Bilge Altuğ Polat, Demet Dinçer ve Mehmet Metin Polat tarafından "Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, 3. ödülü kazandı.
MİMARİ TASARIM YAKLAŞIMI
Tarihi çevrenin korunması, yalnızca yapıların fiziksel varlığını değil, onları anlamlı kılan mekansal, sosyal ve kültürel ilişkilerin sürekliliğini de gözetmeyi gerektirir [1,2]. Osmanlı döneminin ilk anıtsal yapılarından biri olan Gülbahar Hatun Camii, zaman içerisinde çevresindeki kamusal ve mekansal ilişkilerin zayıflamasıyla kentsel bütünlüğü içerisindeki belirleyici rolünü büyük ölçüde yitirmiştir. Buna karşın Zağnos Vadisi’nde gerçekleştirilen dönüşüm, köprü ve sur sistemini yeniden görünür kılarak bölgenin kamusal kullanımını güçlendirmiş ve kentin önemli odaklarından biri haline getirmiştir (EK-1). Yeni kültür ve sanat merkezinin bu kamusal aksa eklemlenmesi, kullanım yoğunluğunu daha da bu yöne taşıma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle tasarımın temel yaklaşımı, yeni bir odak oluşturmak değil; Gülbahar Hatun Camii, Atapark ve Zağnos Vadisi arasında zamanla zayıflayan ilişkileri yeniden kurarak tarihsel çevrenin kamusal sürekliliğini güçlendiren bağlayıcı bir mekan üretmektir.
Bu yaklaşım, tasarımın temelini oluşturan aşağıdaki kentsel tasarım kararlarını şekillendirmiştir:
Tarihsel süreklilik: Yeni yapı, Gülbahar Hatun Camii, Atapark ve Zağnos Vadisi arasında zamanla zayıflayan tarihsel ve mekânsal ilişkileri yeniden kuran bir kentsel arayüz olarak kurgulanmıştır (EK-1).
Geçirgen eşik: Çevredeki yapılaşma baskısı ve Zağnos Vadisi’nin güçlü kamusal kullanımı dikkate alınarak yapı, açık ve yarı açık mekânlarla desteklenen geçirgen bir kurgu içerisinde, fiziksel ve görsel sürekliliği güçlendiren kamusal bir geçiş alanı olarak tasarlanmıştır (EK-1, EK-2).
Bağlamsal uyum: Trabzon’un tescilli yapı dokusu, sur sistemi, topoğrafyası ve mevcut kullanıcı ihtiyaçları tasarımın temel verileri olarak kabul edilmiştir (EK-2).
Farklı kotlar yapının üç ayrı girişle kent yaşamına eklemlenmesine olanak sağlamıştır. Platform girişi açık ve yarı açık kamusal kullanımlara yönlendirilirken, üst fuaye girişi, Gülbahar Hatun Camii ve Zağnos Köprüsü yönündeki yaya aksını karşılayacak, alt fuaye ise Zağnos Vadisi ile doğrudan ilişki kurarak park kullanımını ortak fuayeye taşıyacak şekilde planlanmıştır (EK-3). Böylece farklı kullanıcı profilleri ve kullanım senaryolarını bir araya getiren çok katmanlı bir kamusal dolaşım sistemi oluşturulmuştur.
Gülbahar Hatun Salonu ve Zağnos Salonu, alanın tarihsel belleğine referans verirken; Black Box, değişen kullanım senaryolarına ve çağdaş sanat üretimine olanak tanıyan esnek yapısıyla yeni kültürel katmanı temsil etmektedir. Salonlar, bağımsız ya da ortak fuaye ile çalışabilecek esnek bir kullanım modeline göre planlanmıştır (EK-3). Vadinin sürekliliğini iç mekana taşıyan ortak fuaye, galeri boşluğu ve farklı kotlar arasında kurulan görsel ilişkiler, mekansal okunabilirliği güçlendirerek tarihsel çevre ile iç mekan arasında kesintisiz bir deneyim oluşturmuştur. Gülbahar Hatun Salonu, Zağnos Salonu ve Black Box, akustik performans gözetilerek tasarlanmış; sahne ile izleyici arasında kesintisiz görüş ve ses iletimini destekleyen, kullanıcı konforunu önceleyen iç mekanlar olarak kurgulanmıştır.
