Selim Atak, Talip Doğu Ayan ve Tuna Han Çetin tarafından tasarlanan proje Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması'nda satın alma ödülü kazandı.
Öneri öcelikli olarak radikal bir biçimde öne çıkmadan yapının nesne odaklı görüntüsüyle daha az ilgilenilmesini, bunun yerine yaşama dair kullanımlar sunmayı ve şehir merkezinin sakince bir parçası olmayı hedefler. Bir diğer deyiş ile, dönemsel estetik kabulleri rahatlıkla okuyabildiğimiz ve gelişimindeki sürekliliği açıkça sergileyen şehir merkezinin diğer yapılarından kendini önemli görmeden dönemini yansıtmayı hedefler. Bununla birlikte yapıyı kısaca tarif etmemiz gerekirse, işlevsel dört ayak üzerinde zemin katını kamu kullanımına bırakarak yükseltilmiş bir kutudur.
Yıkılan binanın ardından oluşan boşluğun caddeye bakan cepheleri, parselin yapılaşma sınırına dayanacak şekilde kurgulanmıştır. Bu yolla sokak kesiti korunarak kent hafızasının sürekliliğini sağlamak amaçlanmıştır. Parselin güneydoğusunda, çok katlı otopark ve ilkokula komşu olan alan ise gerekli servis birimlerine ayrılmıştır. Tasarımın komşu yapıdan farklı işlevlere sahip olması nedeniyle; yapı, aynı zamanda zemin kat kurgusunun gölge ve derinlik hissini güçlendirecek nitelikli bir yırtık ile komşusundan ayrıştırılmıştır. Tüm bu kararlar doğrultusunda dikdörtgen formda bir plan şeması benimsenmiştir.
a / Yerleşim sınırlarının belirlenmesiyle öngörülen oturum alanı; servis alan ve servis veren hacimler olarak ikiye ayrılmıştır. Bu doğrultuda yapının doğu kanadı; düşey sirkülasyon, yangın kaçışları, ıslak hacimler ve depolama mekânları gibi servis işlevlerine ayrılmıştır.
b / Zemin düzleminde, geleneksel mimaride konut planının çevresinde biçimlendiği ve günlük yaşamın merkezi olan “hayat”ı anımsatan bir avlu kurgulanmış böylece sokak kotunda yapının zeminle kurduğu ilişki özgürleştirilmiştir. Dört köşesine farklı işlevler yerleştirerek belirsizce tanımlanan avlunun merkezinde dairesel bir amfi konumlandırılmıştır. Bu müdahaleyle, kullanıcının sahiplenerek zenginleştirilmesi hedeflenen mekanda, tasarım yoluyla sosyal etkileşimi başlatacak ilk adım atılmıştır.
c / Avlunun odak noktasını oluşturan amfinin üzerinde, gökyüzünü çerçeveleyen bir ışıklık (tepe feneri) önerilmiştir. Bu strüktür tasarlanırken, yapı içinden yukarı bakıldığında yapılaşmanın görüş açısına girmemesi amaçlanmıştır. Merkezinde “gök peyzajı” olarak adlandırabileceğimiz değişken bir eseri sergileyen bu çerçeve; paspartu olarak değerlendirilebilecek döşeme yüzeylerinin eklenmesiyle konik/piramidal son formuna ulaşmıştır.
Z / Avlunun daha önce belirsizce çizilen sınırları; giriş, kafeterya, kitabevi ve servis birimleri ile tanımlanmıştır. Parsel genelinde ve zemin kat döşemesinde kesintisiz olarak küp taş kaplama kullanılmış; böylece avlunun sokağın bir devamı ve kamusal alanın gölgede kalan korunaklı bir parçası olarak hissedilmesi amaçlanmıştır.
1 / İhtiyaç programında yer alan kütüphanenin yüksek bir sirkülasyon yoğunluğu yaratacağı öngörülerek bu işlev 1. kata yerleştirilmiştir. Dağılımın dijital kütüphane odağında şekillendiği plan kurgusunda, kuzey cephesine 3 adet etüt odası konumlandırılmıştır. Bu odaların hareketli bölücülerle ayrılması ve gerektiğinde farklı ölçeklerde kullanım imkânı sunan esnek bir mekân organizasyonuna sahip olması önerilmiştir.
