Katılımcı, Üsküdar’da Mimar Sinan’ı Anmak Yarışması

Katılımcı, Üsküdar’da Mimar Sinan’ı Anmak Yarışması

PROJE RAPORU

GİRİŞ

Kentler; sınırları içinde yaşayanları kentli kimliğine götüren, ortak duyumların oluşmasına zemin oluşturan, biyolojik-psikolojik-sosyolojik yönlerden huzur ve mutluluğa erişme olanağı kazandıran hareketli ve karmaşık yerlerdir.(1) Dolayısıyla kenti ve kentli davranışlarını anlamak da karmaşık görülmektedir. Ancak kentleri anlamak aslında farklı birçok girdinin kesiştiği alanlar olan kentlerin kamusal alanlarını anlamaktan geçer.(2) Çünkü kamusal alanlar bu karmaşık yapı içerisinde herkesin yolunun geçtiği yerlerdir.(3) Bu bağlamda insanları kuşatan kentler insanın yaşamına yön verirken insan ilişkilerini de toplumsal bir biçime kavuşturur. Yani bu tek taraflı değil iki yönlü bir biçimleniştir. Kentin, toplumlaşmanın ortaya koyduğu bir insan ürünü olduğunu da kabul edersek, imgesel olarak kent doğar, zaman içinde gelişir ve yaşayan olguları değiştikçede farklılaşır.İşte tam bu değişimin göbeğinde kalan Üsküdar Meydanı, uzun süren şantiye görünümden sonra kamu eli ile gerçekleştirilen projelerle birlikte büyük bir değişime uğramış ve halen bu süreci tamamlamamıştır. İstanbul’un bir ulaşım odağı ve transfer merkezi olan Üsküdar, bu özelliğini Marmaray, metro ve otobüs durakları olmadan önce de sürdürmekteydi. Gerek hac ibadeti için yolculuk edenlerin yola buradan çıkması, gerek kayıkla karşıya geçmek için kıyının kullanılması, gerekse özellikle Mimar Sinan’ın yapılarıyla birlikte islam kültürüne ait olan camilerle bütünleşen sosyal hayatın (Çarşı ve Hamamlar) burada toplanmasıyla günümüze kadar bu özelliği katlanarak devam etmiştir. Bu yüzden çalışmalarımızda Mimar Sinan Üçgen’i içerisindeki yapılar dışında yakın çevre de dikkate alınarak Üsküdar Kent Merkezi sadece üçgen içerisinde değil çevresiyle bir bütün olarak düşünülmüş, ulaşım bağlantıları gerilimi azaltacak şekilde düzenlenmiş, batılı toplumlardaki meydan tanımı ile Anadolu’nun meydan tanımı dönemsel olarak incelenerek Üsküdar Kent Meydanı tanımı oluşturulmuştur. Bu kent meydanını tanımlamaya çalışırken “Mimar Sinan Kimdir?” sorusuyla yola çıktığımız ve “Kimin Mimar Sinan’ı?” sorusuyla devam ettiğimiz çalışmalarımızda birden fazla Mimar Sinan’a erişerek, Mimar Sinan’ı Anma Mekanı değil ancak Mimar Sinan’ı An(la)ma mekanı yapılabileceği sonucuna vardık. Anlaşılır mekana ulaşmak için kentsel tasarım kuramcısı Kevin Lynch ‘in kentlerin görünümü ve okunabilirliği hakkında yaptığı çalışmalar dikkate alınarak, çalışma alanı tanımlanmış ve bu sınırlar bağlamında kamusal alanlar analiz edilmiştir.

BATILI MEYDAN ANLAYIŞI

Antik Çağdan başlayacak olursak; kamusal alan olarak tanımlanan ve Antik Yunan kentinin en önemli kamusal mekânı olarak karşımıza çıkan yapı agoralardır. Bir toplanma yeri olan Akropol geç dönemde Agora adını almış ve kentsel ortak mekânın ilk örneği ortaya çıkmıştır. Kelime asıl anlamı ile halkın toplandığı yer, siyasi konular ve ait olduğu topluluğu yönetmek için bir araya gelinen açık alan olarak ifade edilir. Sonraları kentin karmaşık hale gelmesi, şehrin sınırlarının genişletilmesi ihtiyacı ile bu açık alanlara farklı işlevler ve yapılar eklenmiştir. Agoranın çevresinde oluşan bu yapılar ile agora gerçek bir avluya dönüşmüş ve oluşan bu yapılar topluluğuna stoa adı verilmiştir. İş ve siyasetin sürdürüldüğü bu kentsel kamusal alanlar ticaret merkezi olmaları nedeniyle kentin merkezinde uzun yıllar boyunca etkinliklerini sürdürmüştür.(4)

