Ali Önalp, Burak Yardımcı ve Mehmet Kılıç'ın "Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.
Yaklaşık 18 milyon nüfusa sahip dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul’un belki de en önemli alt merkezi olan Kadıköy, antik Byzantium kenti ile benzer yıllarda kurulmuş Khalkedon’un ardılı olmasından öte gelen zengin bir kültür mirasının üzerinde bulunmaktadır. Günümüze kadar izleri devam eden ve günlük kent hayatımızda farklı şekillerle karşımıza çıkan bu kültürel miras daha sonraki Bizans, Osmanlı ve ilk Cumhuriyet dönemlerinin farklı kültürel izlerini de bir yandan benliğinde yaşatabilmektedir. Bu kültürel zenginliğin, son yetmiş yıldan günümüze uzanan hızlı kentleşme ve göç ile birlikte ortaya çıkan metropolleşme olgusu ile harmanlaşarak dönüşmesi, Kadıköy’ü İstanbul’un en önemli ve yoğun kesişim noktalarından biri haline dönüştürmüştür. 15. ve 16. yüzyıllardan, 17.yüzyıl başı III. Murad dönemine kadar aslen isminde olduğu gibi bir köy büyüklüğünde olan semt, özellikle Osmanlı moderleşmesinin başlangıç yılları ile birlikte hızlı bir dönüşüm içine girmiştir. Yapılan yeni askeri yapılar ve demiryolu sisteminin oluşturulması ile birlikte sınırları giderek büyüyen bir yerleşim alanına dönüşmüştür.
Bugün Kadıköy, yakın çevresinde komşuluk ilişkisi içerisinde bulunduğu ağırlıklı konut yerleşim alanlarının da etkisini, sahip olduğu farklı kültür ve dinlerin izlerini taşıyan zengin kültürel kimliği ile buluşturmuş ve kentin en önemli çekim merkezlerinden biri haline dönüştürmüştür. Bu bağlamda hem sosyo-kültürel ve ticaret hem de konaklama ihtiyaçlarının adeta bir merkezi sayılmaktadır. Özellikle son 25 yıl içerisinde karar alıcılar tarafından İstanbul nezdinde yapılan “sosyo-kültürel/kent mühendisliği” kararları ile kentin multi-kültürel, özgürlükçü ve enternasyonel paydaşlarının bir buluşma, bir araya gelme, nefes alma odağına dönüşmüştür. Bir araya gelme, yekün olma hususu Kadıköy’ü sadece İstanbul’un değil tüm ülkenin en gözde, en ferah ve en gelişmiş kent parçası haline evrilmesi yönünde itici bir güç teşkil etmiştir. Birbirinden çok farklı yaşam ritüelleri, gündelik alışkanlıklar ve ilişkiler içerisinde bulunan farklı personalar Kadıköy’de bir araya gelmektedir.
Bu sosyo-kültürel dönüşüm, beraberinde gerekli kentsel ihtiyaçları ve dönüşüm gereksinimlerini de birlikte getirmektedir. Birçok dünya kentinden daha fazla kalıcı ve günlük geçici nüfusa ev sahipliği yapan ilçe, özellikle merkezi sayılabilecek alanlarda gelişen ulaşım bağlantıları ve yoğunluğu katlanarak arttırılan konut alanları ile hâlihazırda sahip olduğu hem kamusal yapılar hem de kamusal alanlar nezdinde yeterlilik gösterememektedir.
Bu bağlamda, Kadıköy’ün merkezi sayılabilecek yarışma alanı ise gün içerisinde onbinlerce insanın çeperinden kat ettiği bir kent parçası olarak belirmektedir. Kadıköy’ün tarihi ticaret ve yaya aksı olan Bahariye Caddesi’ne olan yakınlığı, rıhtımdan Moda’ya, oradan Kurbağalıdere’ye uzanan kentin en gözde kıyı kullanım aksının bitiş noktasında olması yanında bu alan, kentin ana transfer noktalarından biri olan Söğütlüçeşme İstasyonu ile komşuluk ilişkisindedir. Yakın çevresindeki konut dokusu ile canlı ticaret hayatının iç içe geçtiği alan, yakın geçmişte tamamlanmış ve kısa zaman içerisinde yenilerinin de ekleneceği Gazhane, Alan Kadıköy ve benzer birçok kültür odağı ve yakın gelecekte yapılacak yeni ulaşım hatları ile daha da yoğun kullanımlı bir kent merkezi olarak kent hayatımızdaki yerini devam ettirecektir.
