Hayriye Eşbah Tunçay, Fatih Terzi, Arda Coşan, Nergis Şenkaya ve Kaan Kağızman'ın Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması için tasarladığı proje, eşdeğer mansiyon ödülü kazandı.
Kentsel Nakış, Bursa’nın doğal ve kültürel mirasını birer ilmek gibi ören, geçmişi bugünle birbirine bağlayan bir tasarım dili olarak doğmuştur. Bursa’nın geleneksel zanaatları her ilmeğe hayat vermektedir. İlmekler yarışma alanının yakın çevresindeki diğer kültürel miras ögelerine uzanmakta ve proje kapsamında nakışın narin düğüm noktalarına dönüşmektedir. Kentsel nakış, yüzlerce yıl önce ruhunu Yeşil Türbe’deki motiflere, bezemelere ve çinilere adamış nakkaşlara, bir dönemin Bursa’sını günümüzde tahayyül etmemizi sağlayan seyyahlara, Hacivat ve Karagöz’e ve daha nice hikayeye adanmıştır.
Bursa’nın Setbaşı’ndan Yeşil Külliyesi, Emirsultan Külliyesi ve Zeyniler’e kadar uzanan tarihi aksı yalnızca bir kentsel hat değil; kent hafızası, inanç ve kültürel kimliğin somutlaştığı bir koridordur. Projede, bu koridoru koruyarak geleceğe taşımak, kamusal yaşamla yeniden bütünleştirmek hedeflenmiştir. UNESCO Kültürel Peyzaj yaklaşımıyla; geçmişle gelecek arasında esnek bir arayüz tasarlamak, sürdürülebilirlik ve iklim uyumunu ön planda tutmak amaçlanmıştır. Kentin tarihsel katmanlarını korurken yaşayan kültürel pratikleri güçlendirmek; turizm, eğitim ve yerel kimliği desteklemek önceliklendirilmiştir. Projede, alanın erişilebilir, sürdürülebilir, yaya odaklı ve kapsayıcı bir dokuya dönüştürülmesi vurgulanmaktadır.
Bursa’nın renklerine yakından baktığımızda, karşımıza yalnızca bir palet değil; kentin tarihsel, kültürel ve doğal katmanlarının iç içe geçtiği çok boyutlu bir kimlik çıkmaktadır. Bu nedenle paletin ana rengini oluşturan altın sarısı, Bursa’nın yüzyıllar boyunca İpek Yolu üzerindeki ticaret kültürünü ve ipeğin sembolik değerini yansıtırken; kiremit tonları, Cumalıkızık’tan Osmanlı şehir dokusuna uzanan geleneksel mimarinin sıcaklığını ve tarihsel sürekliliğini temsil etmektedir. Mermer ve ipek tonları, kentin zanaatkârlık geleneğini ve sakin dokusunu görünür kılarken; çini mavisi, hem İznik çinilerinin sanatsal mirasını hem de Bursa’nın dere koridorlarıyla şekillenen su kültürünü ifade etmektedir. Doğa yeşili ise ‘Yeşil Bursa’ kimliğini, Uludağ’ın eteklerindeki doğal koridorları ve kentin ekolojik omurgasını simgelemektedir. Tüm bu renklerin bir araya gelişi, kentin çok katmanlı yapısını ortak bir dilde toplayan bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Bu projede, söz konusu kimliği oluşturan renklerle çalışılarak Bursa’nın tarihsel sürekliliğini, kültürel zenginliğini ve doğal peyzajını bütüncül bir yaklaşımla görünür kılmak ve bir nakış gibi örmek hedeflenmiştir.
1863 tarihli Suphi Bey haritası, meyveliklerin ve bostanların alana hakim olduğu, Uludağ eteklerinden ovaya inen peyzajda drenaj koridorlarının rahatça aktığı, mimari anlamda topoğrafyayla uyumlu ve organik dokulu bir yerleşmenin mütevazi şekilde coğrafya ile harmoni oluşturduğu bir kültürel peyzajı tanımlamaktadır. Günümüzde kentin bu doğal eşiklerin hepsini aşması ve yok etmesi projenin ele aldığı temel sorundur.
