ARCHIverse-Sosyal Kampüs: İzmir Uzundere’de Üniversite Kampüsü ve Mimarlık Fakültesi

İzmir Demokrasi Üniversitesi Mimarlık Bölümü ARC402 Bitirme Projesi kapsamında Dürriye Azra Yılmaz ve Türkan Sibel Atilla tarafından geliştirilen kampüs ve mimarlık fakültesi önerisi; üretimin görünür olduğu, sosyal yaşamın eğitim sürecinin bir parçasına dönüştüğü ve farklı disiplinlerin ortak mekânlarda buluştuğu bir öğrenme ortamını “Sosyal Kampüs” kavramı üzerine kurgulanmıştır.

Sosyal Kampüs

Proje, eğimli topoğrafyanın sunduğu potansiyelleri tasarımın temel girdisi olarak ele alan bütüncül bir kampüs yaklaşımına dayanmaktadır. Arazi, yalnızca yapıların yerleşeceği bir zemin değil; kullanıcı hareketlerini yönlendiren, disiplinler arası etkileşimi güçlendiren ve kampüs yaşamını şekillendiren aktif bir tasarım bileşeni olarak değerlendirilmiştir.

Master planda fakülteler, akademik ilişkileri doğrultusunda birbirine yakın konumlandırılarak aynı disiplin içerisindeki öğrencilerin sürekli iletişim hâlinde olmaları hedeflenmiştir. Mimarlık, Mühendislik ve Güzel Sanatlar; Hukuk ile İktisadi ve İdari Bilimler; Eğitim ile Fen-Edebiyat Fakülteleri kendi akademik ilişkileri doğrultusunda kümelenmiştir.

Bu kümeler, kampüs boyunca uzanan doğrusal bir sosyal dolaşım hattı ile birbirine bağlanmaktadır. Farklı kotlar arasında süreklilik sağlayan bu omurga; birlikte çalışma alanları, take-away birimleri, açık atölyeler, seyir terasları ve dinlenme alanlarıyla desteklenerek farklı disiplinlerden öğrencilerin bir araya gelip birlikte üretmelerine ve sosyalleşmelerine olanak tanımaktadır.

Kampüsün merkezinde yer alan ana meydan, öğrenci merkezi, kulüp yapıları ve merkezi laboratuvarlar gibi ortak kullanıma açık işlevlerle çevrelenerek tüm öğrencilerin buluşma noktası olarak tasarlanmıştır. Rektörlük, enstitüler, kütüphane ve yurtlar ise daha fazla mahremiyet ve odaklanma gerektiren kullanımlar olmaları nedeniyle fakültelerden ayrıştırılmış, vadi manzarasına yönelen ayrı bir bölgede konumlandırılmıştır.

Eğimli arazinin oluşturduğu ulaşım zorluklarını azaltmak amacıyla önerilen ring sistemi, iki araç girişi, ana yaya girişi ve kampüs geneline dağılan 40 durak ile erişilebilirliği güçlendirmektedir. Böylece kampüs, yalnızca eğitim yapılarının bir araya geldiği bir yerleşim değil; farklı disiplinleri ortak kamusal alanlarda buluşturan, etkileşimi ve birlikte üretimi destekleyen yaşayan bir Sosyal Kampüs olarak kurgulanmıştır.

Mimarlık Fakültesi

Master planda geliştirilen Sosyal Kampüs yaklaşımı, Mimarlık Fakültesi\’nde yapı ölçeğinde yeniden yorumlanmaktadır. Kampüsün ana yaya aksına yakın konumlanan fakülte, topoğrafya ile kurduğu ilişki ve mekânsal organizasyonuyla mimarlık eğitiminin üretim kültürünü görünür kılan dinamik bir öğrenme ortamı olarak tasarlanmıştır.

Yapı, başlangıçta tek bir bütün olarak ele alınan ana kütlenin parçalanması fikri üzerinden geliştirilmiştir. Bu karar yalnızca eğimli araziye uyum sağlamak amacıyla değil, eğitim programındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla da alınmıştır. Birbiriyle sürekli etkileşim içerisinde çalışan bölümler aynı yapı bloklarında bir araya getirilirken, oluşan boşluklar yapının sosyal ve akademik yaşamını tanımlayan temel mekânsal organizasyona dönüşmüştür.

Üretim ve Sosyal Yaşam

Kütleler arasında oluşturulan boşluk, yapı boyunca süreklilik gösterirken farklı kullanımlarla çeşitlenmektedir. Giriş kotunda sosyal bir pasaj olarak kurgulanan bu alan, kafe, kırtasiye ve ozalit gibi günlük ihtiyaç birimleriyle desteklenerek Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin karşılaşma, sosyalleşme ve dinlenme mekânı olarak çalışmaktadır. Eğitim blokları arasında devam eden aynı boşluk ise mimarlık eğitiminin üretim kültürünü destekleyen akademik bir boşluğa dönüşmektedir. Jüri mekânları, stüdyolar ve maket atölyeleri bu alana açılarak üretim süreçlerinin ortak yaşamın bir parçası hâline gelmesi hedeflenmiş; açık çalışma alanlarıyla birlikte öğrencilerin ürettikleri, tartıştıkları ve birbirlerinden beslendikleri yaşayan bir öğrenme ortamı oluşturulmuştur.

