Danimarkalı tasarımcı Julie Cloos Mølsgaard, Fransa’nın güneyindeki Lagrasse köyünde yer alan 14. yüzyıldan kalma Fransız şehir evini çağdaş mobilyalarla modernize ederek bir konukevine dönüştürdü.

Fotoğraflar: Vipp
Mølsgaard’ın yenileme çalışmaları kapsamında asırlık ev, kırmızı mermer duş, heykelsi merdiven ve alüminyum mutfak gibi iddialı parçalarla yenilendi. Danimarkalı ev eşyası markası Vipp, konaklama sektöründeki genişlemesini devam ettirerek, bu evle birlikte 12. konukevini açmış oldu.

Diğer Vipp konukevlerinde olduğu gibi, iç tasarım da markanın ürün yelpazesine odaklanıyor. Kopenhag merkezli tasarımcı Mølsgaard, binanın tarihini ve atmosferini yansıtacak şekilde ahşap, paslanmaz çelik, mermer, sıvalı duvarlar ve kaba çakıl zeminler gibi detayları özenle tasarlamış. Amacı, çevresine saygı duyan, mekânın tarihinin tasarımın temelini oluşturmasına izin veren ve sakinlik ile uyum duygusu yaratan bir ev yaratmak olmuş.

Mølsgaard, binayı yeniden düzenleyerek işe başladı ve her biri kendine özgü karaktere sahip üç kat oluşturmuş. Şehir meydanına bakan zemin kat, resepsiyon ve dinlenme alanı olarak kullanılıyor. Birinci kat artık çatı terasına bakan mutfak ve yemek odası olarak kullanılıyor; en üst katta ise bir yatak odası bulunuyor.

Tasarımcı, projeyi, “Bu alana adım attığım ilk andan itibaren mutfağın birinci katta yer aldığı ve evin kalbi haline geldiği açıktı; konukların meydandaki pazardan aldıkları taze ürünleri mutfağa getirip, ardından yemek için terasa çıktıklarını hayal ediyorum,” sözleriyle tanımlıyor.

Yeni merdiven, zemin kat alanının en önemli parçası. Bu dökme beton zikzak merdiven, yerel metal ustası Alejandro Berconsky tarafından yapıldı ve geometrik bir paravanla çevrili duvardan dışarı doğru çıkıntı yapıyor. Mølsgaard, merdivenin evin üç katını birbirine bağlarken yerel işçiliğe de saygı duruşunda bulunan, neredeyse bütünleşik bir sanat eseri gibi heykelsi ve bağlayıcı bir unsur görevi gördüğünü belirtti.

Birinci kat, anodik oksitlenmiş metal cepheleri ince bir paslanmaz çelik yüzeyle birleştiren Vipp’in V3 mutfak adası etrafında planlanmış. Ayrıca bu katta, yeşil boyalı pencerelerle uyumlu özel Pierre Frey kumaş döşemeli, Vipp Döner sandalyenin özel bir versiyonuyla birlikte dairesel bir yemek masası yer alıyor.

Mølsgaard, yatak odası takımına özel tasarım ahşap bir yatak eklemiş. Yuvarlak mermer duş teknesi odak noktası olurken daha uzun bir taş levha ise banyo malzemeleri için alan sağlıyor. Çevredeki mimari mirasa ince bir gönderme olarak, evin her yerindeki duvarlar, yakındaki Lagrasse Manastırı’nın tonuyla birebir uyumlu, sıcak bir beyaza boyanmış.

Tuvaletler ve depolama alanları, zemin kattaki ahşap bölmelerin ve yatak odasındaki aynalı kapıların arkasına özenle gizlenmiş. Mølsgaard, eski Fransız binalarında çok fazla ayna işçiliği olduğunu belirtti ve aynaları sadece dekorasyon amaçlı değil, aynı zamanda daha pratik unsurları gizlemenin güzel bir yolu olarak kullanma fikrini çok sevdiğini vurguluyor.
