Eşdeğer Ödül, Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması

Halil Soysal Cirit, Şimal Avcı ve Aslıhan Yaşar tarafından tasarlanan proje Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması'na eşdeğer ödül kazandı.

BAĞ-LAÇ: Bir Kentsel Bellek ve Arayüz Projesi
O zamanlar kent Sıhhiye Köprüsü’yle ayrılmıştı ikiye:
Yukarda, Kızılay tarafında zengin üsttabaka
Elçiler, memurlar, mebuslar, sanatçılar
Aşağıda, Ulus tarafında yoksul alttabaka
Memurlar, askerler, işçiler, köylüler ve sanatçılar.
Kuşkusuz zengin bağ evleri de vardı Keçiören’de
(Cengizkan, 1987).

Mekânın Ruhu

Şehirler, bünyesinde barındırdığı yapılar vasıtasıyla çevresini değiştirir, dönüştürür ve yeniden şekillendirir. Nitelikli bir yapı, sunduğu mekânsal deneyimlerle kullanıcısını yepyeni bir sürece hazırlar. Bu süreçte, yapıların kurguladığı fonksiyonlar mekânı katmanlaştırır; mekânda filizlenen bu yaşantı önce insanla yapının diyaloğuna, ardından sokaklara ve nihayetinde kentin bütününe yayılan organik bir etkileşim ağına dönüşür. Mekânın sunduğu bu kurgu, kullanıcısının belleğinde kalıcı izler bırakarak aidiyet duygusunu inşa eder.

Alana Yaklaşım ve Kentsel Bellek

Ankara’nın başkent olma süreciyle ivmelenen kentleşme pratiğinin en çarpıcı laboratuvarlarından biri hiç şüphesiz Keçiören’dir. 19. yüzyılda ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kentin nefes alanı olan, karakteristik “Ankara Bağ Evleri” ve yeşil dokusuyla öne çıkan bu kırsal sayfiye kimliği; 1950’ler sonrasındaki hızlı göç dalgalarıyla yerini önce organik bir gecekondu dokusuna, ardından ise yoğun, ayrık ve bitişik nizamlı masif bir betonarme forma bırakmıştır.

“Yık-yap” modeliyle şekillenen bu keskin mekânsal dönüşüm, ilçenin doğal topoğrafyasını ve rekreasyon alanlarını yutarken; kentsel bellekteki sayfiye, bağ, bahçe ve su (çeşme) gibi kentin karakterini yansıtan kültürel ögelerin de yitirilmesine neden olmuştur. Bölgenin doğayla kurduğu iletişim biçimi zamanla sıradanlaşmış, azalan yeşil alan ve artan betonlaşma, kentlinin nefes alma alanlarını adeta yok etmiştir.
Tüm bu tahribata rağmen, alanın gizli potansiyelleri mevcuttur. Ankara’nın yeşil koridorlarından ikisi (Ihlamur Vadisi ve Atatürk Botanik Parkları) yarışma alanının Güneyinde yer almaktadır. Bu alanların varlığının proje alanına doğrudan etkisi olmasa da yeşil alanların kent içindeki betonun arasına sızışı ve ortaya çıkan yeşil koridor kurgusu yarışma alanına üst ölçek planlamasıyla entegre edilmesi önemli bulunmuştur.Üst ölçek planlama kararı olarak; alanın kuzeyinde lineer bir aks oluşturan Gökçek Parkı ile güneydeki Osman Yüksel Serdengeçti Parkı’nı birbirine bağlayacak kesintisiz bir “yeşil koridor” tasarısı oluşturulmuştur. Mevcutta Fatih Stadyumu olarak işlevlendirilen yarışma alanı, bu yeşil koridorun kalbi ve tamamlayıcı parçası olarak ele alınmıştır.

Tasarıma yön veren temel motivasyon; kentlinin hafızasındaki “stadyum, buluşma ve spor alanı” imgelerini korurken, Keçiören’in yitip giden “bağ, bahçe ve su” belleğini modern bir kent meydanı kurgusuyla yeniden canlandırmaktır.