Yarışma konusu proje ele alınırken bütün bu tarihsel ve güncel olgular ele alınarak ilk anlamda kent ölçeğinde karar ve stratejiler ortaya konulmuş, yapının mimari karakteri bu stratejiler ve kentsel kararlar ile biçimlendirilmiştir.
Kadıköy Belediye Binası alanı, kentin en önemli ulaşım rotalarının düğüm noktalarından birinde bulunmaktadır. Tüm metropolü bir başından diğerine kateden Marmaray ve Metrobüs hatlarının kesişim noktasında bulunan alan hem bu anlamda yoğun bir araç ve yaya akışına sahipken, aynı zamanda kentin en nitelikli kıyı rekreasyon aksının devamında adeta bir bitiş noktası özelliği göstermektedir.
Kadıköy rıhtımdan başlayarak, kısmi noktasal kesintiler göz ardı edilirse Pendik sahiline kadar uzanan Anadolu yakası kıyı promenadı, Avrupa yakası kıyı promenadı ile birlikte kent yeşil dokusunun en önemli akslarından biridir. Bu kentsel yaya promenadı son yıllarda koşulları iyileştirilen Kurbağalıdere ile birlikte Kuşdili yönüne bir kol olarak da devam etmektedir. Kurbağalıdere çeperinin koşullarının iyileştirilmesi ile birlikte ilk olarak Yoğurtçu Parkı devamında yapımı devam eden Kuşdili Parkı üzerinden bu yaya aksı Söğütlüçeşme İstasyonu’na ulaşmaktadır. Bu bağlamda bu aks günümüzde bile gün içinde birçok kentlinin İstasyon – Yoğurtçu Parkı – Moda arasında akışını sağlamaktadır. Bununla birlikte özellikle metrobüs ulaşım sisteminin son durağı olması ile önemi ve etkisi artan Söğütlüçeşme İstasyonu yakın gelecekteki yeni rotalar ile birlikte bir ulaşım mihenk noktası olma özelliğini arttırarak devam ettirecektir. Şüphesiz ki bu çerçevede yarışma alanı yakın çevresi ile birlikte ele alınmayı gerektirmektedir. Yarışma alanına dair ilk stratejiler alanın bu özelliklerine göre şekillendirilmiştir.
Projenin ana stratejileri 5 adımda özetlenebilir:
A- Kıyı Kullanımı ve Rekreatif Aks ile Entegre Olmak
B- Kent Ulaşım Arterleri ile Etkileşim – Metrobüs ve Marmaray Gerçeği
C- Yakın Gelecek Ulaşım Noktaları ile Bağlantı Kurmak
D- Bir Kent Meydanı Yaratmak
E- Komşu Yapılaşma ile Bir Sınır Oluşturmak – Kentsel Yaşam Alanı Oluşturmak
A- Kıyı Kullanımı ve Rekreatif Aks ile Entegre Olmak: Günümüzde Kadıköy rıhtımdan, gelecekte ise Salacak ve Haydarpaşa’dan başlayarak gelecek olan kıyı yaya promenadının bir kolunda sonlanan bir kent stratejisi geliştirmek
B- Bir Kent Meydanı Yaratmak: Sahil bantı, semt parkları ve vapur iskeleleri önünde oluşan kent boşlukları dışında bütüncül ve niteliksel bir kent meydanı olmayan Kadıköy’e bir etkinlik/toplanma meydanı katmak
C- Komşu Yapılaşma ile Bir Sınır Oluşturmak – Kentsel Yaşam Alanı Oluşturmak: Yakın zamanda açılacak olan Söğütlüçeşme İstasyonu ticaret yapısı ve yakın gelecekte hizmete girecek metro/tramvay durakları ile birlikte yeni bir meydana sınır teşkil eden bir yapı planlamak
D- Kent Ulaşım Arterleri ile Etkileşim – Metrobüs ve Marmaray Gerçekliği: Kentin en önemli iki ulaşım altyapısı ve bunların etki-yaklaşım alanları ile gerçekçi komşuluk ilişkileri kurmak
E- Yakın Gelecek Ulaşım Noktaları ile Bağlantı Kurmak: Planlanan Üsküdar-Kadıköy-Maltepe Tramvay hattı, Söğütlüçeşme-Yenidoğan Metro Hattı ve İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme Metro Hattı ile bütünleşik üst ölçek kararları
