Dabbagh Architects, BAE’nin İlk Müzesini Yenileyip Genişletti

Dabbagh Architects, BAE’nin İlk Müzesini Yenileyip Genişletti

Dabbagh Architects, Abu Dhabi’ye bağlı Al Ain kentinde yer alan Al Ain Müzesi’ni yenileyip genişleterek Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk müze yapısını çağdaş bir mimari yaklaşımla yeniden ele almış. Proje kapsamında, kerpiçten inşa edilmiş Sultan Kalesi restore edilirken, inşaat sürecinde ortaya çıkarılan arkeolojik kalıntılar da tasarıma entegre edilmiş.

Fotoğraflar: Gary O’Leary

Bölgenin tarihine ve arkeolojisine adanan müze, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Al Ain Vahası’nın hemen yanında konumlanıyor. Çalışma, 20. yüzyılın başlarına tarihlenen kale yapısı ile 1960’larda inşa edilen, ülkenin ilk müze binasını, çağdaş bir ek yapı aracılığıyla bir araya getirerek mimariyi “hafızanın taşıyıcısı” olarak ele alıyor.


Sumaya Dabbagh, müzenin 8.000 yılı aşkın bir geçmişi görünür kılmak üzere tasarlandığını ve anlatının bizzat mekânın kendisi tarafından yönlendirildiğini vurguluyor:

“Burada somut mimari form; hafıza, kimlik ve mekân gibi soyut kavramların deneyimlendiği bir çerçeveye dönüşüyor ve geçmiş, bugün ve gelecek arasında süreklilik sağlanıyor.”


Proje kapsamında Dabbagh Architects, kerpiçten inşa edilmiş büyük kale yapısını ve yuvarlak köşe kulelerini restore ederken, tek katlı özgün müze binasını da yenilemiş. Bu iki tarihî yapının yanına eklenen çağdaş uzantı, mevcut yapılarla birlikte bir giriş meydanı tanımlıyor. Yeni ek yapı, küçük avlularla birbirine bağlanan bir dizi bloktan oluşuyor.

“Arkeologlar, konservatörler ve kültürel miras uzmanlarıyla yakın bir iş birliği içinde çalıştık; alanın sahip olduğu çok katmanlı tarihsel yapının mimari yanıtı yönlendirmesine izin verdik. Bu koşulları yalnızca birer kısıt olarak ele almak yerine, mirası korurken aynı zamanda onun zaman içindeki sürekliliğini ortaya koyan bir müze tasarlamak için fırsat olarak benimsedik.”


İnşaat sürecinde alanda bir mezar yapısı ile sulama kanalları ve kuyulardan oluşan bir sistemin keşfedilmesi, projenin yeniden ele alınmasına yol açmış. Bu arkeolojik buluntular, bulundukları yerde korunarak sergilenebilecek şekilde tasarıma dahil edilmiş.


Müzedeki bazı büyük galeri mekânları, doğrudan bu arkeolojik kalıntıların etrafında kurgulanıyor.

Bu arkeoloji odaklı galeriler, komşu kaleyle ilişki kurmak ve diğer mekânlardan ayrışmak amacıyla yontulmuş kireçtaşı yüzeylerle tamamlanmış. Buna karşılık, beyaz küp anlayışıyla tasarlanan sergi alanlar, kafe, mağaza, araştırma kütüphanesi, konservasyon laboratuvarları ve ofislerle birlikte parlak beyaz sıvalı yüzeylerle tanımlanıyor.

Dabbagh Architects, müzenin ziyaretçilerde mekânla güçlü bir bağ kurmasını hedefliyor:

“Müze; düşünmeye, anlamaya ve aidiyet duygusuna alan açacak şekilde tasarlandı. Ziyaretçilerin mirası yaşayan bir süreklilik olarak deneyimlemesini istiyoruz.”

Projenin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin zengin tarihine dair daha derin bir farkındalık ve kültürel kimliğe yönelik yenilenmiş bir gurur duygusu yaratması amaçlanıyor.

Etiketler

Bir yanıt yazın