Satın Alma, Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

Satın Alma, Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

Diyar Çevirel, Ali Merdan Turhan ve Hatice Berhiv Kaya tarafından "Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, satın alma ödülü kazandı.

Proje Raporu:

Ağaç rölöveleri tesadüfi noktalar değildir; arazinin koordinat matrisidir. Otogarın aksları da kentsel matrisin diğer parçasıdır. Belediye binası bu matrisin boşluklarını dolduran “akıllı bir grid” (ızgara) olarak kurgulanır: “Ağaç İzlerinin ve Kentsel Aksların Biçimlendirdiği Yönetim Binası”

KAMUSAL MATRİS

Bir kenti yalnızca yapıları tanımlamaz.
Bazen bir ağacın gölgesi, bazen bir yolun yönü, bazen yıllardır aynı yerde duran bir boşluk kentin hafızasını taşır.

Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası, kendisini bulunduğu yere ait kılmayı; var olanı silerek yeni bir başlangıç yapmak yerine, arazinin sahip olduğu izleri okuyarak mümkün kılmayı önerir.

Projenin temel fikri, alandaki tescilli anıt ağaçlar ile kentsel hareketin oluşturduğu izlerin üst üste okunmasıyla ortaya çıkan bir “Kamusal Matris” üzerinden gelişir. Ağaçlar, yalnızca korunması gereken peyzaj elemanları olarak değil, yapının yerleşimini belirleyen canlı referanslar olarak ele alınır. Kütle, ağaçların yaşam alanlarına çekilir; gölgeleri, köklenme alanları ve mevcut yönlenmeler yapının biçimlenişine dahil olur.

Böylece yapı, arazinin üzerine yerleşen bağımsız bir nesne olmaktan çıkar; arazinin zaten var olan düzeninin bir parçasına dönüşür.

KAMUSAL ZEMİN

Belediye yapıları çoğunlukla işlevleri nedeniyle kapalı, kontrollü ve yalnızca belirli kullanıcıların erişebildiği yapılar olarak düşünülür. Oysa belediye, kentlinin gündelik hayatının doğrudan temas ettiği kamusal bir kurumdur.

Bu nedenle proje, belediye hizmetlerini yalnızca içeride çözülen idari işlevler olarak değil, kentsel yaşamın bir parçası olarak ele alır.

Yapının zemini bu düşüncenin başlangıç noktasıdır.

Zemin kat; çalışanların ve resmi işlemler için gelen vatandaşların yanı sıra, yalnızca kentsel aks üzerinde hareket eden ve yapının içinden geçmek isteyen kullanıcıya da açıktır. Yapı ile kent arasında kesin bir sınır çizmek yerine, kamusal hayatın yapı içerisine sızmasına izin veren bir zemin tariflenir.

Atölyeler, sergi alanları, hafıza duvarları ve açık alanlar bu zeminin parçalarıdır. Anıt ağaçların çevresinde konumlanan brüt beton hafıza duvarları, yalnızca bilgi veren yüzeyler değil, mevcut peyzaj ile yeni yapı arasında bir eşik oluşturur. Böylece ağaçlar korunurken aynı zamanda görünür, okunabilir ve deneyimlenebilir hale gelir.

KAMUSAL DÖNGÜ

Yapının içerisinde hareket, yalnızca katlar arasında gerçekleşen bir dolaşım değildir.

Zemin kattan başlayarak üst katlara uzanan rampalar, açık merdivenler ve galeri boşluğu bir “kamusal döngü” oluşturur. Kullanıcı yapının içine girdiğinde yalnızca bir hizmet birimine ulaşmaz; yapının farklı kotlarını, boşluklarını ve kamusal alanlarını deneyimleyerek ilerler.

Bu döngünün merkezindeki galeri boşluğu, gün ışığını yapının alt kotlarına taşırken iç ve dış arasındaki görsel ilişkiyi de güçlendirir.

Cephede kullanılan perfore metal kabuk ise yapının iklimle kurduğu ilişkinin bir parçasıdır. Güneş ışığını süzer, gölge üretir ve içerideki yaşamı tamamen saklamadan kontrollü bir görünürlük sağlar.

Cephe böylece yalnızca bir sınır olmaktan çıkar; ışık, gölge ve görünürlük arasında değişen bir ‘geçiş yüzeyine’ dönüşür.

KENT TERASI

Yapının üst kotunda yer alan Kent Terası, binanın kentle kurduğu ilişkinin devamıdır.

Mevcut anıt ağaçlarla iç içe geçen bu kamusal platform, yapının yalnızca iç mekânlarından değil, çevresinden de deneyimlenmesini sağlar. Teras, gündelik belediye işlevlerinden uzaklaşılan bir çatı değil; kentin yeniden görüldüğü, soluklanılan ve karşılaşılan yeni bir zemin olarak düşünülür.

Bu zeminden uzanan Seyir Geçidi ise yapının sınırlarını aşar.

Garaj Caddesi üzerinden devam eden bu üst geçit, yapının kendi parseline kapanmak yerine çevresindeki kentsel hareketle ilişki kurmasını sağlar. Böylece yapı, bir varış noktası olmanın ötesinde, kent içerisinde bir ‘geçiş ve karşılaşma mekânına’ dönüşür.

ALTTA DEVAM EDEN KENT

Kamusal süreklilik yalnızca yapının üst kotlarında değil, topografyanın altında da devam eder.

Kent Terası’ndan basamaklı kent amfisi aracılığıyla ulaşılan Alt Meydan, yapının zemin altındaki ikinci kamusal yüzünü oluşturur.

Kafeterya, kitapçı, mağazalar ve organik pazar gibi işlevler burada bir araya gelerek belediye yapısının çevresinde gündelik hayatın devam etmesini sağlar. Meydan, belirli bir programa bağlı kalmadan farklı kullanıcıların karşılaşabileceği esnek bir kentsel zemin olarak ele alınır.

Bu anlamda proje, tek bir meydan ya da tek bir giriş üretmek yerine, farklı kotlarda birbirine bağlanan bir kamusal zeminler dizisi önerir.

YAPININ DİLİ

Yapının strüktürel ve malzeme karakteri, bu kamusal yaklaşımın yalın bir ifadesidir.

Esnek kolon-kiriş sistemi, yapının zaman içerisinde değişebilecek kullanım ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek bir taşıyıcı düzen oluşturur. Brüt betonarme elemanlar yapının ağır ve kalıcı karakterini ortaya koyarken, perfore metal cephe bu kütleyi hafifleten ikinci bir katman olarak çalışır.

Bir tarafta taşıyıcının ağırlığı, diğer tarafta ışığı süzen geçirgen bir kabuk vardır.

Yapının karakteri de bu karşılaşmadan doğar:

Ağır ve hafif.
Kapalı ve geçirgen.
İdari ve kamusal.
Kalıcı ve değişken.

Kuşadası Belediyesi Hizmet Binası, bu karşıtlıkların arasında kendisine bir mimari dil kurar.

Sonuçta önerilen yapı, yalnızca belediye hizmetlerinin toplandığı bir bina değildir. Ağaçların izleriyle biçimlenen, kentsel hareketlerle çoğalan, farklı kotlarda yeniden kurulan bir kamusal zemin tarifidir.

Yapı, kente eklenen yeni bir nesne olmaktan çok, kentin zaten var olan izlerini görünür kılan bir arayüz olarak düşünülür.

Etiketler

Bir yanıt yazın