Nur Selcen Karaaslan, Muhammet Berkay Kızılkan, Elif Çelik Kaya, Zafer Tarık Taner, Mehmet Barut ve Nuray Özkaraca Özalp'in "Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.
KADIKÖY
Kadıköy, tarihsel süreç boyunca İstanbul’un en önemli yerleşim bölgelerinden biri olmuş ve kendine özgü sosyal-kültürel yapısıyla ön plana çıkmıştır. Antik dönemlerden itibaren yerleşim alanı olarak kullanılan bu bölge, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ticaret, ulaşım ve kültürel etkileşim açısından kritik bir merkez işlevi görmüştür. 19. yüzyılda gelişen ulaşım ağları ve sanayileşme süreci, Kadıköy’ü İstanbul’un en hızlı büyüyen ilçelerinden biri haline getirmiştir. Günümüzde ise Kadıköy, eğitim, sanat, kültür ve ticaretin kesişim noktası olarak, farklı sosyal grupların dinamik bir şekilde bir araya geldiği önemli bir merkez konumundadır.
ODAK NOKTALARI
Kadıköy’ün önemli doğal ve kültürel bileşenlerinden Kurbağalıdere, Fenerbahçe Stadyumu, Yoğurtçu Parkı ve Müze Gazhane proje alanı ve yeni belediye binasıyla çok yönlü ilişkiler kurabilecek potansiyele sahiptir. Kurbağalıdere, Kadıköy’ün ekolojik omurgalarından biri olarak, zaman içinde yoğun yapılaşma ve çevresel kirlilik nedeniyle sorunlar yaşamış olsa da günümüzde rehabilitasyon çalışmalarıyla yeniden kent yaşamına kazandırılmaktadır. Bu su öğesi, kent içinde yeşil ve açık alan sistemlerinin sürekliliğini sağlama potansiyeline sahiptir. Belediye binasının konumu itibarıyla, Kurbağalıdere ile doğrudan bir görsel ve mekansal bağlantı kurması, kullanıcıların bu doğal öğeyle etkileşimini artırarak kamusal alan deneyimini zenginleştirmesi öngörülmektedir. Yoğurtçu Parkı, Kadıköy’ün önemli yeşil alanlarından biri olarak, farklı yaş gruplarından kullanıcıların günlük ve sosyal aktivitelerine ev sahipliği yapmaktadır. Maç günleri oluşan yoğun insan akışı, belediye binası ve çevresindeki kamusal alanların erişilebilirlik, yönlendirme ve güvenlik açısından esnek bir şekilde tasarlanmasını zorunlu kılmaktadır. Kadıköy Tarihi Gazhanesi ise, sanayi kültür mirasının güncel işlevlerle yeniden yaşatıldığı önemli bir dönüşüm alanı olarak, bölgedeki sosyal ve kültürel etkileşim potansiyelini artırmaktadır. Gazhane ile belediye binası arasında kurulabilecek yaya odaklı bağlantılar hem kültürel sürekliliği güçlendirecek hem de kentsel belleği besleyen kamusal bir ağın oluşmasına katkı sunacaktır. Bu dört önemli noktanın proje alanı ile olan ilişkisi, belediye binasının yalnızca idari bir yapı olmanın ötesinde, Kadıköy’ün sosyal ve kamusal dinamikleriyle doğrudan bağlantılı bir kent bileşeni olarak ele alınmasını sağlamaktadır. Tasarım, bu bağlamları dikkate alarak hem doğal çevreye duyarlı hem de sosyal etkileşimi teşvik eden bir mekansal kurgu oluşturmayı hedeflemektedir.
Proje alanına komşu olan Yeldeğirmeni, sanat atölyeleri ve dönüşen konut dokusuyla sosyal hayatın canlı olduğu mahallelerdendir. Proje alanın yer aldığı Hasanpaşa Mahallesi ise, Osmanlı döneminden bu yana sanayi ve konut bölgelerinin kesişim noktasında yer alarak, Kadıköy’ün kentsel belleğinde önemli bir yer edinmiştir. Kadıköy’ün tarihsel dokusunun merkezinde konumlanan proje alanı, kentsel ölçekte önemli bir erişilebilirlik potansiyeline sahip olup, alternatif ulaşım sistemlerine olan yakınlığıyla mekansal ağ içinde stratejik bir düğüm noktası işlevi görmektedir (Şekil 1). Ancak alanın çevresini kuşatan yoğun araç trafiği, yaya hareketliliği ve aktarma sirkülasyonları, kamusal mekanın gündelik işleyişine yönelik sınırlayıcı bir etki yaratarak, alanın fiziksel ve algısal düzlemde içe kapanmasına neden olmaktadır. Bu durum, Henri Lefebvre’in mekanın üretimine ilişkin diyalektik yaklaşımı çerçevesinde değerlendirildiğinde, söz konusu alanın yalnızca fiziksel bir zemin değil, aynı zamanda toplumsal ilişkiler, temsil sistemleri ve gündelik pratiklerin kesişiminde üretilen bir kolektif mekan olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, mevcut ulaşım ve sirkülasyon ağı, mekanın kamusal niteliğini sınırlandırırken, aynı zamanda eleştirel ve dönüştürücü müdahalelerle, Lefebvre’in ifadesiyle ‘yaşanmış mekan’a dönüşme potansiyelini de içinde barındırmaktadır. Bu çerçevede, proje alanı, mevcut mekansal örgütlenmelere karşı alternatif kamusal biçimlerin üretilebileceği, aidiyetin yeniden tariflenebileceği eleştirel bir müdahale alanı olarak ele alınmalıdır.
