The Commons Restoran ve Bar

Studio Modijefsky'nin iç mekan tasarımını yaptığı restoran projesi.

Proje ofisi anlatıyor:

Maastricht’teki eski Sphinx seramik fabrikasının binaları, Studio Modijefsky’nin en son projesi için konum sağlar. Endüstriyel miras alanı, bölgenin yeni sakinleri için çağdaş bir restoran ve bar olan The Commons’a dönüştürülmüştür. Anıtsal kompleksin en yeni bölümünde yer alan ve üç seviyeye yayılan “The Commons”, hem bölgenin hem de eski fabrikada yer alan üretim sürecinin mirasını kutlayan canlı bir iç mekana sahiptir.

Boschstraat’ta bulunan Eiffel, Sphinx’in genel merkezine ev sahipliği yapmak için tasarlanmış büyük bir endüstriyel binadır. 1929 yılında üç ayrı aşamada inşa edilen bu 183 metre uzunluğundaki bina, “yatay gökdelen” olarak adlandırılmıştır ve şu anda modern, hareketli bir bölgeye dönüştürülmüştür. Endüstriyel tuğla cephe ve kare çelik pencereler ile Eiffel, kentin en ikonik binalarından biridir. The Commons binanın çelik konstrüksiyonlu kuzeydoğu köşesinde yer alır.

Hem otelin kahvaltı alanı hem de tüm gün açık bir bar ve yemek alanı olarak hizmet vermek üzere tasarlanan restoran, bol ışık alan mekanı ve endüstriyel tarafı ile, ihtiyaçların her ikisine de kolayca uyum sağlar. İki simetrik merdivenle çerçevelenen koyu çelik bar, tasarımıyla ve binanın orijinal dokusuna referansta bulunmasıyla merkez sahneyi alır. Aynı çelik ve beton yapı daha sonra samimi bir kokteyl barı oluşturmak için alt katmanda çoğaltılır. Eiffel’in endüstriyel geçmişine verilen referanslar tüm restoran boyunca, çelik korkuluklar, masalar, ısmarlama çelik avizeler ve iki büyük çelik giriş holü ile görünür hale gelir.

Endüstriyel tema yeni eklenen bölümlerde de devam eder. Mutfağın üstündeki asma kat, özel yapılmış masa ve ziyafet koltukları ile dolu, aydınlık ve rahat bir alandır. Koyu çelik merdivenle zemin kata bağlanan bodrum, konserler, şiir geceleri ve kitap okumaları gibi etkinlikler düzenlemek için tasarlanmıştır.

İç mekanın ısmarlama mobilyaları ve renk şeması, seramik üretim sürecinden esinlenmiştir. Bodrum katındaki mavi, gri, pembe ve sarı pastel tonlar, işlemin başlangıcına değinmekte; yuvarlak, geometrik puflar, su ve kil kullanılarak yapılan çanak çömlek kalıplarının şeklini yansıtmaktadır. Zemin kat taze sırlı çömleklerin daha parlak tonlarında tutulur. Asma kat, ince fırınlanmış seramiklerin en yoğun tonları kullanılarak tasarlanmıştır. Çömlek teması, çeşitli özel yapım yuvarlak masalarla ve döner tepsi kullanımıyla, farklı şekillerini çömlek çarklarından ve çalışma tezgahlarından alarak devam eder.

Binanın sanayi mirası, restoran boyunca sürekli olarak kutlanmaktadır. Hem zemin hem de asma kat seviyelerinde kullanılan zemin kaplamaları, mevcut kolonların ızgarasını vurgulamak için tasarlanmıştır. Özel yapım aydınlatmalar, orijinal çelik tavan kirişlerini vurgular.

Bodrumdaki tuğlada yeni bir desen görünür ve üst katta devam eder. Çanak çömlek kalıplarının şekli ve bunları yapmak için kullanılan aletler yine kullanılmış, bu kez iç mekânı farklı bölgelere ayıran dramatik endüstriyel avizelere dönüşmüştür. Yumuşak kilden esinlenmiş şekillerle birlikte yapının sert, geometrik şekilleri cesur fakat uyumlu bir iç mekan yaratır.

Fabrikanın tarihi karakterini çoğunlukla değiştirmeden bırakan Studio Modijefsky, binayı çağdaş ve canlı bir alana dönüştürmüştür. The Commons yiyecek ve deneyimleri paylaşmak için sonsuz fırsatlar sunuyor ve hem büyük partiler hem de daha samimi toplantılar için mekan sağlıyor. Hareketli nesnelerle dolu iç mekan, Sphinx kompleksinin geçmişini onurlandıran ve kompleksi bir sonraki seviyeye taşıyan heyecan verici bir katkı sunuyor.

Editörün notu: Proje metni Elif Tuğçe Demir tarafından çevirilmiştir.

Etiketler

1 Yorum

  • mehrdad-rukavoinamehrdad rukavoina says:

    kullanim disi binalara yeni bir hayat kazandirmanin en guzel orneklerinden biri diye biliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir