Yarışmalar, Belirsizlik ve Yeni Mezun Emeği: Mimarlıkta Normalleşen Bir Sömürü Biçimi

Bu yazıyı kaleme almama, yakın zamanda mimarlık ortamında dolaşıma giren bir yarışma ilanı vesile oldu.

Mimar, akademisyen ve son zamanlarda çokça mimarlık yarışmasına giren bir hocanın LinkedIn üzerinden paylaştığı, yarışma projeleri için “tam zamanlı, online destek verecek” mimar ve peyzaj mimarları arandığını belirten ilan; ücret, çalışma süresi ve emeğin karşılığına dair herhangi bir bilgi içermiyordu. İlanın dili ve biçimi, tekil bir durumdan ziyade mimarlık ortamında giderek yaygınlaşan bir pratiği görünür kılıyordu.

Bu örnek, kişisel bir tartışmanın değil; yeni mezun emeğinin yarışmalar üzerinden nasıl belirsizleştirildiğinin somut bir göstergesi olarak ele alınmalı.

Yarışmalar: Özgürlük Alanı mı, Belirsiz Emek Rejimi mi?

Mimarlık ortamında yarışmalar uzun süredir “özgür düşünce”, “yaratıcı üretim” ve “alternatif pratik” alanları olarak tanımlanıyor. Özellikle genç mimarlar ve yeni mezunlar için yarışmalar; portfolyo oluşturmanın, görünür olmanın ve mesleki deneyim kazanmanın neredeyse zorunlu bir yolu haline gelmiş durumda.

Ancak bu alan, giderek daha fazla biçimde karşılıksız, güvencesiz ve tanımsız emek ilişkilerinin üretildiği bir zemine dönüşüyor.

“Yarışma ekibi”, “destek verecek ekip arkadaşı”, “birlikte üretmek” gibi ifadelerle dolaşıma giren çağrılarda çoğu zaman:

• Ücret bilgisi yer almıyor
• Çalışma süresi belirsiz bırakılıyor
• Sorumluluklar muğlaklaştırılıyor
• Buna rağmen bu çağrılar, iş ilanı formatında sunuluyor.

Yarışma = Ücretsiz Emek mi?

Sorun yarışmaların varlığı değil; yarışmaların, emeğin maddi karşılığını görünmez kılan bir üretim modeline dönüşmesi.

Yeni mezun mimarlardan çoğu zaman şu beklentiler oluşuyor:

• Tam zamanlıya yakın bir çalışma temposu
• Kısa sürede yoğun üretim
• Teslim baskısı
• Yüksek temsil ve teknik yeterlilik

Buna karşılık sunulan şey genellikle şudur:

“Deneyim”, “portfolyo”, “beraber üretme fırsatı”.

Bu söylem, yarışma sürecini romantize ederken, emeğin ekonomik değerini sistematik biçimde dışarıda bırakır.

Belirsizlik Kimin Lehine İşliyor?

İlanlarda ücretin ya da koşulların açıkça belirtilmemesi, çoğu zaman bilinçli bir tercihtir. Bu belirsizlik:

• Emeğin sınırlarını muğlaklaştırır
• Sorumlulukları tek taraflı genişletir
• Hak talep etmeyi zorlaştırır

Yeni mezunlar içinse bu durum, çoğu zaman itiraz edilemeyen bir eşik haline gelir. Çünkü sektöre “girebilmek”, “geri kalmamak” ve “görünür olmak” baskısı, bu koşulları kabullenmeye zorlar.

Sorunun Sorulamadığı Bir Meslek Ortamı

Bugün mimarlık ortamında en rahatsız edici durumlardan biri şudur:

Ücret sormak bile ayıp ya da uygunsuz görülmektedir.

Oysa mimarlık; uzun eğitim, teknik bilgi, kültürel sermaye ve yoğun emek gerektiren bir meslektir. Bu bağlamda ücret sormak bir nezaketsizlik değil, temel bir haktır.

Sorunun kendisi değil, sorunun sorulamaması problemli olandır.

Başka Bir Yarışma Kültürü Mümkün

Bu yazı, yarışmaları toptan reddetmek için değil; yarışma pratiğini daha adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir zeminde yeniden düşünmek için yazıldı.

Başlangıç noktası nettir:

• Ücret açıkça belirtilmelidir
• Süre ve beklentiler net tanımlanmalıdır
• Yeni mezun emeği “lütuf” değil, hak olarak görülmelidir

Yarışmalar, ancak emeğin değerini tanıyan bir üretim kültürüyle gerçekten özgür bir alan olabilir.

Etiketler

2 yorum

Bir yanıt yazın