Stoa, doğrusal planlanmış uzun dikdörtgen yapılardan oluşan, genellikle iki katlı, agoraya bakan tarafı açık, önde arkadlı gezinti alanları ile arka kısımlarında alışveriş ve ticaretin yapıldığı, sıralı küçük odalar şeklinde dükkânları olan, üstü kapalı bir mimari yapıdır. Bu biçimlenişi ile stoa, agorayı sınırlayan ve tanımlayan geniş bir kamusal alanı ifade etmektedir. (5)

Roma kentinde ise kamusal alan olarak nitelendirilebilecek en önemli alan ‘Forum ‘dur. Agoranın caddeler ile şekillenişine karşın forum kentin merkezinde eğlence alanına dönüşmüştür. Bu dönemde agoradaki kamusal kimlik yerine forumda güçlü bir siyasi kimlik ön plana çıkmıştır. Kendisini sınırlayan yapıların adeta bir avlusu olan forum çevresindeki yapılar ile ilişkili çeşitli dini, ticari ve yönetimi ilgilendiren fonksiyonları barındırmış, insanları hem eğlence hem de ticari aktivitelere yönelik faaliyetler ile buluşturan, gündelik yaşamın merkezi, kentin en güçlü kamusal alanı olarak kullanılmıştır. (6) Kentin merkezinde yer alan bu mekânlar “ticari, dini, siyasi, toplumsal, pazar yeri, geçit yeri, gladyatör arenası gibi her tür kamusal kullanıma ayrılmış kamusal açık alan” olarak tanımlanmaktadır. (7)

OSMANLI’NIN MEYDAN ANLAYIŞI

İslam kentlerinde meydanlar ise, yapılarla çevrili olmaktan ziyade, insanların toplanacağı cami ve külliye etrafında yer almıştır. Kendi içine kapalı, mahrem mahalle kültürü kentsel mekânlara da yansımış, cami avluları dışında açık kamusal alanlar oluşmamıştır. Cami avluları; düzenli bir meydan olmamasına rağmen kamusal yaşamı barındırarak, politikanın görüşülmesi, ticaretin yapılması için yeterli alanlar haline gelmiş, Türk-İslam kentlerinde toplumsal olarak başka bir mekâna da ihtiyaç duyulmamıştır. (8)

Selçuklu ve Osmanlı şehirlerinde önemli bir kentsel eleman olmayan kent meydanları Cumhuriyet ile birlikte önem kazanmıştır. Bu dönemde oluşmaya başlayan yeni hayat tarzı kentsel mekânda yeni biçimleri ortaya çıkarmıştır. Cami ve benzeri yerler olan karşılaşma ve buluşma mekânlarının yerini Cumhuriyet döneminde meydanlar almıştır. (9)

Seküler hayatın yanında siyasi partilerin kurulması, siyasi propagandaların başlaması, işçi sınıfı ve sendikaların önem kazanmasıyla birlikte meydanlar işlevsel olarak gündeme gelerek, ticari ve rekreasyon amaçlı da kullanılmış ve meydan kelimesi kentsel mekanda anlam bulmaya başlamıştır. (10)

Camilerin hemen yanında yer alan han, haman ve pazarın bulunduğu ticrari yerler aslında agora ve forum yapısının farklı bir yorumlanışıdır. Bölgeye merkez niteliği kazandıran bu mekânlar Türk kentlerinin organik yapısı gereği meydanlaşarak Batı’daki meydanlardan farklı şekilde doğal bir gelişim göstermişlerdir. (11)

