Özgür Savaş Özer

Böyle şeyleri Türkiye'de nasıl yapamıyoruz aklım almıyor.

mehr wid

Aweed capital a new style of industrial steel constroctions. mehrdad nasaweed.

Hayati Binler

hayat/medeniyet telâkkimizin iktisat, saadet ve huzuru netice verdiren fıtrat, tevazu, fazilet ve hakikatten; israf, mutsuzluk ve huzursuzluğu netice verdiren beton, yüksek kule ve rant telakkisine evrilmesinin sadece mimaride değil bütün alanlarda getirdiği sıkıntıları yaşıyoruz. tarihimizde mühim bir yeri olan osmanlı geleneğinde şehrin merkezini üniversite kampüsü (külliye), külliyenin merkezini cami meydana getirirdi. Cami, külliyenin planda en geniş ve cephede en yüksek birimi idi. dolasıyla değer yargısı olarak verilen değerler silsilesi mimariye yansımıştı. silüette de şehre hakim ve egemen olan camiler ve minareleri idi. mimari şaheserler ve dünya mirası olarak kabul edilen eserler bu geleneğin vakıf sistemi içerisinde diğergamlığın getirdiği içtimai muavenet hususiyetinin bizlere hediyesidir. günümüzde ise vahşi kapitalizmin boyunduruğu altında avm'lerin, yüksek beton/çelik kulelerin öne çıkarıldığı, tarihi şehir silüetinin bunlarla delindiği; cami/mescit gibi binaların imar mevzuatında yapılan düzeltmelere rağmen etkin bir ölçü/kıstas getirilemediği, cami yapma/yaptırma işinin entelektüel birikimi olan meslek gruplarından ziyade küçük esnaf ve köylü vasfındaki kişilerin uhdesinde kaldığı; kıymet, nazar ve değerin tamamen dünyaya, fani zevklere hasredildiği; hulasa ölüm ve ahiretteki hesabın unutularak adeta cennetin dünyada inşaya çalışıldığı şiddetli ve dehşetli bir zaman dilimini, ahirzamanı yaşıyoruz. İşte bu şartlarda da bu kadar oluyor. Günümüz kıstaslarına göre yeterli olup olmadığını şu an değerlendiremediğim yeterli tahliye kapısı meselesine bakarsak; selimiye camiinin 5 kapısı vardır. Vazifeliler genelde tamamını açmazlar, bu işletme kusurudur. Mimar gerekeni yapmıştır. Öte yandan osmanlı dönemindeki gibi camiler beş vakit dolmadığı için günlük kullanım ile bayram/Cuma gibi kullanımdaki kalabalık farkından gelen yer, kaynak, enerji kaybıdır. Bu konuya sayın yazarın el atması ve çözümler önermesi değerlidir. Bu mevzuda bugüne değin genelde meslektaşlarımızın yaptığı, sui emsaller üzerinden giderek alay ve tahkire varan tenkitlerdir. Bu süfli seviyeden ciddi bir inceleme ile çözümler önerilmesi şayan-ı taktirdir. Selimiye, daha geniş manada tarihi camilerdeki tahliye hususuna dönersek; bütün kapıların açılmaması meselesine ilaveten ikinci kanatların da açılmaması büyük bir tembellik ve büyük bir işletme kusurudur. İkinci kapıların da açılmasıyla mesela selimiye'de geniş geniş on adet kanattan/kapıdan tahliyesi süreyi oldukça kısaltacaktır. Demin sözünü ettiğimiz esnaf ve köylü vasıflı şahısların liderlik/önderlik ettiği, mimarlık ve mühendislik hizmetlerinden yoksun bir biçimde inşa edilen günümüz camilerinde günlük kullanım ile Cuma/bayram kullanımlarında en azından işletme/enerji israfını asgariye indirme noktasında pratik çözümlere yöneltmiştir. Vaktim olsa çizerek anlatırdım ancak basitçe izah edeyim: bizim dernek camileri genelde kubbeli, son cemaatli ve kadınlar mahfelini ihtiva eder şekilde yapılmaktadır. Nispetler farklı olabilmekle birlikte cami hariminin yaklaşık üçte biri kadınlar mahfeli ve dolayısıyla aşağı kısmıdır. İşte dernekçiler genelde bu kısmı doğrama vb. ile kapatarak adeta kışlık, küçük bir cami elde etmektedirler. Burası vakit namazlarında fazla fazla yetmekte, ısınma giderleri de tamamen asgariye inmektedir. Yaz mevsimi ile Cuma/bayram namazlarında tüm cami kullanılmaktadır. Sayın yazarın yeni yapılacak camiler için önerdiği teklif elbette değerlidir. Klasik tipteki alanı adeta üçe bölerek sola doğru modüler biçimde ilave edilerek üç adet aynı mekan teklif edilmiştir. Bu şemada kullanımın ekserisini taşıyacak olan ana mekan ile ek1 ve ek2 mekanlarının aralarının kapatılması, gerektiğinde açılmasındaki meseleler, ısı kaybı, cemaatin görsel olarak birlikteliğini hissettirecek görsel bağlantının temini bu şemayı kullanacak mimarlar tarafından uygulama projesi safhasında iyi etüd edilmelidir. Yıllardır yaptığımız gözlemlerde cami doluluğunun çok az (vakit namazlarında), aşırı dolu (Cuma/bayram namazlarında) olarak ve mahallin/cemaatin durumuna göre beşte bir, beşte dört ile onda bir, onda dokuz olarak takdiri işi çözecektir. Buna ilaveten vakit namazlarına rahatça yeten ana mekana yapılacak ilavelerin; İklim durumuna göre müzakere ve mütalaa edilebilmekle birlikte yeri sert zeminden müteşekkil, üzeri sundurma ve benzeri yahut açılıp kapanabilen tipler veyahut asma germe sistemlerden yapılabilir. Maksat güneşten, yağış olduğunda cemaati bundan muhafaza etmektir. “Yaşa da gör” esprisine bakarak telakki değişmeden durumun pek değişmeyeceği, ancak uygulamayı yapacak aklı başında kişilerle birlikte, problem maddiyatı da zorladığı için daha ekonomik, daha makul çözümlere yönlenilebileceğii ümit edilmektedir.