2 / Bu kat idari birimlere ayrılmıştır. Daire başkanı odası ve toplantı odası kuzey cephesine yerleştirilmiştir. Hem bireysel hem de paylaşımlı çalışmaya olanak tanıyan personel çalışma alanı, gerekli görülürse alt mekânlara bölünebilecek esneklikte tasarlanmıştır.
3 / En üst katta 60 kişilik bir seminer/etkinlik salonu ile 80 kişilik çok amaçlı bir salon planlanmıştır. Bu iki mekâna hizmet eden fuaye alanının, çok amaçlı salonla olan sınırında hareketli bölücü paneller kullanılmıştır. Böylece ihtiyaç durumunda salonun fuayeyle birleşerek 150 kişilik kapasiteye genişleyebilmesi hedeflenmiştir.
Ç / Teras çatı olarak planlanmıştır. Sirkülasyon hacminin duvarı bir projeksiyon yüzeyi olarak değerlendirilmiş; oturma düzeni doğu-batı aksında kurgulanarak alanda bir açık hava sineması önerilmiştir. Böylece Masa Dağı ve eteklerine yayılan kent manzarası, kullanıcıya yeni bir sosyal işlev eşliğinde ve farklı bir bakış açısıyla sunulmuştur. Çatı katı döşemesi +16.54 kotunda olacak şekilde planlanmış; yerel mimari referanslara saygı duyan ve parapet çizgisini gizleyen çelik konstrüksiyon bir çevre saçağı tasarlanmıştır.
Kent merkezinde yapılacak bir yürüyüş, farklı dönem yapılarına ait cephe düzenlerinin kent dokusunda oluşturduğu düzensiz ritmi açıkça hissettirir. Bu durumun sadece Muğla iline özel olduğunu söylemek yanlış olur. Bu noktada tasarım çıkış noktasına paralel olarak kendini öne atan bir öneri getirmeyi hedeflemez, yapı düzensizliğin içinde kendi karışık ritmini sergiler.
Bu doğrultuda, zemin kotundan +0.40 cm kotuna kadar traverten kaplanarak oluşturulan hat bir kaide olarak kabul edilmiş; yapının ana kütlesi yalın ve beyaz bir hacim olarak bu kaide üzerine oturtulmuştur.
Cephe kurgusu; yatayda döşeme izleri ve düşeyde pencere açıklıklarının oluşturduğu çizgisel hatlar ile en sade halinde tasarlanmıştır.
Muğla iklimine yanıt veren masif duvar kalınlıkları ve içeri çekilen pencereler ile cephede güçlü bir ışık-gölge derinliği yaratılması ve içeri düşen ışığın kontrol edilmesi planlanmıştır. Duvar gövdesinde oluşturulan bu kesit derinliği; iç mekânda ise nişler, depolama alanları ve tesisat/ısıtma elemanları için işlevsel alanlar sunmaktadır.
Projenin hedefleri arasında ifade edilen, şehir merkezinin sakin bir parçası olma ve diğer yapılar karşısında önce çıkmadan dönemini yansıtma amacı, güçlü bir tavır olarak değerlendirilmiştir. Öneri, sözel olarak ifade ettiği bu hedefleri mimari ölçekte de büyük ölçüde karşılayabilmiştir. Bir avlu çevresinde örgütlenen kurgu, avlunun her iki cadde ile ilişkilendirilmesi sayesinde kentle güçlü bir bağ kurmaktadır. Avlu tasarımında üst katların geri çekilmesiyle gökyüzüyle nitelikli bir ilişki kurulmuş; iç avluda oluşturulan içe dönük atmosfer başarılı bulunmuştur.
Cephe tasarımında çevreyle kurulan sakin ilişki ve plan hükümlerine uyum gösterme çabası olumlu karşılanmıştır.
Bununla birlikte, projenin kavramsal yaklaşımının mimari ölçekte yeterince olgunlaşmış bir dille yansıtılmadığı; plan çözümlerinin geliştirilmeye açık olduğu gibi cephe tasarımında da daha derin bir arayışa ihtiyaç duyduğu değerlendirilmiştir.
Proje, açıklanan gerekçelerle Satın Alma Ödülü’ne layık görülmüştür.