Deniz Uygur, Semra Uygur, Özcan Uygur, Ayhan Fazlıoğlu tarafından tasarlanan proje, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması'nda 2.'lik ödülünü kazandı.
Yerine ait olmak ve kentsel dokuyla kurulan uyum, pasif bir mimari tutumun ötesindedir; bürokrasi ile kent hayatı arasındaki çatışmanın mekânsal bir manipülasyonudur. Koruma mevzuatını zamanı adeta dondurmak ister; mahalle ve mahalleli ise sürekli değişir, dönüşür, gündelik kullanım pratiklerini farklılaştırır. Proje bu gerilimi çözme iddiasında değildir, onu ana tasarım girdisi olarak kullanır. Dışarıdan bakıldığında yapı, mahalleye ait, hep oradaymış gibi duran sakin ve monolit bir kütledir; içeride ise tam bir programatik özgürleşmeyi hedefler. Yerel hafıza ile evrensel gelecek, bu yapıda aynı kesitin iki farklı yüzüdür.
Datum, biçimin ve tasarımın keyfî değil verili olduğunu söyler. Parselin hafızası bellidir: Yıkılan eski sinemanın izi, köşeyi tutan kavşak ve hemen yanı başındaki Atatürk İlköğretim Okulu… Proje, ihtiyaç programını doğrudan bu kentsel izlerin üzerine bindirir. Geleneksel Muğla evinin avlu ve açık sofa kurgusu biçimsel bir nostalji öğesi değil, mahallelinin bir araya gelme pratiklerini pekiştiren kamusal bir toplanma jestidir. İz burada sadece geçmişin verisi değildir; sinema ve bir arada bulunma hafızasını bugüne taşıyan, zeminle bütünleşmiş programın kendisidir.
Mimari karar tek bir hamleden ibarettir: Monolit kütleyi oymak. Yapı dışarıdan masif ve yekpare bir imge sunar. Cephedeki elemanlar, gün ışığının içeriye kontrollü girişini sağlarken, mahallenin mevcut cephe oranlarına öykünen tanıdık bir sima kurar.
• Anti-Mekân Minimumdadır: Sabit mekânlar bu projede anti-mekân olarak yorumlanır. İdari birimler, yangın merdivenleri ve servisler gibi dönüşemeyen “anti-mekânlar” katı bir rasyonellikle en alt sınıra çekilmiştir. İdareci bu yapının kiracısı, halk ise asli sahibidir. İdarenin kullanımı mesai saatleri bitiminde tamamen kapatılabilir; fakat yapının geri kalanı yaşamaya devam eder.
• Provokasyon Kesittedir: Geriye kalan tüm hacim, kullanıcının ve işletmecinin birlikte biçimlendireceği esnek bir alandır; aynı metrekare gün içinde defalarca farklı işlevlere hizmet eder. Koridor ve dolaşım alanları ayrı birer geçiş alanı değil, doğrudan kullanımın kendisidir. Avlunun çeper mahallerle ilişkisi, ışığın demokratik kullanımı ve zemin kotundaki ana odak ile olan akışkan ilişki yapının esas tavrıdır.
Yapının kalbi kapalı bir sahne değil, o sahnenin çevresinde toplanan hayattır. Proje, kuzeydeki doğal arazi kotunu kullanarak salonu 60 cm kadar aşağıya gömer. Bu kot farkı çift taraflı çalışır: Kapalı etkinlikte salona içsel bir odak kazandırır, dışarıya açıldığında ise arazi amfisiyle birleşip bir açık hava sahnesine dönüşür.
Zeminden çatıya doğru açılan yırtık (avlu ve teras), yapının akciğeridir. Işığı derinliklere çeker, rüzgârı yönlendirir ve doğal bir termal baca görevi görür. Havalandırma mekanik cihazlara teslim edilmemiş, kesit kararlarıyla kendiliğinden çözülmüştür. Esas kurguyu plan değil, kesit kurar.
Yapı neyse odur; süslemez, saklamaz. Renk ve kaplama reddedilmiştir. Yapı, peyzajın içinden yükselen jeolojik bir kütle gibi ele alınır.
Cephe; termal performansı artırmak ve kütlesel ağırlığı hafifletmek amacıyla mantar agregalı ve elle çekiçlenmiş (hand-hammered) monolitik beyaz betondur. Yerinde dökülür ve boyasızdır. Muğla’nın geleneksel kaba sıvalı evleri gibi zamanla yaşlanır, kirlenir ve kendi patinasını kazanır.
Çatı bir örtü değil, yapının beşinci cephesidir; yüksek kotlardan bakıldığında mahallenin çatı dokusuna uyum sağlar. Bunu yaparken çatı tepe noktalarına kadar cephe malzemesi kısmen devam ederken, avluya dönen çatı eğimleri tamamen geleneksel kiremit ile ayağa kalkar. Renk ve doku uyumunu takiben bu malzeme kurgusu adeta çatıdan aşağı akar ve avlu iç cephesinde tuğlanın boşluklu örülmesiyle bir güneş kırıcı gibi işlevlendirilir. Aynı malzeme salon kütlesi ve zemin kaplamasında da devam ettirilir. Zeminde “Sosyal Çekmece” olarak tariflenen ve iklimlendirme boşluğu olarak kesitte devam eden bu iç boşluk, malzeme kullanımı ile yapının dış imgesinden ayrışır. Malzemenin bu dolaysız ve brüt tutumu, projenin en temel etik kararıdır.
