VELUX tarafından düzenlenen Gün Işığı Sohbetleri’nin yeni konuğu Ömer Selçuk Baz oldu.

Mimaride doğal ışığın önemini keşfetmek amacıyla yola çıkılan VELUX Gün Işığı Sohbetleri‘nde, projelerinde gün ışığı ile bilinçli ve nitelikli çalışmalar yapan tasarımcılar konuk ediliyor.
Bu söyleşide, Yalın Mimarlık’ın kurucu ortağı ve mimar Ömer Selçuk Baz’ın çocukluk anılarının mekan algısı üzerindeki etkisini ve gün ışığının mimari tasarımdaki rolünü ele alıyoruz.
“Çocukluğum böyle bir ikilik üzerine geçti diye özetleyebilirim. Bir bölümü Güney Almanya’nın Fransa sınırında küçük bir Alman kasabasında.
Almanya’dan başlayan çocukluğumun yarısı da başka bir sınır dünyasında Hatay Antakya’da geçti. Şehri ikiye bölen bir Asi nehri. Diğer tarafında Suriye. Yani aslında ikisi de böyle bir sert kültürel çatışmaların ve beraber olmaların karmaşası içerisinde ikilemli bir dünyaydı. Bunun içinde mesela şeyi çok net anımsıyorum. Mesela Almanya tabii çok sistemli bir dünya. Anaokulu yıllarımda sınıfın çok muazzam ahşap imalatları vardı. O dokular aklımda. Özellikle doğa varlığının çok güçlü olduğu bir coğrafya.
Antakya çok kontrastlı bir yer. Yani bütün renklerin ve bütün dokuların, karanlık ve aydınlıkların böyle orta grilerde olmadığı, çok sert kontrastların sadece dokusal anlamda değil, kültürel ve sosyal anlamda da aslında bunun böyle sınırlara doğru zorlandığı bir coğrafyaydı. Dolayısıyla biraz eğlenceli, biraz böyle tuhaf, bunların arasında gidip gelen bir çocukluk diye tarif edebilirim.”