Bu organik dokuda kentsel dolulukları, konutlar; kentsel boşlukları ise avlular, sokaklar ve sokakların kesişim yerlerinde oluşan küçük meydanlar oluşturmaktadır. Homojen bir biçimde dağılmış doluluk ve boşluklardan doluluklar; hareketin yavaşladığı, özele ayrılmış mekânlar olarak karşımıza çıkarken boşluklar ise hareketin hızlandığı, dinamik yerlerdir. Konutlara ulaşımı sağlayan sokaklar ise yayaların kullanımında olup, sokakta özgürce hareket ettikleri ve sosyalleştikleri yerlerdir. Bu anlamda özelden kamusala geçişte farklı birçok kentsel dinamiği içerisinde barındıran ‘sokak ‘ Osmanlı’da kamusal anlamda güçlü bir mekândır. (12)

Osmanlı toplumunda, İslam geleneğinin devamı niteliğinde olan gündelik yaşam, mahalle ölçeğinde biçimlenmiştir. Mahallenin en önemli unsurları konutların yanı sıra, camii, çarşı ve buna bağlı dini mekânlardır. Mahallenin merkezini işaret eden caminin namaz zamanını bekleme işlevinin yanında bir başka bekleme eyleminin yeri olan kahvehaneler her mahallenin bir bakıma kendiliğinden oluşmuş meydanını ortaya çıkarır. (13) Mahalle sakinlerinin gündelik ihtiyaçlarına yönelik olan, bir araya gelme, iletişimde bulunma gibi sosyal faaliyetlere zemin hazırlayan, temel kamusal mekânlar olarak sayılan cami, hamam, çarşı ve sokakların mekânsal yapısına eklemlenen kahvehaneler daha ilk baştan vakıf yolu ile hamam ve camilere bağlanan bir kurum olmuştur (14).

Tüm bu çıkarımlar sonucunda sadece Mimar Sinan Üçgeni için değil, Üsküdar Kent Meydanı için; artık gündelik hayatta insanların soluklandığı değil gelip-geçtiği, farkına varmadığı, sadece toplu taşımalara ulaşmak için kullandığı alanlara dönüşmüştür diyebiliriz. Artan kent nüfusu bağlamında ticaret alanlarının daha efektif kullanılması, manzara noktalarına yönelimin artması, mekanın ‘yer’ olabilmesi, kullanılabilir olması ve tüm bunların kent merkezini kullananlar tarafından ulaşılabilir olması adına çalışmalarımızı yönlendirdik.

KEVİN LYNCH ANALİZİ

Yollar
Üsküdar kent merkezinde T şeklinde oluşan omurga, hareketi düzenleyen kanal görevini görmektedir. Bu yollar E-5 karayoluna bağlanan Hakimiyeti Milliye Caddesi, doğuya doğru kıvrılarak devam eden Selma-ı Park Caddesi ve kıyı çizgisini takip eden kuzeydoğu ve güneybatı yönünde uzanıp Beykoza doğru dönen Paşa Limanı Caddesi ve Kadıköy’e bağlanan Harem Üsküdar Sahil yoludur. T şeklinde oluşan bu omurganın merkezinde Marmaray Metro çıkışları ve iskelede düğümlenen yaya sirkülasyonu, Üsküdar Meydanı’nın ulaşımdaki üstlendiği rolü daha da büyütmektedir. İskele Anadolu ve Avrupa yakasının denizyolu ile birleşmesini sağlayan önemli bir ulaşım noktası olup başlı başına bir ağ oluşturmaktadır. Bu meydanda, şehir hatları, motor iskeleleri, minibüs, otobüs, dolmuş, taksi durakları yer almakta ve hem toplu taşıma araçları hem de özel araçların yoğunluğu yaşanmaktadır. Meydan düzenlemesi ile bu ulaşım kanallarına bir yenisi olan bisiklet yolu eklenmiştir. Kıyı hattı boyunca devam eden bisiklet yolu ile kıyının sürekliliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Fakat erişebilirlik açısından bu yolda yeni düzenlemelerin yapılması şarttır. Üsküdar Meydanı, bu araçlara erişim amacıyla yayalar için de önemli bir düğüm noktasını oluşturmaktadır.