Bu proje, imar planının izin verdiği her metrekareyi doldurmayı bilinçli olarak reddeder. Emsal bir hedef değil, bir sınırdır ve yapı bilinçli olarak o sınırın altında kalır. Bu bir eksiklik değil, bir karardır — eksik bina, yapmamanın mimarisidir.
İmar hakkından feragat edilen her metrekare mahalleye avlu, teras ve kamusal alan olarak geri döner. Koruma mevzuatının kenti dondurduğu yerde bu bina bilinçli bir boşluk bırakır ve o boşluk mahallenin nefes aldığı yer olur.
Yapı biter, hayat başlar.
Yapının yer aldığı bölge için kesintisiz bir sosyal atardamar işlevi görmesi hedeflenmiş; bu doğrultuda geleneksel kat kat ayrımlar yerine günün ve haftanın ritmine göre çalışan dinamik “Zaman Halkaları” kurgulanmıştır. Şartnamede öncelikle vurgulanan genç nüfus için bir odak noktası olma niteliği korunurken; çalışan ebeveynler, esnaf ve emekliler de yapının gündelik yaşamına aktif olarak dahil edilmiştir.
Bu kurgunun temelinde “Kapsayıcı Mülkiyet” ve güçlü bir aidiyet modeli yatar: İdarecilerin kiracı, tüm bu farklı kullanıcıların ise yapının gerçek sahibi olduğu bir yaklaşım benimsenmiştir. İdarenin çalışma alanları, mesai saatleri dışında kilitlenebilen ancak yapının genel dolaşım akışkanlığını ve mekânsal niteliğini zedelemeyen esnek bir biçimde kurgulanmıştır.
Zaman ve mekân halkaları üzerinden şekillenen kullanım senaryosu şu şekildedir:
• Zemin Kat (Hayat Halkası / Sosyal Çekmece): Kent salonu, mahalle kahvesi ve fuaye tek bir kesintisiz zeminde birleşir. Avlu ve sokakla doğrudan bütünleşen bu alan, değişken etkinliklere esnekçe ev sahipliği yapar. Sabah saatlerinde emeklilerin spor veya buluşma alanı olan salon; gün içinde atölye ve çalıştaylara, akşam ve gece saatlerinde ise drama gösterilerine, sinema gösterimlerine, stand-up’a veya mahalle buluşmalarına imkân tanıyan uyanık bir platforma dönüşür. Salon önündeki açık alanın ve girişin birer fuaye gibi iç içe geçebilmesi, avlu ile bütünleşerek yapının kentle hemhal olan “Sosyal Çekmecesi”ni oluşturur.
• 1. Kat (Etkileşim Halkası / Kütüphane & Çalışma İstasyonu): Kamusal ancak sakinleşen bir katman. Küresel dijital kütüphane altyapılarına erişim sağlayan teknik donanımı, kent arşivi ve esnek ortak çalışma alanları ile özellikle öğrenciler ve genç çalışanlar için nitelikli bir odak noktasıdır. Bünyesindeki çocuk ve aile kütüphanesi ise genç çalışan ebeveynlerin yapıyla kurduğu bağı güçlendirir. İdari birimler, salon izdüşümünde bu kat ve üst katla rasyonel bir biçimde ilişkilendirilir.
• 2. Kat (Üretim Halkası / Mahalle Kulübü & Sosyal Odak): Bir lokal ve mahalle kulübü mantığıyla çalışan, yeme-içme olanaklarının atölye ve etkinliklerle iç içe geçtiği esnek bir katmandır. Islak/kuru atölyeler, baskı odaları ve çalıştay mekânları farklı kuşakları burada buluşturur. Islak atölyenin aynı zamanda mutfak sanatları atölyesine dönüşebilmesi; bu alanın yeme-içmeli mahalle toplantılarına ve özel günlerde bir aşevine ev sahipliği yapmasına imkân verir. Katlanır kapılar sayesinde üretim hacimleri, dolaşım alanları ile iç içe geçer; dolaşım alanı adeta “evin salonu” gibi işleyerek ortak sosyalleşmeyi tetikler.
Farklı jenerasyonların aynı çatı altında, günün farklı saatlerinde doğal olarak karşılaşabilme potansiyeli, yapıyı sürekli uyanık, dinamik ve kapsayıcı kılan temel güçtür.

Villa NeoX - Katmanlı Bir Yaşam Kurgusu
Katılımcı, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması
Katılımcı, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması
Eşdeğer Mansiyon, Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması
2. Mansiyon, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması