Eşdeğer Ödül, Dışişleri Şehitleri Anıtı ve Anı Mekânı Fikir Projesi Yarışması

Mehra Geylan, Serenay Gürelli ve Tuğba Nur Topaloğlu'nun "Dışişleri Şehitleri Anıtı ve Anı Mekânı Fikir Projesi Yarışması" için tasarladığı proje, eşdeğer ödül kazandı.

Proje Raporu:

“Şehadetten Toprağa, Topraktan Ebediyete ”

Asırlardır ayrılıkçı terörün hedefi olmuş Türk milleti, vatanında sırtından bıçaklanmayı, sınırlarında ise çeşitli saldırılara maruz kalmayı tecrübe etmiştir. 20. yüzyılın ortalarında ise farklı bir yöntem benimseyen saldırılarla karşı karşıya kalan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu kez vatan evlatlarını hedef alan ASALA terör örgütüyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu örgüt, Türk milletinin kısıtlı imkânlarla yetiştirdiği en seçkin evlatları olan Hariciye mensuplarını, memleketlerinden çok uzakta; Paris’te, Musul’da, Los Angeles’ta ve dünyanın dört bir yanında hedef almaktaydı. Aileleriyle ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte saldırıya uğrayan Diplomasi Şehitlerimiz, Türkiye’nin SSCB sınırında büyük riskler üstlendiği bir dönemde, en güvenli olmaları beklenen yerlerde, müttefik ülke topraklarında saldırılara maruz kalmışlardır. Türk’ü, “dost” kalabalıklar içinde kolayca yalnız bulan kurşunların ve saldırıların acısı ile şehit düşen diplomatlarımızın hatıraları, millî hafızamızda ve başkentimizde sanatla, tasarımla buluşarak anıtlaştırılmak mecburiyetindedir. Türk milletinin yaşadığı acıları nesiller boyunca hafızalarda diri tutmak, anlamak ve anlatmak amacıyla ortaya konan bu proje, şehitlerimizi millî şuurda yaşatmak ve şehrin en seçkin bölgelerinden biri olan Botanik Parkı’nda sembolleştirerek anıtlaştırmak ihtiyacının bir ürünüdür. Vatandan çok uzakta vatan için toprağa düşenlerin, vatan toprağıyla simgeleştirildikleri bu tasarım, Türk milletinin başkentinde diplomasi şehitlerine asırlar boyunca sürecek bir saygı duruşunu ifade etmektedir

Vatana Dönüş;

Anıt tasarımında, her bir şehidimizin hayat yolculuğunu ve fedakârlıklarını yansıtmak amacıyla sütun yüksekliği, şehidin yaşam süresini oransal olarak ifade edecek şekilde belirlenmiştir. Bu oran, şehidin hayatının sonlandığı yaşa (x3) göre hesaplanmış ancak sütun yüzeyde görülen kısmı ile sınırlı kalmamıştır. Sütunun yüzeydeki kısmı, maddî hayatın son bulduğu noktayı temsil ederken, platformun altında devam eden ve aynı malzemeyle inşa edilen bölüm ise ruhun sonsuzluğa erişimini ve şehidin manevî şahsiyetinin ölümsüzlüğünü simgeler. Bu şekilde, şehitlerin sadece birer kayıp değil, ölümsüzlük mertebesine ulaşan ruhlara sahip kahramanlar ve millî hafızadan silinmeyecek şahsiyetler olduğu vurgulanmaktadır. Platformun altına doğru uzanan uzun sütunlar, ölümün ağırlığını, kaybın derinliğini ve insan ruhuna yüklediği anlamı hatırlatırken, aynı zamanda bu kaybın bir son değil, ebedi bir varoluşun başlangıcı olduğunu simgesel olarak anlatmaktadır.

Aynı zamanda diplomasi şehitlerinin vatanlarından uzakta şehit düştükleri toprakların vatan toprağına kavuşturulmasıyla ortaya çıkan ürün ana tasarım öğesi olarak kullanılmıştır. Bu sütunlar, dünyanın dört bir yanında toprağa düşen diplomasi neferlerine verilen coğrafi bir selamın da işaretidir. Yapının bütününde kullanılan bu mimari ifade dili, ziyaretçiye hem millî bir anma duygusu hem de şehadete dair uhrevi bir düşünme alanı sunmaktadır.

