Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Kontuar Pera, İstanbul'da yer alıyor.
Kontuar Pera, Beyoğlu’nun Meşrutiyet Caddesi üzerindeki Passage Petits-Champs’ın giriş katında yer alır. Pasajın adı, 19. yüzyılda Tepebaşı yönünün “Petit Champs des Morts” (Küçük Mezarlık) olarak anılmasından gelir; bu isimlendirme bugün de yapının cephesinde okunabilir durumdadır. Dönemin çoğu Beyoğlu pasajı gibi, Passage Petits-Champs da ticaretin, sanatın ve gündelik sosyal hayatın iç içe geçtiği, sokağı iç mekâna bağlayan karma bir kullanım biçimi üzerine kurulmuştu. Yapı, İstanbul’un kozmopolit dönemine ait bu mimari geleneğin bir parçası olarak, kentin kültürel hafızasında yerini korumaktadır.
Son yıllarda pasaj kültür-sanat hayatına yeniden kazandırılmış; bu süreçte Tabanlıoğlu Mimarlık’ın da ofislerini bu yapıya taşımasıyla, Passage Petits-Champs, Beyoğlu’nun tarihi dokusu içinde çağdaş bir üretim ve buluşma noktasına dönüşmüştür. Kontuar Pera projesi, bu yeniden canlanma sürecinin bir uzantısı olarak, yapının giriş katında hayat bulmuştur.
Mustafa Otar’ın şefliğini üstlendiği Kontuar Pera için geliştirilen vizyon, gastronomiyi yalnızca servis edilen ürün üzerinden değil, üretim ve pişirme sürecinin mekânsal olarak görünür kılındığı bütüncül bir deneyim olarak ele alma ihtiyacından doğmuştu. Şefin benimsediği brutalist mutfak anlayışı — ürünü, tekniği ve süreci merkeze alan, gösterişten ve fazlalıktan arınmış bir yaklaşım — mekânsal kurgunun da ana referans noktasını oluşturdu. Açık ateşte pişirme, dinlendirme ve yeniden pişirme gibi zamana yayılan ve ustalık isteyen tekniklerin mutfağın çalışma biçimini belirlemesi, bu süreçlerin mekân içinde saklanmadan deneyimin bir parçası hâline getirilmesini tasarımın temel gerekliliği hâline getirdi. Buna paralel olarak, mekânın gece ilerledikçe müzikle birlikte farklı bir sosyal karaktere bürünebilmesi de tasarımın belirleyici maddelerinden biriydi.
Restoranın kimliğini belirleyen açık ateş, mekânın merkezine, giriş anından itibaren algılanabilecek biçimde yerleştirilmiştir. Bu konumlanış genel organizasyonu doğrudan şekillendirmiş; tüm mutfak operasyonunun görünür olduğu yemek ve içki barı mekânın uzun kenarı boyunca, oturma düzeni ise karşı hat boyunca kurgulanmıştır. Böylece üretim süreci, restoran deneyiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Mekânın gece saatlerinde farklı bir atmosfere dönüşebilmesi amacıyla tüm mobilyalar hareketli tasarlanmış, restorana masa düzeninde 44, bar oturumunda 16 olmak üzere toplam 60 kişilik bir kapasite kazandırılmıştır.
Tasarım sürecinde yapının mimari karakteri, restoranın kimliğinin taşıyıcı unsurlarından biri olarak değerlendirilmiştir. Özgün tuğla duvarlar olduğu gibi bırakılmış, tarihi yüzeylere eklemlenen tüm yeni müdahaleler minimum temas ilkesiyle kurgulanmıştır. Açık ateşin bulunduğu bölümde, özgün tuğla duvarların önüne benzer karakterde ikinci bir tuğla yüzey yerleştirilerek hem yangın güvenliği hem fiziksel koruma sağlanmıştır.
İç mekâna hâkim üç ana malzeme ahşap, paslanmaz çelik ve epoksidir; açık ateş üzerindeki davlumbaz paslanmaz çelik bir kutu içinde gizlenmiş, aynı malzeme hazırlık tezgâhında ve içki barı arkasında sürdürülmüştür. Paslanmazın endüstriyel etkisini dengelemek amacıyla belirli yüzeylerde ahşap paneller kullanılmış, zemin koyu kırmızı epoksi ile kaplanarak mekânın et restoranı kimliğine referans verilmiştir. Barın karşı duvarında denizlik hizasına kadar uygulanan ahşap lambri paneller ise hem tuğla yüzeyleri korumuş hem sıcak bir atmosfer kurmuştur.
Cepheden başlayarak DJ alanı, içki barı ve yemek hazırlama bölümünü içeren lineer bir bar hattı kurgulanmış; odun ateşi fırını ve kuru et dinlendirme dolapları mekâna hâkim kısa duvarların önüne yerleştirilerek hazırlık ve olgunlaştırma süreçleri görsel bir deneyim unsuruna dönüştürülmüştür. Pasaj içinde ayrıca on altı kişilik bir özel yemek salonu tasarlanmış, burada ana salonun malzeme ve tasarım dili sürdürülürken ahşap panel duvarlar ve paslanmaz çelik bir duvar ünitesiyle mekânsal çeşitlilik sağlanmıştır.
Aydınlatmada genel hacim yerine masaların aydınlatılması hedeflenmiş, minimum müdahaleyle yerleştirilen spot armatürlere karşılık masa ve duvarlarda indirekt aydınlatma tercih edilmiştir. Zamansız bir tasarım anlayışıyla seçilen Thonet sandalyeler, özel tasarım masalar, bar ve depolama üniteleriyle birlikte klasik ve uzun ömürlü bir iç mekân dili oluşturmuş; şefin plak koleksiyonu ve DJ seti bar hattının cepheye yakın ucunda konumlandırılarak mekânın akşam saatlerinde dönüşebilir bir karakter kazanması sağlanmıştır.
Kontuar Pera, TA_ ofislerinin de yer aldığı Passage Petits-Champs’ta hayata geçen bu proje ile, pasajın tarihinde önemli bir yer tutan Beyoğlu’nun yeme-içme ve bir araya gelme kültürünün bu yapıda yeniden yeşermesine vesile olmuştur.