Sümerbank Bez Fabrikası’ndan İzler

Ankara, Ulus'ta bir "Sümerbank Mağazası" vardı, mavi beyaz hediye kutuları ve torbalarla çıkardı insanlar. "Ne oldu Sümerbank'a acaba?" derken üniversitemin Sümer Tesislerine yolum düştü...

Küçüklüğümde hatırlıyorum, Ankara, Ulus’ta bir “Sümerbank Mağazası” vardı, mavi beyaz hediye kutuları ve torbalarla çıkardı insanlar, ne oldu Sümerbank’a acaba derken üniversitemin Sümer Tesislerine yolum düştü, anneannemle gittiğim Ulus’taki o mağazanın ürünlerinin imal edildiği yerin burası olduğunu anlamam pek de uzun sürmedi.. Ertesi gün sabah ilk işim öğrencilerimi toplayıp buraya gitmekti. Gördüğüm tablo 2012 yılında ancak internet sitelerinde Hayalet şehir Pripyat görsellerinde görebileceğimiz türdendi…

Sanki zaman donmuş insanlar orayı alelacele terk etmişti; fakat zamanın ve bakımsızlığın verdiği tahribata rağmen yapı ve yaşanmışlıkları tamamen kaybolmamıştı… Heyecanla yeni bir keşif yapmış duygusuyla komplekste gezinemeye başladık… Eve gittiğimde etkisinden kurtulamadığım bu hayalet fabrikanın tarihçesini ayrıntılı bir biçimde araştırmaya başladım… İnternette pek fazla kaynak yoktu ve çeşitli makaleler ve araştırma kayıtlarına ulaşmaya çalıştım.

İlk olarak bu yapıyı mimar Burak Asiliskender’ in dilinden tanıyalım,

“Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası, Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı (1930) kapsamında Sovyetler Birliği’nden alınan 8,5 Milyon Türk Liralık krediyle kuruldu. Temelleri, 20 Mayıs 1934’te dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından atıldı ve inşası 16,5 ayda tamamlanarak 16 Eylül 1935’de hizmete açıldı. Sovyetler Birliği’nde tasarlanan yapılar, betonarme ve yığma karma teknikle inşa edildi. Halk tipi, ucuz pamuklu kumaş üretmek için kurulan Sümerbank Kayseri Fabrikası, işletme (34.262 m2), müdüriyet (462 m2), tamirhane ve elektrik santrali gibi işletmeye yardımcı binalar (yaklaşık 4.000 m2), depolar ve sosyal tesislerin oluşturduğu 218.000 m2’si kapalı toplam 922.500’lik oturuma sahip. Hizmete açıldığı yıllarda, fabrikada 2.100 işçi ile 155 memur çalıştı.


Türkiye’de sanayileşme hareketini başlatan, devlet tarafından yapılmış ilk tesis olan Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası, yapıldığı dönem ve konumu itibariyle, büyük bir devrimin eseri. Yapılış amacı, ekonomik ve sosyal işlevi, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslaşma çabalarıyla doğrudan ilgili. Bundan dolayı tesis, sadece Kayseri merkezli değil, o dönemde oluşturulmaya çalışılan “modern” Türkiye hakkında genel bir değerlendirme olanağı sağlıyor.” (2008, Arkitera.com)

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki sosyo ekonomik durumu modernleşme sürecinin yapılanması safhasını ise; Selahattin Şanbaşoğlu şu şekilde anlatıyor.

“Birinci Cihan Harbi’nde eldeki az sayıdaki tesisler tüm güçleriyle çalıştı. Mütareke geldiği vakitte hepsi harap oldu. Ve Türkiye Cumhuriyet’i teşekkül ettiği vakit 1923’de elinde ufak pik dökümhanelerinden ve az sayıda dokuma tezgahından başka hiçbir şey kalmamıştı.”




“Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk teşebbüsü 1924 senesinde tekrar imalathanelerin kurulması için çıkarılmış kanunla başlar. 100 milyon liralık, 5 sene zarfında sarfedilmek üzere bir kanun çıkarılmış ve bu kapsamda askeri fabrikalar imalathanelerini yeni baştan kurmaya başlamışlardır. İlk defa Ankara Fişek Fabrikasıyla işe başlandı ve ardından 1932’de Kırıkkale Çelik Fabrikası işletmeye alındı.”

“1932’de, Kırıkkale’de askeri fabrika sahası dışında sadece 13 ev vardı. İki üç saatte köyünden eşekle veya yaya gelirdi. Fabrikada eşeklere ayrı yer vardı. İşçilere yani çalışan köylülere kendi getirdiği pekmez veya ayrana bandığı yufka ekmeğinden ibaret yemeğinin ve kendi elbisesinin dışında ilk fabrika yemeği ve çalışma kıyafeti Kırıkkale çelik fabrikasında verilmiştir. Bunu yapan devlet değildi. Kendi aramızda para toplayıp başlattık ve usul haline getirdik.”


İşte bu ruh ve bu duyguyla kurulan fabrikalardan birinin, hatta ilklerinden birinin içerisindeydim. Cumhuriyet dönemi diriliş çabalarını, sanayileşme ve yeniden yapılanma mücadelesini anlamak için Metoroloji Mühendisi Mahmut Kiper’in, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sanayi Politikaları ve Sümerbank” isimli makalesinde, 1931 yılı İktisat Vekili Mustafa Şeref Bey’ in şu sözleri aktarılmaktadır.