1/2000 Vaziyet Planı – Kentsel İlişki

Çankaya Caddesi, Ankara’nın kentsel ulaşım ağı içerisinde kritik bir arter olmasının ötesinde, şehrin sosyal ve kültürel dinamiklerinde de merkezi bir rol üstlenmektedir. Bu önemli aksa entegre biçimde konumlanan Çankaya Botanik Bahçesi ise, kentsel hafızada yer edinmiş, doğal peyzajı ve ekolojik değeriyle kentin en nitelikli açık alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Cadde ile parkın kesişiminde yer alan proje alanı, mevcut kentsel dokuyu güçlendirmeyi ve mekânsal sürekliliği artırmayı hedefleyen bir müdahale olarak ele alınmıştır. Tasarım, anı mekanı ve seyir terası işlevlerini bütünleştirerek, kullanıcılar için hem hafızayı yaşatan hem de çevreyi deneyimlemeye olanak sağlayan özgün bir kamusal alan kurgulamaktadır. Böylelikle proje alanı, hem Çankaya Caddesi’nin kimliğine hem de Botanik Bahçesi’nin doğayla bütünleşik karakterine katkı sunacak şekilde kente değer katmayı amaçlamaktadır. Mevcut durumda, Botanik Bahçesi’ne girişler belirgin bir organizasyondan yoksun olup, alan özelinde teraslanarak erişim sağlanabilmektedir. Proje kapsamında, bu durumu iyileştirmek amacıyla alt ve üst kotlarda iki ana meydan önerilmiş, bu meydanlar parkın iç dolaşım ağına entegre edilmiştir. Tasarımın üst ölçek kurgusundaki temel kararlardan biri, platformun Botanik Parkı’na ana giriş noktası olarak işlev görmesi ve aynı zamanda “Kent Balkonu” kimliğiyle kente yeni bir kamusal odak sunmasıdır. Bu karar, hem parkın görünürlüğünü artırmakta hem de kentle doğa arasında güçlü bir eşik tanımlamaktadır. Bir diğer önemli üst ölçek kararı ise, Botanik Parkı’nın yaya dolaşım ağına yeni bir bağlantı eklentisi oluşturulmasıdır. Alt kottan başlayarak Atakule yönüne doğru iki farklı koldan tasarlanan park içi bağlantı yolları sayesinde, kullanıcılar parkın içine tam olarak girmeden doğrudan Cinnah Caddesi’ne erişim sağlayabilmektedir. Bu düzenleme, parkın işlevselliğini artırmakta ve park içi yaya ulaşım sürekliliğini güçlendirmektedir. Park içi dolaşım güzergahında proje alanı yarı açık ve yarı kapalı bir üst örtü elemanıyla desteklenmiş, böylece kullanıcı deneyimini çeşitlendiren, iklimsel konfor sağlayan bir geçiş mekanı oluşturulmuştur. Yol kotunda konumlanan ve “Kent Balkonu” işlevi üstlenen bu alan, hem kent manzarasına hâkim bir seyir noktası sunmakta hem de botanik bahçesi içerisinde kesintisiz bir dolaşım imkanı sağlamaktadır. Önerilen tasarım, her iki kotta da kente ve doğal peyzaja farklı perspektiflerden bakış olanağı sunarak, kamusal mekânda sürekliliği ve bütünlüğü güçlendirmeyi hedeflemektedir. Ankara’nın en önemli simgelerinden biri olan Atakule, tasarımın kentsel ölçekteki referans noktalarından biri olarak ele alınmıştır. Kent Balkonu belirli noktalardam Atakule ile bütünleşik bir silüet oluşturulması hedeflenmiş, özellikle Cinnah Caddesi’nden yukarı doğru çıkarken süreklilik gösteren bir görsel ilişki kurgulanmıştır. Bu kurgu, proje alanının gece ve gündüz farklı estetik deneyimler sunmasına olanak tanımakta; aydınlatma ve peyzaj düzenlemeleri ile bu ilişkinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çankaya Caddesi, Ankara’nın kentsel belleğinde bir protokol yolu kimliğiyle günümüze kadar ulaşmıştır. Bu tarihi kimliğe referansla, proje kapsamında Anı Meydanı’na yönelen güzergâh, yeniden bir protokol yolu olarak tanımlanmıştır. Özellikle anma törenleri ve özel günlerde, bu rota tören aksı olarak işlev görmesi üzerine kurgulanmıştır.

Uğrunda ölenlerin vatan yaptığı bu topraklar, diplomasi şehitlerimizin kanlarıyla da sulanmıştır. Şehadete erdikleri yabancı topraklar bu projede başkent Ankara’da bir araya getirilmiş ve Türk ülkesi ve Türk milleti için canlarını veren diplomasi şehitlerimizin anısına vatan toprağı, bir hasret, bir sığınak, bir kucaklayış ve bir ebediyet alanı olarak tasvir edilmiştir.

