Suphi Doğan

Ödül alan/almayan yayınlanan tüm projelerde böylesi bir alanda iki eşit kapasiteli salon planlamanın absürtlüğü kendini açıkça hissettiriyor. Tek bir salon ve yardımcı / küçük alternatif mekanlarla çok daha ferah, mantıklı ve kentle/çevresiyle yaşayan çözümler üretilebilirmiş. Yıllar sonra Trabzon'a yarışma ile kazandırılacak(?) olan bir kültür yapısının heyecanını da "prestijini" de sönümleten bir karar olmuş...

Ömer YILMAZ

3 gün sonra sergisi açılacak 10 gün sonra kolokyumu yapılacak ama ortada rapor yok. Arkitera haberi doğru yazmış ama belediye web sitesi hala "ikinci kademe sonuçları açıklanmıştır" formatında. İkinci kademeye geçiş meselesinde de tam bir özürlü iletişim yaptılar. Herkese haber vermek varken, sessizliğe büründü ortam 6 ekip dışında. Onca yıl bunları düzeltmek için emek ver. Gelinen günde sıfıra sıfır elde var sıfır olsun. Emek bu coğrafyada en değersiz olan.

R.Emre Öztürk

ortama bakar mısınız, şu proje mansiyon bile alamıyor ..

richard tek

yanlış anlama olmasın grayscale olmasa güzel proje bence.

richard tek

grayscale mimari sunum yapmanın gereksizliğini tekrar gösterdiğiniz için çok teşekkürler.

Özgür Savaş Özer

Bunlar İBB'yi de TMMOB'yi de aşan konular.

burhan sarıkuş

tasarım kadrosu real madrid gibi, elinize sağlık

Özgür Savaş Özer

Biz de İzmir Karabağlar Cemevi yarışmasında aynı şeyi yaşadık. Şartnamedeki programa uyalım diye çırpınırken, programın yarısını bile yerine getirmeyen projeler ödülleri aldı. Bence bunun açıklanabilir tarafı yok. Yaşayan bilir.

Faruk Özgökçe

Her yarışmada sürç farklı işleyebilir. Tek tek şu yarışmada bu olmuş diye açıklanacak bir mesele değil. Belki de bazı yarışmalarda idarenin şartnamesi üstünden değişiklik yapma imkanı olmadan jüri hareket etti. Bilemem. Genel teamüllerden bahsediyorum. Jüri de bir projeye niçin ödül verdiğini, olumlu ve olumsuz yanlarını raporunda açıklar. Yarışma raporlarını okumak gerekir. Şartname yazılırken yarışmacıyı kısıtlamayıp önünü açacak bilgiler eklemeye çalışır. Şartname'yi engellerin yazıldığı bir metin gibi görmemek lazım belki de. Bunları bir şeyi savunmak veya izah etmek için yazmıyorum. Sorgulayıp anlamlandırabilelim diye sesli düşünüyorum.

Mimarlar Amiri

Faruk Bey, açıkçası yazdıklarınızın Ahmet Bey’in eleştirilerine neden katılmadığınızı açıklamaktan ziyade, bazı noktalarda bu eleştirileri güçlendirdiğini düşünüyorum :D Ben bugüne kadar şartnamenin büyük ölçüde idare tarafından hazırlanıp jüriye verildiğini, dolayısıyla jürinin bazı maddeleri yeterince dikkate almadığını düşünüyordum. Siz ise jürinin alanı gezdiğini, uzun uzun tartıştığını ve şartnameyi bizzat kendisinin hazırladığını söylüyorsunuz. O zaman ortaya daha temel bir çelişki çıkıyor: Jüri, iki ay boyunca tartışarak kendi koyduğu açık kuralları, değerlendirme aşamasında “tasarımın iyi yanları” gerekçesiyle görmezden gelebiliyorsa, katılımcı açısından bu kuralların bağlayıcılığı nedir? Katılımcı şartnameye uymak için tasarımını sınırlandırırken, başka bir proje aynı kurala uymayıp ödüllendirilebiliyorsa burada mesele şartnamenin okunup okunmaması değil, yarışmanın kendi koyduğu kurallara ne ölçüde sadık kaldığıdır. Bence Ahmet Bey’in eleştirisinin özü de tam olarak burada.

