Karantina Döneminde Mekanların Önem Kazanması, Mekan Algısı ve Mekanları Daha İşlevsel Kullanabilmenin Yolları

Covid19 salgını nedeniyle hepimiz birden eve kapandık. Sürekli evde vakit geçirmek zorunda kaldığımız günler yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz.

Fakat bildiğiniz gibi bu evde geçirilen günler ne bir Pazar günü ne de bir tatil günü. Evde geçirilen bu süreçte hepimiz eğitimimize, işimize, toplantılarımıza, sporumuza devam etmemiz gerekiyor. Aslında tam da bu noktada normal hayatımızda sadece ev diye kullanılan belki çoğumuzun sadece akşamları kullandığı mekan aniden hayatımızın merkezi oldu. Gün içinde evimiz; ofisimiz, sınıfımız, spor salonumuz oldu. Peki bu süreçte biz bunu nasıl sağladık veya sağlayamadık…

Ev kavramının farklı bir boyut kazandığı şu günlerde karşımıza en çok çıkan ilk soru “Neden Ev Ortamında Tüm Hayatı Yaşamak Zor ?” Aslında bunu şöyle düşünebiliriz, kimse salonunda sürekli çalışacağını, mutfağında online ders vermesi gerekeceğini, koridorunda spor yapacağını düşünmemişti. Çünkü mekanları işlevsel kullanmamız şimdiki kadar gerekli olmamıştı hiçbir zaman.

Fransız sosyolog Lefebvre 3’lü Mekan Diyalektiğini savunur. Yani mekanı kendi zihninde üç kurucu veya biçimlendirici anı şeklinde inceler. Algılanan, tasarlanan, yaşanan. mimarlık fakültesinde biz bir projeye başlarken önce çevreyi algılar sonra tasarlar en sonda da yaşanan bir mekan olması için çizimlerimizi yaparız.

Bu basit formülün şuan bizim yaşadığımız ortamı işlevsel kılabilmemiz için güzel bir yol olduğunu düşünüyorum. Mekan elverişli bir boşluktur. Bu boşluk bizim yönlendirmelerimizle anlam kazanır. Peki yaşadığımız bu alanlara nasıl farklı anlamlar kazandırabiliriz?

Öncelikle mekanın işlevleri arasındaki iletişimin farkına varmalıyız. Yani örneğin salonu hem ofis hem de başka ne amaçlarla kullandığımızı bilmeliyiz. Bunu sağlayabilmemiz için ışık, ses, veya boyutsal farklılıklar bize yardımcı olur.

Örneğin salonumuzdaki yemek masasında çalışmamız gerekiyor. Aydınlatmamızı çalıştığımız alanın üstüne odaklarsak diğer kısımlar daha az ışık alacağı için bizim çalıştığımız alanı ayrıcalıklı bir hale getirmiş oluruz ve algısal olarak farklı bir bölüm yaratılmış olur.

Işığın bu şekilde algılarımızda etki yaratmasının nedeni, beynimizde ışınsal veya çizgisel formların yönlendirici etkisi olmasıdır. Tabii ki ışığın yönünü, cinsini ve gücünü doğru kullanmak bu noktada önemlidir. Işığın bir noktada gücünü arttırırsak gölge alan oluşmuş olur ve mekana derinlik kazandırılır böylece algısal olarak mekanın bizi içine almış olduğunu hissederiz. Mesela dikkat ederseniz eğer, müze ve sergilerde ışık oyunları sayesinde mekandaki akış ve süreklilik sağlanır. Baştan sona bir devamlılık hakimdir.

Elbette mekanı çok fonksiyonlu kullanmak sadece ışığa bağlı değildir. Boyutsal farklılıkların önemi azımsanmayacak kadar çoktur. Boyutsal faklılıklar; belki mekandan daha farklı yüksekliğe sahip bir alan, iki kolon arası veya kullanılmayan bir köşe olabilir.

Mekan içindeki hiç kullanılmayan bu alanları doğru şekilde kullanırsak kendimizi mekana ait hissederiz. O kullanılmayan alan işlev kazanırsa, bütünün bir parçası olur böylece mekandaki devamlılık ta sağlanır. Kolonların son zamanlarda tasarıma dahil edilmesinin nedeni de budur.

