık duygusu uyandırıyor. Proje, ayırma aracı işlevi gören bu “güvenlik” mekanizmalarını kaldırarak ve banklar, oyun alanları ve futbol sahaları kurarak çitlerin döşenmesi için harcanan tüm enerjiyi, zamanı ve kaynakları kamusal alanlara yönlendirmeyi amaçlıyor.

Pavyon, Latin Amerika şehirlerine özgü, pavyonun uzunluğunu STOP, NO ENTRY yazısıyla kaplayan geniş bir çit içeriyor. Sergiye girmek için ziyaretçiler duvar ile çit arasındaki küçük bir boşluktan geçmek zorunda kalıyor, bunu yaptıktan sonra bir alarm ve onlara giremeyeceklerini bildiren kayıtlı bir mesajla karşılaşıyor.

Pakistan Pavyonu
Tema: “Mapping Festivities”
Küratör: Sara M. Anwar

Pakistan Pavyonu, sömürge sonrası Pakistan’ın mimari bir tipolojisi olarak ulusal düğün salonlarını araştırıyor. Düğünlerin gerçekleştirildiği geleneksel Shaadi Hall tipolojisi, Karaçi kentinin hızla artan nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için 1980’lerin başında ortaya çıkmış.

Proje, düğün festivallerinin temelini oluşturan karmaşık topluluğu ortaya koyuyor: mimarlar, inşaat işçileri, tasarımcılar, yemek tedarikçileri, fotoğrafçılar, teknisyenler, iğne işi işçileri / terziler, makyaj sanatçıları, kameramanlar ve sanatçılar topluluğu. Bu karmaşık ilişkilerin ve şenlikli hayallerin şehir ve halkı aracılığıyla nasıl gerçekleştiğini araştırıyor.

Fransa Pavyonu
Tema: “Communities at Work”
Küratör: Christophe Hutin

Fransız pavyonu, mimari bilgi birikimi ile sakinlerin kendi yaşam alanlarıyla ilgili deneyimlerinin buluşmasını yansıtmayı amaçlıyor. Farklı kıtalarda beş özel örnek olay incelemesi kullanan sergi, bir mimar tarafından tasarlanan herhangi bir resmi planı takip etmeden toplulukların kendi yaşam alanlarını dönüştürdüğü bir dünyaya yolculuk sunuyor.

Alanın yüzey özelliklerinden yararlanan bir video haritalama tekniğine göre ayarlanan projeksiyonlarla pavyona müdahale minimum düzeyde olacak. Hareket halindeki görüntülerin yardımıyla pavyonun neo-klasik mimarisi aşılacak ve sürükleyici bir deneyim sağlanacak.

Sırbistan Pavyonu
Tema: “8th Kilometer”
Küratör: MuBGD

Sırbistan Pavyonu, bir şehrin ekonomisi ile kentsel yapısı arasındaki bağlantıyı ve tek işlevli endüstriyel şehirlerin geleceğini araştırıyor. Ekonomik faaliyetlerin sadece kentsel çevreyi değil, aynı zamanda ona bağlı kolektiflik biçimlerini nasıl şekillendirdiğine dair bir çalışma örneği olarak Sırbistan’ın doğusunda bulunan maden kasabası Bor’u kullanılıyor. Temel ekonomik faaliyet olan madenciliğin Bor kasabasının sosyo-ekonomik çerçevesini nasıl şekillendirdiğini, varoluşunun yegâne nedeni olduğunu ve alternatif gelişmeler için fırsatları körüklediğini gösteriyor.

Arşiv ve tasarım araştırması yoluyla sergi, Bor ve diğer benzer kentsel çevreler için mevcut durum ve gelecekteki fırsatlar etrafında bir sohbet başlatmayı amaçlıyor. Bor’un madencilik sektörünün ötesinde gelişiminde yeni bir yol öneriyor.

Tayvan Pavyonu
Tema: “Primitive Migration from/to Taiwan”
Küratör: Divooe Zein Architects, Double-Grass International Co.

Tayvan Pavyonu, yaklaşık 23 milyonluk bir nüfusa sahip olan ülkenin tüm cepheleri dağlar, ormanlar ve okyanuslarla çevrili iken kendine özgü yaşam tarzını ve mimari kültürünü nasıl sürdürebileceğini sormayı amaçlıyor. Sunum, Tayvan’da insan ve doğa etkileşiminin etkilerini araştıran beş mevcut mimari proje aracılığıyla açıklanıyor. Pavyonun tasarımı ile izleyicilere Venedik tarihini yansıtan sakin bir ortam sağlanıyor.