Yukarıda bahsettiğimiz gibi yarışma alanı sadece etrafı taşıt yolları ile çevrili, yaya ulaşımına sınırlı bir kent parçası olarak ele alınamaz. Bu alan kentin en önemli kıyı akslarından birinin kent içerisine nüfuz eden bir kolunun adeta bitiminde bulunmaktadır. Yoğurtçu Park’ından Kuşdili Parkı’na, oradan Söğütlüçeşme İstasyonu’na doğru akan bir yaya kullanımı günümüzde de güçlü bir şekilde mevcuttur. Bu akış hâlihazırda revize edilen İstasyon çevresi peyzaj kurgusu ve belki ileride başka bir yarışma konusu olabilecek muhtelif alt geçitlerin yaratıcı tasarımları ile ele alınması ile birlikte daha da kuvvetlenecektir. İstasyon çevresinin hâlihazırda tamamen yayalaştırılması durumu da bu entegrasyona değer katmaktadır. Bununla birlikte sadece kıyı bandından proje alanına olan akış değil aynı zamanda yarışma konusu yapının muhtemel kullanıcılarının, kullanım sonrası muhtemel kent içi akışlarında da bu aks önem arz etmektedir. Yeni Kadıköy Belediye Binası’nın muhtemel kullanıcısının, yapı içerisinde ihtiyacını tamamladıktan sonra, çevremizde bulunan halihazır ve gelecekteki ulaşım istasyonlarına ve rekreasyon alanlarına kesintisiz bir şekilde akışını sağlamak bir kent stratejisi olarak ele alınmalıdır. Bu bağlamda yarışma alanı kent ölçeğinde Yoğurtçu Parkı, Kuşdili Geçişi ve istasyon etrafına entegre olabilecek bir planlama ile ele alınmıştır. Yapının alana yerleşimi ve proje alanı içerisinde yaratılan doluluk-boşluk kararlarında bu husus dikkate alınmıştır.
Yukarıda farklı şekillerde değinildiği gibi Kadıköy İstanbul’un en önemli kent odaklarına sahiptir. Buna rağmen kentlilerin günlük hayatlarında daha az etkisi olan diğer birçok ilçenin sahip olduğu meydanlara nazaran kent ve kentli hafızasında yer teşkil eden bir kent meydanına sahip değildir. Bu anlamda kentliler aslen semtin kıyı şeritlerini ve mahalle parklarını açık alan kullanımı olarak değerlendirmektedir. Moda-Suadiye Sahili, Yoğurtçu Parkı, Göztepe Özgürlük Parkı ile birlikte Prof. Dr. Kriton Curi Parkı gibi birçok irili ufaklı yeşil alan bu duruma örnek teşkil edebilir. Bu durumu biraz daha açmak gerekirse Bakırköy Cumhuriyet Meydanı, Beşiktaş Meydanı, Taksim Meydanı veya Eminönü Meydanı gibi ilçe meydanlarına benzer bir etkinlik/toplanma/gösteri alanı bulunmamaktadır. Bu bağlamda Kadıköy Belediye Binası yarışması bir fırsat olarak görülmektedir. Halihazırda etrafına duvarlar ve çitlerle tamamen kapalı olan hizmet binasının çevresi ile daha entegre hale getirilerek, kent kullanımına daha açık bir şekilde ele alınması hedeflenmiştir. Yapı kütlesinin alan içerisinde konumlandırılması planlanırken bir kent meydanı yaratma fikri büyük önem teşkil etmiştir. Şu da bilinmektdir ki, meydanlar sadece sahip oldukları açıklıklarla değil aynı zamanda kendilerini sınırlayan yapılaşmış sınırlar ile de var olmaktadırlar. Bu anlamda, hâlihazırda bir tarafta, Marmaray Hattı ve istasyonu ile ticari birimlerinin, diğer tarafta ise metrobüs parklanma alanı ve çıkışının oluşturduğu fiziksel sınırlar, öneri belediye binasının belirleyeceği fiziksel sınırla birlikte ele alınmış ve A başlığında belirtilen sahil bandından bir nevi bitiş noktası olarak ele alınacak ve aynı zamanda da bir kent meydanının sınırını da belirleyecek şekilde bir yapı yerleşimine gidilmiştir.
