Tuberk Altuntaş, Melis Eyüboğlu Altuntaş, Tuncay Gün ve Sait Arslanoğlu tarafından tasarlanan proje, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması'nda 3.'lük ödülünü kazandı.
Proje, tarihi katmanlarıyla birçok dönemi bünyesinde barındıran bu bölgenin günümüze taşıdığı değerleri, gündelik yaşam pratiklerini ve kent belleğini nasıl sürdürebileceği sorusu üzerinden şekillenmektedir. Tescilli yapıların kamusal alanlarının yıllar içerisindeki değişimini ve günümüz ihtiyaçlarına nasıl cevap verdiğini göz önünde bulunduran proje; zaman içerisinde değişen kullanıcı ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek, farklı kullanım senaryolarına dönüşebilecek ve kamusal niteliğini koruyarak gelecekteki dönüşümlere cevap verebilecek esnek bir yapı olarak kurgulanmıştır.
Yapının farklı yönlerden erişilebilen ve kent ile sürekli ilişki kuran bir avlu etrafında örgütlenmesi hedeflenmiştir. Böylece avlu, yalnızca yapının merkezinde yer alan bir boşluk değil, farklı yönlerden içine süzülebilen kullanıcıları karşılayan ve yapının kamusal niteliğini güçlendiren bir geçiş ve etkileşim alanı olarak kurgulanmıştır.
Yapı, ofis ve çok amaçlı salon gibi programlarını yukarıya iterek, zemin katını olabildiğince boşaltan fakat boşaltırken, bu boşluğu yalnız bırakmayan bir plan kurgusuna sahiptir. Yapının ortasında, mevcut katlı otopark gabarisi kadar yükselen avlu, bir etkinlik platformu olarak planlandı.
Yapının zemin kat dışında kalan diğer programları da avlu etrafına yerleşerek yapıyı tamamlar. Yapının doğu yönünde mevcut katlı otopark ile bitişik nizam olmasından dolayı birçok servis mekanı ve düşey sirkülasyon elamanları bu kör cephede tasarlanmıştır.
Yapılaşma alanı dışında kalan üçgen alan biraz yapıya girişi hazırlayan, biraz da caddeye bırakılan bir alan. Bu alan Turgut Reis Caddesi noktasında ±0.00 kotunda iken, Atatürk İ. Ö.O’na yaklaştıkça -1.20 kotuna kadar düşmektedir. Bu noktada her iki ucu birleştiren ve eğim ile beraber basamaklanan bir platform – merdiven tasarlandı. Bu platform – merdiven cadde ve bina arasında bir noktada duruyor. Biraz etkinlik avlusunun devamı biraz da bu noktada genişleyen Kurşunlu Caddesi’nin bir parçası…
Etkileşim alanı olarak atölyeler ve çok amaçlı salon dışında kalan diğer programlar bu kotta kurgulandı. Geriye kalan boşluk bir bakıma bu programlar ile çevrelendi.
Kafenin, uzun cephesi Turgut Reis Caddesi’ne ve Kurşunlu Camii Meydanı’na doğru açılıyor. Plan kurgusu bu mekanın çift cepheden çalışmasına olanak veriyor. Bir yandan caddeye bir yandan etkinlik avlusuna bakıyor.
Kitaplık ve özel çalışma mekanları caddeye göre daha sakin olan Atatürk İ.Ö.O tarafına ve yine etkinlik avlusuna bakıyor. Kitaplığın önünde kot farklılığını kullanarak oluşan merdivenler olası alternatif çalışma mekanı sağlamayı amaçlıyor.
Zemin katın ve yapının merkezinde, çeşitli aktivitelerin organize edilmesine olanak sağlayacak bir etkinlik avlusu tasarlanmıştır. Avlu, bir engele takılmadan ulaşılabilen ve kentsel alanın bir parçası olarak kurgulanmıştır. Diğer etkileşim alanlarıyla kuşatılan bu alan, kullanıcıların hayal güçlerini kullanarak bir etkinlik veya eylem ortaya koydukları sürece varlığını sürdüren dinamik bir kamusal alan olarak düşünülmüştür.
Zemin kat olabildiğince kullanıcı çekmek için boşluklar açarken, mevcut katlı otopark yapısına doğru bir kol uzatıp otopark ve cadde arasında kısa yollu bir geçiş imkanı sunmaktadır.