SOKAK DOKUSU
Kadıköy genelinde sokaklar, organik bir yerleşim düzeni içinde gelişmiştir. Özellikle eski yerleşim bölgelerinde dar ve kıvrımlı sokaklar görülürken, yeni gelişen alanlarda daha geniş caddeler ve düzenli ızgara (gridal) plan şeması benimsenmiştir. Hasanpaşa Mahallesi de bu çeşitliliği barındıran bir yerleşim örneğidir. Mahalle, 19. yüzyılın sonlarından itibaren sanayi ve konut alanlarının birleşim noktası olarak şekillenmiş ve zamanla farklı kentleşme dinamiklerine sahne olmuştur. 20. yüzyılın başlarında düzenli ızgara sokak yapısına sahip olan Hasanpaşa, özellikle 1950’lerden sonra sanayi alanlarının genişlemesi ve yoğun göç dalgalarıyla birlikte bu düzenini kısmen kaybetmiş, daha organik ve düzensiz bir sokak dokusu ortaya çıkmıştır. 1980’li yıllardan itibaren sanayi tesislerinin kapanmasıyla dönüşüm sürecine giren mahallede, eski sanayi alanlarının yerini konutlar ve kültürel yapılar almış, ancak sokak yapısındaki düzensizlikler büyük ölçüde korunmuştur.
Günümüzde bu düzensiz ızgara yapı, mahalledeki mekansal çeşitliliği ve kullanım farklılıklarını destekleyen bir özellik olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, yeni belediye binasının tasarımında dikkate alınarak hem tarihi bağlamla bütünleşen hem de çağdaş kent yaşamına uyum sağlayan bir mekansal kurgu oluşturulmasını gerektirmektedir.
TASARIM
Projeye başlarken bazı sorunsalları irdeleyerek tasarım yaklaşımı oluşturuldu.
• Alanın ve yapının yakın çevresinin Kadıköy ölçeğinde ruhunu anlayarak proje alanında sürekliliğini sağlamak
• Taşınmaz ağaçlar doğrultusunda tasarım senaryosunu ve kütle oluşumunu düzenlemek
• Programdan dolayı yoğun bir yapılaşmayı oluşturacak belediye yapısının çevresiyle ilişkisini kurgulamak
• Kamusal açık alanın aktif bir rekreasyon alanına dönüşme potansiyeli ve gece kullanımını tasarlamak
• Alanın kendi iç sorunlarını belirleyerek işlev şemasını tanımlamak
Proje alanı çoklu ulaşım arterleri ile kuşatılmış durumdadır. Anadolu yakasının Metrobüs başlangıç istasyonu, Marmaray Söğütlüçeşme istasyonu, Kadıköy-Bağdat Caddesi bağlantısı, Kadıköy-Hasanpaşa bağlantısı ve Kadıköy-Fahrettin Kerim Gökay Caddesi (Minibüs Caddesi) bağlantısı yarışma alanının hemen yanından geçmektedir. Planlanan Üsküdar-Kadıköy-Maltepe Tramvay hattı Söğütlüçeşme-Yenidoğan Metro Hattı, İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme Metro Hattı da yakın bir gelecekte alan çevresinden geçecek olup giriş çıkışları hemen yakın çevrede yer alacaktır. Mevcut ve gelecekte yapımı planlanan tüm bu hatlar araziye yerleşim açısından belirleyici olmuştur.
Alan Kuzey cephesinde yer alan Kurbağalıdere Caddesi’de yoğun yaya ve taşıt ulaşımı sağlanmaktadır. Bunu Doğu ve Batı cephesinden alanı çevreleyen Fahrettin Kerim Caddesi’ndeki yoğunluk takip etmektedir. Daha geniş ölçekten değerlendirebilmek için Kadıköy için Mekan Dizimi (Space Syntax) analizi üretilmiştir ve bu analiz proje alanına yerleşim kararları verilirken destekleyici olmuştur.
Kadıköy’deki sokak yapılarının düzenli ve düzensiz ızgara plan sistemi, proje alanının kütle ve peyzaj tasarım kararlarına yön vermek amacıyla referans alınmıştır. Alan, bu ızgara sistemine dayanarak düzlemlere bölünmüş olup, düzlemler 8m x 8m’lik akslarla tasarlanmıştır. Bu düzen, güncel işlevlerin yerleştirilmesi, kapalı otopark çözümleri ve gelecekteki esnek birim kullanımlarına olanak tanıyacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca, bu akslar, alandaki taşınmaz ağaçların etki alanını çevreleyerek, doğal çevrenin korunmasına ve ağaçların sağlıklı gelişimine olanak sağlamaktadır. Bu tasarım yaklaşımı, mekansal esneklik ve sürdürülebilir çevreyi bir arada sunmayı hedeflemektedir.