Üst başlıkta üzerinde durulan hâlihazır kent yaşamımızda sınır teşkil eden yapılara ek olarak, yakın gelecekte eklenecek diğer sınırlar da mevcuttur. Yapımına yakın zamanda başlanacak olan “Minibüs Hattı” tramvay projesi tamamlandığı zaman, proje alanının kuzey-doğu, kuzey-batı bandında ciddi bir fiziksel sınır oluşturacaktır. Hâlihazırda zaten en yoğun trafik akışına sahip olan Fahrettin Kerim Gökay Caddesi, planlanan tramvay hattını üzerinde barındıracak ve yarışma alanı çeperinde taşıt yolu tek şeride inecektir. Tramvay hattı, örnekleri İstanbul’un farklı yerlerinde görülebileceği gibi, sadece belirli alanlarda yaya ve taşıt transit geçişe izin vermektedir. Bu manada hat şu an yoğun trafik akışının neden olduğu sınır teşkil etme durumunu daha güçlü bir şekilde devam ettirecektir. Bu durum A ve B maddelerinde de üzerinde durulan yapının alan içerisinde nasıl konumlanması gerektiği hususunda diğer bir etken olarak öne çıkmaktadır. Hem nitelikli bir açık alan yaratma fikri, hem yapının metrobüs/marmaray ve sahil bandı akışını karşılaması gerektiğinin düşünülmesi hem de tramvay hattı ile gelecek olan yeni fiziksel sınırlar tasarımdaki yapı planı ve oturumunun nedenlerini oluşturmuştur. Bu doğrultuda yapı proje alanının sınır çizgilerinin geometrisine de benzer teşkil edecek şekilde burkulmuş bir “L” formatta alanın kuzey-doğu sınırına paralel konumlandırılmıştır. Bu yaklaşım aynı zamanda korunması gereken ağaçlar ile birlikte alanda bulunan hâlihazır birçok ağacın da korunabilmesine olanak sağlamaktadır. Yapının Boğa Heykeli kısmındaki bitiş sınırı ele alınırken hâlihazırda ve UKOME projesinde bulunan yaya trafik geçişi dikkat alınırken, Fahrettin Gökay Caddesi kısmında ise hâlihazır ağaç dokusu sınır kabul edilmiştir.
Proje komşuluğunda bulunan iki ana ulaşım arteri ile etkileşim önem arz etmektedir. Bu hususta dikkate alınan durumların anlatımına yukarı kısımda belirtilmek ile birlikte, biraz daha detaylı değinilmek istenirse, metrobüs duraklanma alanı nezdinde radikal bir değişiklik önerisi getirilmemiştir. Bu tür büyük infastrüktür yapılarında önerilecek değişikliklerin gerçekliğe döndüğünde karşımıza çıkabilecek zorluklarının asıl proje yarışma konusu ile tezat oluşturmaması fikri savunulmaktadır. Bu anlamda öneri yapı-meydan-çevre ilişkisinin duraklanma alanının farklı yere taşındığı zaman daha da zenginleşme potansiyeline sahip olması değerli ve yeterli görülmüştür. Güncel gerçeklikte yeni metro hattı ile zaten yeşil alana dönüşecek olan açık otopark alanı metrobüs yaya çıkışı ile bütünleşebilecektir. Hâlihazırda ise detayları ulaşım başlığında anlatılacak olan yavaşlatışmış yol ile metrobüs kullanıcısının meydana ve yapıya alınma fikri yeterli görülmektedir. Hâlihazırdaki Marmaray çıkışının metrobüs hattı sınırına kadar yayalaştırılması ve ticari birimler yaratılmak istenen meydana ek değer katmaktadır. Bu anlamda proje alanı ve bu alanlar arasındaki taşıt yolunun yayalaştırılması ve duraklardan sadeleştirilmesi ile daha verimli bir kent parçasının ortaya çıkacağı düşünülmektedir.
