Ground Plan
Floor Plan
Plan Section
Dtacc Architectes tarafından Paris’te koruma altındaki bir bahçeden yola çıkılarak tasarlanan 19 ADN, kireçtaşı ve ahşap malzemelerin dengeli kullanımıyla biçimlenen bir konut projesi.
19 ADN, Paris’in yerel imar yönetmeliklerinde tarihi değeri nedeniyle koruma altına alınmış bu zemin kat bahçesinden doğmuş. Bu doğal zemin ve kompozisyon, dikey bir tasarım yaklaşımının gelişmesine olanak tanımış. Paris mimarisi ile Japon bahçesi arasında kurulan bu ilişki, insanın zemin kotundan başlayarak mimari boyunca yükseldiği bir deneyime dönüşmüş.
Kültürel miras kapsamında Paris Belediyesi tarafından korunan bu alan, iki farklı mimari kültürün dengeli bir biçimde buluştuğu mekânsal bir diyalog üretiyor. Japon detaylarının zarif ve rafine dili, Paris mimarisine entegre edilerek cadde cephesinde kireçtaşı, avlu cephesinde ise ahşap uzantısı ile ifade ediliyor. Titizlik, dinginlik ve Paris’in kentsel bağlamına duyulan saygı, projenin temel yaklaşımını oluşturuyor.
Cadde tarafındaki yapı, çevresel bağlamıyla uyumlu ve kontrollü bir mimari dil ortaya koyuyor. Sade ve çağdaş bir mimari kimlik benimsenirken, güçlü yatay etkiler Haussmann düzeninin karakteristik ritmi ile ilişki kuruyor.
Bu kurgu, kabartmaların dikey yönde yeniden yorumlanmasıyla derinleştirilmekte ve niş etkisi yaratan girintili açıklıklar aracılığıyla cepheye hareket kazandırmış. Işık ve gölge ilişkisi üzerinden zenginleşen bu yüzey, yapıya hem sakin hem de etkileyici bir derinlik katıyor.
Proje, özgün karakterlere sahip yapıların oluşturduğu kentsel dokuya uyum sağlayarak bütüncül bir mimari yaklaşım ortaya koyuyor. Cadde cephesinde geliştirilen kompozisyon, dolu ve boşluk dengesi üzerinden kurgulanarak komşu yapıların Haussmann düzeni ile uyumlu bir ritim yakalamış. Cepheye entegre edilen saksı elemanları, bu ritmi destekleyen bir katman oluştururken açık taş ve pas tonlarının birlikteliği çevredeki mimariyle dengeli bir ilişki kuruyor.
Bahçe cephesinde konumlanan ek yapı, hafif ahşap konstrüksiyonuyla tasarlanarak geleneksel Japon mimarisine referans veriyor. Ahşap direk ve kiriş sistemi, detay çözümlemeleriyle birlikte bahçeyle bütünleşen mekânsal bir süreklilik üretiyor. Bu yaklaşım, hem yapısal hafiflik hem de doğal çevreyle kurulan güçlü bir ilişki üzerinden kendini gösteriyor.
Mimari ve iç mekân tasarımı, mirasın korunması ile çağdaş tasarım anlayışı arasında dengeli bir ilişki kuracak şekilde ele alınmış. Projenin her aşamasında, arazinin hassasiyetine ve mevcut değerlerine özen gösterilerek bütüncül bir tasarım dili geliştirilmiş. Avlu cephesine eklenen ahşap yapı, geniş terasların oluşmasına imkân tanırken, asılı saksılar aracılığıyla cephenin yeşil bir katmanla bütünleşmesini sağlıyor. Japon kültüründen ilham alan bu yaklaşım, mevcut koruma altındaki zen bahçesi ile güçlü bir etkileşim kuruyor.
Bu yapı aracılığıyla, bahçenin dikey olarak yeniden yorumlandığı ve zemin kotundan çatıya kadar uzanan sürekliliğin vurgulandığı yeni bir mekânsal anlayış önerilmiş. İç mekân, açıklık ve şeffaflık üzerinden dış mekânla ilişki kurarak kullanıcıya katmanlı ve keşif odaklı bir deneyim sunan, saklı fakat güçlü bir mimari bütünlük ortaya koyuyor.
