Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali (IABA) 4.5 etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen, Prof. Dr. Zekai Görgülü anısına düzenlenen “Mimarlık Öğrencileri Kolaj ve Görsel Metafor Yarışması'nda; Ezgi Payir ve Ezginur Keser’in kolaj çalışması birincilik ödülüne değer görüldü.

Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali (IABA) 4.5’in teması olan “Arada”, “Yeni Dünya Düzeninde Mimarlık ve Kent Nereye Evriliyor?” sorusunu odağına alarak günümüzün sosyal, teknolojik ve çevresel dönüşümlerini tartışmaya açmaktadır. Tema; dijital ve fiziksel, yerel ve küresel, geçmiş ve gelecek arasında şekillenen eşik durumlarına odaklanırken, bireyin ve toplumun değişen yaşam pratikleri içerisinde mimarlık ve kentin nasıl yeniden tanımlandığını sorgulamaktadır.
Bugünün dünyasında savaşların, depremlerin, ekolojik dengenin bozulmasının ve yapay zekâ ile birlikte ortaya çıkan belirsizliklerin gölgesinde yaşamaktayız. Yarışma sürecinde dahi yapay zekâdan yararlanırken aynı zamanda onun karşısındaki konumumuzu sorgulamamız, günümüz insanının içinde bulunduğu “arada kalmışlık” durumunun bir yansımasıdır. Ancak “arada olmak”, yalnızca belirsizlik ya da yönsüzlük anlamına gelmez. Aksine, yeni olasılıkların, dönüşümlerin ve umutların filizlendiği bir eşik olarak da okunabilir.
Bu kolaj çalışması, yıkım ve yeniden varoluş arasındaki ince çizgiyi görünür kılmayı amaçlamaktadır. Savaşların, afetlerin ve krizlerin izlerini taşıyan yıkık yapılar; kentlerin ve yaşam çevrelerinin kırılganlığını temsil ederken, figürlerin etrafında yer alan renkli izler yaşamın sürekliliğine ve insanın direnç gücüne işaret etmektedir. Çocukların oyunları, gündelik hayatın devam eden ritmi, dev figürün etrafa saçtığı tohumlar ve beton yüzeyleri saran bitkiler; umudun, dayanıklılığın ve yeniden üretimin metaforları olarak kurgulanmıştır.
Kentin geçmişi ve geleceği arasında kesin sınırlar bulunmadığı fikrinden hareketle oluşturulan bu görsel anlatıda, mekân farklı zaman katmanlarının üst üste geldiği bir arayüz olarak ele alınmıştır. Geçmiş ve gelecek arasındaki keskin olmayan geçişleri görünür kılan bu katmanlı hikâyede “arada olmak”; ne yalnızca geçmişin yükünü taşımak ne de geleceğin belirsizliği içinde kaybolmaktır. Aksine, tüm kırılganlıklara rağmen yaşamın sürdürülmesini, değişimin fark edilmesini ve yeniden filizlenebilecek olasılıkların görünür kılınmasını ifade eder.
Bu bağlamda “arada olmak”; ne geçmişin yükü ne de geleceğin tehdidi… Sadece şimdiye tutunmanın, fark etmenin ve yaşamın tüm zorluklara rağmen yeniden filizlenebileceğine inanmanın bir hâlidir.