Vedat Tokyay'ın yazdığı "Kentin ve Mimarlığın Anahtarı Olarak Saydamlık" adlı kitap, Literatür Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Kitabın tanıtım metninden:
Bu kitap, genellikle mimarlık eğitiminde verilmeyen, ancak tasarımın çok önemli bir aracı olan saydamlığı anlatmayı hedefliyor.
Saydamlık, Görülür Saydamlık ve Olgusal Saydamlık olmak üzere iki bölüm halinde ele alınıyor. Görülür saydamlık, günışığının mimariye girişiyle birlikte mekanın oluşumunu anlatırken Olgusal saydamlık, mimari yapının yarattığı biçim, ışık ve mekânsal örgütlenmeyi kullanarak Arka Planın algılanmasını sağlar. Görülür saydamlıkta, mekan ve ışık, olgusal saydamlıkta göz ve algının hedefindeki Arka Plan ön plandadır. Kitabın son bölümünde, yine Olgusal saydamlığın bir parçası olan Kentsel saydamlık da ele alınıyor. Kentsel saydamlık bölümünde, kent planının parçası olan bulvar ve sokaklar, meydan ve parklar; kolonat, arkad, pasaj ve benzeri yarı açık mekanların tümü birer kamusal mekan olarak anlatılırken, kent hakkı ve kentsel demokrasi konuları işleniyor.
Görülür saydamlık incelenirken, yapının yer aldığı Yer ve İklim ile mimarlığın ilişkisi geleneksel sivil mimari örnekleri üzerinden anlatılıyor. Daha sonra Din ve toplumların Sosyal-Ekonomik durumlarının Saydamlık ile olan ilişkilerini anlamak için Pencerelerin formları irdeleniyor. Pencere kavramı, duvar, tavan ve zeminde açılan boşluklar olarak ayrı ayrı ele alınırken, yapıların mekana günışığını alma yolları, ışık rafları ile pencerelere gelen günışığının artırılması veya denetim altına alınması, Velux çatı pencerelerinin mekana çatıdan ışık alma yöntemleri anlatılıyor. (Bu arada, kitabımızın sponsorunun Velux olduğunu belirtmeliyim)
Kitabın tümünde, görülür saydamlığın ne olmadığı da anlatılıyor. Cam cephelerde kurulmuş gökdelenlerin saydamlıkla neden hiçbir ilişkisi olmadığını anlıyoruz.
Olgusal saydamlık incelenirken, hangi araçlar kullanılırsa ARKA PLAN’ın algılanması en üst düzeyde olur sorusuna yanıtlar aranıyor. Bu araçlar, Mekânsal örgütlenme biçimi, çok katmanlılık, gün ışığının mekana alınma biçimi ile tarih-zaman bilincidir. Bu bölümde, öncelikle kent ile yapı arasındaki ilişki kurmanın farklı yolları araştırılırken, Arka Plan kentin mevcut yapısı oluyor.
Örneklerimiz, Şandor ve Sevinç Hadi’nin Milli Reasürans yapısı, Sinohetta’nın Oslo Opera binası, Ieoh Ming Pei’nin Louvre Piramiti, Sevilla’da Jurgen Mayer’in Parasol meydanı ve olumsuz örneğiyle Galataport düzenlemesidir.
Daha sonra, demokrasi ve özgürlük kavramlarını arka plan olarak alan başarılı örnekler olarak, Alman Parlamentoları (Bonn ve Berlin Reichtag) ve Bordeux mahkemeleri inceleniyor.
Dinsel mekanlarda doğanın bir arka plan olarak algılandığı örnekler arasında Çinici’lerin TBMM Meclis Cami, Finli mimar Heiki Siren’in tasarladığı Otaniemen Şapeli, Tadao Ando’nun Işık Kilisesi ve Suyun Kıyısındaki Kilise, Nevzat Sayın’ın Balçova Cemevi ve Emre Arolat’ın Sancaklar Camii yer alıyor.
Kentin tarihi veya belli bir yapının mimarlık tarihinin arka plan olduğu örnekler arasında, Zaha Hadid’in Anvers Gümrük Evi, Unilever Rotterdam ve Herzog de Meuron’un Hamburg Havencity’deki Elbfilarmoni yapıları bulunmaktadır.
Zaha Hadid, BMW Leipzig gibi bir üretim yapısında mavi ve beyaz yakalıların bütünleşmesini bir arka plan olarak ele alıyor ve olgusal saydamlığı kullanıyor.
Daniel Libeskind ise Yahudilere uygulanan soykırım ve sürgün kavramlarını arka plan olarak ele alıyor.
Ayrıca, yapının çevresindeki doğa bir arka plan olarak ele alınıyor. Bu bölümde, Şangay’daki 1000 Ağaç Yerleştirmesi, Philip Johnson’un Cam Evi ile Mies Van der Rohe’nin Farnsworth Evi, Kengo Kuma’nın Lotus Evi ve Zumthor’un Çinko Maden Müzesi örnek olarak inceleniyor.
Son yıllarda, farklı örnekleriyle ortaya çıkan kitaplıklar ile doğal çevrenin ilişkisi kendi başına bir arka plan yaratmıştır. Sinohetta’nın Beijing Kitaplığı ile Kanada’daki Calgary Kitaplığı, Steven Holl’un New York’taki New Queens Kitaplığı ve Mecanoo’nun Delft Kitaplığı örneklerimiz arasındadır.
Yapı örnekleri kronolojik olarak ele alınmadığı için, Gotik kiliseler ile çağdaş mimari veya Romanesk yapılar ile Osmanlı yapıları aynı konu çevresinde ele alınabiliyor.