Kurbağalıdere Caddesi yönünde yapının çevreden gelen yaya hareketlerini içine alabilmesi için belediye sokağı ve ön meydan oluşturulmuştur Belediye Binası’nın zemin katında oluşturulan belediye sokağı belediye girişini, kültürel birimleri, ticari birimleri ve tören alanını karşılamaktadır. Zemin kotta ara sokaklar sayesinde geçirgen akslar yer almaktadır.
Üst kotlarda tüm fonksiyonların bir araya gelerek bütün oluşturmuştur. Belediye Binası’nın yoğun programından dolayı çatı ve cephelerde sürekliliği olan geniş bir sirkülasyon tüpü ile koridor oluşturulmuş ve birimler karşılıklı yerleştirilmiştir.
Proje alanında kapalı, yarı açık ve açık mekân geçişini sağlayabilmek için zemin kotta ticari birim, kafeterya ve bodrum kattan gelen düşey sirkülasyon birimi yarı açık örtü ile bir araya getirilmiştir. Ayrıca proje alanının güney yönünde de örtü sistemi devam etmektedir. Proje alanının doğu yönünde ise amfi bulunmakta ve hem ticari birimlerin olduğu alanı hem de tören alanını karşılamaktadır.
İŞLEV ŞEMASI
Yapı içi şema zemin kat ve üst katlarda farklı şekillenmiştir. Zemin katta konferans salonu ve çok amaçlı salon, ticari birimler, kreş girişi, başkanlık girişi ve belediye girişi bulunmaktadır. Belediye Binası’na ait kütle hem zemin katta hem de üst katlarda şeffaf sirkülasyon tüpüne karşılıklı yerleştirilen birim hacimlerinden oluşmaktadır. Sirkülasyon tüpündeki galeri boşlukları sayesinde tüm katlara gün ışığı ulaşabilmektedir. Kütledeki bazı patlatılan birimler sayesinde çatı bahçeleri ve teraslar yer almaktadır.
YEŞİL ALAN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Proje alanındaki yeşil alan tasarımında en önemli kriter, taşınmaz ağaçların korunması ve bu ağaçların mekansal sınırlayıcı etkisinin gözetilmesidir. Bu bağlamda, doğal çevrenin sürekliliğini sağlamak amacıyla, zemin kat düzleminde yerleşim düzeni, minimum yapı yoğunluğu ile maksimum yeşil alan kullanımına olanak tanıyacak şekilde kurgulanmıştır. Bu tasarım kararı, yeşil alanın hem ekolojik fonksiyonlarını hem de estetik değerlerini koruma amacını gütmektedir. Ayrıca, zemin kat düzlemindeki bu tasarım etkisinin daha da pekiştirilmesi adına, üst katlardaki teraslar yeşillendirilmiş ve bu sayede yapıların dikey yeşil alanlarla entegrasyonu sağlanarak, doğal çevreyle bütünleşen bir mekan yaratılmaya çalışılmıştır. Böylece, zemin ile üst katlar arasında kesintisiz bir yeşil bağlantı oluşturulmuş ve bu durum, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaktadır.
Kadıköy’de, bu ölçekli bir yapının inşa edilmesi sürecinde, sürdürülebilirlik ilkelerinin her aşamada entegre edilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda, kullanılan malzeme seçimleri, yapısal detaylar ve mühendislik çözümleri, çevresel etkilerin en aza indirilmesi amacıyla özenle belirlenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Sürdürülebilirlik, sadece enerji verimliliği ve çevresel etkilerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda yapıların fonksiyonel ve estetik açıdan da uzun ömürlü ve çevreyle uyumlu olmasına dikkat edilmiştir.
Peyzaj tasarımı sürecinde, kütle oluşumundaki modülasyon prensibi temel alınmıştır. Bu doğrultuda, ızgara düzenine dayalı olarak sert zeminler, yeşil alanlar ve su öğeleri, doluluk ve boşluk oranlarına uygun olarak yerleştirilmiştir. Peyzaj unsurlarının konumlandırılmasında, doğal çevre ile mekansal uyum ön planda tutulmuş, her bir öğenin işlevsel ve estetik açıdan etkili bir şekilde bir araya gelmesi sağlanmıştır. Doluluk ve boşluk oranları hem kullanıcı hareketliliği hem de çevresel etkileşim açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu tasarım stratejisi, alanın hem fiziksel hem de sosyal sürdürülebilirliğini desteklemeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak, proje, doğanın ve yapının etkileşimi üzerinden hem çevresel hem de toplumsal sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacak bir çözüm sunmaktadır.