Kéré Architecture, Münih Teknik Üniversitesi (TUM) kampüsünde, üç katlı bir oyun alanı içeren ve korten çelikle kaplı yeni bir anaokulu projesi tasarladı.

Fotoğraflar: Iwan Baan
Kéré Architecture, Münih Teknik Üniversitesi (TUM) kampüsünde yer alan yenilikçi anaokulu projesini bir dikey oyun alanı olarak kurguladı.
Yapının korten çelikle sarmalanmış özgün kütlesi çağdaş çocuk bakım, eğitim ve idari işlevleri bir araya getirerek tarihi kent dokusu içinde yeni bir kullanım senaryosuyla yaşatılacak.
Münih’in merkezindeki Maxvorstadt bölgesinde konumlanan tarihi TUM ana kampüsü, kökleri 1868 yılına uzanan oldukça yoğun bir kentsel ve akademik dokuya sahip. Çevresi tarihi eğitim blokları, müzeler ve idari yapılarla çevrili olan bu köklü yerleşim, kısıtlı arsa alanları ve bitişik nizam dokusu ile öne çıkıyor.

Kinderoase an der TUM adı verilen anaokulu, üniversitedeki genç profesyonellerin, özellikle de kadınların, iş ve aile sorumluluklarını dengelemelerine destek olmak amacıyla kampüs bünyesinde hayata geçirilen bir çocuk bakım tesisi niteliği taşıyor.
Kéré Architecture, idari ofisleri, çocukların keşif duygusunu besleyen oyun alanlarını ve açık hava etkinliklerine olanak tanıyan çatı terasını dairesel bir merdiven kulesi ile bir dizi iç mekan kaydırağıyla birbirine bağlıyor. Bu düşey sirkülasyon şeması sayesinde yapı, tüm işlevlerin birbirine akıcı bir şekilde eklemlendiği bütüncül bir dikey oyun alanı senaryosuna dönüşüyor.
Kampüsün yoğun dokusuna ve kısıtlı arsa alanına dikkat çeken Kéré, “Münih Teknik Üniversitesi kampüsü oldukça yoğun bir yerleşime sahip ve proje alanı oldukça küçüktü; bu nedenle düşeyde büyümeyi tercih ettik,” açıklamasında bulunuyor.

Tasarımın merkezinde yer alan oyun eylemi, hareket, eğlence ve macera temaları etrafında şekillenen bir mimari kurguyla mekana yansıtılmış. Tarihi kent dokusu içinde hem yetişkinlerin ihtiyaçlarına cevap veren hem de çocukların mekansal deneyimini ön planda tutan proje, keşif duygusunu tetikleyen ve akranlarıyla bir arada kolektif deneyimler biriktirmelerine olanak tanıyan etkileşimli bir mekan senaryosu üretmek amacıyla öne çıkıyor.
Kéré Architecture, yoğun trafiğe sahip gürültülü bir caddeye bakan cephenin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla çok katlı oyun alanını binanın ön kısmına yerleştirilmiş. Böylece arkada yer alan öğrenme alanları için akustik bir tampon bölge oluşturulması hedefleniyor.
Üst katlara doğru genişleyen kütlesel bir hacme sahip olan anaokulu, neredeyse tamamı ahşap strüktürle inşa edilmiş. Dış mekanda siyah renkle kaplanan bu ahşap strüktür, açılı bir cephe düzeni oluşturan korten çelik çıtalarla sarmalanmış.

Avusturyalı HK Architekten ile birlikte tasarlanan ahşap strüktür, malzeme özellikleri görünür kılınacak şekilde iç mekanın tamamında çıplak bırakılmış. Malzeme seçimine ilişkin süreci aktaran Kéré, ahşabın sıcak bir etki yarattığını, ışığı iyi yansıtarak doğal havalandırmayı desteklediğini belirtiyor. Ayrıca yoğun kentsel doku içindeki bu niteliklerin, çocuklar için son derece ideal olan ferah ve açık bir mekan deneyimi sunduğunu ifade ediyor.
Çatı katında yer alan ve “Gökyüzü Çayırı” anlamına gelen Himmelswiese terası, geniş şehir manzarasına hakim bir açık hava oyun alanı olarak işlevlendirilmiş. İç mekanda, kat döşemelerini yırtarak ilerleyen ahşap kaydıraklar gibi oyun odaklı unsurlar, ofis tarafından özel olarak tasarlanan mobilyalarla desteklenmiş. Çatı ışıklığına sahip dairesel bir merdiven kulesi; zemin kattaki resepsiyon ve idari alanları, yaş gruplarına göre organize edilen üst katlardaki çocuk bakım alanlarına bağlıyor.

Projenin, tarihi kentsel çevreyle kurduğu saygılı diyalog ve sunduğu bütüncül mekan kurgusu sayesinde, hem çağdaş kentsel ihtiyaçlara yanıt veren hem de gelecekte özenle yaşatılabilecek yenilikçi bir koruma ve tasarım modeli ortaya koyduğu vurgulanıyor.
1 Yorum
Bu kurgu, total mekan kavramına yaklaşır.