Yapının teknik ve malzeme kararları, bağlamsal uyum, kullanıcı konforu ve sürdürülebilir işletme ilkeleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Cadde cephesinde oluşturulan yeşil tampon bölge, yapının kentsel peyzajla bütünleşmesini desteklerken trafik kaynaklı gürültünün azaltılmasına da katkı sağlamaktadır. Araç ve servis erişimleri ise yaya sürekliliğini kesmeyecek biçimde alt kotta ve yapı çeperinde çözülmüştür. Cephede kullanılan yatay derzlerle modüle edilen ön üretimli beton paneller, Trabzon surlarının masif ve katmanlı karakterini çağdaş bir yorumla yeniden ele alırken, fuaye boyunca devam eden üçgen modüllerden oluşan ahşap tavan, Trabzon’un geleneksel ahşap işçiliğine çağdaş bir referans sunmakta ve hacmi bütünleştiren ortak bir mekansal dil oluşturmaktadır. Bağlamsal uyum, kütle ve siluet kararlarından malzeme ve detay ölçeğine kadar bütüncül bir anlayışla sürdürülmüştür.
EK-1: Tarihsel-Kültürel Bağlam ve Kentsel Tasarım Kararlarının Oluşumu
Roma Dönemi’nden itibaren kent surları çevresinde gelişen Trabzon, Osmanlı Dönemi’nde sur dışına taşarak batıya doğru genişlemiştir. Gülbahar Hatun Camii, bu genişleme sürecinin önemli kamusal odaklarından biri olarak, Zağnos Köprüsü’nün çıkışında, sur içi ile batı yerleşimlerini buluşturan stratejik bir konumda inşa edilmiştir. Külliyesi, avlusu ve kamusal yaşamıyla uzun yıllar boyunca kentin önemli sosyal ve mekansal odaklarından biri olmuştur.
Ancak zamanla yaşanan kentsel değişim, bu ilişkiyi zayıflatmıştır: “… kentin yaşadığı değişimle birlikte korumanın sadece yapı sınırında kaldığı, yapısal olarak küçük değişimler yaşanmasına rağmen bağlamsal açıdan büyük bir değişimin yaşandığı sonucu elde edilmiştir. Dolayısıyla Trabzon kent kimliğinde önemli bir yapının zamanla bağlamsal kayıpları ortaya konmuştur ” [1].
Zaman içinde külliye yapılarının büyük ölçüde ortadan kalkması ve kentte gerçekleştirilen ulaşım müdahaleleri alanın işlevini ve mekansal karakterini önemli ölçüde değiştirmiştir. Özellikle kavşak düzenlemeleri ve yol genişletmeleri, caminin Zağnos Köprüsü ve çevresiyle kurduğu tarihsel ilişkileri zayıflatmış; yapı fiziksel varlığını korumasına rağmen kentle kurduğu mekansal, sosyal ve kültürel bağların önemli bir bölümünü kaybetmiştir [1].
Caminin ilişkisinin zayıfladığı bu bağlamsal kayıpta, Zağnos Vadisi’nde ise tam tersine olumlu bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Vadi, tarih boyunca Trabzon’un savunma sistemi, topografyası ve yerleşim gelişiminde belirleyici bir rol üstlenmiş; kentin çok katmanlı tarihsel kimliğini oluşturan temel mekansal bileşenlerden biri olmuştur [1, 2, 3, 4]. Son yıllarda gerçekleştirilen dönüşüm sürecinde vadi yalnızca rekreasyon alanı olarak değil, tarihsel çevrenin yeniden okunmasını sağlayan bütüncül bir kamusal sistem olarak ele alınmıştır. Bu yaklaşım kapsamında Zağnos Köprüsü yalnızca korunması gereken tarihi bir yapı değil, mekansal bir eşik ve planlama kararlarını yönlendiren temel referans noktası olarak değerlendirilmiş; köprü ve surlar birbirinden bağımsız tarihi öğeler yerine aynı tarihsel-kentsel sistemin bileşenleri olarak ele alınmış ve birlikte yeniden “görünür” kılınmıştır.
