Kıvrımlı Duvarlardan Mekansal Deneyime: Yeni Serpentine Gallery Pavyonu

LANZA Atelier tarafından Londra'daki Kensington Gardens'ta tasarlanan Serpentine Pavilion 2026, kıvrımlı duvar tipolojisinden ilham alarak tuğla ve yarı saydam çatı elemanlarıyla peyzajla bütünleşen geçirgen bir kamusal mekân sunuyor.

Fotoğraflar: Iwan Baan – Serpentine

Meksikalı mimarlık stüdyosu LANZA Atelier tarafından tasarlanan Serpentine Gallery Pavyonu, 6 Haziran 2026 günü ziyaretçilere açılacak. Isabel Abascal ve Alessandro Arienzo tarafından kurulan mimarlık ofisi, tasarımında yılanın akıcı hareketlerini çağrıştıran kıvrımlı bir mekânsal kurgu geliştirmiş. Tasarım, yaz sezonu boyunca ve ekim ayına kadar geniş bir halka açık etkinlik programına ev sahipliği yapacak.

25. yılı kapsamında Serpentine Gallery, bu önemli dönüm noktasını ve ilk pavyon tasarımcısı Zaha Hadid’in mirasını sonbaharda düzenlenecek özel etkinliklerle kutlayacak. 2026 yılı tasarımı, Goldman Sachs’ın üst üste on ikinci yıl sürdürdüğü destekle hayata geçirilmiş. Bununla birlikte, Rolex’in bu yıldan itibaren Serpentine Pavilions’un resmi saat ortağı olarak projeye katılıyor.

Bu kapsamda, Zaha Hadid Foundation ve Architectural Association iş birliğiyle gerçekleştirilecek programlar, pavyonun mimarlık kültüründeki etkisini yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor.

LANZA Atelier, Serpentine Gallery Pavyonu’nun tasarımında pavyonun bir sınırını oluşturan ve “serpentine” ya da “crinkle-crankle” duvar olarak bilinen mimari öğeden ilham almış. Aralıklı kıvrımlardan oluşan bu tuğla duvar tipi günümüzde sıklıkla İngiltere’nin Suffolk bölgesinde görülse de kökeni Antik Mısır’a uzanıyor ve daha sonra Hollandalı mühendisler aracılığıyla İngiltere’ye taşınmış.

Eğrisel geometrisi sayesinde yanal destek sağlayan bu sistem, düz duvarlara kıyasla daha az malzeme kullanılarak aynı yapısal kararlılığın elde edilmesine olanak tanıyor. Pavyonun tasarımında yeniden yorumlanan bu özellik, adını taşıyan ve yumuşak kıvrımlarıyla bir yılanı andıran Serpentine Gölü’ne de göndermede bulunuyor.

Peyzajla ilişki kuran ikinci bir duvar, mevcut ağaç dokusunun taç yapısını bozmadan çevresiyle bütünleşirken ana yapı arazinin kuzey kesiminde konumlanmakta. Yarı saydam çatı örtüsü, ağaçlık bir alan hissi oluşturan tuğla sütunlar üzerine hafifçe yerleşerek yapıya geçirgen bir karakter kazandırıyor.

Bu mekânsal kurgu, doğal ışık ve hava akışının iç mekâna nüfuz etmesine olanak sağlayarak kapalı ve açık alanlar arasındaki sınırları belirsizleştiriyor.

LANZA Atelier, İngiliz bahçe kültürüne gönderme yapmak ve geçmişte bir çay pavyonu olarak kullanılan Serpentine South Gallery’nin mevcut tuğla cephesiyle ilişki kurmak amacıyla ana malzeme olarak tuğlayı tercih etmiş. Ritmik biçimde tekrarlanan tuğla sütunlardan oluşan yapı sistemi, duvarı opak bir sınır olmaktan çıkararak geçirgen bir mekânsal elemana dönüştürüyor.

Böylece pavyon, duvarların yalnızca ayırıcı unsurlar olduğu fikrini sorgularken ziyaretçileri görsel ve fiziksel etkileşime davet eden açık bir mekânsal deneyim sunuyor.

LANZA Atelier – Chairs for 4 Couples Dining Set / 2020 Fotoğraf: Fernando Ocaña

Etiketler

Bir yanıt yazın