Akademik boşlukla ilişkili olarak tasarlanan fakülte şenlik alanı, mimarlık eğitimini yalnızca dersliklerle sınırlamayan esnek bir açık kullanım alanı sunmaktadır. Dönem sonu şenlikleri, açık hava workshopları, sergiler ve farklı öğrenci etkinliklerine ev sahipliği yapabilecek şekilde kurgulanan bu alan, fakülte kullanıcılarının bir araya geldiği sosyal ve üretken bir odak oluşturarak eğitim yaşamını açık mekâna taşımaktadır.

Kütlelere ana girişler bu boşluk üzerinden sağlanmaktadır. Giriş çevresinde maket atölyeleri, stüdyolar, jüri mekânları ve sergi alanları gibi aktif üretim alanlarının konumlandırılması, kullanıcıların yapıya ilk adım attıkları andan itibaren mimarlık eğitimine ait üretim süreçleriyle karşılaşmalarını sağlamaktadır. Böylece eğitim yalnızca dersliklerde gerçekleşen bir faaliyet olmaktan çıkarak yapının dolaşım alanlarına taşınmakta ve Mimarlık Fakültesi\’nin dinamik üretim kültürü mekânsal olarak görünür hâle gelmektedir.

Bağlantılar ve Ortak Mekânlar

Kampüs ölçeğinde kurgulanan sosyal dolaşım hattı, yapı içerisinde ortak kütle ile Şehir ve Bölge Planlama–Peyzaj Mimarlığı kütlesini birbirine bağlayan yarı açık bir köprü olarak devam etmektedir. Aynı zamanda giriş saçağı işlevini de üstlenen bu köprü; sergi, dinlenme ve karşılaşma alanlarıyla desteklenerek kampüs dolaşımının yapı ile bütünleştiği sosyal bir geçiş mekânı oluşturmaktadır.

Pasajın üst kotunda ise ortak kütle ile Mimarlık ve İç Mimarlık kütlesini birbirine bağlayan ikinci bir bağlantı oluşturulmuştur. Akademisyen ofislerinin de ilişki kurduğu bu geçiş alanı, öğrencilerin bireysel ve grup çalışmaları gerçekleştirebilecekleri ortak çalışma mekânlarıyla desteklenmiştir. Mimarlık bölümüne yakın konumlandırılan mimari yayınlar köşesi ise bu çalışma alanlarını tamamlayarak araştırmayı, fikir paylaşımını ve disiplin içi etkileşimi teşvik eden bir öğrenme odağı oluşturmaktadır.

Kampüsün ana yaya aksına en yakın konumlanan ortak kütle, fakültenin ortak kullanıma yönelik işlevlerini bir araya getirmektedir. Zemin katta yer alan konferans salonu ve sergi alanları, kampüs içerisinde düzenlenen etkinliklere ev sahipliği yaparken, üst katlarda fakülte yönetimi ve akademisyen ofisleri konumlandırılarak kamusal kullanımdan akademik işleyişe doğru kademeli bir mekânsal geçiş oluşturulmuştur.

Mekânsal Deneyim ve Cephe Kararları

Topoğrafya, yapının mekânsal organizasyonunu yönlendiren temel tasarım girdilerinden biri olarak ele alınmıştır. Teraslar ve farklı kotlarda oluşturulan açık alanlar araziyle bütünleşen bir dolaşım sistemi oluştururken, stüdyo ve atölye hacimleri arttırılmış kat yükseklikleri sayesinde cephede okunabilir bir kimlik kazanmaktadır. Cephe tasarımında doğal ışığı üretim mekânlarına kontrollü biçimde ulaştırabilmek amacıyla geniş cam yüzeyler ve güneş kontrol elemanları birlikte kullanılmıştır. Böylece gün ışığından etkin biçimde yararlanılırken yapının üretken karakteri dışarıdan da algılanabilir hâle gelmekte; yapı, mimarlık eğitiminin üretim süreçlerini görünür kılan ve öğrenmeyi ortak mekânlar üzerinden deneyimlenebilir hâle getiren bütüncül bir eğitim ortamı sunmaktadır.

Sonuç

Proje, eğimli araziyi yalnızca fiziksel bir veri olarak değil, mekânsal ilişkileri ve kullanıcı deneyimini şekillendiren temel bir tasarım girdisi olarak ele almaktadır. Bu yaklaşımla kampüs ve fakülte, etkileşimi, üretimi ve birlikte öğrenmeyi destekleyen bütüncül bir mekânsal kurgu içerisinde tasarlanmıştır.

Etiketler

Bir yanıt yazın