Ahmet Bey, bu yazı için öncelikle teşekkür etmek isterim.Yıllardır yarışmaları dışarıdan takip eden, ödül alan projeleri ve katılımcı paftalarını inceleyen biri olarak yarışma mimarlığına karşı hep başka bir inancım vardı. Çok genç bir mimar değilim; ancak okul yıllarımdan beri içimde taşıdığım yarışma heyecanını, gerçek hayattaki mimarlık piyasasının tüm kirliliğinden sıyrılmış, daha ideal ve steril bir üretim alanında yeniden yaşatabileceğimi düşünüyordum. Yarışmaların içine gerçekten girince bunun da büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu görmek benim için ciddi bir hayal kırıklığı oldu. Kendi katılmadığım yarışmaları yıllarca yalnızca sonuçları ve projeleri üzerinden takip ettiğim için, şartname ve soru-cevaplara ne ölçüde uyulduğunu hiç bu kadar yakından sorgulamamıştım. Şimdi ise aklımdan çıkmayan soru şu: 100–150 ekibin aylarca emek vererek hazırladığı projeler, jüri tarafından birkaç gün içinde nasıl gerçekten hakkaniyetli ve derinlikli biçimde değerlendirilebilir? Katılımcının aylarını, mesaisini ve uykularını verdiği bir işin, karşı tarafta bazen dergi sayfalarını çevirip görsellere göz gezdirir gibi birkaç dakikalık, yüzeysel bir süzgeçten geçirilmesi nasıl adil olabilir? Yazınızdaki “jüri analizi yapın”ve projenize maksimum 10 dakika bakılıp yüzeysel eleştiriler geleceğini unutmayın” tespitleri bu yüzden benim için çok çarpıcıydı. Yarışmanın, projeyi geliştirmekten çok **jürinin ne görmek istediğini tahmin etme oyununa dönüşmesi gerçekten büyük bir çelişki. “İmza" haline gelen temsil dilleri konusundaki tespitiniz konusunda da tamamen katılıyorum.** Bazı ofislerin fontundan, pafta dilinden, hatta tek bir renderından bile projenin kime ait olduğunu anlayabiliyorsunuz. Örneğin takip ettiğim bir ofisin her yarışmada kullandığı, tek kaçışlı perspektifte sırtını dönmüş tek bir insan figürünün yer aldığı render dili o kadar karakteristikti ki, görseli görünce “Bu kesin onların işi” diyebiliyordunuz. Bu konuya başka yorumlarda da değinildiğini görmek de bunun yalnızca benim kişisel gözlemim olmadığını düşündürdü. Rumuz sisteminde kimliği belli edecek işaretler yasakken, bu kadar tanınabilir bir temsil dili zamanla başka bir probleme de dönüşebilir. "En iyi niyetli ihtimalle bile", jüri kendi kararının sorgulanmayacağını düşündüğü, daha önce ödüllendirdiği ve üretim dilini bildiği bir ofisi bir nevi "güvenli liman” olarak görmeye başlarsa; aynı isimlerin ve benzer çevrelerin tekrar tekrar ödül grubunda yer aldığı, giderek kırılması zor ve tek yöne doğru akan bir ödül düzeni oluşabilir. Buradaki mesele tek bir ofisin ödül alması değil; rumuz sisteminin amacı olan kimlikten bağımsız değerlendirme ilkesinin, daha proje görülür görülmez kimliği çağrıştıran temsil dilleri karşısında ne kadar korunabildiği.
Yorumlarınıza katıldığım noktalar var ve bir noktaya da dikkat çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yarışmalar dinamiğini takip edenler içerisinde mutlaka farkenler vardır. Yarışmalardaki görselleştirme mevzusu dönem dönem jürinin gözünü boyama, dikkat çekme, pozitif farkındalık katma gibi etkileri olduğu dile getirilir. Şu son iki senenin yarışmalarında sürekli olarak gözüme çarpan bir görselleştirmeci arkadaş var ve açıkçası kendisini çok başarılı buluyor çalışmalarını da takdir ediyorum. Fakat şunu görüyorum ki sürekli olarak aynı anlatım dilindeki (atmosfer, ışık, vb. görselleştirme ögeleri) bu görselleştirmeler kendisine ait olduğunu çok açık bir şekilde ifade ediyor ve kimliğini açık eden bir hale doğru götürüyor. Bu görselleştirmeleri gören kişi "aa bu xxx ' in aldığı renderlar" demekte. Bu durumu fark eden jüri üyeleri, yarışma organizatörleri durumu hala farketmediler mi merak ediyorum? Şaibeli bir durum olmasa bile bu gidişat soru işaretleri yaratan bir hal almaya başlıyor.