1/100 Vaziyet Planı

Proje Alanı ve Kot Organizasyonu Proje alanı, yol kotu olan 1062.00 kotunda konumlanan bir üst meydan ve 1057.95 kotunda konumlanan bir alt meydan olmak üzere iki ana platformdan oluşmaktadır. Rampa ve merdivenlerle desteklenen bu platformlar, Çankaya Köşkü yönünden ve Atakule yönünden olmak üzere iki adet ana girişle erişilebilir hale getirilmiştir. Bu düzenleme, Botanik Parkı’nın ana girişinin güçlü bir şekilde vurgulanmasına ve dengeli bir sirkülasyon akışına olanak sağlamaktadır. Alanın Kurgusu ve Kullanımı Üst meydan, alanın ana anma mekanı olarak tasarlanmıştır. Törenler, anma günleri ve diğer günlerde kamusal kullanıma uygun büyüklükte bir açık alan sunmaktadır. Üst meydan, hem mekânsal büyüklüğü hem de anıtsal öğeleri ile anma işlevine güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Proje alanı boyunca, yol güzergâhını referans verecek şekilde flamalı aydınlatma elemanları konumlandırılmıştır. Ayrıca Çankaya Caddesi boyunca mevcut zemin döşemeleri yeniden düzenlenerek, flamalı aydınlatmalarla birlikte protokol yolu güzergâhında yürünüldüğü hissiyatını pekiştirilecektir. Anıtsal Elemanlar ve Sembolik Kurgular Alana yerleştirilecek 41 adet anıtsal sütun, her bir şehidin şehadet yeri, koordinatlarından getirilen toprak parçalarının, çimento harcıyla sıkıştırılması yoluyla imal edilecektir.Üst meydanda, her sütunun yüksekliği şehidin yaşı ile orantılı şekilde son bulacaktır. Alt meydanda ise sütunlar, 1.5 metre derinlikte sonlanacak biçimde tasarlanmıştır. Meydanların zemininde terrazzo plak taşlar kullanılacak olup, sütunların zemine temas ettiği noktalar, cam derz ile çevrelenmiş özel aydınlatmalı alanlar olarak tasarlanmıştır. Bu aydınlatmalar yıl boyunca göğe doğru 41 ışınsal sütun gibi bir görüntü oluşturacak, ancak şehidin ölüm yıl dönümünde sadece ilgili sütunun ışığı sönecektir. Böylece, şehidin ruhunun ebediyete kavuştuğu anı simgesel bir şekilde ifade edecektir. Bu ışık düzenlemesi, proje alanının gece görünümünde de ana tasarım öğesi olarak öne çıkacak ve hem alt hem de üst meydanın aydınlatılmasını sağlayacaktır. Peyzaj Tasarımı Proje kapsamında, meydanla birlikte mekânsal kurguyu desteklemek amacıyla toplam 4 adet Ginkgo biloba ağacı önerilmiştir. Alanın girişinde bulunan mevcut ibreli ağaç korunarak anıt meydanı ile bütüncül bir peyzaj tasarımı oluşturulmuştur. Böylece hem mevcut doğal dokuya saygı gösterilmiş hem de yeni eklenen elemanlarla anma mekanının sürekliliği sağlanmıştır.

Alt Meydan

1057,95 kotunda konumlanan alt meydan, Botanik Park ile iki farklı koldan güçlü bir yaya bağlantısı kurarak alanın sirkülasyonuna önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. platformdan aşağı doğru 1.5 metre yükseliğindeki sütunlar donatıya bağlı askı demiri ile çelik strüktüre monte edilecek şekilde tasarlanmıştır. Alt meydanın ana taşıyıcı öğelerinden biri olan kıvrımlı duvar yüzeyi, yalnızca strüktürel bir işlev üstlenmekle kalmayıp, aynı zamanda mekâna simgesel bir anlam katmaktadır. Duvarın görünen yüzeyinde, her bir şehidin ölüm tarihi ve isimleri nakşedilmiş; böylece bireysel kayıpları görünür kılan ve toplumsal hafızayı yaşatan anısal bir bellek alanı oluşturulmuştur. Zemin tasarımında ise, korten çelik plakalar üzerine kabartmalı şekilde koordinatlar yazılmış ve bu plakalar sütunların izdüşümlerine denk gelecek biçimde yerleştirilmiştir. Böylece her bir toprak sütun elemanı, alındığı koordinatı temsil etmekte, mekânın hafıza ve aidiyet duygusunu güçlendirmektedir. Üst meydandaki sütun dizilimi, belirli bir koordinat sistemine bağlı soyut bir kurguda tasarlanmış; bu soyut düzen alt meydanda fiziksel karşılıklar bulmuştur. Böylelikle farklı kotlarda yer alan iki meydan arasında hem mekânsal süreklilik hem de kavramsal bütünlük sağlanarak güçlü bir tasarım dili oluşturulmuştur.

Etiketler

Bir yanıt yazın