Trabzon’da gerçekleştirilen araştırmalar, kentte uygulanan kentsel dönüşüm projeleri arasında kullanıcılar tarafından en başarılı örneklerden biri olarak Zağnos Vadisi’nin değerlendirildiğini göstermektedir. Bu başarının temelinde, (i) tarihi dokunun görünürlüğünü artıran koruma yaklaşımı ile (ii) artan yeşil alanlar, rekreatif çeşitlilik, (iii) güçlü yaya bağlantıları ve (iv) kamusal kullanım olanaklarıyla bütünleşmesi yer almaktadır [2]. Bu durum, alana yapılacak yeni müdahalelerin mevcut kamusal sistemin sürekliliğini güçlendirecek biçimde tasarlanması yönündeki kararı ortaya koymuştur. Bu doğrultuda önerilen kültür merkezi, yalnızca Zağnos Vadisi’nin güçlü kamusal sistemine eklemlenen yeni bir yapı olarak değil, bu sistemin tarihsel sürekliliğini destekleyen bir arayüz olarak ele alınmaktadır. Tasarımın temel sorusu; Zağnos Vadisi’nin oluşturduğu kamusal canlılığı Gülbahar Hatun Camii ve Atapark ile bütünleştirerek, köprü, surlar, cami ve park arasındaki mekansal ilişkileri güçlendirme olarak belirlenmiştir. Böylece kültür ve sanat merkezi, mevcut kamusal yaşama eklemlenen, ancak tarihsel odağı gölgelemeyen; aksine tarihi yapıları “görünür” kılan, kent belleğiyle yeniden ilişkilendiren geçirgen bir kamusal eşik olarak kurgulanmıştır.
Tasarım, caminin görünürlüğünü ve erişilebilirliğini artırırken, yeni kültür merkezini bu tarihsel ilişkileri yeniden kuran, farklı kamusal odakları birbirine bağlayan geçirgen bir arayüz olarak kurgulamaktadır. Öneri, tarihi yapıları tekil anıtlar olarak ele almak yerine, kamusal mekan ağı içinde yeniden görünür ve yeniden deneyimlenebilir bir tarihsel sistemin parçaları olarak değerlendirmektedir.
EK-2: Kentsel Tasarım İlkelerinin Mimari Karara Dönüşümü
Kentsel kararlar, kentin mevcut kamusal yaşamına eklemlenen, kültürel belleği gündelik hayatla buluşturan ve farklı kullanıcı profillerini ortak bir kamusal zeminde bir araya getiren bütüncül bir mekansal organizasyon ortaya koymayı amaçlamıştır. Böylece kültür, sanat ve gündelik yaşam birbirini besleyen bütüncül bir sistem içinde yeniden tanımlanmakta; yapı yalnızca bir varış noktası değil, farklı ölçeklerde etkileşimlerin, karşılaşmaların ve kolektif üretimin gerçekleştiği yaşayan bir bağlayıcı mekana dönüşmektedir.
Kentsel kararlar, Trabzon odaklı kullanıcı memnuniyetine dair verilere dayanmaktadır [2, 3, 4, 5]. Kamusal alana dair kullanıcı memnuniyetini etkileyen çevresel faktörler arasında sosyalleşmenin en güçlü belirleyici olduğu; bunu erişim ve bağlantı boyutunun (görünürlük, yürüyerek ulaşım kolaylığı, toplu taşıma erişimi), ardından kullanım ve aktivite çeşitliliğinin izlediği ortaya konmuştur [2]. Gerçekleştirilen üç kentsel dönüşüm projesi arasından en çok beğenilen projenin Zağnos Vadisi olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %91’i vadinin mevcut durumunu olumlu bulmuştur; surların okunaklılığının artmasının bu olumlu algıyı besleyen etkenlerden biri olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, yeşil alan sürekliliği ve surların görünürlüğü, kullanım çeşitliliğinin mekansal karşılığını oluşturan ve tasarım açısından önem arz eden veriler olarak proje kararlarında etkin rol oynamıştır [2].
Bu bulgular doğrultusunda geliştirilen bağlamsal uyum yaklaşımı, mimari tasarım kararlarının siluet, kütle organizasyonu ve hacimsel oranlar üzerinden çok katmanlı bir okumaya dayanmasını sağlamıştır. Bu kapsamda Zağnos Köprüsü çevresinde tarihsel doku ile yeni yapılaşmaların oluşturduğu katmanlı kent silueti, Ortahisar Sit Alanı’ndaki geleneksel konut dokusu [4] ve Zağnos Vadisi’ne komşu surların mekansal karakteri ile bitki örtüsü ilişkisi analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, çevredeki yapılaşmanın doluluk-boşluk dengesi ve açıklık oranları referans alınarak kütle yerleşimi, yapılaşma yoğunluğu ve açıklık kararları geliştirilmiştir. Yapının işlevsel gereksinimlerinden kaynaklanan sofita kulesi yüksekliği ve salon hacimleri, vadinin karşı yamacında oluşan siluetle uyumlu bir biçimde ele alınmış; kütlesel kurgu çevresel ölçekte okunabilir ve dengeli bir profil oluşturacak şekilde biçimlendirilmiştir.
