TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen İzmir Mimarlık Haftası'nın bu yılki teması "KUR-mak". Mimarlık haftası, 5-9 Ekim tarihleri arasında İzmir Mimarlık Merkezi’nde düzenlenecek.

Her şey kurulmadan önce bir ihtimal vardır.
Bir çizgi. Bir malzeme. Bir boşluk. Bir düşünce.
Henüz ne olacağı belli değildir.
Sonra ilk karar gelir. Bir parça diğerinin yanına yerleşir. Bir yüzey katlanır, bir açıklık belirir. Malzeme kesilir, eklenir, çıkarılır, birleştirilir. Işık yön değiştirir. Ses mekâna karışır. Beden hareket eder.
KUR-mak, mimarlığın en temel eylemlerinden birini yeniden düşünmeye çağırıyor. Çünkü kurmak yalnızca inşa etmek değildir.
Bir yapı kurulur.
Bir düzenek kurulur.
Bir sahne kurulur.
Bir oyun kurulur.
Bir sergi kurulur.
Bir kadraj kurulur.
Bir cümle kurulur.
Bir sofra kurulur.
Kurmak; çizmek, kesmek, eklemek, çıkarmak, birleştirmek, katlamak, germek, asmak, örmek, dökmek, monte etmek, kurgulamak, bozmak ve yeniden denemektir. Bazen elle, bazen bir araçla; bazen malzemeyle, bazen görüntüyle, sesle, ışıkla ya da kodla gerçekleşir.
Kuruluş, kurgu, kural, kurum ve kurucu sözcükleri de kurma düşüncesinin çevresinde genişleyen bir anlam alanı oluşturur.¹ Bir araya getirmeyi, düzenlemeyi, örgütlemeyi, ilişkilendirmeyi ve bir şeyin var olacağı koşulları oluşturmayı farklı biçimlerde çağrıştırırlar. Kurmak, bu anlamıyla parçaları yalnızca yan yana getirmekten çok, aralarındaki ilişkiyi üretmektir.
Araç değişir. Kurma eylemi kalır.
Kurmak yalnızca bir sonuç üretmez. Düşünce ile madde arasındaki mesafeyi aşmanın yollarından biridir. Fikir çizgiye, çizgi malzemeye, malzeme hacme dönüşürken tasarım da değişir.
Donald Schön’ün tasarım sürecini “durumla yansıtıcı bir konuşma” (reflective conversation with the situation) olarak ele alan yaklaşımı, tasarımın müdahale ettikçe düşündüğünü hatırlatır. Tasarımcı bir hamle yapar; ortaya çıkan durumu görür, yeniden değerlendirir ve ona yeni bir hamleyle karşılık verir. Böylece düşünme ve yapma birbirinden ayrılan iki aşama olmaktan çıkar; tasarım, eylem ve yeniden değerlendirme arasında gelişen bir sürece dönüşür.²
Yapmak, düşünmenin devamı hâline gelir.
Fakat kurulan yalnızca nesne değildir.
Bir mekânı ne kurar?
Duvarları mı? Boşlukları mı? Ölçeği, açıklıkları, yüzeyleri mi? Çizgi mi? Peki ya ışık? Ses? Koku? Sıcaklık? Doku? Hareket?
Bir mekâna girdiğimizde çoğu zaman onu tarif etmeden önce hissederiz. Gözümüz ışığa alışır, bedenimiz mesafeyi ölçer, ses boşluğun sınırlarını sezdirir. Bir yüzey bizi yaklaştırır, bir açıklık yönlendirir, bir gölge hareketimizi değiştirir.
Kurmak, bu anlamıyla yalnızca fiziksel bir nesneyi değil, bir deneyimin koşullarını da üretir.
KUR-mak, mimarlığı merkezine alarak tasarım ve sanatın farklı düşünme, üretme ve yapma biçimlerini kurma eylemi üzerinden ortak bir araştırma alanında buluşturuyor.
Ve bunu yalnızca konuşarak değil, yaparak araştırıyor.
İzmir Mimarlık Merkezi bir hafta boyunca kurulan, sökülen, sunulan, sergilenen, denenen, değiştirilen ve yeniden kurulan bir üretim alanına dönüşüyor.
Çünkü KUR-mak sonuçtan önce sürece, nesneden önce karara, biçimden önce onu mümkün kılan eyleme bakıyor.
KUR-mak tam da bu aralıkla ilgileniyor:
Düşünce ile madde arasında.
Nesne ile deneyim arasında.
Tasarlanan ile hissedilen arasında.
Ve İzmir Mimarlık Haftası’nı açık bir soruyla başlatıyor:
KUR-mak / Bir düşünce nasıl kurulur?
Notlar