Purcell tarafından tasarlanan Shoemakers Museum, İngiltere’de yer alıyor. Müze binası, tuğla ek yapı ile birbirine bağlanan bir malikane ve ahırın restore edilmesi ile oluşturuldu.

Fotoğraflar: Nick Guttridge
Bir hayır kurumu olan Alfred Gillett Trust için tasarlanan müze; fosil koleksiyonlarına ve ayakkabı üretimine dair sergilere ev sahipliği yapmasının yanı sıra 200 yıl önce Street köyünde kurulan ayakkabı markası Clarks’ın tarihine de ev sahipliği yapıyor.

Ön cephesinde kolonat bulunan tuğla ek yapı, 16. yüzyıldan kalma malikane ile 17. yüzyıldan kalma ahırı birbirine bağlayarak yeşil alan etrafında L formunda bir kütle oluşturuyor.
Ayakkabılara adanmış galeri mekanları, iki katlı tuğla ek yapıda konumlanıyor. Fosil koleksiyonları ise restore edilen ahırda sergileniyor. Kafe ve ofisler ise malikanede yer alıyor.

Ek yapının üst bölümü, tuğla işçiliği ile oluşturulmuş zikzaklı dış cephesi ile dikkat çekiyor. Cephede kullanılan teknik, tuğlada çıkıntı ve girintiler oluşturarak hareketli bir yüzey elde edilmesini sağlıyor.

Bu dekoratif cephe, eski Clarks fabrikasının çatı formuna ve ayakkabı tasarımlarındaki detaylara (örneğin delikli brogue yüzeyler ve zikzaklı kumaş kenarlar) referans verecek şekilde tasarlanmış.
Müze duvarlarının bazı bölümlerinde, fosil izleri bulunduran Blue Lias kireçtaşı kullanılmış.

“Clarks’ın tasarım dilini, zarif tuğla detaylarıyla tercüme ettik. Bu yaklaşım, özgün bir dil yaratmamızı sağladı. Aynı zamanda içerideki zanaat ve kaliteyi dışarıdan hissedilir hale getirdi.”
Purcell

Shoemakers Museum için geliştirilen tasarım yaklaşımı, hem koleksiyonun konusunu hem de Street’in tarihini görünür kılmayı amaçlıyor.

“Shoemakers Museum, olağanüstü bir programdı. Proje kapsamında birbirinden çok farklı iki tescilli yapıyı ‘ayağa kaldırarak’ bir araya getirdik ve özgün bir müze tasarladık. Kullandığımız her bir malzeme, yapının bağlamını vurgularken aynı zamanda mekanın, üretimin ve zanaatın hikayesini anlatıyor. İki yüz yıl boyunca bu ayakkabıları üreten kuşakların hikayelerine ev sahipliği yapacak bir mekan oluşturduk ve burada, topluluğun kendi emeğini ve mirasını onurlandırabileceğini umuyoruz.”
Purcell