Eşdeğer Mansiyon, Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması

Murat Cellat, Hakan Topcu, Esra Seymenoğlu Kibar, Raşit Tuna ve Nilay Kocaman Önder'in Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması için tasarladığı proje, eşdeğer mansiyon ödülü kazandı.

Proje Raporu:

-KENTSEL SEKANS-

Setbaşı–Yeşil–Emirsultan Tarihi Aksı, Bursa’nın tarihsel morfolojisini oluşturan kültürel miras katmanlarını, doğal peyzaj eşiklerini ve topografyanın yönlendirici karakterini bir arada barındıran özgün bir kentsel sekans potansiyeli taşır. Vadinin oluşturduğu mekânsal akış, anıt ağaç kümelenmeleri ve çok dönemli korunması gereken yapı stoğu, bu hattı yalnızca yerel bir kamusal alan değil, aynı zamanda kentin ziyaretçi hareketlerini yönlendiren stratejik bir turizm koridoru hâline getirir. Parçalı müdahaleler sonucunda zayıflayan kamusal ilişkilenme örüntülerine rağmen bölge, üst üste binen tarihsel, kültürel ve doğal referanslarıyla yeniden bütüncül bir mekânsal okuma geliştirilmesine elverişli güçlü bir bağlamsal altyapıya sahiptir.

Kentsel Sekans, Setbaşı–Yeşil–Hocataşkın–Emirsultan doğrultusunu tarihî doku, ekolojik süreklilik ve kamusal deneyim bileşenleri üzerinden bütünleştiren üst ölçekli mekânsal bir kurgu olarak ele alınmıştır. Yöntem, her odağı “eşik–geçiş–odak” ilişkisinde konumlandırarak, kullanıcıların kentsel belleğin çok katmanlı yapısı içinde ardışık mekânsal sahnelerle ilerlediği deneyimsel bir omurga oluşturur. Vadinin yönlendirici profili, doğal bitki örtüsünün sağladığı iklimsel konfor, korunması gereken yapı stoğunun tanımladığı mekânsal ritim ve kültürel odakların görsel sürekliliği bu kurgunun temel bileşenlerini oluşturur.

Bu anlatı içinde Setbaşı Köprüsü, yaya hareketini toplayan konumu, vadinin sürekliliğini görünür kılan mekânsal ilişkileri, tarihî altyapı izlerini okutan karakteri ve Yeşil Külliyesi’ne yönelen görsel odaklarıyla sekansın başlangıç sahnesini tanımlayan birincil bileşendir. Köprüyü izleyen ilk yapı adalarında önerilen Turizm Konaklama–Ticaret kullanımları ise bu başlangıcı sosyo-ekonomik açıdan güçlendiren bir ön-odak niteliği taşır.

Planlama yaklaşımı, üç odak arasında kentsel sürekliliği yeşil altyapı üzerinden yeniden tesis etmeyi, tarihî morfoloji ile ekolojik dokuyu bütünleşik bir kamusal ağ olarak yeniden yorumlamayı amaçlayan üst ölçekli bir stratejiye dayanır. Gökdere havzasından başlayan yeşil koridor, Irgandı Köprüsü aracılığıyla Bayezid Paşa Medresesi çevresindeki meydansal odağa bağlanır; devamında Hocataşkın Deresi boyunca oluşturulan ekolojik hat ile kuzey–güney yönünde geçirgenlik güçlendirilir. Bu süreklilik, Emir Sultan Külliyesi’ne kadar uzanarak kültürel odaklar, doğal peyzaj ve topoğrafik eşikler arasında kesintisiz bir mekânsal ağ oluşturur.

Sürdürülebilir turizm yaklaşımı, kültürel mirasın fiziksel katmanları ile doğal çevrenin ekolojik potansiyellerini karşılıklı olarak besleyen dinamik bir kullanım paradigması önerir. Yeşil Caddesi’nin yayalaştırılmasıyla güney imar adalarında tanımlanan Ticaret+Turizm fonksiyonları, Irgandı Köprüsü’nün mekânsal etkinliğini artıran, iki ilçe arasındaki yaya ilişkisini kuvvetlendiren ve yeni bir kentsel cazibe zonu oluşturan bir karma kullanım alanı yaratır. Setbaşı Köprüsü’nden Davutkadı Caddesi’ne uzanan ticaret omurgası ise Yeşil Türbe çevresi, Hocataşkın Meydanı ve Emirsultan Külliyesi’nde genişleyerek kamusal yoğunlaşmayı destekleyen ardışık odak alanları üretir. Alan geneline yayılan B-3 ve B-4 yapılaşma koşulları ise ticaret ve donatı fonksiyonlarının artışıyla plan nüfusu ile fiilî kullanıcı yoğunluğu arasında denge kuran, sürekliliği destekleyen bir kentsel çerçeve sunar.