Yazıdaki tespitlerin tamamına harfiyen katılıyorum. 3 ayını bu projeye vermiş bir katılımcı olarak; projemiz içeriğine dahi bakılmadan, özensizce yazılmış tek bir cümleyle elenirken; şartnamede defalarca vurgulanan araç ve otopark ihtiyacını karşılamayan, arazinin mevcut kotlarını, kazı şartlarını, doğal SİT koşullarını hiçe sayan ve emsal ile KTA 7 gerekliliklerine uymayan yaklaşımların öne çıkarılması tam bir çelişki. Jüri ekibinin bizlere iletilen şartnameden bihaber olduğunu ve fikir üretme iddiasıyla açılan bu süreçte emeklerin yüzeysel gerekçelerle heba edildiğini düşünüyorum. Bu durumu net bir şekilde dile getirdiğiniz için teşekkürler.
Yapilan elestirilere tamamen katilmakla birlikte gercekten yarisma kurulunun kamuoyu ile paylastigi proje gorsellerini cok yetersiz buldum. Fakat ben yapay zeka konusunda ayni fikirde degilim. En azindan bir yarisma projesinde esit emek dagilimi, akillarda soru isareti kalmamasi ve en onemlisi final urunun kalitesi acisindan yapay zeka kullanimina musade edilmemeli.
Tebrik ederim ama çağımızın ruhuna uygun olarak; söylemi kendisinden büyük bir proje.
Çok sakin ve az yazmışsınız. Her şeyi yazmaya kalksanız bitmeyecek bir yarışma olmuş tabii. İçinde koruma ve geleneksel mimariyi çok iyi bilen isimlerin olduğu bir jüriden bu seçkiyi görmek büyük hayal kırıklığı yarattı. Birkaç proje dışında bu kadar garip projelere bu jüri tarafından ödül verilmesi şok etti :) Bütün değirmenlerin yeniden yapımını öneren mi dersin, millet bahçesinden beter peyzajlar mı dersin; çeşit çeşit projeye ödül verilmiş. Alanı, topoğrafyayı, kültürel peyzajı, her yapının kendine özgü durumunu, silüeti hiç önemsemeyen, antik taş ocağına giden tarihi yola araç yolu koyan, alan dışında dahi olsa bir otopark çözümü sunmayan türlü türlü gariplikler ödüllendirilmiş. Tabii ki ödül almadığımız için bu kadar eleştiriyorum :) Bunu sırf "Biz niye ödül almadık?" diye söylemiyorum; her yarışma bir risktir, her yarışmada jüri körleşebilir veya afili sunumlarla kandırılabilir. Bazen böyle bir seçki içinde yer almadığın için mutlu bile olursun. Ama alanı çok iyi çalışıp projelerin eksiklerini, kabul edilemez hatalarını görünce insan "ödül almadığı için" anlatmak zorunda kalıyor. Bir işe yarar mı bilmiyorum ama vakit bulur ve heyecan duyarsam ben de uzun uzun yazmak istiyorum.
Kalemine sağlık... aslonanın anlattığı ve yazıya döktüğü için kutluyor yeni yazılarını bekliyorum...
İnsan doğanın parçası değildir... ancak doğayla uyum içinde yaşam alanları üretmek ve dahi geleceğe miras bırakmak için çaba harcamalıdır... yukardaki örnek bu anlamda çok değerlidir... kutluyorum sizleri ve üretenleri...
Yıldırım Beyazıt Külliyesi proje yarışmasında tarihi ve yeşil alanı koruyarak inovatif tasarım çıkarabilen en iyi proje....