Söğütlüçeşme-Yenidoğan metro hattının yeşil alan olarak planlanan alanda, proje alanı ile bütünleşik bir peyzaj projesi ile zemin kotuna ulaşması düşünülmektedir. Planlanan belediye yapısının yerleşimi bu metro çıkışının yeni meydan ile rahatça bütünleşmesine engel olmayacak şekilde ele alınmıştır. Verilen tahmini metro çıkışından tasarlanan yapıya ve meydana doğru bir yaklaşım aksı düşünülmüştür. İncirli Gayrettpe metro hattının ise Kuşdili tarafından yüzeye çıkacağı belirtilmiştir. Bu manada bu hattan gelecek kullanıcılar ise zaten Marmaray istasyonu rotasını kullanarak alana yaklaşacaktır.
Proje alanı çeperinde bulunan yoğun ulaşım hatlarına dair kararlar akıcı bir yaya odaklı kent ulaşımı, trafik akışı ile zedelenmeyen bir meydan tasarımı ve günlük / yakın zaman gerçeklik ilkelerine göre şekillendirilmiştir. Bu manada en minimal ve etkili dokunuşlarla sonuca ulaşılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda maddeler halinde;
1- Yeni tramvay hattı ile birlikte Minibüs Caddesi üzerinde hizmet edecek minibüslerin iptal olacağı belirtilmiştir. Tramvay projesi hayata geçirilene kadar minibüsler sadece metrobüs çıkışına yakın otopark alanı yakınında parklanabilecektir.
2- Metrobüs çıkışında bulunan otobüs durağı Metrobüs-Marmaray- Belediye Binası yaya etkileşimini bozmayacak şekilde evlendirme dairesine yakın bir yere alınmıştır. Bu manada hem meydanı hem de tasarlanacak yapıyı görsel anlamda engelleyecek duraklanma problemini de ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.
3- Tramvay-Ukome projesi ile düşünülen Kurbağalıdere Caddesi üzerinde bulunan sinyalizasyon – yaya geçidi alanından metrobüs yaya çıkışına kadar olan alanda trafik akışının yavaşlatılması önerilmektedir. Bu anlamda bu alanda hem sinyalizasyon, trafik işaretleme hem de yüzey malzeme tercihleri başlıklarında öneriler geliştirilecektir.
4- Yapıya ait otopark girişinin, Tramvay hattından dolayı olabilecek en mümkün çeper olan yavaşlatılacak ara yolda başkanlık girişine uzak bir alandan yapılması önerilmiştir.
5- Acil durumlarda kullanılması için alan sınırında başkanlık girişine yakın duraklama cebi planlanmıştır.
6- Planlanan meydanın farklı noktalarında özellikle sahil bandından gelecek olan bisiklet kullanıcılarının parklanma yapabileceği bisiklet parkları önerilmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere yapının alan içerisindeki yerleşimi kararı kentsel ve çevresel veriler ışığında şekillenmektedir. Bununla birlikte yapı bünyesinde program dâhilinde ele alınması gereken hacimlerin dağılımı ele alınırken yaya ulaşımı, çevresel faktörler, zemin kat-çevre kullanıcı ilişkisi vb. diğer başlıklara öne çıkmıştır. İhtiyaç programından gelen gereksinimler aslen zemin kat işlevleri – ofis çalışma alanları – başkanlık birimleri ve servis/sirkülasyon alanları olarak dört başlıkta sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırmalar akılda tutularak yapının planlamasında alınan kararlar ve hedefler aşağıdaki gibidir.
1- İhtiyaç programında bulunan ofis alanları, meydan ile etkileşim halinde olmaları, şeffaf belediyecilik anlayışı ışığında görünebilir bir konumda bulunmaları ve iklimsel yönelimler de göz önüne alınarak yapının güney-doğu güney-batı cephesi üzerinde konumlandırılmıştır.
2- Yapının ihtiyacı olan düşey sirkülasyon, servis ve ortak toplantı alanları ve kısmi ofis alanları kuzey cephesi boyunca taşıt yoluna paralel şekilde yerleştirilmiştir.