ODAK –1

Yeşil Bölgesi, Kentsel Sekans’ın anıtsal odak noktasını oluşturmakta; Yeşil Cami, Yeşil Türbe ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi farklı kotlarda konumlanan tarihî yapılar olmaktan çıkarılarak tek bir mekânsal düzlemde bütünleşik bir açık alan sistemi içinde yeniden tanımlanmaktadır. Alanın yayalaştırılması ve araçtan arındırılması, tramvay hattının yeni doğrultuları ile desteklenerek; anıtsal yapılar, sivil mimari örnekleri ve avlu niteliğindeki ara boşluklar arasında kesintisiz bir kamusal süreklilik sağlanmaktadır. Böylece Yeşil, sekansın ilk büyük sahnesi olarak tarihî doku, ekolojik süreklilik ve kamusal yaşamın yoğunlaştığı merkezî bir odak niteliği kazanmaktadır.

Bu düzenleme, bölgenin topografik karakterini okunabilir kılan, odaklar arası yaya yönlenmesini güçlendiren ve Yeşil Külliyesi’nin anıtsal algısını bütünleyen kademeli bir açık alan düzlemi oluşturur. Geçiş zonları, kontrollü açıklıklar ve duraklama noktaları, kullanıcıyı Cami–Türbe aksı, Müze ve çevredeki sivil yapılar arasında akıcı bir mekânsal ritim içinde yönlendirir. Böylelikle hem ziyaretçi dolaşımı düzenlenir hem de alan farklı kullanımlara uyarlanabilir esnek bir yapı kazanır.

Yeşil’in tek bir açık alan sistemine dönüştürülmesi, tören, sergi ve etkinlik gibi geçici kültürel programların yerleşebileceği çok amaçlı bir “kültürel platform” oluşturur. Bu platform, gündelik kamusal yaşantıyı desteklerken, dönemsel yoğunluklarda da bölgenin turistik ve sosyal kapasitesini artıran önemli bir esneklik sağlar.

Anıt niteliğindeki ağaç dokusu, gölge sürekliliği oluşturan ve mikroiklimi iyileştiren doğal odaklar olarak mekâna entegre edilmiştir. Bu bitkisel kurgu, tarihî yapıların siluetini güçlendiren, yönlendirme etkisi yaratan ve Yeşil Bölgesi’nin atmosferini tanımlayan karakteristik bir peyzaj bileşeni üretir.

Setbaşı Köprüsü’nden gelen yaya akışı, bu yeni düzenlenmiş açık alana kontrollü bir giriş sahnesiyle bağlanmakta; köprü sonrasında önerilen Turizm Konaklama–Ticaret gradyanı, Yeşil’e yönelen ziyaretçi hareketini karşılayan işlevsel bir eşik oluşturmaktadır. Böylece Yeşil’e yaklaşım, tarihî doku, turistik kullanım ve kamusal yaşamın bütüncül bir sekans deneyimiyle birleştiği bir mekânsal karşılaşma üretir.

Bu kararlar doğrultusunda Yeşil Bölgesi, Kentsel Sekans içinde “anıtsal odak sahnesi” olarak tanımlanmakta; kültürel miras, sivil mimari, ekolojik altyapı ve kamusal etkinlik potansiyellerinin kesiştiği özgün ve canlı bir yaşam alanı kimliği kazanmaktadır.

ODAK –2

Hocataşkın–Karıncadere Bölgesi, Kentsel Sekans’ın ekolojik ve kültürel geçiş zonunu oluşturan kritik bir ara odak olarak ele alınmıştır. Yeşil’in anıtsal yoğunluğundan Emirsultan’ın ritüel peyzajına geçişte bu bölge, hem bir “nefeslenme sahnesi” hem de sekansın mekânsal sürekliliğini taşıyan bağ dokusu niteliği taşır. Karıncadere’nin gün yüzüne çıkarılması ve dere boyunca oluşturulan sürekli yeşil zon, bölgeyi kuzey–güney doğrultusunda yüksek geçirgenliğe sahip ekolojik bir koridora dönüştürerek İncirli Kültür Merkezi’ne kadar uzanan kesintisiz bir peyzaj omurgası üretir.