Etkileşim alanı olarak atölyelerin bulunduğu bu katta, atölyeler ağırlıklı olarak Turgut Reis Caddesi’ne yönlenecek şekilde konumlandırılmıştır. Atölyeler arasında, iki caddeye yönelen bir teras alanı ve etkinlik avlusuna bakan açık bir koridor bulunmaktadır. Böylece atölyelerin yalnızca eğitim işlevine hizmet eden kapalı mekânlar olarak değil, yapının kamusal alanına katkı sağlayan ve bu alanla ilişki kuran mekânlar olması hedeflenmiştir.
Bu kotta, avlunun güney tarafında kültürel etkileşim alanı olarak çok amaçlı salon bulunmaktadır. Salon, düşey yönde hareket edebilen platformlar sayesinde farklı etkinlik ve kullanım senaryolarına cevap verebilecek şekilde tasarlanmıştır.
Salonun fuayesi, aynı zamanda yapının avluya bakan iç dolaşım sisteminin bir parçasıdır. Fuayenin, salon programları dışında da sergi mekânı olarak kullanılabilmesi ve günlük dolaşımın bir parçası olması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda fuaye, salonun değişken programlarını dışarıya duyuran ve yapının kamusal yaşamıyla ilişkilendiren bir ara mekân olarak Kurşunlu Caddesi’ne doğru konumlandırılmıştır.
İdari işler başkanlığı ofisleri, Kurşunlu Caddesi’ne kıyasla daha açık bir alana yönelmesi amacıyla Turgut Reis Caddesi’ne doğru konumlandırılmıştır. Çok amaçlı salonun balkon kotuna yine bu kattan, salona ait fuaye üzerinden ulaşılabilmektedir.
Daire başkanı, sekreterya ve toplantı salonu bu katta konumlandırılmıştır. Hem çok amaçlı salon hem de idari birimler tarafından çeşitli etkinliklerde kullanılması öngörülen etkinlik terası, Kurşunlu Caddesi’ne doğru yönlendirilmiştir. Bu terasın, yapının farklı kullanım alanlarını bir araya getiren ve etkinliklerin açık alana taşmasına olanak sağlayan bir mekân olarak kullanılması hedeflenmiştir.
Kütlesi olabildiğince boşaltılan zemin kotunu, yapının geriye kalan diğer programlarını taşıyan bir baza olarak tanımlayabiliriz.
Baza üzerinde yükselen üst kütle, yan yana gelen beşik çatı formlarından oluşan üç koldan oluşmaktadır. Bu kollar genel olarak; birinci kolda atölye ve ofisleri, ikinci kolda avlu ve fuayeleri, üçüncü kolda ise çok amaçlı salonu kendi çatısı altında barındırmaktadır.
Beşik çatı formları Kurşunlu Caddesi’ne doğru uzanarak yapının farklı yönlerden farklı biçimlerde algılanmasını sağlamaktadır. Turgut Reis Caddesi ve Atatürk İ.Ö.O. tarafından bakıldığında yapı, beşik çatıların oluşturduğu üst siluetle birlikte daha sade ve dikdörtgen prizmatik bir karakter sergilerken, Kurşunlu Caddesi yönünde kütleye kazandığı açı ve beşik çatı kesitleri sayesinde bu sade prizmatik algıdan ayrılarak kendine özgü bir form kazanmaktadır.
Muğla’nın iklim yapısı göz önüne alındığında yapının baza üzerinde duran kütlesinin yaz ve kış aylarında daha verimli ısı kontrolü sağlanması açısından cepheler çift cidar olarak tasarlandı.
Kuzey ve güney cephelerinin ikinci cidarı, önceden üretilmiş beyaz boşluklu hafif beton tuğlalar ile oluşturulmuştur. Kuzey cephesinde gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla, delikli tuğlalar bazı bölümlerde eksiltilerek arkasındaki cepheye göre artiküle edilmiştir.
Kurşunlu Caddesi’ne bakan üçüncü cephe, batı yönüne yönelmesi nedeniyle güneş kontrolü açısından farklı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci cidar, batı güneşini filtrelemek ve yapıya ulaşan güneş ışınımını azaltmak amacıyla beyaz terakota malzemeden üretilmiş düşey çubuklarla oluşturulmuştur. Böylece cephe, hem güneş kontrolünü sağlayan hem de yapının Kurşunlu Caddesi’nden algılanan karakterini güçlendiren bir katman olarak ele alınmıştır.