Fatih Kızılok, Beha Akbaş, Metin Çavuşoğlu’nun Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen "Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması" için hazırladığı “ARTER” isimli proje öğrenci kategorisinde eşdeğer ödül kazandı.
Kentsel Bağlam ve Makroform Kararları Proje alanı, Keçiören’in yoğun kentsel dokusu içerisinde, raylı sistem hattı ile yaya akslarının kesiştiği stratejik bir düğüm noktasında konumlanmaktadır. Merkezden dışa doğru yayılan etki çemberleri (1-2.5 km), alanın sadece yaya ölçeğinde değil, makro ölçekte de yüksek erişilebilirliğe sahip bir “aktarma ve toplanma odağı” olduğunu vurgular. Proje alanı, Osman Yüksel Serdengeçti Parkı ile Gökçek Parkı arasında bir “kentsel eşik” olarak ele alınmıştır. Fatih Stadı’nın mevcut boşluğu, yüksek erişilebilirlik potansiyeliyle projenin ana kentsel odağını tanımlarken; bu mekansal açıklık, kamusal bir çekim merkezi oluşturmak adına stratejik bir başlangıç noktası sunar.
Tasarım Süreci: Düğümden ‘Arter’e Tasarımın çevre dokuyla kuracağı mekânsal ve işlevsel bağlar ile kütle geçişleri, alanın makroform referansları doğrultusunda kurgulanmıştır. Projeyi şekillendiren temel adımlar şu şekildedir:
Mekansal Organizasyon ve Hibrit Program Proje farklı kullanıcı gruplarını hibrit bir yapıda bir araya getirir.
Kentsel Sahne ve Kesintisiz Sosyal Odak Keçiören Gökçek Parkı ve Fatih Stadı çevresi; sabahları bölge sakinleri ve yaşlıların sükunetten faydalandığı, öğleden sonraları öğrenci ve çocukların doldurduğu, akşamları ise stadyum etkinlikleriyle hareketlenen, gün boyu farklı profillere hizmet eden çok yönlü bir yapıdadır. Bu durum, alanın günün her saati kesintisiz ancak saatlere göre değişken bir yoğunlukla kullanıldığını ortaya koymaktadır.
Kuyubaşı Metro İstasyonu’ndaki yoğun kentsel hareketi doğrudan tasarımın ana girdisi haline getiren proje, insanları doğrudan alanın içine taşımayı hedefler. Kademeli olarak yükselen platformlar ve bu akışı birbirine bağlayan yaya platform köprüsü, salt birer geçiş aksı olmanın ötesinde; insanların duraklayıp toplanabildiği ve sosyal etkileşime girebildiği birer “kentsel sahne” niteliğindedir. Gökçek Parkı ile kurulan yaya ve bisiklet altgeçidi, bölgedeki yaya sürekliliğini kesintisiz hale getirerek projenin yarattığı kamusal enerjiyi tüm mahalle ölçeğine yaymayı hedefler. Spor ve kültür alanlarını merkeze alan bu yaklaşım, alanı sadece bir stadyum alanı olmaktan çıkarıp kentin nefes aldığı, dinamik bir kamusal odak noktasına dönüştürmeyi hedefler.