Emir Sultan Caddesi üzerindeki özgün olmayan ve silüeti bozucu yapıların kaldırılmasıyla, Şible Camii aksı yeniden görünür hâle getirilmiştir. Bu müdahale, Emirsultan yönelimini güçlendiren bir görsel süreklilik oluştururken, Karıncadere ve çevresindeki açık alan düzenlemeleriyle birlikte bölgenin tarihî topografyasının okunabilirliğini artırmaktadır. Böylece Odak 2, sekansın iki anıtsal ucu arasında hem görsel hem mekânsal bir ara durak niteliği kazanır.

Hocataşkın Camii ve Beyazıt Paşa Medresesi’nin çevresinde tanımlanan alt meydan, araçtan arındırılarak tamamen yayalaştırılmış; kültür ve sanat odaklarının kesiştiği yeni bir kamusal merkez hâline getirilmiştir. Bu alt meydan, Yeşil’den gelen hareketin karşılandığı, Karıncadere boyunca ilerleyen ekolojik hatla buluştuğu ve Emirsultan’a yönelimin başladığı mekânsal bir düğüm noktası olarak çalışır. Medrese’nin kültür ve sanat merkezi işleviyle bütünleşen bu meydan, bölgenin sosyal hafızasını güçlendiren çok katmanlı bir açık alan organizasyonu oluşturur.

Odak alanında önerilen yeni Müze yapısı, bölgenin tarihî ve kültürel sürekliliğini çağdaş bir yorumla geleceğe aktaran bir odak elemanı olarak konumlandırılmıştır. Müze, Karıncadere’nin ekolojik bandı, Hocataşkın Camii’nin ibadet odaklı kullanımı ve Medrese’nin kültürel işlevleri arasında bir “bilgi–kültür eşiği” tanımlar, böylece sekansın bu bölümünde hem yönlendirici hem de üreten bir mekânsal sabit haline gelir.

Alanda oluşan yeni kamusal boşluklar, ölçek ve etki açısından çevresel dokuya uyumlu minimal ticaret birimleriyle desteklenmiştir. Bu yapılar, hem sosyal canlılığı artıran hem de bölgenin kültür-turizm ekonomisini güçlendiren düşük yoğunluklu kentsel içerikler sunar. Ticaret birimleri, yaya akışını yönlendiren ve meydan–dere ilişkisini pekiştiren stratejik konumlarıyla sekans içindeki ritmi tamamlar.

Bu bütüncül kararlar doğrultusunda Hocataşkın–Karıncadere Bölgesi, Kentsel Sekans’ın “ekolojik-kültürel geçiş sahnesi” olarak yeniden tanımlanmış; Yeşil’in anıtsal dokusu ile Emirsultan’ın topografik ve ritüel niteliği arasında mekânsal, görsel ve deneyimsel sürekliliği sağlayan çağdaş bir kentsel ara odak kimliği kazanmıştır.

ODAK –3

Emirsultan Bölgesi, Kentsel Sekans’ın ritüel-mekânsal final sahnesini oluşturan üst odaktır. Hocataşkın–Karıncadere’den gelen yaya omurgası, Emirsultan Meydanı’nda sonlanarak sekans boyunca oluşturulan deneyimsel akışı bu alanda yoğunlaştırır. Bölgenin teraslanan topografyası, tarihî mezarlık dokusu ve Emir Sultan Külliyesi’nin konumlandığı hâkim kot, bu odak için hem mekânsal hem de manevi bir odaklanma üretir. Böylece Emirsultan, tüm doğrultunun ritüel, kültürel ve mekânsal yoğunluğunun toplandığı doruk noktası niteliğini kazanır.