Düğüm Noktaları
Bazı hareketlerin yoğunlaştığı yerler düğüm noktalarıdır. Üsküdar’ı, tarihsel kimliği ile ön plana çıkaran kamusal alanlar ve araç-yaya sirkülasyonu ile gerilimi oluşturan alanlar çalışılan ölçekte düğüm noktaları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Düğüm noktalarını Mimar Sinan Üçgeni’nden başlayarak incelersek;

1-Şemsi Ahmet Paşa Külliyesi ve çevresi; Üsküdar Meydan olarak tanımlanan kamusal alanın sınırlarını belirlemekte olup merkezin Salacakla bağlantısını sağlayan giriş-çıkış kapısı olarak tanımlayabiliriz.

2- Mihrimah Sultan Camii ve III. Ahmet Çeşmesi; geçmişten günümüze ticari faaliyetlerin çeşme ve caminin duvarı arasında toplanması, iskele ile arası doldurulmadan önce güçlü bir bağı olması ve önünden geçilen bir yer değil kullanılan bir alan olması dikkatleri çekmektedir. Ancak günümüzde alanın düğüm noktası olması; önündeki duraklar, yılın belirli günlerinde aktif olarak faaliyet gösteren Kızılay’ın, belediyenin, sivil toplum örgütlerinin etkinlikleri ve bekleme-buluşma noktası olmasıyla ilişkilidir.

3/4-Karadavut Camii ve Mimar Sinan Çarşısı’nı içine alan bölge; yapıların hemen yanında yeraltı otoparkı ve çarşı projesinin inşaatı devam etmektedir. Bu alanda öncesinde katlı otopark ve Üsküdar Belediye Binası mevcuttu. Projeyle birlikte katlı otopark binası ve etrafındaki küçük dükkânlar yıkılmış ve boşalan alan kamusal kullanıma açılacak şekilde düzenlenmiştir. Üsküdar’ın ticari, kültürel ve insan hareketliliğinin yaşandığı en önemli aksı olan Hakimiyeti Milliye Caddesi üzerinde bulunan yeni proje bittiğinde iskeleye doğru geniş bir alan açılacaktır. Bölgedeki esnafın yeniden canlanacak, Marmaray-Metro-İskele ve Durak arasındaki koşuşturmacadan ziyade ticari faaliyetleriyle hareketli bir çarşı bölgesinde dinlence alanı olacaktır. Hakimiyeti Milliye Caddesi’nin önemi göz önüne alınarak caddenin yayalaştırılması yeni yapılan bu meydanı canlandıracaktır.

5-Marmaray İstasyonu; Hakimiyeti Milliye Caddesi ve Selman-i Pak Caddesi’nden gelen yayataşıt trafiği bu bölgede bir dar geçit oluşturmaktadır. Yer altı trafiğini kullanacak olanların yerüstünde oluşturdukları yoğunlukla birlikte, iskeleyi ve otobüs duraklarını kullanacak olan yayalar burada kalabalıklaşmaktadır.

Marmaray yaya giriş-çıkışları, metro giriş-çıkışları, asansörler ve Marmaray’ın havalandırma yapısı bu bölgede bulunmaktadır. Bu yapıların arasında yürüyüş yolları ve yeşil alanlar bulunmakta olup Doğancılar Caddesi ile bağlantısını sağlayan merdivenler bulunmaktadır. Görsel algıyı bozan ve alanın kullanılamaz hale gelmesini sağlayacak derecede büyük olan havalandırma yapısı meydanla bütünlüğün sağlanmasını engellemektedir. Bu büyüklükteki bir alanın sadece geçiş bölgesi olarak kullanılması alandaki hareketliliği arttırsa da bölgenin dokusuna uyumsuz bir ticari yayılıma sebep olmaktadır. Bölge içerisinde hem görsel hem işlevsel olarak önemli bir yapı olan eğitim ve kültür faaliyetleri (Tasavvuf, Hat, Ud, Ney, Osmanlıca vb.) olarak hizmet veren Balaban Tekkesi de kaybolmaktadır.

