Biz de bu yarışmaya katılan ekiplerden biriyiz ve yazıdaki tespitlere büyük ölçüde katılıyoruz. Alan 1. derece doğal sit. Şartname minimal müdahaleyi, siluetin korunmasını, kazı ve dolgunun asgari tutulmasını açıkça istiyordu. Yapılaşma sınırı da belliydi: E=0,015, Hmax 3,50 m. Biz projemizi bu sınırları tasarımın çıkış noktası kabul ederek kurduk. Ödüllü projelerin bir kısmında ise tablo farklı. Geniş sert zeminler, kazı gerektiren ağır betonarme kurgular ve makiyi hiçe sayan peyzaj düzenlemeleri görüyoruz. Bazı projelerde önerilen yapı büyüklüğünün emsal ve yükseklik sınırına nasıl uyduğunu jürinin açıklaması gerekiyor. Bazı renderlarda da tarihi değirmenlerin biçimi değiştirilmiş. Yarışmanın konusu bu yapılarken bunu ayrıntı sayamayız. Bu yalnız bizim görüşümüz değil. Jüri raporunda 63 numaralı eşdeğer ödüle üç jüri üyesi şerh düşmüş. İki üyeye göre proje, alanın yaklaşık üçte birinde kazı ve ağır temel gerektiriyor ve şartnamenin "hem ruhuna hem de lafzına açıkça aykırı". Üçüncü üye de önerilen yeşil döşemenin sit alanını kazmadan yapılamayacağını, projenin en fazla mansiyon alabileceğini yazıyor. Aynı raporda başka projeler tam da sert zemin, siluet etkisi ve topoğrafyaya müdahale gerekçesiyle elenmiş. Aynı ölçüt bir projede eleme, başka bir projede ödül gerekçesi olamaz. Jüriden ve düzenleyiciden beklentimiz iki şey: ödüllü projelerin bütün paftalarını yayımlamaları ve bu çelişkiyi açıklamaları.
Yukarıdaki değerlendirmeye büyük ölçüde katılıyorum. Yarışmaya katılan ve kolokyumda da bulunan bir ekip olarak özellikle değerlendirme ölçütlerinin projeler arasında ne ölçüde tutarlı uygulandığı konusunda bizde de soru işaretleri oluştu. Bir proje silüet üzerindeki etkisi, topoğrafyayla kurduğu ilişki, tasarımın alandaki baskınlığı ya da değirmenleri geri plana ittiği gerekçeleriyle eleniyorsa benzer tasarım kararlarını çok daha güçlü biçimde taşıyan başka projelerin ödül grubunda yer alması doğal olarak açıklanması gereken bir durum yaratıyor. Bu konu kolokyumda da doğrudan gündeme geldi. Ancak jürinin verdiği yanıtların söz konusu çelişkiyi yeterince açıklayabildiğini düşünmüyorum. Tam tersine yarışmacıya tarif edilen değerlendirme ölçütleri ile sonuçta ödüllendirilen projeler arasındaki ilişkinin daha açık biçimde ortaya konması gerektiği kanaatindeyim. Bir yarışmada farklı mimari yaklaşımların ödüllendirilmesi son derece doğal. Fakat bir projenin elenme gerekçesi olarak belirtilen tasarım kararlarının başka projelerde ödül gerekçesine dönüşebildiği bir durumda bunun mimari ve yöntemsel olarak açıklanabilmesi gerekir. Asıl tartışılması gereken noktanın da bu olduğunu düşünüyorum.
10/10’luk rezalet. Şu ortamda, mimarın mimara yaptığını “dış güçler” yapmıyor. Şartname, ekipte en az bir mimar, bir şehir plancısı ve bir peyzaj mimarı bulunmasını zorunlu tutuyor. Peki şehir plancısı ve peyzaj mimarının mutlaka “müellif” olarak tanımlanması gerektiğini nerede söylüyor? Üstelik bu kişiler ekipte mevcut, meslek odası belgeleri teslim edilmiş, yarışma koşullarını kabul ettiklerine dair imzaları var ve projeye fiilen katkı sağlamışlar. Yarışma bitti, insanlar hâlâ hakları için koşturuyor. Şuraya harcanan emeği faize koysalar, kendi kendilerine mansiyon verirlerdi. Yazık…
Tüm o gereksinimlerin tek bir salon içinde çözülebildiği bir çağdayız
Habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eylül 2026 işçi maaşları min 94 bin TL olmuş
İstenilen salonlar metrekare ve kapasite olarak eşdeğer olsa bile mekansal ihtiyaç, işleyiş, teknik ve akustik gereksinimleri açısından çok farklı. İki farklı salon tercihi de buradan geliyor, anlaşılabilir bir seçim.