Meydana yaklaşırken Emirsultan Parkı karşısındaki yapı adası, silüet bütünlüğünü gözeten yeni bir mimari yaklaşımla yeniden ele alınmış ve bu alanda geleneksel arasta tipolojisini çağdaş bir yorumla

karşılayan bir çarşı yapısı önerilmiştir. Bu arasta, yaya omurgasının Emirsultan Meydanı’na taşınmasını güçlendiren bir “kentsel kapı” işlevi görmekte; aynı zamanda Emirsultan Hamamı Kültür Merkezi’nin tarihî siluetini görünür kılarak meydanın algısal sınırlarını genişletmektedir. Bu iki öğe, meydanın hem sosyo-kültürel hem de ticari potansiyelini artıran eşik niteliğindeki mekânsal bileşenler olarak kurgulanmıştır.

Emirsultan Meydanı, ibadet merkezli ritüel kullanımlar ile kamusal buluşma–dağılma hareketlerini dengeleyen düzenlemelerle yeniden tanımlanmıştır. Teraslanmış kotlar, gölgelikli toplanma alanları, duraklama eşikleri ve kontrollü açıklıklar, kullanıcıyı Camii’nin yönlendirici siluetine taşıyan bir mekânsal ritim oluşturur. Meydan aynı zamanda Kentsel Sekans’ın önceki odaklarında gelişen yatay akışı bu noktada daha yavaş, daha ritüel bir tempoya dönüştüren mekânsal bir final niteliği taşır.

Bölge, çok amaçlı kullanımlara yanıt verebilecek şekilde kurgulanmış; tören, mevlit, sergi, dini bayramlaşma, kültürel kutlama ve açık alan etkinlikleri gibi programlar için esnek bir kullanım düzeneği tasarlanmıştır. Bu bağlamda Emirsultan’ın yüzyıllardır devam eden Erguvan Festivali özel olarak ele alınmış; hem mekânsal organizasyon hem de projede kullanılan yapısal plastik dil, erguvan rengi üzerinden kimliksel bir bütünlükle kurgulanmıştır. Bu renk, hem tarihsel referansı hem de bölgenin ritüel atmosferini güçlendiren çağdaş bir tasarım tavrı olarak değerlendirilmiştir.
Odak 3’te önerilen bu bütüncül düzenlemeler, Emirsultan Külliyesi’nin siluetini güçlendiren, bölgenin ritüel işlevlerini mekânsal bir düzen içinde karşılayan ve sekansın diğer odaklarıyla görsel–deneyimsel bir süreklilik kuran güçlü bir kamusal alan yapısı oluşturur. Böylece Emirsultan, Kentsel Sekans’ın “ritüel kuvvet merkezi” olarak yeniden tanımlanmakta; Yeşil’in anıtsal odakları ve Hocataşkın’ın ekolojik geçiş zonu ile birlikte doğrultuyu bütünleyen final noktası niteliğini kazanmaktadır.

ULAŞIM YAKLAŞIMI;

Çalışma alanını çevreleyen ulaşım sistemi, Gökdere Bulvarı, Namazgâh Caddesi, Işıklar Caddesi, Musa Baba Caddesi, Davutkadı Caddesi ve İncirli Caddesi üzerinden şekillenen ana toplayıcı yol ağına dayanmaktadır. Bu ağ, Yeşil–Emirsultan doğrultusundaki taşıt baskısını azaltmak ve yaya odaklı bir ulaşım kurgusu oluşturmak üzere yeniden düzenlenmiştir.

Yeşil–Emirsultan–Doyuran Caddesi, İncirli Caddesi, Emir Sultan Caddesi–Toprakçı Yokuşu ve Musa Baba Caddesi–Meşeli Sokak hattında taşıt trafiği tek yön olarak planlanmış; böylece trafik yükü azaltılmış ve yaya kaldırımları genişletilmiştir. Buna karşılık Namazgâh Caddesi çift yön trafik düzenine alınarak Şehit Astsubay Oksan Altanay Caddesi ile güçlü bir bağlantı sağlanmıştır.

İncirli Caddesi ile Yeşil–Emirsultan–Doyuran Caddesi arasında kalan yolların çift yönlü kullanımı, trafiğin yalnızca ana arterlere değil ara bağlantı yollarına da dengeli biçimde dağılmasına olanak sağlamaktadır.

Alan girişlerinin en önemlisi olan 1. Yeşil Caddesi, taşıt trafiğine kapatılarak yayalaştırılmış; araç akışı Namazgâh Caddesi–Çelebi Mehmet Bulvarı üzerinden Emirsultan Caddesi’ne yönlendirilmiştir. Bu düzenleme, kullanıcılara Gökdere Bulvarı aracılığıyla Ankara Yolu, Heykel ve proje alanı arasında bütüncül bir dolaşım seçeneği sunmaktadır.

