VIB architecture tarafından Fransa’nın Évreux kentinde tasarlanan enstitü, tarihi bir hastane alanında konumlanan eğitim yapısı ile otopark işlevini tek bir kütlede bir araya getirerek kentsel dönüşümü destekleyen kullanıcı odaklı bir mimari yaklaşım sunuyor.
Sağlık mesleklerine yönelik eğitim, yoğun çalışma temposunu, zorlu öğrenme süreçlerini ve insan odaklı ilişkileri destekleyebilecek mekânsal çözümler gerektirir. Évreux’da konumlanan Eure Paramedical Training Institute (IFPE), gelişmiş eğitim altyapısını peyzaj bağlamı ve çevresel duyarlılıkla bir araya getiren bütüncül bir mimari yaklaşımla bu ihtiyaca yanıt veriyor. Proje, insan odaklı yaklaşımını peyzaj ve yaşam sistemleriyle kurduğu güçlü ilişki üzerinden görünür kılıyor.
Évreux şehir merkezindeki Saint-Louis bloğunda yer alan proje, antik ve Orta Çağ izleri taşıyan eski bir hastane arazisi üzerinde yükseliyor. Kentsel dönüşümün ilk adımı olarak ele alınan yapı, karma kullanımlı yeni bir yerleşim dokusunun parçası haline geliyor. Katedral çevresindeki hassas bağlam içinde geliştirilen proje, hem tarihi sürekliliği gözetiyor hem de kentsel yaşamı yeniden canlandıran bir rol üstleniyor. Eğitim yapısı ile 318 araç kapasiteli otoparkın tek bir kütlede çözülmesi, arazi kullanımını optimize ederken farklı kullanıcı gruplarının ihtiyaçlarını dengeli biçimde karşılıyor. Yapının merkezinde konumlanan bitkilendirilmiş avlu, Saint-Louis Parkı ile görsel ve mekânsal süreklilik kurarak iç mekâna doğal ışık taşıyor.
Paramedikal eğitim enstitüsü ile otopark yapısı, tek bir bütün içinde kurgulanırken farklı yönlerde farklılaşan cephe karakterleriyle okunuyor. Kuzey cephesi, kentsel dokuya uyum sağlayan ritmik açıklıkları ve düşey vurgusuyla kamusal bir yüz oluşturuyor. Güney cephesi ise balkonlar, dış dolaşım elemanları ve yatay çıkmalarla daha geçirgen ve biyoklimatik bir yaklaşım sunuyor.
Yapı, eğitim ve hareketlilik gibi farklı işlevleri tek bir organizasyon içinde bir araya getirirken, zaman içinde dönüşebilecek esnek bir sistem öneriyor. Yeşil katmanlar, geniş balkonlar ve teraslı eğitim alanları, peyzajla doğrudan ilişki kuran açık mekânsal uzantılar oluşturuyor. Cephe tasarımı, düşey ve yatay elemanların dengesiyle katı ve boşluk ilişkisini dinamik bir kompozisyona dönüştürüyor. Malzeme ve yapı elemanları, yalnızca işlevsel gereksinimlere yanıt vermekle kalmıyor, aynı zamanda mimari ifadenin temel bileşenine dönüşüyor.
Yaklaşık 5.000 metrekarelik bir alana yayılan yapı, 660 öğrenciye hizmet verecek şekilde planlanıyor. Amfi, derslikler, simülasyon alanları ve ortak kullanım mekânları, eğitim sürecini destekleyen bütüncül bir kurgu içinde ele alınıyor. Merkezi atriyum, doğal ışığı iç mekâna taşıyan bir çekirdek oluştururken, tüm katlar arasında mekânsal süreklilik sağlıyor. Büyük açıklıklarla kente açılan konferans salonu, yapının kamusal karakterini güçlendirirken, farklı etkinliklere ev sahipliği yapabilecek esnek bir kullanım sunuyor.
Proje, çevresel performans kriterlerini gözeten bir yaklaşımla geliştirilmiş olup düşük karbonlu ve yerel malzeme kullanımıyla dikkat çekiyor. İç mekânda doğal malzemeler ve sıcak tonlar tercih edilerek kullanıcı konforu ön plana çıkarılıyor. Ham toprak tuğlalar, ahşap elemanlar ve özel tasarım mobilyalar, hem mekânsal kaliteyi artırıyor hem de öğrenme ortamını destekleyen bir atmosfer oluşturuyor.
Cephelerde kullanılan mineral yüzeyler, bölgenin doğal renk paletine referans vererek yapıyı çevresiyle bütünleştiriyor. Beton, taş ve ahşap gibi malzemelerin birlikte kullanımı, hem dayanıklılık hem de görsel çeşitlilik sunan dengeli bir yapı dili oluşturuyor.
Proje, kent merkezinde yer almasına rağmen peyzajla güçlü bir ilişki kuruyor. Yerel bitki türlerini içeren peyzaj tasarımı, biyolojik çeşitliliği desteklerken açık alan kullanımını teşvik ediyor. Yeşil çatılar ve bitkili avlular, hem çevresel performansı artırıyor hem de kullanıcılar için nitelikli açık mekânlar sunuyor