6-Hüsrev Ağa Camii ve çevresi; Bu alan Üsküdar’ın Salacak tarafından gelen, Doğancılar Caddesi’ni kullanan ve Aziz Mahmut Hüdai yolundan inen yayaların Marmaray İstasyon Meydanı’na ve İskele Meydanı’na çıkan merdivenli sokağın başını temsil etmektedir. Hemen önünde yer alan dolmuş durakları ve otopark bölgenin kullanımı açısından olumsuz etki oluşturmaktadır. Metro giriş-çıkışlarıyla hareket kazanmış gibi görünse de günün her saati yaşaması yaya güvenliği açısından önemlidir.

7/8-Üsküdar İskele Meydanı; deniz doldurulmadan kazıklı sistemle denizden kazanılan alan ile başlayan ve Üsküdar-Beşiktaş vapurlarının kalktığı yere uzanan, içerisine çeşmeyi de alan bu bölge, T şeklinde oluşan trafiğin ortasında kalmaktadır. Boğazın kıyı çizgisini değiştiren bu dolgu alanı, konulan ağaçlar ve çevresinde manzara noktası dikkate alınmadan konumlanan oturma alanlarıyla, gri kesme taşlardan oluşan zeminiyle büyük bir tanımsız alan oluşturmaktadır. Düğüm noktasında karşılaşan -vapur seferlerini bekleyen, büfelerden hızlı yemek ihtiyacını karşılayan, motor iskelesine giden, akpil dolduran, bankamatikleri kullanan- kişiler ise hareketliliğin esas olduğu büfeler, gazete bayileri ve çiçekçilerin yer aldığı alanda sıkışmakta ve dolgu alanından kopuk bir yoğunluk yaşamaktadır. Araç-Yaya trafiğinin oluşturduğu gerilime bu yoğunluk da eklendiğinde alan içerisindeki en gerilimli nokta olduğu söylenebilir.

9-Selman Ağa Camii ve çevresi; Derme çatma dükkanlardan temizlenerek ortaya çıkarılan cami Hâkimiyeti Milliye Caddesi ile Selman-ı Park Caddesi’nin kesişiminde küçük bir cep oluşturmaktadır. Balıkçılar Pazarı ile Sebzeciler Pazarı’nın arkasında yer alan taşıt trafiğine kapalı olan alandan beslenen Selman Ağa Camii Meydanı önemli bir düğüm oluşturmaktadır. Cami çevresinde düzenlemede karşımıza yeniden gri kesme taşlar ve pasif yeşiller çıkmaktadır. Konumu itibari ile çevresinden hem ticari hem de tarihi olarak beslenen bu düğüm noktasının kullanılabilirliğindeki azlık öneminin azalmasına sebep olmaktadır.

Kenarlar
Planlamada sınırlar önemli rol oynamaktadır. Sınırları olan çevre bizlere planlamada referans noktaları oluşturur. Kentlerin kendi kimlikleri de böyle ortaya çıkmaktadır. Üsküdar bu konuda bize birçok referans verdiği gibi kendine özel sınırlarıyla İstanbul’a da gönderme yapar. Kıyıdan meydana ulaştığımızda bizi karşılayan Mihrimah Sultan Camii’nin duvarı ve Yeni Valide Sultan Camii’nin duvarı dışardan meydanın sınırını oluşturduğu gibi yapıların içlerinde bizleri sarıp sarmalarlar.

Ana arterlerin tretuvarları da kenar ögesi olarak değerlendirilebilir. Yolları sarmalayan bina cepheleri de (Özellikle Hakimiyeti Milliye Caddesi’nin Paşa Limanı’na bakan cepheleri gibi) bizlere sınır oluşturmaktadır.

Bölgeler
Çalışma alanı içerisinde bölgelendirme yapacak olursak;

1-Salacak ve Kuzguncuk arasında erişimin devamlılığını sağlayan kıyı bandını içinde barındıran Şemsi Ahmet Paşa Camii’nden Hacıbaba Parkı’na kadar olan alan,

2-Genellikle ulaşım elemanlarını kullanmak için tercih edilen Şemsi Sinan Caddesi ile Harem Sahil Yolu-Paşa Limanı Caddesi arasında kalan alan,

3/4-Ticaret aksının Yeni Valide Atik Camii’nden başlayıp Mimar Sinan Çarşısı ile buluşarak Ahmediye Meydanına kadar devam ettiği alan ve ticaret aksının Mihrimah Sultan Camii’nden başlayıp Selmani Park Caddesine devam ettiği alan,