MİMARLAR ODASI GÖREVE!
Bu mesele çok önemli ve bu konuda hala bir gelişme ve yaptırım yok. En azından mimarlık ofislerinin web sitelerinde "künye" zorunluluğu, mimarın lisans bilgileri ve bağlı bulunduğu oda bilgileri zorunlu kılınabilir. Yoksa mimarlar sosyal medyada tadilat videolarıyla reklam yapan kim olduğu belli olmayan şahıslara müşteri kaptırmaya devam edecek. Bu konuda kamuoyu oluşturulmalı
Ödül alan/almayan yayınlanan tüm projelerde böylesi bir alanda iki eşit kapasiteli salon planlamanın absürtlüğü kendini açıkça hissettiriyor. Tek bir salon ve yardımcı / küçük alternatif mekanlarla çok daha ferah, mantıklı ve kentle/çevresiyle yaşayan çözümler üretilebilirmiş. Yıllar sonra Trabzon'a yarışma ile kazandırılacak(?) olan bir kültür yapısının heyecanını da "prestijini" de sönümleten bir karar olmuş...
3 gün sonra sergisi açılacak 10 gün sonra kolokyumu yapılacak ama ortada rapor yok. Arkitera haberi doğru yazmış ama belediye web sitesi hala "ikinci kademe sonuçları açıklanmıştır" formatında. İkinci kademeye geçiş meselesinde de tam bir özürlü iletişim yaptılar. Herkese haber vermek varken, sessizliğe büründü ortam 6 ekip dışında. Onca yıl bunları düzeltmek için emek ver. Gelinen günde sıfıra sıfır elde var sıfır olsun. Emek bu coğrafyada en değersiz olan.
ortama bakar mısınız, şu proje mansiyon bile alamıyor ..
yanlış anlama olmasın grayscale olmasa güzel proje bence.
grayscale mimari sunum yapmanın gereksizliğini tekrar gösterdiğiniz için çok teşekkürler.
Bunlar İBB'yi de TMMOB'yi de aşan konular.
tasarım kadrosu real madrid gibi, elinize sağlık
Biz de İzmir Karabağlar Cemevi yarışmasında aynı şeyi yaşadık. Şartnamedeki programa uyalım diye çırpınırken, programın yarısını bile yerine getirmeyen projeler ödülleri aldı. Bence bunun açıklanabilir tarafı yok. Yaşayan bilir.
Her yarışmada sürç farklı işleyebilir. Tek tek şu yarışmada bu olmuş diye açıklanacak bir mesele değil. Belki de bazı yarışmalarda idarenin şartnamesi üstünden değişiklik yapma imkanı olmadan jüri hareket etti. Bilemem. Genel teamüllerden bahsediyorum. Jüri de bir projeye niçin ödül verdiğini, olumlu ve olumsuz yanlarını raporunda açıklar. Yarışma raporlarını okumak gerekir. Şartname yazılırken yarışmacıyı kısıtlamayıp önünü açacak bilgiler eklemeye çalışır. Şartname'yi engellerin yazıldığı bir metin gibi görmemek lazım belki de. Bunları bir şeyi savunmak veya izah etmek için yazmıyorum. Sorgulayıp anlamlandırabilelim diye sesli düşünüyorum.