Abdullah ALTIN

Agora Arquitectura’nın tasarlamış olduğu bu ev, mükemmel bir çalışma olmuş , doğanın ve insanın uyum içinde buluştuğu bir mekân haline gelmiş . Ahşap detaylar, iç mekanı sıcak ve samimi kılmış ve gün ışığı ise her köşesine yayılıyor olması muhteşem bir çözüm . Ev, modern yaşamın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanmış ve çevreye duyarlı bir yaklaşım sergilemiş.

Abdullah ALTIN

Google Earth aracılığıyla şehri keşfettikten ve bilgi topladıktan sonra fark ettiğim Villiers-le-Bel Belediye Binası’nın genişletme projesi, geçmişin mirası ile geleceğin vizyonunu ustalıkla birleştirmiş. Yeni eklenen kısım, mevcut yapıya zarifçe entegre edilmiş ve kasabanın karakterini güçlendirmiş. Mimarların, kasabanın zengin kültürel dokusuna ve tarihi değerlerine gösterdiği özen, projeyi mükemmelleştirmiş.

Ayşe Genli

Asya sana tek tavsiyem var; bu mesleği seçme! Bu ülkede yapılabilecek meslekler bellidir. Sağlık ve eğitim alanlarında İŞ BULABİLECEĞİN, ATANABİLECEĞİN, GELECEĞİNİN GARANTİ ALTINDA OLACAĞI MESLEKLERE YÖNEL. AİLENİ DİNLE. Herkes bir şeyler söyler, mimarlığı yıllarca allayıp pulladılar, ülkemizde belirli ofisler ve bağlantılar dışında kalan herkes SÜRÜNÜYOR. Mesleği layıkıyla yapmayı geçtim, ucundan bir parçası olurken bile ÖZEL SEKTÖR DENİLEN UCUBE ORTAMDA ONUN BUNUN ELİNDE SÜRÜNÜRSÜN. Bakma sen arkiteraya, eski mimarlara.. Meslek alenen bitirildi. Bu sayfada bile gördüğün projelerin %90ı yerli değil. Türkiye örneği çok az, hayal ettiğin tasarım ortamı yok. Okullarda verilen eğitimler piyasaya seni hazırlamıyor. Okul eğitimi ve tüm o zorlu tasarım sürecinin piyasada bir karşılığı yok. İyi bir işe girmek için çok büyük bir torpile ihtiyacın olacak. Çok stresli çalışma ortamı ve inanılmaz bir rekabet var. Geçen yıllarına yazık olur. Hayatın kabusa dönebilir. Aileni dinle. Türkiye 5. dünya ülkesi, orman kanunları geçerli. Bakma sen buradaki süslü laflara. Dışarı çık ve şehrini gez. Mimar bunun neresinde diye sor. O zaman anlarsın ne kadar kıymetsiz olduğumuzu. Belirli mesleklerden şaşma. Meslek odalarına, meslek sahiplerine düşen sorumluluk alınmadı, önüne geçilemedi hiçbir şeyin. Ekonomi de ortada. Asla özel sektörde sürüneceğin bir alana yönelme. Kanını emerlerler ve hiç de utanmazlar benden söylemesi. Okuldaki hocalarının kem kümleri arasında, egoları karşısında ezile ezile okur piyasada da sürünürsün. Türkiye'de ve hatta dünyada mimar enflasyonu var. Ekmek yiyen çok çok çok az. Sağlık alanına yönel ve istediğinde yurt dışına gidebilme gibi bir alternatifin olsun her zaman.