5-Selmani Park ve Hakimiyeti Milliye Caddesi arasında kalan Selman Ağa Cami ve Balıkçılar Çarşısı ile devam eden ticaret bölgesi, olarak ayrılmaktadır. Bütüne baktığımızda ticari alanlar, ulaşım alanları, turizm bölgeleri (camiler), kıyı bölgesi olarak alanı ayırmış olmaktayız. Üsküdar Kent Meydanı’nın bu kadar parçalanması meydan ilkesinin özellikle erişilebilirlik ilkesini tam olarak yerine getirememesine sebep olmaktadır. Bölge içerisinde tek bir kullanıma ayrılan ve kamusal kullanımı giriş-çıkışları kullanmak dışında olmayan metro ve Marmaray giriş-çıkışları tekrar düzenlenmeli ve ticari bölgelere geçişler yumuşatılmalıdır.

İşaret Öğeleri
Genellikle buluşma-bekleme noktası olarak karşımıza çıkan göstergeleri Üsküdar Meydan’dan Ahmediye Meydanına kadar ele aldığımızda ilk olarak III. Ahmet Çeşmesi önemli bir roper noktası olur. Mihrimah Sultan Külliyesi, Yeni Valide Külliyesi ve Şemsi Ahmet Paşa Camii Üsküdar Meydanı’nın en önemli işaret ögeleridir. Üsküdar’ın simgesel yapıları olmaları yanında siluetine de katkı sağlamaktadırlar.

Meydanın Hakimiyeti Milliye aksında bizi karşılayan Mimar Sinan Çarşısı(Hamamı) geçmişten beri devam eden ticari yapının devamlılığı içinde geleneksel özelliğini devam ettirmekte zorlanmaktadır. Çarşının hemen arkasında yer alan ve günümüzde kalabalığın eksik olmadığı Kara Davut Paşa Camii ile birlikte önemli bir yoğunlaşma alanı olan bu bölge, çevresindeki ağaçların gölgesinde oluşan oturma alanları ile çarşıyı kullananların dinlenme alanı olarak da bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hakimiyeti Milliye ve Selman-i Pak Caddelerinin kesiştiği bölgede bulunan Selman Ağa Cami yapılan düzenlemelerle ortaya çıksa da anlam yüklenmemiş meydanıysa düşük bir işaret ögesi konumundadır.

Sonuç
Mimar Sinan yapılarının tamamını dönemine uygun olarak inceleyecek, Mimar Sinan’a yardım eden kişi/leri belirleyecek, depremlerde zarara uğramış yapıların tespitini yapacak, bu inceleme ve tespitleri yaparken çocuklarla iç içe olacak ve Mimar Sinan’a göremediğimiz farklı açılardan bakışı sağlayacak bir Kent Enstitüsü kurmaya karar verdik. Mimar Sinan’ın eserlerinde yapmaya çalıştığı ve mimarisinde de açıkça gördüğümüz insan ölçeğinden başlayıp tümevarımını, yaşayarak anlayabilmek adına çocukların alanı deneyimlemesinin çok önemli olduğunu düşünmekteyiz. Bu yüzden mevcutta var olan gerilimi sadece kent meydanındaki kaosu azaltması adına değil, çocuklar için bir güvenlik önlemi almak adına da ortadan kaldırmak planın en büyük girdisini oluşturmuştur.

Yapılan Lynch Analizleri doğrultusunda alandaki düğüm noktalarının, kentin ana trafik bağlantılarından oluştuğu görülmüş ve kentin yaşayan değil uğranılan bir yer olduğunu bizlere göstermiştir. Kentte kullanılan alanların sadece bankamatikler, kart dolum yerleri, gazete bayileri ve büfeler olduğunu gözlemlemiş, kent merkezinin yaşaması adına aslında yokluğunu fark etmeyecek kadar uzaklaştığımız, Anadolu’da camilerle birlikte yer seçen, her anlamda halkın eşitçe buluşabildiği kahvehane kültürümüzle bütünleştirmeye karar verdik.