“Bu memlekette bir vakitler şimendiferler, bankalar, ticaret, sanayi, milli şirketlerin hisse senetleri, hatta en iyi tarlalar ve şehirler dahilindeki en iyi emlak Türklerin değil ecnebilerin elinde idi. Bu memleket tarihinde milli iktisat namıyla hiçbir kavram kavrayamamıştır. Milli iktisattan bahsetmek bir zamanlar bir kabahat, bir zamanlar da bir bilmeceden bahsetmek gibi bir şeydi.”

Kayseri Dokuma Fabrikasının temelleri atılırken Başvekil İsmet İnönü bu fabrikalar için “Kurtuluş hareketinin en inandırıcı delili” demektedir. Mustafa Kemal ise, Sümerbank Merinos Fabrikası’nın açılışında şeref defterine, “Bu çok kıymetli fabrika milli sevinci artıracaktır. (Mahmut Kiper, Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Sanayi Politikaları ve Sümerbank)

Savaş sonrası döneme şöyle bi baktıktan sonra tekrar Kayseri Sümer Bez Fabrikası’na dönecek olursak, bu yapıyı sadece ekonomik bir hareket, sanayileşme için bir adım olarak görmenin dışında, yeniden yapılandırılan modern kentler, modern şehirler yaratma çabasının uygulanmış bir örneği olarak da incelememiz gerektiğini düşünüyorum. İçinde yüzme havuzları, Memur Lokalleri, Lojmanları, Parti Salonları ve Sinema ve tiyatro salonları olan bu modern yapıların, kent kimliğine etkilerini düşünecek olursak, Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim elemanı Burak Asiliskender şöyle diyor;

“Türkiye’de sanayileşme ilkesi altında gerçekleştirilen modernleşme, ardında mekansal devrimler barındıran bir harekettir. Bu kapsamda, Anadolu topraklarında inşa edilen fabrikalar ve çalışanları için yapılmış konut alanlarıyla, halkın ‘modern’ kimliği tanımlanmıştır. Her fabrika, konut alanıyla, ulus-devlet oluşumu ve modernleşme hedefini gerçekleştirmek için hem fiziksel hem eylemsel olarak dönemin yönetiminin denetiminde şekillendirilmiştir.”


Fabrika kurulduktan sonra hem bir iş alanı, hem de yeni bir yerleşim merkezi olamaya başlamıştı. Kayseri halkının ailelerinde, akrabalarında bu fabrikada çalışmayan ya da bu fabrikayla iş yapmamış olan neredeyse yoktur. Kayseriye bugün gittiğinizde Sümer İplik Fabrikası etrafında, fabrikanın açılması ardından kurulmuş pek çok semt ve mahalle göreceksiniz. Yeni Mahalle, Bebek Evler, Memur Evleri ve İki Yüz Evler bunlardan bağzılarıdır…

Ufak bir anımı anlatarak yazıma devam etmek istiyorum, 2013 yılında Kayseri Mimarlar Odası sponsorluğunda açmış olduğum Kayseri İplik Fabrikası ile ilgili “İZLER” isimli fotoğraf sergimde, yanıma yaşı hayli büyükce bir amca geldi, yanında torunu Nur Baykan isimli bir arkeolog hanımefendi vardı. Yaşlı Bey elimi tutarak beni bir fotoğrafın yanına götürdü ‘O iplik tezgahları sayesinde çocuklarımı okuttum, o iplik tezgahları sayesinde yaşadım’ dedi. Bu olay, fabrikanın 2013 yılına kalan yaşayan bir iziydi benim için… ve devam etti “Burada çalışana kız verilirdi, saygı duyulurdu” diyerek devam etti sohbetimiz.

Belgesel nitelikli bu fotoğraflar, yapının işleyişi durdurulduktan sonra, başka bir deyişle terkedildikten sonra 2011 ve 2012 yıllarında yaptığım çeşitli çekimlerden bazılarıdır. Yapı, Gül Üniversitesi olarak yeniden yapılandırılmakta ve bir nevi “kentsel dönüşüm” yaşamaktadır.

Yazımı 1931 tarihli İktisat Vekili Mustafa Şeref Bey’ in şu sözleri ile bitirmek istiyorum. Saygılarımla…

“Eğer bir millet üretim hususunda geri ise teknik güçler hususunda ilerlememiş ise, o memleketin dengesini vücuda getirmeyi uluslararası piyasanın düzenleyişine terk etmek o memleketin yıkılışına göz yummak olur. Her sene bilanço açığını milletin öteden beri toplamış ve asırlardan beri biriktirmiş olduğu menkul kıymetlerle ödemek mecburiyetine düşer. Açık, senelerce devam ettiği takdirde memleket dahilinde mücevherat ve değerli eşyalardan, ev ağırlıklarından başlayarak, nihayet o memleketin şimendiferlerinin, bankalarının, sınai ve ticari teşebbüslerinin, arazinin ecnebilere geçmesine kadar varabilir.”

Erciyes Üniversitesi Sümer Bez Fabrikası Kampüsü Fakülteler Kompleksi’ni Arkiv’de incelemek için tıklayınız.

Etiketler

1 Yorum

Bir cevap yazın