Tasarım Kararları ve Mekânsal Kurgu

1. Topoğrafya ve Yeşil Omurga

Alanın dört bir yanının araç yollarıyla çevrili olması ve çevre kotlarıyla kuramadığı ilişki, tasarımın en önemli potansiyeli olarak ele alınmıştır. Mevcut durumda alanın kuzey çeperinde yol ile arasında bulunan 5 metrelik kot farkı, güneye doğru sönümlenerek Fatsa Sokak ile hemzemin hale gelmektedir. Bu kot farkı, erişilebilirlik bir sorun olmaktan çıkarılarak mimari bir avantaja dönüştürülmüştür. Gökçek Parkı’ndan gelip Osman Yüksel Serdengeçti Parkı’na uzanan güçlü kentsel yeşil omurga, tasarımın ana kararıdır. İhtiyaç duyulan tüm fonksiyonlar bu omurgaya takılmış ve yeşil alanın bu yapıları sarmalaması sağlanmıştır.

2. Kentsel Kamuflaj: “Var ile Yok Arasında”

Yeşil Omurgaya eklemlenen fonksiyonların girift bir araya gelmesi mekanlar hiyerarşisi oluşmuştur. Mekanların ,Kızlarpınarı Caddesi aksında bir yeşil meydana ve yeşil çatıya dönüşmesi, mimarinin peyzajla bütünleşmesini sağlamıştır. Proje, yoğun kentsel doku içinde devasa bir kütle olarak yükselmek yerine; insan ölçeğinde kalarak adeta görünmez olmayı, “var ile yok arasında” bir eşikte durmayı tercih eder. Bu silikleşme stratejisi sayesinde Fatih Stadyumu’nun kentsel hafızada bıraktığı uzamsal boşluk zedelenmemiş, ihtiyaç programı ise kot farkının yarattığı örtü altında çözümlenmiştir. Bu bağlamda proje, salt bir yapı değil, aksların paralelliğinde şekillenen peyzajın alana sızarak mekanları kapsamasıdır.

3. Sirkülasyon ve Geçirgenlik

Lineer yeşil omurgayı dikeyde kesen önemli yaya aksları kurgulanmıştır. Batı aksında Sedefçiler Sokak (Cami) ve metro çıkışlarının bulunduğu Kızlarpınarı Caddesi bağlantısı; doğu aksında ise Fügen Sokak’tan gelen yaya sirkülasyonu yer alır. Bu sayede kentsel geçirgenlik maksimize edilmiş; alan, kentlinin doğal bir buluşma, kavuşma ve etkileşim merkezine dönüştürülmüştür.

4. “Tribün Setlenmesi” ve Bağcılık Belleği

Tasarımın ana mekânsal kurgusu, alanın geçmişteki toplanma işlevine bir saygı duruşu niteliğindeki “tribün setlenmesi” etrafında şekillenir. alanın tasarım karakteri olan bu amfi-teraslama kurgusu, yalnızca eski Fatih Stadyumu’nun tribünlerini anımsatmakla kalmaz; aynı zamanda Ankara’nın kaybolmaya yüz tutmuş bağ terasları geleneğine çağdaş bir referans verir.

Bu teraslamalar, salt yapısal ögeler değil, yaşayan birer kentsel hafıza mekânıdır. Teras çardaklarında ve açık hava atölyelerinde, Ankara’nın kireçli toprağına ve sert iklimine dirençli Hasandede, Kalecik Karası, Ankara Çavuşu ve Parmak Üzümü gibi geleneksel asma türleri konumlandırılarak bağcılık kültürü fiziksel bir deneyime dönüştürülmüştür.

Teraslar arası kademelerle alandaki kot farkları çözülürken kademelerin arasındaki yeşil alan ve sert peyzaj ile spor sahaları ,açık hava etkinlik amfileri, bağlum çeşmeleri , deckler, gibi mekanlar tanımlanmış olur.

5. Fonksiyonel Dağılım

Alanın çok katmanlı yapısı şu fonksiyonları barındırır:

• Kütüphane, çok amaçlı salon, STK birimleri ve atölyeler.
• Açık hava sahnesi ve deneysel sahne.
• Spor sahaları ve kapalı spor odalası
• Emekli Lokali
• Kafe ve kreş birimleri.
• Kültürel Bellek Odakları: Geleneksel üzüm türlerinin yetiştirildiği bağ deneyim alanları, açık hava bağcılık atölyeleri ve Bağlum çeşmeleri.