Ayrıca sergi, kavramsal görüntüler üretmek için Perulu yönetmen Mauricio Freyre ve etkileşimli öğeler tasarlamak için Äi Äi Illum Lab ile iş birliği yaparak görsel-işitsel ve koku tasarımlarını birleştiriyor. Etkileşimli sergiler düzenleyen bir mum stüdyosu olan Äi Äi ILLUM LAB ile yapılan iş birliği sayesinde sergi, ziyaretçileri beş duyumuzu harekete geçiren benzersiz bir deneyime çağırıyor.

Hırvatistan Pavyonu
Tema: “Togetherness / Togetherless”
Küratör: Idis Turato

Hırvatistan Pavyonu, mimari unsurların yeniden kullanımının bireyin mekanla ilişkisini nasıl yeniden şekillendirdiğini vurguluyor. Yeni anlamlar ve işlevler verilen, mimari mekâna yeni bir bakış açısı geliştiren ve geçici bir topluluk sağlayan hazır elemanların mekânsal bir kompozisyonunu sunuyor.
Yapılı çevrenin terk edilmiş unsurlarının yer değiştirme ve yeniden tanımlama yöntemi kullanılarak yeni bir perspektiften incelenebileceğini vurgulayan pavyon, bu süreci üç temel mimari unsuru oluşturmak için uyguluyor: taban, sütun ve çatı.

Arsenal koridoru boyunca hareket eden insanlar ile altındakiler arasındaki görsel teması engelleyen bir yükseklikte asılı olan çatı, aidiyet ve dışlama fikirleriyle oynuyor. Taban ise geçici topluluklar için bir çevre belirleyen bir geminin gövdesinin çeşitli bölümlerinden oluşuyor. Bu unsurlar arasındaki ilişki ve ziyaretçiler arasındaki etkileşim, yeni mekânsal tanımlara olanak sağlıyor.

Ermenistan Pavyonu
Tema: “HYBRIDITY”
Küratör: Allen Sayegh (Vosguerichian)

Dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde bir arada var olma deneyimine sahip Ermenistan, pavyonunda günümüzün dijital bağlamlarında bir arada yaşama ve kimlik duygusu bulma konularını araştırıyor.
Serginin gerçekleştirildiği Palazzo Ca ‘Zenobio’da artırılmış gerçeklik yoluyla Ermeni diasporasını barındıran 80’den fazla ülkeyi birbirine bağlayan ve Venedik’in mimari yapılarını genişleten küresel bir sanal makine kurulacak. İnsanlar deneyimlerini görüntüler ve videolar aracılığıyla paylaşarak ziyaretçileri günlük yaşamlarına davet edebilecek. Deneysel enstalasyon, fiziksel ve dijital ortamlar aracılığıyla insan etkileşiminin özelliklerini keşfetme şansı vererek hibrit bir kimlik algısı yaratacak.

Singapur Pavyonu
Tema: “To Gather: the Architecture of Relationships”
Küratör: National University of Singapore (NUS)

Singapur Pavyonu, Singapurluların kamusal alanları paylaştığı farklı yolları sergiliyor. Singapur Ulusal Üniversitesi, ‘Birlikte Nasıl Yaşayacağız’ sorusuna cevap vermek için, ülke genelindeki farklı mekânsal tipolojilere bakarak yabancı ziyaretçilere Singapur’un benzersiz yaşam ve toplanma tarzını tanıtıyor.
Yerel seyyar satıcı merkezlerinin mekânsal tipolojisinden ilham alan sergi, pavyon boyunca 16 yuvarlak masa üzerinde sunulan 16 mimari, sanat ve tasarım projesi içeriyor. Projeler dört evrensel tema etrafında şekilleniyor: İlişkileri Birleştirme, İlişkileri Çerçeveleme, İlişkileri Açığa Çıkarma ve İlişkileri Hayal Etme. Sergilenen projeler mimarların, tasarımcıların, belediyelerin, kâr amacı gütmeyen kuruluşların ve vatandaşların çalışmalarını ve özellikle geçtiğimiz yıl COVID-19’un kısıtlamalarından sonra gelişmiş bir yapılı çevreyi nasıl hayal ettiklerini sunacak.