Somut olmayan kültür mirası anlamında Bursa oldukça zengindir. Kentsel mekanların ve somut olmayan kültür mirasının karşılıklı etkileşimi kenti şekillendirmektedir. Kültürel mirasını kaybeden şehirler, kimliğini de kaybeder. Kültür mirasının artık günlük yaşam pratiğinden uzaklaşması projenin çözüm üretmeye çalıştığı bir diğer konudur.
UNESCO kültürel peyzaj yaklaşımı ve yarışma şartnamesinin belirlediği hedefler doğrultusunda proje ilkeleri; kültürel süreklilik, günlük yaşamla entegrasyon, sürdürülebilirlik, erişilebilirlik ve kamusal mekân kalitesinin artırılması ve ekonomik canlanma olarak belirlenmiştir.
Proje önerisi, Bursa’nın tarihi/kültürel aksını bu aksını bu aksı dikey kesen bir sıra ekolojik akışla birlikte kurgulamaktadır. Tasarımdaki ekolojik bağlantıların belirginleştirilmesi için kentsel drenaj koridorları oluşturulmuş, zaman içerisinde yitirilen dereler yeniden canlandırılmış ve anıt yapıların orijinal yapı-peyzaj ilişkileri tekrar kurgulanarak kent içi yeşil alanlar eklenmiştir.
Anıtsal yapıların kültürel peyzaj elemanlarıyla ve çevre mahalle dokularıyla birlikteliğine özen göstererek bütüncül koruma anlayışı güden bir kamulaştırma senaryosu önerilmiştir. Yapılan hamleler, mevcutta bulunan araç ulaşımı odaklı çözümler yerine yaya odaklı kentsel deneyimleri ön planda tutan bir kamusal alanlar sistemi tanımlamaktadır.
Alanda kültür mirasının algısını güçleştiren, onunla uyumlu olmayan yapıların yerine oranları ve tasarım dilleri ile daha özgün yapıların yapılmasını mümkün kılmak adına Yeşil Cami’nin doğusundaki alanda yenileme maksatlı bir tasarım geliştirilmiştir. Aynı şekilde Hocataşkın odak alanında rehabilitasyon amaçlı görüntüyü ve kentsel akışları bloke eden kütleler kaldırılmıştır.
Odak alanlardaki uyumsuz yapıların kaldırılmasıyla hem kültür mirasının algısı güçlendirilmiş hem de kamusal akışlar iyileştirilmiştir. Doğal koridorların yeniden kazandırılması için ekolojik restorasyon önerilmiş; kent içinde kalmış kırsal doku öğelerinin korunması ve atıl alanların yeniden bostan ve meyveliklere dönüştürülmesi hedeflenmiştir.
Proje ulaşım kararları bağlamında; tarihi aksın gün içinde araç trafiğine kapatılması ve bu koridorda bir shuttle servisi ile dolaşımın sağlanmasını ve belirli saatler arasında araç trafiğinin devam etmesini öngörmüştür. Emirsultan bölgesindeki altgeçidin iptal edilmesi ile araç trafiğinin bu alanın güneyindeki Beşyolağzı sokak üzerinden sağlanması kararı alınmıştır. Yarışma alanı içinde yaya öncelikli ve engelsiz erişimi öne çıkarılarak, toplu taşıma ile yaya entegrasyonunu güçlendirmek ve odak noktalar arasında düşük emisyonlu paratransit araç ile kesintisiz bir ulaşım ağı sağlanmıştır.