Bir odayı gün içinde birden fazla amaç için kullanırken odanın duvarları, kolonları gibi yapısal elemanları işlevsel kullanırsak evde yapılan sporun, çalışmanın ve birçok aktivitenin verimliliğini arttırmış oluruz.

Mekan algımızı yönetebilmenin birçok yolu vardır. Bunlardan bir diğeri ise renklerdir. Renklerin hayatımızda olduğu kadar yaşadığımız mekanlarda da önemi büyüktür.

İçinde bulunduğumuz mekanı fonksiyonlara ayırsak ta mekan aynı zemin ve tavandan oluşmaktadır. Fakat mekanın içinde farklı noktalarda, tavan ve zemin arasında farklı ilişkiler kurmayı sağlayabilirsek işte o zaman fonksiyonel bir alan yaratabiliriz. Mesela belli bir alanda zeminden tavana renklerin keskinliği arttırır diğer kısımda ise daha soft renkler kullanabiliriz. Bunun algılarımızda ayırıcı etkisi olacaktır.

Renklerin tonları ile de oynama yapılabilir veya iki mekan arasında keskin renk geçişleri olabilir. Bu da mekandaki çoklu düzenin oluşmasına katkı sağlar.

Mekanın oluşumuna bakacak olursak giriş kısmı düğüm sonraki kısımlar düğümün çözüldüğü diğer alanlardır. Örnek verecek olursak bir evin hâl kısmı veya kapıyı karşılayan kolon kiriş sistemi düğüm noktası denebilir. Eğer düğüm noktalarını diğer alanlarla bağlamayı başarabilirsek fonksiyonel kullanımı da sağlayabiliriz. Böylece belki koridor bir çalışma alanına, kapı eşiği ise belki spor alanına dönüşebilir.

Evlerimizden bu kadar bahsetmişken bir evin olmazsa olmazı balkonlara da değinmek istiyorum. Son günlerde sosyalleştiğimiz tek alan diyebiliriz. Mekanlar arası ayırıcı olmakla birlikte doğal bir atmosfer sunmaktadır. İçinden kolon geçen veya çok küçük belki de çok ışık almayan bir balkonunuz olabilir.

Eğer doğru tasarımlarla kullanırsanız bu açık alanlar işlevsel hale gelebilir. Bu şekilde, evin içinde olursunuz ama yarattığınız farklı bir atmosfer ve ortam ile sanki başka bir mekana geçtiğinizi hissedersiniz.

Pandemi dönemi sonrasında mimarlar, bir projede balkonun olmasına daha çok dikkat edecektir. Aynı zamanda alanlarımızı tasarlarken de balkonu bütünün içine dahil etmemiz gerektiğinin farkında olacağız. Böylece mimari açıdan yarı özel dediğimiz açık mekanlar üretmiş olacağız.

Tüm bunlar aslında mekandan birçok beklentimiz olan karantina günlerinde algısal süreç evrelerini yönetebilmek için öneriler. Bu öneriler mekanla ilgili olunca, tabi ki mimari ve iç mimari çözümler, fikirler devreye giriyor.

İçinden geçtiğimiz dönem biz mimarlara ve mimar adaylarına fiziksel olarak çok değiştiremeyeceğimiz alanları algısal oynamalarla nasıl değiştiririz sorusunun cevabını aramaya yöneltti. Sonuç olarak küçük mimari değişikliklerin ne kadar büyük fonksiyonel farklılıklar yarattığını net bir şekilde görebiliyoruz. Siz de bu doğrultuda odanız, mutfağınız için neler yapabilirim sorusunu kendinize sorabilir ve mekanı yeniden yaratabilirsiniz. Karantina bittikten sonra kendinizi eve daha ait hissedecek ve evde herhangi bir şey yaparken zorlanmayacak aksine bu çok fonksiyonlu alanda yaşamaktan keyif alıyor olacaksınız.

Etiketler

Bir cevap yazın