Mimar Sinan’ı Düzelten, Bellini’ye Ne Yapmaz

Ön not: İşbu yazı San Fransisko zamanına göre 10 Ocak 2021 Pazar Saat 14.17'de Türkiye'ye Arkitera editörlerine gönderildi. Yine aynı zaman dilimine göre 11 Ocak Pazartesi Saat 10.00 civarında İBB'den bir sosyal medya açıklaması geldi. Bu yüzden yazının sonuna açıklama ve fikir eklenmiştir.

Bu yazı akademik bir yazıdır. Koyu taraftarlarsa, benim mimarlığımı, statik bilgimi sorgulamış ve sonunda cevap vermemişlerdir. Onları da ekledim. Şimdi isteyen beni linç edebilir, küsebilir ve benden vazgeçebilir. Dediğim gibi ben düz adamım.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi hiçbir açıklama yapmadan yangından mal kaçırır gibi Mimar Sinan’ın eseri Şemsipaşa Camii’nin önüne garip galvaniz ek kalıp döşeyip, üzerine beton döküp bir platform yapıyor.

Şeffaf olacağız, herkesi dinleyeceğiz diye başa gelmiş yöneticiler buna itiraz edenleri hiç ciddiye almıyor. Çok garip. Çok.

Çok uzaktayım İstanbul’dan ancak tüvidır sayesinde duyuyorum görüyorum olan bitenleri. Olayın ne olduğunu anlayınca bir paylaşımda bulundum.


Fotoğrafı ilk çekeni bir türlü bulamıyorum. O kadar çok dağılmış ki bir foto. Eğer müellif bana ulaşabilirse ismini burada belirtebilirim.

İstatistiklerine baktığımızda da bu paylaşım yaklaşık 100.000 kişiye ulaşmış. Az değil. Daha da artacaktır.

Bu cami önüne kazık çakılırken uyarmış, bir şekilde camiye zarar verdiği için bu işlemi durdurabilmiştik. Kimseyi dinlemeyen, bildiğini okuyanlar dahi durumdan çekinmiş ve durabilmişlerdi. Bu protestoda sadece seküler kesim değil mütedeyyin kesimin de büyük etkisi olmuştu. Herkes tepki göstermişti.

O zaman yine Arkitera için yazdığım yazıda şu eskizi çizmiş ve kullanmıştım.

Ayrıca iki adet de fotoğraf paylaşayım (İnternette o kadar çok farklı yerdeler ki. Asıl kaynağı bilmediğim için özür dilerim)

Bakımsızlıktan her tarafı ot bürümüş zavallı cami. Tekneler yanına çekilmiş. Önünde bir dolgu yok Boğaz’a sıfır. Çok bakımsız ama çok güzel fotoğraf. Çok.

Yukarıdaki fotoyu beğendim diye peşin hükme kapılmayın. Bu arada bilenler bilir ben romantik biri değilimdir. Duygularımla da hareket etmem pek. Rasyonel bakabilirim. Seçilmiş belediye başkanının da haddi hududu olmasını beklerim.

Caminin önündeki çıkıntı, kayık yanaşsın ya da balık çekilsin diye var. Çok çok az. Yürüme yolu yok.

Sonra arkadaşım Devrim Çimen üşenmemiş timelapse tekniği ile haritaları üst üste koymuş tüvit atmış.

Başka bir sevdiğim arkadaşım Seda Özen’in zincirine de göz atmalısınız.

Yani neymiş uzmanlar, korumacı mimarlar, şehircilik konusunda başarılı ve eğitimli kişiler kanıtlar belgeler ile durumu açıklıyorlar. Biri bana kızmış “kualifikasyonumu” mimarlığımı filan uygun bulmamış. Haydi ben bir şey bilmiyorum Seda ile Devrim de mi bilmiyor?