PLAN KARARLARI

Ulaşım kanallarının kent meydanında oluşturduğu gerilim, tam yayalaştırma sağlanmadıkça azalmayacak aksine artarak devam edecektir. Bu yüzden Harem’den gelen sahil yolu gidiş-dönüş tek şerit olmak üzere taşıtlara ayrılmış ve bu gerilim Şemsi Paşa Caddesi ve Öğdül Caddesi’nin Harem Sahil Yolu ile buluşmasıyla çözümlenmiştir. Doğancılar Caddesi’ne bağlanan hat ise Halk Caddesi ile Hakimiyeti Milliye Caddesi’ne bağlanmıştır. Otopark Arkası Sokak ve Bulgurlu Mescid Sokak Üsküdar’ın dar sokaklarında gidiş-dönüş tek yön olarak devam etmekte olup Kassam Çeşme Sokağı ile Selmani Pak caddesine bağlanmış ve bu sınırlar içerisinde belli saatlerde taşıt girişine müsaade edilecek şekilde çözüm sağlanmıştır. Yapılacak 875 araç kapasiteli otopark ile kent merkezinde büyük ölçekte otopark sorununu çözüleceği düşünülmüştür.

Ulaşım kanallarındaki gerilimi daha azaltmak için deniz güzergahında seferlerin arttırılarak özellikle Kadıköy ve Kuzguncuk-Beylerbeyi tarafındaki kullanıcılar için Şehir Hatları Vapuru ilk etapta 30 dk’da bir olacak şekilde düzenlenmesi ön görülerek otobüs ve özel araç tercihinin azalması sağlanmıştır.

Barındırdıkları işlevler veya özellikleriyle diğer kent bölgelerinden ayrılan alanlar olarak nitelendirebileceğimiz BÖLGELER, kent içinde bütünlüğün sağlandığı yerlerdir. Bu bütünlük yollar ve sınırlarla ayrılabilir ancak kentin erişilebilirlik ilkesine aykırılık oluşturmamalıdır. Bu yüzden bölgeler arasında yaya erişimi büyük önem taşımaktadır. Ulaşım kanallarında yapılan değişiklikle ticari bölgeler taşıtlarla kesintiye uğramayacak ve Üsküdar Kent Merkezi ticari dinamiğini yeniden kazanacaktır.

Marmaray ve metro istasyonlarının bulunduğu alan belirlenen çalışma alanının 1/8’ini, 5 ve 7/8 nolu düğüm noktalarının ise 1/3’ünü oluşturmaktadır. Alanın verimli kullanılamamasının en büyük sebebi olan havalandırma yapıları bölgeye entegre edilmediği sürece de bu bölge aktif olarak kullanılamayacağı için Mimar Sinan Kent Araştırmaları Enstitüsü’nün burada yer seçilmesi ön görülmüştür. Yapılar bölgeye entegre edilerek Mimar Sinan Üçgeni’nin zeminden değil üst kottan algılanması sağlanmaya çalışılmıştır. Enstitü, bu bölgedeki pasif alanın aktifleşmesini sağlayarak Mimar Sinan Çarşısı ve Şemsi Ahmet Paşa Cami’nin arasındaki bağı da güçlendirecektir.

Mihrimah Sultan Camini gözden kaçırmamıza neden olan hızla oradan uzaklaştığımız, Paşa Limanı’na giden otobüslerin kalktığı, Hacı Osman Parkı’nı göremediğimiz yerinde de Kent Kahvesi kurarak bu alandaki düğüm noktasının kuzeyle bütünlüğünü sağlaması hedeflenmiştir.

MİMAR SİNAN KENT ENSTİTÜSÜ

Tümevarım ilkesiyle başladığımız çalışmalarımızda kurulma amacı Mimar Sinan’ı anlamak olan enstitünün, yeraltı ulaşımının yerüstüne uzayan yapılarından kaynaklı genellikle ulaşım için kullanılan metro ve marmaray giriş-çıkışlarının olduğu 2400 m2lik alanın kent merkezindeki erişilebilir konumu ve etki alanının kullanılması için burada yer seçmesine karar verdik.