Yusuf Burak Dolu

Evet, açıklamada sorun yok. Ama aynı dekanlık şehir bölge planlama bölümü benzer bir açıklama yapınca bölüm başkanını görevden almıştı. Sorun burada.

Ömer YILMAZ

Dekanınki ışınlanma yöntemi. Ama bence açıklamada sorun yok.

Renan Furkan Dursun

İstanbul Üniversitesi hocam yanlış okumuşsunuz.

Balavca Yarışması Sürecine İlişkin Bir Yarışmacı Değerlendirmesi - Archimedya

[…] post Balavca Yarışması Sürecine İlişkin Bir Yarışmacı De&#28… appeared first on […]

Yusuf Burak Dolu

Dekanlık bu açıklamayı nereden yapmış? Böyle açıklamalar yapılabiliyorsa Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Yirmibeşoğlu neden görevden alındı? Dekan kim diye baktım, Mehmet Küçükmehmetoğlu diye biriymiş. Gebze Üniversitesi'nden zembille gelmiş.

Çubuklu Silolar, Beykoz - Onur Önal

[…] 2 https://www.arkitera.com/haber/cubuklu-silolarin-donusumu-tamamlandi/ […]

Hakan Demirfer

Her numara denenmiş gibi. Tasarım dilini çok karışık buldum açıkçası

Norveç’te Kompakt Konut Birimleri: Sadene Wood Trade - Archimedya

[…] post Norveç’te Kompakt Konut Birimleri: Sadene Wood Trade appeared first on […]

Ekin Yıldız

https://www.instagram.com/reel/C4BTqYHrGnb/

Abdullah Çıkrıkçı

Ahşap taşıyıcılı bir bina tasarlanması çok güzel.Türkiye'nin artık beton dışında sürdürülebilir taşıyıcı sisteme sahip binaların üretimi artırılmalı.

Sait Onur Edeş

DUYURU "Kıyı" konulu 2024 yılı Ziya Tanalı Ödülleri Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması'nın ödül miktarları aşağıdaki gibi yeniden düzenlenmiştir. 1. lik ödülü 22,000 TL 2. lik ödülü 12,000 TL 3. lük ödülü: 10,000 TL Tüm yarışmacılara başarılar dileriz. Ziya Tanalı İnisiyatifi

ZEYNEP TOSYALIOĞLU

Merhaba projenin etiket ve künye kısmına ekibi ekleyebilir misiniz? Zeynep Nur Tosyalıoğlu Zehra Nur Özcan Mualla Kansızgündüz

Can S. Arat

Fas'taki Hassan II Camii'sine kadar olan kısmı okudum. Oraya kadar çok hak verdiğim yerler de oldu. Ama gidip gördüğüm Hassan II Camii için basitçe çok çirkindir denmesi komiğime gitti. Peki neden ? Neye göre kime göre ? Nasıl ? Evet, özellikle ana girişten girilince bir acayip boşluk var uçsuz bucaksız gibi, sanki ölçeği abartılmış, insanlar değil de arabalar için yapılmış gibi bir eleştiri olabilir. Ama camiinin kendisi son derece büyük olmakla birlikte aynı ölçek sorunsalını yaratmadı bende. Fas'taki en iyi zanaatkar ustaların elinden çıkan detaylar vardı camiinin muhtelif yerlerinde. Ayrıca kordon boyundan da uzaklara gidildiği halde bariz şekilde simgesel olarak öne çıkan bir camiidir. Yani çirkin denilip geçilebilecek bir camii de değil özetle. Bizim Çamlıca ile falan da ne konum ne estetik açıdan bence pek karşılaştırılabilir değil. Tek benzerlikleri ölçek olarak büyük olmaları herhalde...

Mete

Yeditepe mimarligin yaz okulu haric yillik ucreti kdv haric 295.000TLymis bence ozel unide okuyup bu yarismaya katilip da kendini yoran pek olmaz. 2 yilik turizm okuyup Autocad bilenler yapabilir belki. Benim bir arkadas Besiktasta Autocad kursuna giderken kursta oyle insanlara rastlamis onlar katilsin yarismaya. Bu arada sekuler beyaz yakalilar artik cocuklarini yurtdisina gonderiyor burada ozelde okutacagina gelismis ulkede cocuklarini okutuyorlar. Hemen hemen ayni fiyata denk geliyor.