Faruk Özgökçe

Selamlar. Yarışmaların hazırlık ve eleme süreçleri ile ilgili bilgi vermek istedim. Yarışma konusu belirlenirken jüri ile en az bir kere yerine gidilir. Yüzyüze toplantılar yapılır. Süre içinde online toplantılar da dahil 4 veya 5 kez biraraya gelinir. Uzunca tartışılır. Şartname metni yazılır. Jüriye hazır şartname metni verilmez. Jüri alanı görmeden, geçmişini, sürecini incelemeden şartnameyi yazmaz. Şartname hazırlık süreci 2 ay civarı bir süredir. İdare hızlandıralım derse 1 aya iner. Onda da toplantı sayıları düşmez. Daha kompakt çalışır jüri. Eleme aşamalarında jüri ilk aşamada bireysel olarak tm projeleri inceler. Şartnameyi zaten tekrar inceleyerek gelir. Notlar alır. Sonra eleme turları başlar. Bu sefer jüriler bir arada her projenin başında bekler. Devam eden ve elenen projeler üzerinde tek tek ilerler. Elenme durumu varsa proje üzerinde tartışılır. Elenirse sebepleri, projenin iyi ve kötü yanları tartışılır. her projenin önünde projenin durumuna göre tartışma sürer. Projeler sunumlarda anlaşılabilirliği seviyesinde görülür. Projelerde iyi olan kısımlara odaklanılır. Bahsedildiği gibi projelerin şartnameyi birebir karşılayıp karşlamadığından öte mimari ve tasarım olarak ne vaat ettiğine bakılır. Raportörlük eksiklikleri listeler, jüri öncelikli olarak tasarıma odaklanır. Yarışmalar ön proje niteliğinde işlerdir. Eksiklikleri, hataları raporda belirtilir, ama iyi yanları sebebiyle değeri verilir. Bu noktada jüri raporunu okumanızı tavsiye ederim. Jüriler bazen şartnameye uymayan yanları olsa da şu şu özellikleri sebebiyle ödüle hak kazanmıştır diye yazar. Render, görselleştirme vb, jüri için güzel diye değer kazanmaz. İyi fikirler olmasa iyi görselleştirme 2. turda elenir. Çok örneğini gördüm. Eğer proje iyiyse görselleştirme ile etkili bir sunum olmuşsa o zaman değeri olur. Kendinizi jürinin yerine koyun. Veya projeleri yapay zekaya yükleyerek jüri olarak eleme yapmasını deneyin. Ben denedim :) ödüllerde kısmi değişimler oldu, ama genel itibari ile benzer şeyler çıktı. Her jüri belki bahsettiğim şekilde çalışmaz. Bilemem. Bu bahsettiklerim teamüldür. Bunu da herkes bahsetmez. Katılımcı gözünden koyulan kurallara , ben de 20'den fazla yarışma süreçlerinde bulunup ödül alamamış birisi olarak katılmadığımı söylemek isterim.

Suphi Doğan

Bu yarışmada görülen o ki opera ve tiyatro salonları ayrı ayrı istenmiş. Böylesi kısıtlı ve zorlu bir alanda tek bir ortak salon yerine aynı kapasitede iki ayrı salon istemek çok da mantıklı olmamış bence. Opera hayatımızın vazgeçilmezi olduğu için sanırım

Bahadır Altınkaynak

5. kat planındaki çizgi ölçek hatalı gibi geldi bana.