Setbaşı, Irgandı ve Boyacıkulluğu Köprüleri, iki ilçe arasındaki yaya sürekliliğinin temel bileşenleri olarak değerlendirilmiş; bu köprülerin yaya bağlantılarının güçlendirilmesi tarihî aksın mekânsal bütünlüğünü tamamlayan kritik bir strateji hâline getirilmiştir.

Alan genelinde otopark kapasitesi, özellikle tur otobüslerinin park ve yolcu indirme–bindirme ihtiyaçları nedeniyle önemli bir altyapı sorunu oluşturmaktadır. Ulaşım yaklaşımı, bu ihtiyacı çözecek bütünleşik servis alanlarını ve yönlendirici düzenlemeleri içerecek biçimde geliştirilmiştir.

Gökdere Vadisi, Yeşil Külliyesi ve Emirsultan siluetinin oluşturduğu kent panoraması ulaşım kararlarında korunması gereken bir öncelik olarak ele alınmış; bu doğrultuda açıklık alanları, silüet bütünlüğünü destekleyecek şekilde korunmuş ve güçlendirilmiştir.

DONATI ALANLARI YAKLAŞIMI;

Çalışma alanındaki mevcut donatı alanları korunmuş; okul, cami, park ve mezarlık gibi temel kamusal kullanımlar, mevcut yapı stoğu dikkate alınarak iyileştirme ve alan genişletme ilkesi doğrultusunda yeniden düzenlenmiştir. Amaç, donatıların fiziksel kapasitesini yükseltirken kentsel açık alan sistemiyle entegrasyonunu güçlendirmektir.

Alan sınırları içerisinde 5 eğitim yapısı bulunmaktadır. Bu yapıların alanları ve açık kullanım düzenleri yeniden ele alınmış; eğitim altyapısının kapasite ve erişilebilirlik açısından güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Yakın çevredeki ek okul alanları da bütüncül donatı kapasitesinin destekleyici unsurları olarak değerlendirilmiştir.

Emir Buhari Ortaokulu ve Emirsultan Anadolu Lisesi, ortak bir eğitim kampüsü oluşturacak şekilde yeniden konumlandırılmış; böylece daha güvenli, bütünleşik ve modern bir eğitim bölgesi kurgulanmıştır. Bu düzenleme, mevcut lise alanının da çevresindeki imar adalarıyla birlikte yeniden planlanmasına imkân tanımaktadır.

Yeşil Devlet Hatun Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Şerif Artış İlköğretim Okulu, bulundukları parsellerde genişletilerek açık alan kullanımlarının artırılması ve yeni yapı olanaklarının sağlanmasıyla güçlendirilmiştir.

Sosyal, kültürel ve idari tesislerde belirgin eksiklikler tespit edildiğinden; anıtsal yapılar ile sivil mimarlık örneklerinin kamusallaştırılması, hem sosyal donatı kapasitesini artıran hem de tarihî yapıların yaşatılmasını destekleyen tamamlayıcı bir strateji olarak benimsenmiştir.

Teknik altyapı açısından özellikle otopark ve enerji altyapısı yetersizdir. Turizm alanı önerileri ve Hocataşkın çevresindeki yeni konut alanları, artacak enerji talebi nedeniyle trafo kapasitesinin artırılmasını gerektirmektedir. Aynı şekilde turizm odaklı kullanım kararları doğrultusunda otobüs parkı ve servis düzenlemeleri, donatı yaklaşımının bütüncül bir parçası olarak planlanmıştır.

PEYZAJ VE AÇIK ALAN YAKLAŞIMI;

Çalışma alanının mevcut yapısal envanteri incelendiğinde yol ve kaldırım kaplamalarının doğaltaş, asfalt ve beton parke gibi birbirinden kopuk malzeme tiplerinden oluştuğu görülmektedir.

Peyzaj yaklaşımı, bu parçalı yapının bölgenin tarihsel ve mekânsal kimliğiyle uyumlu, bütüncül bir malzeme diline dönüştürülmesini hedeflemektedir. Bu doğrultuda açık alan kaplamalarında doğal taş ve bölge karakterini güçlendiren dayanıklı malzemelerin kullanılması esas alınmıştır.

