Ismail Solehudin Architecture tarafından tasarlanan Jami At-Taqwa Camisi, Endonezya’da yer alıyor.
Jami At-Taqwa Camisi’nin tasarımı, ziyaretçilerde umudu çağrıştmayı hedefliyor. Estetik bir tatmin sağlamanın yanı sıra zengin bir deneyim sunan cami; daimi bir kutlama hissi uyandırıyor.
Cami, bulunduğu coğrafyanın ruhunu yansıtıyor ve Allah’a adanmış bir bağlılık hareketi olarak, hayırseverlerin ibadetleri ile gerçekleştirdiği katkıları somutlaştırıyor.
Proje, caminin adının kökeni olan mescit kavramından yola çıkıyor.
“Bununla yetinmeyip secde kavramını derinlemesine inceledik ve büyük alim İmam Gazali’nin çarpıcı bir benzetmesiyle karşılaştık: ‘Secde eden kişi, secdenin tatlılığını hissettiğinde Allah’a yakın olduğunu hisseder. Secdesiyle evrenin enginliğini katlar.”
Ismail Solehudin Architecture
Birincil mimari form: Amorf çatılar ve duvarlar. Bu dokunuşlar, zengin ve sıcak bir mekansal deneyim, dramatik doğal ışık kullanımı ve güçlü bir yapı kimliği yaratıyor. Özellikle ziyaretçiler için Allah’a sevgi ve mutlulukla yakınlığı yansıtıyor.
Alan düzenlemesi: Cami yoğun bir cadde üzerinde bulunduğu için, revaklı bir geçiş alanı ve çitlerle ibadet alanı gürültü ve tozdan korunuyor. Alan üzerindeki sundurma, caminin amorf formuna atıfta bulunuyor ve ibadet edenler için ayırt edici bir mekansal yolculuk sunuyor.
Sirkülasyon ve erişim: Revaklar, aynı zamanda abdest alanlarına giden yol işlevi görüyor. Erkek ve kadın sirkülasyonu mesafeyle ayrılıyor. Her bir revak, zemin kattaki erkek ibadet alanı ve üst kattaki kadın ibadet alanına bağlanıyor.
Minare ve dikey ifade: Minare, kıble ekseni boyunca konumlandırılmış ve ibadet yönünü göstermek için öne çıkarılmış. Cephe, minareye doğru yükselerek dikeyliği ve Allah’a olan saygı ruhunu vurguluyor.
Malzeme ve atmosfer: Doğal havalandırma sağlayan delikli bir çatı kullanılmış. Sonuç olarak, çevredeki yoğun yerleşim alanıyla uyumlu, kapsayıcı, sıcak ve davetkar bir atmosfer yaratılmış.