3- Yapının bu farklı iki kanadı boyunca merkezde devam eden, yapıyı boyan boya birbirine bağlayan, galeriler köprüler ve teraslar ile zenginleşen bir ortak yatay sirkülasyon / iç sokak omurgası oluşturulmuştur.
4- Zemin katta yapının bu iç sokak omurgasında, Kadıköy Bahariye Caddesi yaklaşımı tarafına, Süreyya Operası, Moda Sahnesi, Baba Sahne, Haldun Taner Sahnesi gibi kültürel merkezlere daha yakın olması amacıyla sosyo-kültürel giriş, evlendirme dairesi komşuluğunda ise başkanlık girişi bulunmaktadır.
5- Program dâhilinde istenilen tüm kamusal mekânlar zemin katta bu iç sokak omurgası boyunca dağıtılarak yerleştirilmiştir. Sırasıyla çok amaçlı salon, konferans salonu, sergi alanları, ticari birimler ve kreş bu omurga üzerine takılıdır. Yapının zemin kat hayatı olarak sadece meydan tarafından değil Kurbağalıdere Caddesi paralelinde de canlılığını sürdürebilmesi adına ticaret birimleri ve diğer zemin kat işlevleri kuzey cephede düşünülmüştür.
6- Program dâhilinde halk ile yoğun etkileşim halinde olacak olan müdürlükler zemin katta çözümlenmiştir.
7- Yapıya ve proje alanına yaklaşımın ağırlıklı olarak sahil bandı ve metrobüs/marmaray hattı üzerinden olacağı düşünüldüğü için belediyeye ait ana kullanıcı girişi, yapının formu da dikkate alınarak iç bükey merkez noktaya alınmıştır. Bu iç bükey form ile yapının önündeki meydan alanını bir nevi kavraması da istenmektedir. Bununla birlikte yapıya, gelecekte tramvay hattı ile doğabilecek olan Fahrettin Gökay Caddesi yaklaşımı da düşünülerek ikincil bir giriş tasarlanmıştır. Bu manada yapının kuzey yönüne sırt vermesi değil aslında yüzünü de dönmesi amaçlanmıştır.
8- Tüm ofis alanlarının aydınlanma ihtiyacını karşılamak ve yapı tektoniğini hareketlendirmek adına güney cephede yapıda kütle hareketlerine gidilmiştir. Bu hareketler plansal olarak farklı müdürlüklere ev sahipliği yapmaktadır. Yapının kuzey cephesinde ise hızlı trafik akışından esinlenerek daha akışkan ve sürekli bir cephe kurgusu üzerinde durulmuştur.
9- Başkanlık girişi ve başkanlık makamına bağlı tüm mekânlar birbirleri ile etkileşim halinde olacak şekilde yakın bir alanda planlanmıştır.
10- apının üst katlarında yer yer teraslanmalar ve boşaltmalar ile hem ortak açık alanlar üst katlara taşınmış hem de çatı terası-meydan ilişkileri güçlü kılınmak istenmiştir.
11- Tüm program yerleşimlerinde dere taşkın kotu dikkate alınmıştır.
Yapının cephe karakteristiği oluşturulurken hem fonksiyon özelliklerinden gelen hem de iklimsel faktörlerden doğan veriler, çağdaş mimarlık yaklaşımları ile birlikte ele alınmıştır. Yapıda ofis alanlarının ağırlıklı olarak güney-doğu, güney-batı cephesine yerleştirilmesi ile hem maksimum ışık alma süresi hedeflenmiş hem de yapının ısıtma-soğutma ihtiyacının minimalize edilmesi hedeflenmiştir. Doğu ve batı yöneliminden doğabilecek güneş kontrolü ihtiyacı ise cephede kurgulanan hareketli güneş kırıcı paneller ile sağlanmaktadır. Bu cephe elemanlarının farklı güneş açılarına göre farklı yönelimlerinin kullanıcıya bırakılması ile de, meydan tarafına bakan kısımda dinamik bir cephe kurgusunun yaratılması hedeflenmiştir. Yapının kuzey-doğu kuzey-batı aksında ise geri kalanı cephe ile kontrast olacak bir malzeme ve yüzey seçimine gidilmiştir. Daha çok servis ve toplantı alanlarının ağırlıklı olduğu bu kısımda çift cidar bir cephe örgüsü ofis alanlarına gelen kısımlarda soyularak ele alınmıştır. Son ofis katında yaratılan irili ufaklı teraslanmalar ile açık-kapalı alan ilişkileri güçlendirilmek istenmiştir.