Vernaküler mimari ;yerele özgü malzeme ile yaşayan mekanlar ve mahaller tasarlamak çok önemli bir adım.Cengiz Bektaş eserleri de bunlara örnek olarak verilebilir .Ekonomik,yörede veya civarda kolayca bulunabilecek malzeme ile yörenin iklim koşullarına uygun eserler tasarlamak ,yaşayan eserler oluşturmak önemli bir mimari bir üsluptur.Doğru örneklerin sayısının artması temennisiyle ...
"Lütfen yarışma açar mısınız?" Meslek odasına yol göstermek gibi olmasın da, bu işler çağrıyla ricayla olacak şeyler değil sanki... Tüm ilgili meslek odaları birleşip bir gerekçeleri taslak olarak hazırlar, yasalaşması için kamuoyu oluşturur, kamu ihale kanununda, imar kanununda, ilgili yönetmeliklerde değişiklik yapılır ve tüm kamu yapıları / kentsel düzenlemeler olması gerektiği gibi rekabetçi ve fırsat eşitliğinin olduğu bir ortamda yarışma ile elde edilir. Böylelikle ülkenin tüm kentsel dönüşüm projelerini bir mimar, stadyumlarını bir mimar, yurtlarını bir mimar, yapmamış olur....
İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen herhangi bir tasarım yarışmasından maddi para ödülü alan tasarımcılar, aynı yıl diğer tasarım yarışmalarına katılamazlar Şartındaki amaç nedir cümle *aynı eserle* olarak başlamalı sanki, aksi takdirde para ödülü alan başka bir yarışmaya katılamaz gibi bir saçmalık her halde öne sürülmüyordur yoksa size ne kişi istediği yarışmaya katılır hangi hakla bu kısıtı koyuyorsunuz demezler mi...
Gerçekten harika bir yazı. Aynı anlayış bir sanatçı, bir bilim insanı, yazar, müzisyen için de geçerli olmalı. Ancak bu şekilde alanında yetkin bireyler yetişebilir. Yetkin bireyler özgün işler ortaya çıkarır problemlere yeni çözümler getirir. Bu sayede her seferinde daha iyi bir dünya inşa etmek mümkün olur.
Bu kurgu, total mekan kavramına yaklaşır.
Devasa bir çatı. Hem de kot olarak neredeyse zemin düzleminde... Hem plan düzleminde meydanın çoğunu kaplamış hem de insan gözünden meydan ve çevre algısını kapatmış... Proje metnindeki açıklamaların tutarsızlığı da ayrı bir konu...
Tekrar merhaba, Yanıtınız için teşekkür ederim. Yapılmış bir uygulamaya çözüm arayışıyla danışmıştım. Mevcuttaki 25cm pencerenin açılmasına olanak vermediği için özel üretim bir sineklik gerektirecek bu durumda. Yine de teşekkürler...
Çağdaş cami arayışını elbette değerli buluyorum ve hatta destekliyorum da ancak tartışmanın biraz gerisine çekilip öncelikle şu soruyu da sormak ve hatta tartışmak gerekiyor: Yeni yapılan camiler gerçekten her durumda kendi dönemini anlatmak, çağının mimari dilini görünür kılmak zorunda mı?
Düzeltme: ...........projenin 2.turda elenmemesi bir yana.........
İlk bakışta gözlemlediğim: Salih Tozan Kültür Merkezi ile yarışma alanı arasında bulunan, mevcut durumda yayalaştırlmış alanın (projede Kültür Sokağı), 1/1000 uygulama imar planında taşıt yolu olarak düzenlenmiş olmasına ve yarışmacılardan plan ile ulaşım ana kararlarına uyulması istenmesine rağmen, mevcut yayalaştırılmış halini esas alan bir projenin elenmesi bir yana; ödüllendirilmesi nasıl açıklanabilir?
Kullanım videosu https://youtu.be/2m_Wg2pe2EA?si=czRHj3PDM6oCnM-r Sineklik montaj videosu https://youtu.be/mL11PSD4m7A?si=MHwi2IbwIIUigOY1