Master plan, mahalle dokusundaki boşluklara yerleştirilen zanaat atölyeleri, eğitim birimleri ve yerel üretim mekânlarıyla zanaat temelli bir kurguyu benimserken; bostanlar, atölyeler ve ortak üretim alanlarıyla yerel katılımı ve kooperatifleşmeyi desteklemektedir. Kadınlar, çocuklar ve engelli bireyler için erişilebilir, aydınlatılmış ve güvenli yollarla konfor ve güvenlik artırılırken; turist rotalarının mahalle esnafı ile ilişkilendirilmesiyle kültür-turizm entegrasyonu ve yerel ekonominin güçlenmesi hedeflenmiştir. Kültürel miras çevrelerinde farklı ölçeklerde meydanlar, parklar ve yeşil alanlar tasarlanarak hem kamusal çeşitlilik hem de geçirgenlik, doğal tür kullanımı ve suya duyarlı yaklaşımlarla ekosistem hizmetleri güçlendirilmiştir. Tarihi yapıların gece algısını iyileştiren bir aydınlatma stratejisi, açık hava etkinlik alanları, geçici pop-up kullanımlar ve sokak canlandırma programlarıyla sosyal etkileşim artırılmış; boş veya atıl dükkânların el sanatları, gastronomi ve yaşayan atölyeler olarak yeniden işlevlendirilmesiyle kimlikli çevre ve yerel esnaf destek programı geliştirilmiştir. Bütün bu kararlar, kamusal-özel ortaklık modeli ve aşamalı yatırım senaryosuyla güçlendirilerek, önce düşük maliyetli altyapı iyileştirmeleri, ardından parsel ölçeğinde dönüşümlerle uygulanabilir bir sosyo-ekonomik model olarak kurgulanmıştır.
Yeşil Camii ve Türbesi:
Yeşil Külliyesi’nin bulunduğu odak; Setbaşı, çarşı koridoru ve Gökdere alanıyla etkileşim içinde olup turizm ve ticaret açısından canlı kalabilecek bir konumdadır. Bu kapsamda, bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan tarihi medresenin işlevi değiştirilerek yerel zanaatların eğitimi, üretimi ve satışının yapıldığı bir merkeze dönüştürülmesi ve çarşıyla entegrasyonunun sağlanması amaçlanmıştır. Araç trafiğini azaltan kararlarla mini meydanlar, açık hava sergi alanları ve bilgi paylaşım cepleri oluşturulmuş; Yeşil Cami meydanı ile aşevi, hamam ve türbe çevresinde malzeme uyumu ve estetik bütünlüğü gözeten bütünsel bir onarım önerilmiştir. Yeşil Cami’nin doğusundaki topoğrafik kırılmanın bulunduğu alanda rampalar, merdivenler, yeşil teraslar ve aralara yerleştirilen kapalı hacimlerle mevcutta apartmanlarla kaybedilmiş alan yeniden kamusallaştırılmış; teraslar diğer odaklara bakan yeni seyir noktaları olarak kurgulanmıştır.
Caminin hacimsel algısını etkilemeyecek biçimde terasların içine yerleşen servis ve atölye hacimleri mekânsal etkileşimi ve ekonomik canlılığı artırırken, teraslar arasındaki sirkülasyon elemanları cami kotu ile alt sokak arasında güçlü bir bağlantı kurmuş; aşevine hizmet edecek bostan yatakları ve bitkilendirme elemanları bu alanları gündelik kullanım mekânlarına dönüştürmüştür. Yeşil Türbe yanında araç odaklı altgeçidin yarattığı kapalı hacimlerin kaldırılmasıyla türbenin yeşil imajını ve nostaljik duruşunu destekleyen bir yeşil amfi tasarlanmış; mevcut ağaçların altında su oyunu ve ışık tasarımıyla türbenin algısı güçlendirilmiş ve Yeşil Külliyesi’nin hikâyesi ile mekânsal hafızasını aktaran bir düzenleme amaçlanmıştır.