guneyolga

Ahmet Bey, bu yazı için öncelikle teşekkür etmek isterim.Yıllardır yarışmaları dışarıdan takip eden, ödül alan projeleri ve katılımcı paftalarını inceleyen biri olarak yarışma mimarlığına karşı hep başka bir inancım vardı. Çok genç bir mimar değilim; ancak okul yıllarımdan beri içimde taşıdığım yarışma heyecanını, gerçek hayattaki mimarlık piyasasının tüm kirliliğinden sıyrılmış, daha ideal ve steril bir üretim alanında yeniden yaşatabileceğimi düşünüyordum. Yarışmaların içine gerçekten girince bunun da büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu görmek benim için ciddi bir hayal kırıklığı oldu. Kendi katılmadığım yarışmaları yıllarca yalnızca sonuçları ve projeleri üzerinden takip ettiğim için, şartname ve soru-cevaplara ne ölçüde uyulduğunu hiç bu kadar yakından sorgulamamıştım. Şimdi ise aklımdan çıkmayan soru şu: 100–150 ekibin aylarca emek vererek hazırladığı projeler, jüri tarafından birkaç gün içinde nasıl gerçekten hakkaniyetli ve derinlikli biçimde değerlendirilebilir? Katılımcının aylarını, mesaisini ve uykularını verdiği bir işin, karşı tarafta bazen dergi sayfalarını çevirip görsellere göz gezdirir gibi birkaç dakikalık, yüzeysel bir süzgeçten geçirilmesi nasıl adil olabilir? Yazınızdaki “jüri analizi yapın”ve projenize maksimum 10 dakika bakılıp yüzeysel eleştiriler geleceğini unutmayın” tespitleri bu yüzden benim için çok çarpıcıydı. Yarışmanın, projeyi geliştirmekten çok **jürinin ne görmek istediğini tahmin etme oyununa dönüşmesi gerçekten büyük bir çelişki. “İmza" haline gelen temsil dilleri konusundaki tespitiniz konusunda da tamamen katılıyorum.** Bazı ofislerin fontundan, pafta dilinden, hatta tek bir renderından bile projenin kime ait olduğunu anlayabiliyorsunuz. Örneğin takip ettiğim bir ofisin her yarışmada kullandığı, tek kaçışlı perspektifte sırtını dönmüş tek bir insan figürünün yer aldığı render dili o kadar karakteristikti ki, görseli görünce “Bu kesin onların işi” diyebiliyordunuz. Bu konuya başka yorumlarda da değinildiğini görmek de bunun yalnızca benim kişisel gözlemim olmadığını düşündürdü. Rumuz sisteminde kimliği belli edecek işaretler yasakken, bu kadar tanınabilir bir temsil dili zamanla başka bir probleme de dönüşebilir. "En iyi niyetli ihtimalle bile", jüri kendi kararının sorgulanmayacağını düşündüğü, daha önce ödüllendirdiği ve üretim dilini bildiği bir ofisi bir nevi "güvenli liman” olarak görmeye başlarsa; aynı isimlerin ve benzer çevrelerin tekrar tekrar ödül grubunda yer aldığı, giderek kırılması zor ve tek yöne doğru akan bir ödül düzeni oluşabilir. Buradaki mesele tek bir ofisin ödül alması değil; rumuz sisteminin amacı olan kimlikten bağımsız değerlendirme ilkesinin, daha proje görülür görülmez kimliği çağrıştıran temsil dilleri karşısında ne kadar korunabildiği.

