MUSEUMSTRASSE 42: Kentsel Yaşamın Yeni Yüzü

MUSEUMSTRASSE 42: Kentsel Yaşamın Yeni Yüzü

NOA, Bolzano’nun yoğun tarihi dokusu içindeki Museumstraße’de yeni bir konut projesi tasarladı.

NOA, Athesia Yayın Grubu’nun matbaasına ev sahipliği yapan arsada kent evi tipolojisini yeniden yorumlayarak zarif ve ince detaylarla işlenmiş bir cephe düzeni oluşturmuş. Böylece tarih ile günümüz arasında güçlü bir diyalog kuran sade ve etkileyici bir yapı ortaya çıkmış.

Bolzano’nun tarihi merkezinde, konut alanlarını artırmaya yönelik belediye planı kapsamında, Museumstraße ve Sparkassenstraße köşesinde yer alan arazinin dönüşüm süreci 2016 yılında başlamış. 2019 yılında Athesia Grubu, NOA’ya Museumstraße 42’de yer alan konut yapısının tasarımını üstlenme görevini vermiş.

Binanın tasarımında Bolzano’nun kent dokusu merkeze alınmış. Caddeye bakan dar cephede 19. yüzyıl sonlarında inşa edilen sivri kemerli pencereler ve yan tarafındaki kule dikkat çekiyor. Tarihi değerinin korunması adına tamamen restore edilen bu cephe, üzeri sıva ile kapatılmış mozaik detaylarını gün yüzüne çıkarmış. Tuğla-beton yapı tekniğiyle inşa edilen bina, komşu binalarla olan mesafelerine göre değişen yüksekliklere sahip. Binada toplamda 23 metre yüksekliğe kadar çıkan yedi kat ve dört bodrum katı ile yeraltı otoparkı bulunuyor. Zemin kat ve birinci bodrum kat ticari alan olarak ayrılmış olup, üst katların tamamı konut olarak planlanmış.

NOA, tasarım sürecinde daire planlarını ve cephe tasarımlarını eş zamanlı olarak gerçekleştirmiş. İlk olarak çevredeki yapıların cephelerinin detaylı bir incelemesini yaparak işe koyulmuşlar. Museumstraße’nin 1910 yılında döşenen tarihi sokak dokusu ve 19. yüzyılda inşa edilen bitişiğindeki Sparkassenstraße’deki yapıların estetik öğeleri projeye entegre edilmiş. Bozen’e Rönesans saraylarından miras kalan cepheyi üçe bölen mimari prensipi benimseyerek cephe tasarımı oluşturulmuş. Dokulu sıva uygulamalarıyla farklı yüzey efektleri elde edilmiş. Uzun cephede, hafif ton geçişleriyle hacimsel algı yumuşatılmaya çalışılmış. Çatı katı ise cepheden geriye çekilerek bir hacimsel derinlik kazandırılmış. Sundurma ve pencerelerin düzeni belirli bir ritmik kompozisyon içinde oluşturulmuş.

Cephede, duvarların içinde konik pencere boşlukları açılmış. Bu uygulama içeriye ışık alımını arttırırken, Alpler bölgesinin kent dokusuna da referans veriyor. Zemin seviyesinden tavana kadar uzanan ahşap çerçeveli pencereler, cephe tasarımının temel mimari öğesi olarak öne çıkıyor. Sundurmalar ve balkonlarda kullanılan şeffaf cam korkuluklar, cephe kompozisyonu içinde bir bütünlük sağlıyor.

Binada toplam 48 adet iki ve üç odalı daire bulunuyor. Katlar arası yönlendirme sistemleri, renkli grafik unsurlarla zenginleştirilmiş. Zemin katta, ortak kullanım alanları arasında geniş bir yeşil teras bulunuyor. Tarihi kulenin içinde mutfak ve oturma alanları bulunuyor. Bina içindeki dolaşım sistemi iki merdiven boşluğu üzerinden kurgulanmış. Ana merdiven holü, cadde girişinden ulaşılan yan bir kapıyla başlıyor ve Zemin katta asıl yapıya bağlanıyor.

Giriş, orijinal taş basamakları görünür kılacak şekilde tasarlanmış. Eski merdivenlerin izini sürmek adına metal çerçeveler içine kumtaşı yerleştirilerek basamaklar oluşturulmuş. Zemin katta yer alan stuko ile bezenmiş geniş avlu, giriş mekanı ile birleşerek ferahlık salıyor. İkinci merdiven girişi ise avludan sağlanıyor ve burada yeraltı otoparkına inen bir rampa bulunuyor.

Etiketler

Bir yanıt yazın