Sosyal donatı elemanları — oturma birimleri, duvar üstü oturma çözümleri, gölgelik alanlar, aydınlatma elemanları, çöp kutuları ve yönlendirme tabelaları — bölgeye özgü karakteristik bir tasarım diline kavuşturulacaktır. Bu donatılar hem tarihî çevre ile uyumlu hem de çağdaş kullanım ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde yeniden tasarlanacaktır.

Su öğeleri, özellikle çeşmeler, süs havuzları ve odak noktalarından geçen açık kanal sistemi; hem tarihsel referansları hem de kamusal mekâna kattığı iklimsel–görsel değer nedeniyle geliştirilmeye açık önemli peyzaj bileşenleri olarak ele alınmıştır. Bu unsurların yenilenmesi, sürekliliğinin sağlanması ve kamusal kullanımı destekleyecek biçimde düzenlenmesi hedeflenmektedir.

Sınır elemanları — duvarlar, korkuluklar ve tel örgüler — bütüncül peyzaj anlayışı doğrultusunda yeniden değerlendirilecek; iyi durumdaki öğeler korunurken işlevini yitirmiş veya görsel kaliteyi düşüren elemanlar yenilenecektir.

Arazinin doğal topografyası nedeniyle mevcut yaya ve araç sirkülasyonu yer yer zorlayıcıdır. Bu nedenle geliştirilecek olan yaya odaklı güzergâhlar, hem erişilebilirliği artıracak hem de araç dolaşımını yönlendiren bir açık alan organizasyonu oluşturacaktır.

Korunacak yapıların ve tescilli yapıların cephe yüzeyleri peyzaj kararlarıyla birlikte ele alınarak iyileştirme, bakım ve bütüncül cephe düzeni oluşturulacaktır. Cephelerin fiziksel durumu iyi–orta–zayıf olarak sınıflandırılacak; bu doğrultuda restorasyon, bakım veya yenileme müdahaleleri belirlenecektir.

Görsel ve tarihî değer taşıyan alanların giriş–çıkış noktaları mekânsal süreklilik ve yönlendirme açısından yeniden düzenlenecek; kentsel algıyı zayıflatan, kötü görüntü yaratan donatı elemanları ve drenaj problemlerine sebep olan mevcut malzemeler kaldırılacaktır.

TASARLANAN TÜM BU SENARYOLAR BÜTÜNÜ, Setbaşı–Yeşil–Hocataşkın–Emirsultan doğrultusunu kültürel mirasın, doğal peyzajın ve toplumsal hafızanın birlikte okunabildiği bütüncül bir  sekans olarak yeniden tanımlar. Üç odak arasında kurulan mekânsal süreklilik; tarihî dokuya saygılı, ekolojik temelli ve kamusal yaşamı destekleyen çağdaş bir kentsel yaklaşımın ürünüdür.

Yeşil Bölgesi’nde anıtsal yapıların tek düzlemde bütünleşmesiyle başlayan sekans, Hocataşkın–Karıncadere boyunca ekolojik ve kültürel geçişlerle dengelenir, Emirsultan’da ritüel-mekânsal bir doruk noktasına ulaşır. Bu yapı; geçmiş ile bugünü, ritüel ile gündelik yaşamı, doğa ile kültür arasındaki ilişkileri güçlü bir kamusal omurga üzerinden yeniden kurar.

Projenin mimari ilkesi; tarihî kimliği koruyan fakat onu çağdaş mekânsal üretimle destekleyen; ekolojiyi görünür kılan fakat onu kentsel yaşama entegre eden; kamusal mekânı güçlendiren fakat her odak için özgün bir karakter tanımlayan bir yaklaşıma dayanır.

Sonuç olarak Kentsel Sekans, yalnızca bir güzergâh ya da bağlantı hattı değil, Bursa’nın tarihsel sürekliliğini çağdaş kentsel üretimle buluşturan yeni bir kamusal yaşam omurgasıdır. Bu omurga; kültürel süreklilik, ekolojik dayanıklılık ve mekânsal bütünlük ilkelerini bir araya getirerek bölgeye sürdürülebilir, okunabilir ve yaşanabilir bir gelecek perspektifi sunar

Etiketler

Bir yanıt yazın