Beni aşağılayana bakıyoruz kendisini sanatçı mühendis ve sosyolog olarak yazmış. Daha ne istiyor acaba beni mimar olarak işe alacakken. Tüvidırda bunlardan çok var. (Önemli not: Biri açık olarak sizin kullanıcı isminizle, sosyal medyada bir paylaşım yaparsa onu bu tür yazılarda kullanmakta hukuki bir beis yoktur. Özelden mesaj atanların kullanıcı isimlerini saklıyorum) Sonra biri de özelden Fenerbahçeli olduğum ve Trabzonluları sevmediğim için böyle yazdığımı iddia etti. Gülüp hemen sessize aldım kendisini.

Şimdi Kısaca, Madde Madde Açıklayayım

1- Bu garip galvanizin üzerine beton dökmüşler dün. Bunu sessiz sedasız yaptıklarını görüyorum ama İBB’den konuştuğum görüştüğüm kimse olmadı. İçeride ne döndüğünü bilemem ama itiraz eden vardır bence. Umarım vardır. Fakat bir faydası da olmamış işte.

2- Yıl olmuş 2020 değil mi? Yayalar geçemiyor yol yapılıyor değil mi?

Değil işte. Bu caminin en önemli özelliği ne biliyor musunuz? Biblo gibi boğaza sıfır olması.

İşte bu değerin önüne kafaya göre 10 santim bile ek yapamazsınız.

Yaya yolu yoksa meydanın araç yolunu değiştirirsin, bir yol yordam bulursun.

Yani çözüm bulunurdu, uzmanlara danışılmadığı belli. Olay rant değil anladık. Ancak üst üste hatalar yapa yapa olumluya ulaşılmıyor.

3- Bir de aşağıdaki gibi savunuyorlar. Yahu yapılanın ne olduğunu bilmeden eleştirmemiz mümkün mü? Bana kalkmış “geri döndürülebilir” diyorlar. Hiç yapılmasın o zaman. Sahildeki yol için olumlu bir tarafı yok. Orada yaya yolu içeriden geçiverir. Bu kadar basit. Galvanizli demiri koyup üzerine beton döküp sonra da kaldırmak neden gerekli olsun. Hiç yapılmasın.


Millete neyi ne kadar bildiğimizi davul zurna ile mi anlatmamız lazım.

4- Mesele şudur.

5- Müzayededen satın alınan Bellini’nin tablosunda, Cem Sultan neden öyle “köse” gibi resmedilmiş. Sakal çiziverip halkın istediği bu diye karar verilmesine bakar.

Ben fare ile ancak bu kadar sakal çizebildim. Başkan daha iyi yapacaktır. Nasılsa seçilmiş, istediğini yapar.

6- O caminin önünü 3 metre doldurmak ile 30 metre doldurmak arasında fark yok. Bellini’nin eserine çok minik bir fırça darbesi atabilir misiniz? Şurası yanlış diye. Atamazsınız o artık Bellini’nin eseri olmaz. Aynı şekilde o caminin de Boğaz ile ilişkisini değiştiremezsiniz. Bırakın uzatmayı kaplamasını bile değiştiremezsiniz kafaya göre. Bir yolu yordamı var.

Açıklama Sonrası Notlar:

İBB’den bir açıklama geldi. Söz konusu ekin geçici olduğu söyleniyor; bu geçit kaldırılacakmış. Açıklama bana çok inandırıcı gelmedi. Kaldırılacak olsa oraya beton dökülmezdi.

İBB yarışma açma konusunda artık çok iyi durumda. Bir ufak yarışma açılsa herkes koşa koşa katılır. Üsküdar’da Mimar Sinan Anısına yarışma açıp sonra onun önemli eserine adeta fırça darbesi atılması doğru değil. İlla oradan geçilecekse yarışmayla ne güzel, ne farklı, ne hafif ve hatta gerçekten “geçici” çözümler çıkar.

Alınız Hüseyin Eroğul ne yazmış.

Sonuç:
Benim için o caminin önündeki 10 santim önemlidir. Ne Belediye Başkanı, ne Cumhurbaşkanı, ne el üstünde tuttuğum arkadaşlarım, ne de hocalarım… Her yaptığını kabul edeceğim kimse olmadı hayatımda. Sizin de olmasın.

Son sözüm aşağıdadır.

Etiketler

Bir cevap yazın