Yapının iki kanadı arasında yapı boyunca hizmet edecek olan iç sokak omurgasının pasif iklimlendirme zonu olarak hizmet etmesi, sıcak yaz aylarında rüzgar hareketlerini içerisine nüfuz ettirerek mekanik soğutma maliyetlerini hafifletmesi amaçlanmıştır. Yapı çatı kotunda yer alacak güneş panelleri ile yapının enerji kullanım maliyetlerinde olumlu yönde etkiler hedeflenmektedir. Farklı kotlarda yaratılan teras yüzeyler maiyetiyle toplanacak olan yağmur suyunun gri su toplama depoları ile bina içi/dışı tekrar kullanımı mümkün olacaktır.
Kadıköy farklı bölgelerinde irili ufaklı sanat yapıtları ile yaşayan bir semttir. Bağdat Caddesi boyunca uzanan apartmanları, girişlerinde duvar heykelleri ve seramik sanatı ile aklımızda kalırken, irili ufaklı parklarının neredeyse hepsinde heykel sanatı ürünleri mevcuttur. İlçe merkezine yaklaştıkça ise murallar ve grafitiler ön plana çıkar. Özellikle Rasimpaşa ile birlikte aklımızda yer tutan büyük mural yüzeyleri, hâlihazırdaki belediye binasında da ön plana çıkmaktadır. Kentsel hafızamızın artık vazgeçilmezi olan bu yüzeyler bizce korunması gereken değerli anıtlar gibidir. Günümüz Kadıköy’ü için grafiti ve mural sanatının değeri Berlin ve Londra’dan farklı değildir. Bu anlamda hâlihazır yapıda bulan mural sanatı örnekleri gibi, güncel tasarımda da hafızanın devam niteliğinde mural eserler cephe karakteri içinde var olacaktır.
Stratejiler kısmında belirtildiği üzere, proje alanında, etrafındaki ana transfer durakları, Evlendirme Dairesi, yakın gelecekte hizmete girecek metro çıkışları ve inşa edilen yeni ticari birimler ile birlikte kentli kullanımına bırakılacak bir meydan yaratma fikri asli hedeflerden biridir. Bu açık kent alanı tasarlanırken dikkate alınan en önemli husus alanın farklı zamanlarda farklı işlevler ile kullanılabilmesi potansiyelidir. Açık alan kullanım diyagramlarımızda da betimlediğimiz gibi, meydan alanı, her köşesi peyzaj tasarım elemanları ile tamamen doldurulmuş bir kent parçası olarak ele alınmak yerine, hâlihazır ağaçların mümkün oldukça korunacağı (zemin kat planında farklı renkler ile ifade edilmiş), yeterli büyüklükte bir etkinlik/toplanma alanına sahip olabilecek, farklı zamanlarda geçici olarak kurulup kaldırılabilecek açık alan aktivitelerine zemin teşkil edebilecek bir yüzey olarak düşünülmektedir. Yapının farklı girişlerinde ve zemin kat işlevlerinin etraflarında zaman zaman yumuşak ve sert peyzaj tasarım öğelerine yer verilmek ile birlikte, aslen amacımız bir açık kent sahnesi yaratabilmektir. Bu açık kent sahnesi yeri geldiğinde bir panayıra, yeri geldiğinde bir açık sergi alanına bazen bir miting/gösteri veya afet sonrası toplanma alanına, konser etkinliğine dönebilmelidir. Yukarıda belirtildiği gibi yapı ve otopark izdüşümü dışında mümkün olduğunca fazla hâlihazır ağacı korumak hedeflenmiştir. Yapı ve otopark sınırlarının içerisinde kalan korunması zorunlu olarak belirtilen tek bir ağaç mevcuttur. Bu ağaç için bodrum katlarda yapı çeperi dışında toprak alanı bırakılmış, yeterli kök büyüme alanı terk edilmiştir. Zemin üst katlarda ise bu ağaç giriş galerisinde korunacak şekilde plan ele alınmıştır.