EK-3: Yapının Kültürel Rolü ve Salon Tasarım Kararları
Mevcut yaya ulaşım ağları gözetilerek, Gülbahar Hatun Camii yönünden proje alanına ulaşan yaya geçidi ile bu doğrultudaki toplu taşıma duraklarını alanla buluşturan güçlü bir yaya aksı tanımlanmıştır. Doğal eğimi izleyen erişilebilir güzergah ve merdivenlerle ana platforma ulaşan bu aks, kullanıcıları kültür ve sanat merkezinin kamusal yaşamına davet eden temel mekansal omurgayı oluşturmaktadır.
İki ana salon, cephe ve silüet kararları doğrultusunda, Gülbahar Hatun Camii’nin yüksekliğini aşmayacak biçimde topoğrafyaya yerleştirilmiştir. Planda belirlenen bu yaklaşım, kesit kurgusunun da temelini oluşturmuş; Zağnos Vadisi kotu, iki farklı doğrultudan ana platform kotuna bağlanmıştır. Salonlar, birbirine dik olarak konumlandırılmış ve aralarında caminin görünürlüğünü koruyarak ana platform aksının sürekliliğini sağlayan bir açıklık bırakılmıştır. Böylece yapı kütlesinin etkisi parçalanmış ve tarihsel çevreyle dengeli bir ölçek ilişkisi kurulmuştur. Salonları çevreleyen ikincil birimler ise Zağnos Vadisi, surlar, topoğrafya ve çevredeki kentsel hacimlerle kurdukları ilişkilere göre farklı açılarda biçimlendirilmiştir. Bu yönlenmeler, iç mekanda kentsel referansların algılanmasını güçlendirirken dış mekandaki yaya hareketini de yönlendirmektedir.
Projenin tarihsel süreklilik yaklaşımı salon isimlerine de yansıtılmıştır. Gülbahar Hatun Salonu ve Zağnos Salonu, alanın tarihsel katmanlarına referans verirken Black Box, çağdaş kültürel üretimi temsil eden yeni bir katmanı tanımlar. Bu kurgu, kullanıcıyı tek bir giriş veya doğrusal dolaşım yerine, farklı kotlar, fuayeler ve galeri boşluğu arasında süreklilik gösteren bir mekansal deneyim içinde yönlendirmektedir. Plan şeması, iki salonun gerektiğinde bağımsız olarak işletilebilmesine ve ortak fuaye aracılığıyla birlikte çalışabilmesine olanak tanır.
İç mekan tasarımında sıcak, davetkar ve zamansız bir atmosfer hedeflenmiştir. Fuaye boyunca devam eden ahşap tavan, geniş hacmi bütünleştiren ortak bir mekansal dil oluştururken, salonlarda malzeme ve yüzey kurgusu sadeleştirilmiş; kullanıcı odağı, kentten koparak bütünüyle sahneye yönlendirilmiştir. Böylece fuayelerde tarihsel çevreyle kurulan görsel ilişki, salonlarda yerini sanat deneyimini öne çıkaran odaklanmış bir mekansal atmosfere bırakmaktadır.
Kaynaklar
[1] Yılmaz Yıldırım, D., & Bayram, Ş. (2023). Understanding change: Trabzon Gülbahar Hatun Mosque and Complex. PLANARCH – Design and Planning Research, 7(1), 51-63.
[2] Güneroğlu, N., & Bekar, M. (2017). Dönüşüm ve kimlik kavramı: Trabzon örneği. Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 17(4), 580-593.
[3] Bayartan, M. (2007) Kentsel işlevler ve Trabzon örneğinde özel işlevlerin kentsel gelişime etkileri. Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi.
[4] Kan, T., & Benli, G. (2025). Digital documentation in cultural heritage sites; A case study in Ortahisar Trabzon. Journal of Architectural Sciences and Applications, 10(1), 394-416.
[5] Özkan, D. G., & Çiğdem, A. (2017). Kentsel açık mekan çevresel özelliklerinin kullanıcı memnuniyeti üzerindeki etkileri: Trabzon Yüzüncü Yıl Parkı örneği. TURAN-SAM Uluslararası Bilimsel Hakemli Dergisi, 9(36), 330–339.