Faruk Bey, açıkçası yazdıklarınızın Ahmet Bey’in eleştirilerine neden katılmadığınızı açıklamaktan ziyade, bazı noktalarda bu eleştirileri güçlendirdiğini düşünüyorum :D Ben bugüne kadar şartnamenin büyük ölçüde idare tarafından hazırlanıp jüriye verildiğini, dolayısıyla jürinin bazı maddeleri yeterince dikkate almadığını düşünüyordum. Siz ise jürinin alanı gezdiğini, uzun uzun tartıştığını ve şartnameyi bizzat kendisinin hazırladığını söylüyorsunuz. O zaman ortaya daha temel bir çelişki çıkıyor: Jüri, iki ay boyunca tartışarak kendi koyduğu açık kuralları, değerlendirme aşamasında “tasarımın iyi yanları” gerekçesiyle görmezden gelebiliyorsa, katılımcı açısından bu kuralların bağlayıcılığı nedir? Katılımcı şartnameye uymak için tasarımını sınırlandırırken, başka bir proje aynı kurala uymayıp ödüllendirilebiliyorsa burada mesele şartnamenin okunup okunmaması değil, yarışmanın kendi koyduğu kurallara ne ölçüde sadık kaldığıdır. Bence Ahmet Bey’in eleştirisinin özü de tam olarak burada.
Selamlar. Yarışmaların hazırlık ve eleme süreçleri ile ilgili bilgi vermek istedim. Yarışma konusu belirlenirken jüri ile en az bir kere yerine gidilir. Yüzyüze toplantılar yapılır. Süre içinde online toplantılar da dahil 4 veya 5 kez biraraya gelinir. Uzunca tartışılır. Şartname metni yazılır. Jüriye hazır şartname metni verilmez. Jüri alanı görmeden, geçmişini, sürecini incelemeden şartnameyi yazmaz. Şartname hazırlık süreci 2 ay civarı bir süredir. İdare hızlandıralım derse 1 aya iner. Onda da toplantı sayıları düşmez. Daha kompakt çalışır jüri. Eleme aşamalarında jüri ilk aşamada bireysel olarak tm projeleri inceler. Şartnameyi zaten tekrar inceleyerek gelir. Notlar alır. Sonra eleme turları başlar. Bu sefer jüriler bir arada her projenin başında bekler. Devam eden ve elenen projeler üzerinde tek tek ilerler. Elenme durumu varsa proje üzerinde tartışılır. Elenirse sebepleri, projenin iyi ve kötü yanları tartışılır. her projenin önünde projenin durumuna göre tartışma sürer. Projeler sunumlarda anlaşılabilirliği seviyesinde görülür. Projelerde iyi olan kısımlara odaklanılır. Bahsedildiği gibi projelerin şartnameyi birebir karşılayıp karşlamadığından öte mimari ve tasarım olarak ne vaat ettiğine bakılır. Raportörlük eksiklikleri listeler, jüri öncelikli olarak tasarıma odaklanır. Yarışmalar ön proje niteliğinde işlerdir. Eksiklikleri, hataları raporda belirtilir, ama iyi yanları sebebiyle değeri verilir. Bu noktada jüri raporunu okumanızı tavsiye ederim. Jüriler bazen şartnameye uymayan yanları olsa da şu şu özellikleri sebebiyle ödüle hak kazanmıştır diye yazar. Render, görselleştirme vb, jüri için güzel diye değer kazanmaz. İyi fikirler olmasa iyi görselleştirme 2. turda elenir. Çok örneğini gördüm. Eğer proje iyiyse görselleştirme ile etkili bir sunum olmuşsa o zaman değeri olur. Kendinizi jürinin yerine koyun. Veya projeleri yapay zekaya yükleyerek jüri olarak eleme yapmasını deneyin. Ben denedim :) ödüllerde kısmi değişimler oldu, ama genel itibari ile benzer şeyler çıktı. Her jüri belki bahsettiğim şekilde çalışmaz. Bilemem. Bu bahsettiklerim teamüldür. Bunu da herkes bahsetmez. Katılımcı gözünden koyulan kurallara , ben de 20'den fazla yarışma süreçlerinde bulunup ödül alamamış birisi olarak katılmadığımı söylemek isterim.
Bu yarışmada görülen o ki opera ve tiyatro salonları ayrı ayrı istenmiş. Böylesi kısıtlı ve zorlu bir alanda tek bir ortak salon yerine aynı kapasitede iki ayrı salon istemek çok da mantıklı olmamış bence. Opera hayatımızın vazgeçilmezi olduğu için sanırım