Hoca Taşkın Alanı:
Hocataşkın odak alanı, morfolojik karakteriyle diğer iki odaktan ayrılır. Hocataşkın Camii ile Bayezid Paşa Medresesi arasındaki niteliksiz yapıların kaldırılmasıyla iki tarihî miras arasında fiziksel ve görsel bir bağlantı oluşturulmuştur. Geçmişte meyvelikleri ve yer yer bostanlarıyla özgün bir kültürel peyzaj niteliği taşıyan bu alanda, Karınca Deresi boyunca yapılan ekolojik restorasyon ve mahalle boşluklarına eklenen bostanlarla kültürel peyzajın canlandırılması amaçlanmıştır. Üretim ve eğitimin alanı şekillendiren temel unsurlar olması gözetilmiş; cami ve medreseyi bloke eden yapıların kaldırılmasıyla derenin ekosistem servislerini yerine getirebileceği bir koridor elde edilmiştir. Medresenin işlevi yerel zanaatler okulu olarak yeniden kurgulanmış, koridor boyunca köprüler ve adım taşlarıyla geçişler sağlanmıştır. Ayrıca kırsal karakteri yansıtan mimari kütlelerin restorasyonuyla yeşil koridor içinde yeme–içme mekânları, kitapçı ve el sanatları satış birimleri gibi kullanımlar önerilmiş; derenin mevsimsel su seviyesine uyum sağlayan teraslamalar ve basamaklı platformlarla esnek bir peyzaj ve doğa deneyimi tasarlanmıştır.
Emir Sultan Camii ve Çevresi:
Emirsultan Camii ve çevresi manevi anlamda bir odak olup, vakıf kültürünün günümüze yansımalarını deneyimletecek ve günlük ritüelleri destekleyecek bir alandır. Ancak altından geçen araç yolu, bu kültür mirasının algılanmasını ve deneyimlenmesini sınırlamaktadır. Proje, bu ulaşım aksının işlevini değiştirerek yeniden kullanımını karar olarak benimser. Kaldırılan yol bağlantısının yerine önerilen hacimlerle meydanın altı çok amaçlı bir kültürel toplanma alanı ve Türk İslam Eserleri Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Müze kamusal alanla bağlantısı güçlü olacak şekilde, Emir Sultan caminin önündeki meydanla birlikte çalışan bir alt meydana açılmaktadır. Bu alt meydan; oturma basamakları, terasları ve yeşil alanlarıyla katmanlı bir kamusal örgü tanımlamaktadır. Tasarlanan katmanlı yeşil kurgu, kamusal teraslar ve oturma basamakları; hem çevredeki ticari hacimlerin açık mekan uzantısı haline gelerek ekonomik canlanmayı sağlamış hem de turist ve yerlilerin günlük kullanımı için mekanlar tanımlayarak yemek yeme, dinlenme, oturma, vakit geçirme gibi kullanımlara olanak vermiştir.
Müze yapısı, merkezi bir galeri boşluğu etrafında şekillenmekte; bu boşluk hem yönlendirici bir mekânsal kurgu, hem de basamaklara ve duvarlara yayılan bütüncül bir sergi mekanı haline gelmektedir. Sanat eserlerine birçok noktadan bakış açıları kurgulanmış ve serbest sirkülasyonlu esnek iç mekanlar oluşturulmuştur. İki giriş de bu merkezi boşluğa açılmakta, sergi işlevi kamusal alandan algılanabilir hâle gelmektedir. Müzenin sergi hacimleriyle birlikte çok amaçlı bir salon ve esnek atölye alanları tasarlanmıştır. Böylece, müzenin yalnızca bir sergi mekanı değil aynı zamanda bir kültürel birleşme ve eğitim mekanı haline gelmesi mümkün olmuştur. İki giriş arasında sağlanan yaya sirkülasyonu müzenin iç mekanlarına teğet olarak geçerken ve sergi işlevini kamusal alandan algılanabilir kılmıştır. Böylece müze, kapalı bir yapı olmaktan çıkarak kentsel rotanın parçası hâline gelen, kültürel peyzaja entegre çağdaş bir eklentiye dönüşmüştür.