Kaan Efe Tanyeli

Yorumlarınıza katıldığım noktalar var ve bir noktaya da dikkat çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yarışmalar dinamiğini takip edenler içerisinde mutlaka farkenler vardır. Yarışmalardaki görselleştirme mevzusu dönem dönem jürinin gözünü boyama, dikkat çekme, pozitif farkındalık katma gibi etkileri olduğu dile getirilir. Şu son iki senenin yarışmalarında sürekli olarak gözüme çarpan bir görselleştirmeci arkadaş var ve açıkçası kendisini çok başarılı buluyor çalışmalarını da takdir ediyorum. Fakat şunu görüyorum ki sürekli olarak aynı anlatım dilindeki (atmosfer, ışık, vb. görselleştirme ögeleri) bu görselleştirmeler kendisine ait olduğunu çok açık bir şekilde ifade ediyor ve kimliğini açık eden bir hale doğru götürüyor. Bu görselleştirmeleri gören kişi "aa bu xxx ' in aldığı renderlar" demekte. Bu durumu fark eden jüri üyeleri, yarışma organizatörleri durumu hala farketmediler mi merak ediyorum? Şaibeli bir durum olmasa bile bu gidişat soru işaretleri yaratan bir hal almaya başlıyor.

Ecem Kukul Barış

Yazıdaki tespitlerin tamamına harfiyen katılıyorum. 3 ayını bu projeye vermiş bir katılımcı olarak; projemiz içeriğine dahi bakılmadan, özensizce yazılmış tek bir cümleyle elenirken; şartnamede defalarca vurgulanan araç ve otopark ihtiyacını karşılamayan, arazinin mevcut kotlarını, kazı şartlarını, doğal SİT koşullarını hiçe sayan ve emsal ile KTA 7 gerekliliklerine uymayan yaklaşımların öne çıkarılması tam bir çelişki. Jüri ekibinin bizlere iletilen şartnameden bihaber olduğunu ve fikir üretme iddiasıyla açılan bu süreçte emeklerin yüzeysel gerekçelerle heba edildiğini düşünüyorum. Bu durumu net bir şekilde dile getirdiğiniz için teşekkürler.

Aslı Kırkıl

Yapilan elestirilere tamamen katilmakla birlikte gercekten yarisma kurulunun kamuoyu ile paylastigi proje gorsellerini cok yetersiz buldum. Fakat ben yapay zeka konusunda ayni fikirde degilim. En azindan bir yarisma projesinde esit emek dagilimi, akillarda soru isareti kalmamasi ve en onemlisi final urunun kalitesi acisindan yapay zeka kullanimina musade edilmemeli.

Özgür Savaş Özer

Tebrik ederim ama çağımızın ruhuna uygun olarak; söylemi kendisinden büyük bir proje.

Yusuf Burak Dolu

Çok sakin ve az yazmışsınız. Her şeyi yazmaya kalksanız bitmeyecek bir yarışma olmuş tabii. İçinde koruma ve geleneksel mimariyi çok iyi bilen isimlerin olduğu bir jüriden bu seçkiyi görmek büyük hayal kırıklığı yarattı. Birkaç proje dışında bu kadar garip projelere bu jüri tarafından ödül verilmesi şok etti :) Bütün değirmenlerin yeniden yapımını öneren mi dersin, millet bahçesinden beter peyzajlar mı dersin; çeşit çeşit projeye ödül verilmiş. Alanı, topoğrafyayı, kültürel peyzajı, her yapının kendine özgü durumunu, silüeti hiç önemsemeyen, antik taş ocağına giden tarihi yola araç yolu koyan, alan dışında dahi olsa bir otopark çözümü sunmayan türlü türlü gariplikler ödüllendirilmiş. Tabii ki ödül almadığımız için bu kadar eleştiriyorum :) Bunu sırf "Biz niye ödül almadık?" diye söylemiyorum; her yarışma bir risktir, her yarışmada jüri körleşebilir veya afili sunumlarla kandırılabilir. Bazen böyle bir seçki içinde yer almadığın için mutlu bile olursun. Ama alanı çok iyi çalışıp projelerin eksiklerini, kabul edilemez hatalarını görünce insan "ödül almadığı için" anlatmak zorunda kalıyor. Bir işe yarar mı bilmiyorum ama vakit bulur ve heyecan duyarsam ben de uzun uzun yazmak istiyorum.

Mehmet AKKOL

Kalemine sağlık... aslonanın anlattığı ve yazıya döktüğü için kutluyor yeni yazılarını bekliyorum...