Sürdürülebilirlik, Ekolojik Yaklaşım ve Flora

Proje, kentsel yaşama sadece sosyal değil, ekolojik boyutta da pozitif katkı sunmayı hedefler. Alanın peyzaj karakteri, yerel ekosistemi destekleyen ve az su tüketen (xeriscape) bir stratejiyle kurgulanmıştır.

• Akustik ve İklimsel Kabuk: Yoğun ağaçlandırma ve peyzaj setleri, çeperdeki araç trafiğinin gürültüsünü filtreleyen doğal bir akustik kabuk işlevi görür. Bu dış çeperde Ankara’nın zorlu iklimine dayanıklı Lübnan Sediri gibi herdemyeşil ağaçlar rüzgâr ve ses perdesi oluştururken, yeşil omurga boyunca uzanan yaya akslarında hızlı büyüyen ve geniş gölge sağlayan Çınar Yapraklı Akçaağaçlar tercih edilmiştir. Kentsel hafızayı tazelemek adına odak noktalarına Ankara Armudu ve Hünnap ağaçları yerleştirilmiştir.
• Kurakçıl Peyzaj (Xeriscape) ve Su Yönetimi: Ankara’nın kurak step iklimine uygun olarak su tüketimi minimalize edilmiştir. Yapısal teras aralarında ve zemin örtüsünde kentsel ısı adası etkisini düşüren gümüşi yapraklı Süs Yavşanı, erozyonu önleyen Ardıç türleri; polen taşıyıcıları alana çekerek biyoçeşitliliği artıran Lavanta ve Biberiye gibi aromatik ve dayanıklı çalı grupları kullanılmıştır. Ayrıca teras çatılarda toplanan yağmur suları, gri su olarak bu peyzajın sulamasında değerlendirilecektir.
• Yeşil Çatılar ve Pasif İklimlendirme: Yapıların üzerini örten yeşil çatılar ve geniş teras saçakları, mekânları yazın kavurucu sıcağından, kışın ise ayazından korur. Teras yarıkları ve avlular sayesinde maksimum doğal aydınlatma ve doğal havalandırma sağlanır.
• Yerel Malzeme: Peyzaj setlerinde ve yapı sağır cephelerinde karakteristik sarı Ankara Taşı (Andezit) kullanılarak hem yerel kimlik vurgulanmış hem de düşük karbon ayak izi hedeflenmiştir.

Strüktür ve Yapım Sistemi

Tasarımda, betonarme ve çelik sistemin entegre edildiği karma (hibrit) bir yapım sistemi öngörülmektedir. Modüler aks sistemi sayesinde üretim ve işçilik maliyetleri optimize edilirken, çelik strüktürün getirdiği hızlı uygulanabilirlik ve hafiflik avantajlarından faydalanılacaktır.

İşletme Modeli ve Ekonomik Sürdürülebilirlik

Alan, kentlinin kullanımına açık kamusal bir zemin sunduğundan “katılımcı bir işletme modeli” benimsenmiştir. STK birimleri, çok amaçlı salon, tiyatro ve kreş gibi sosyal donatılar belediye iştirakleri tarafından yönetilirken; kafe, bağcılık deneyim merkezi, özel atölyeler ve spor sahaları gibi gelir potansiyeli yüksek alanlar özel kurumların işletmesine açılarak kompleksin kendi kendini finanse etmesi sağlanacaktır.

Sonuç

Bu kentsel tasarım projesi; kentin unutulan tarihsel ve kültürel belleğini, mekânı günümüz kentsel ihtiyaçları doğrultusunda yeniden kodlayarak diriltmeyi amaçlamaktadır. Proje, içe dönük ve izole bir stadyum yapısını; dışa dönük, geçirgen, doğayla barışık ve toplumsal olarak kapsayıcı bir “kentsel arayüz” olarak yeniden işlevlendirmektedir.
Keçiören’in kolektif belleğindeki Fatih Stadyumu imgesi, Ankara’nın topoğrafik kökleri ve asırlık bağcılık kültürüyle harmanlanmış; neticesinde kentliye nefes aldıran, ekolojik, estetik ve çağdaş bir kamusal yaşam alanı armağan edilmiştir.

 

Etiketler

Bir yanıt yazın