Japonya Pavyonu
Tema: “Co-ownership of Action: Trajectories of Elements”
Küratör: Kadowaki Kozo

Japonya Pavyonu, malları dünya çapında hızlı ve ucuz bir şekilde taşıma yeteneğinin kitle tüketimini nasıl artırdığının altını çiziyor. Ziyaretçilerini kitlesel tüketimi besleyen malların hareketi, sürdürülebilirliği ve mimaride yeniden kullanımı üzerine düşünmeye davet ediyor.

Sergi, savaş sonrası ülkenin azalan nüfusu nedeniyle yıkılmayı bekleyen birçok evden biri olan bir Japon evini Venedik’e taşımayı ve ona farklı bir bağlamda modern malzemelerin eklenmesiyle yeni bir varoluş kazandırmayı içeriyor. Malların mevcut hareketini tüketim yerine yeniden kullanımın hizmetine sokarak eski malzemelere nasıl tamamen yeni bir varlık kazandırılabileceğinin bir örneğini sunuyor.

Evin sökülmüş unsurları, yerli ve Japon zanaatkârların beceri ve fikirlerinden yararlanılarak Japonya Pavyonu’nun bahçesini oluşturan nesnelere dönüştürülürken, kullanılmayan kısımlar ise pavyonun içinde sergilenecek.

Brezilya Pavyonu
Tema: “utopias of common life”
Küratör: Arquitetos Associados, Henrique Penha

Brezilya Pavyonu, Brezilya topraklarında var olan ütopyaları haritalayarak alanlar hakkında düşünme ve üretme tarihindeki çeşitli anları vurguluyor. Çağdaşa yaklaşma aracı olarak ütopya kavramını aktarmaya ve yeniden tanımlamaya çalışıyor.

Sergi iki odadan oluşuyor. Daha küçük odada 1946-1961yılları arasında inşa edilen, modern mimarinin iki ikonik tasarımına ve onlara rehberlik eden ütopyalara adanmış Futures of the Past bölümü yer alacak. Büyük salonda ise bienal için özel olarak hazırlanmış iki videonun gösterileceği, çağdaş metropollerin işgalini ütopik bir şekilde yansıtan Futures of the Present sergilenecek.

Kuzey Ülkeleri Pavyonu
Tema: “What we share”
Tasarımcı-Küratör: Helen & Hard, Norveç Ulusal Müzesi’nden küratöryel ekip

Kuzey Ülkeleri Pavyonu, deneysel bir birlikte barındırma projesine dönüştürülerek katılım ve paylaşıma dayalı topluluklar tasarlamak ve oluşturmak için bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Tasarımcılar, Norveç’in Stavanger kentindeki ödüllü konut projesi Vindmøllebakken sakinleriyle iş birliği içinde çalışmış. Sakinlerin nispeten küçük ama tam donanımlı dairelere, ortak tesislere ve canlı bir yerel demokrasiye sahip olduğu proje, pavyona ilham kaynağı olmuş. “Özel hayatlarının hangi yönlerini apartmanlarından çıkıp diğer sakinlerle ve izleyicilerle paylaşmak istiyorlar?” sorusu ile mimarlar, konut sektöründeki acil ihtiyaca yeni ortak yaşam modelleri ile hitap etmeyi umuyor.

Uruguay Pavyonu
Tema: “Coming soon. Visions from the minimum territory (Próximamente)”
Küratör: Federico Lagomarsino, Federico Lapeyre, Lourdes Silva

Uruguay Pavyonu, kamusal ile özelin ve yerel ile bölgenin bir arada var olabileceği güçlü bir iletişim alanı yaratmayı hedefliyor. 360 derecelik bir dizi görsel-işitsel deneme olarak anlaşılan, öngörü, kurgu ve önerme eylemlerini birleştiren, gelecek alanların olası bir atlasını inşa eden bir diyalog öneriyor.
Proje kapsamında siyah ve beyaz olmak üzere iki masa inşa edilmiş. Uruguay şehrinin kamusal alanında bir anıt olarak işlev gören siyah masa eski bir hapishanenin ziyaret masasını yeniden oluşturarak onu bir şehir masasına dönüştürmüş. Tamamlayıcı bir şekilde Venedik’e giden beyaz masa ise geleceği belirleyebileceğimiz bir diyalog ve alan inşa etme mekânı yaratmış. Bu anlatım, bir arada yaşama aracı olarak işlev görmüş ve onu kamusal ile özelin, yerel ile bölgenin bir arada var olabileceği güçlü bir iletişim alanı haline getirmiş.

Etiketler

Bir yanıt yazın