Enstitü; bağımlı ya da bağımsız, belli bir konuda araştırma yapan ve kimi durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan yola çıkarak içerisinde başta çocukların mühendislik ve mimarlık becerilerini artıracak-deneyimleme, tasarlama ve uygularken öğrenme alanları olmak üzere; çocuk atölyeleri, kapalı sergi alanı, çok amaçlı salon, sanat atölyeleri, kütüphane ve çalışma odaları bulunmaktadır. Çocuk atölyeleri çocuk koridoru ile birleşerek çocuk oyun alanlarına ve bisiklet atölyelerine referans verecek şekilde düzenlenmiş ve alanla bütünlüğü sağlanmıştır.

Toplam 2400 m2 olan yapının teras kısmı, taşıt trafiğinin oluşturduğu gerilimden arındırılan Üsküdar’ın, yukarıdan seyredilmesi için yeni bir deneyimleme mekanı oluşturmaktadır. Yapının dış cephe tasarımında, sahilden bakıldığında kültürel mirasları gölgelemeyecek şekilde kullanılan koram, tek düze değil hareketli bir teras oluşturmuştur. Böylelikle mevcut yapıların alan kullanımını engellemesi yerine kent terasıyla birleşerek alan kullanımına yardımcı olması sağlanmıştır.

Şemsi Ahmet Paşa Camii’ni gezen birinin kent rampasıyla Hakimiyeti Milliye Caddesi’ne ulaşması, böylelikle Selman Ağa Cami ve Yeni Valide Cami’nin önünden geçerek Mimar Sinan Çarşısı’na varması da yapının bölgeler içerisindeki bağlayıcılığını bizlere göstermektedir.

ÜSKÜDAR AŞEVİ

Yıllar boyunca gerek hac ibadetlerine uğurlama gerekse camileriyle İslami duyguların en yoğun yaşandığı İstanbul ilçelerinden biri olan Üsküdar, asırlar boyu imarethane kültürünü de devam ettirmiştir. Önceliğin misafirler ve öğrencileri doyurmak olduğu bilinen imarethaneler mimari açıdan da önem taşımaktadır. Eski görevine yeniden getirilerek restorasyonu tamamlanan imarethane bölgeler arası geçişteki birliği sağladığı gibi Üsküdar kent merkezindeki ‘gidilecek yere yetişme’ telaşını azaltarak insanları bir akşam yemeğinde, bir Ramazan sofrasında, bir sabah çorbasında bir araya getirecektir.

KENT TERASI

Toplam 2400 m2 olan yapının 2255 m2 teras olarak kullanılabilir alanı, taşıt trafiğinin oluşturduğu gerilimden arındırılan Üsküdar’ın, yukarıdan seyredilmesi için yeni bir deneyimleme alanı oluşturmaktadır. Yapının dış cephe tasarımında sahilden bakıldığında kültürel mirasları gölgelemeyecek şekilde kullanılan koram, tek düze değil hareketli bir teras oluşmasını sağlamıştır. Böylelikle mevcut yapıların alan kullanımını engellemesi yerine kent terasıyla birleşerek alan kullanımına yardımcı olması sağlanmıştır.

Terasa iniş-çıkışı sağlayan rampa, aşevi ile bütünleşerek Yeni Valide Camii’ne referans oluşturmuş, yeraltı ulaşımının giriş-çıkışlarına yönlenerek de kullanımına teşvik oluşturulması sağlanmıştır.

MİNİ FONKSİYONLAR

Sergi Alanı
Yapının kent meydanıyla bütünlüğünü sağlayan ve zemin katta yayaların geçişine izin verecek şekilde düzenlenen arkadlı sergi alanı

Çocuk Oyun Alanı ve Çocuk Koridoru
Benimsediğimiz tümevarım ilkesiyle Mimar Sinan Kent Araştırmaları Enstitüsü’nün bütünleşmesini sağlayan ve ilkenin ilk basamağı olan çocuk oyun alanları ve çocuk koridoru

Bisiklet Parkları ve Atölyesi
Bölgeye erişimlerde tercihi arttıracak ve çocukları teşvik edecek şekilde çocuk oyun alanı, enstitü ve Şemsi Ahmet Paşa Durağı’nın kesişiminde yer seçen bisiklet parkı ve tamir atölyesi

Şemsi Ahmet Paşa Durağı
Enstitü, marmaray ve metro girişlerine referans verecek şekilde Üsküdar kent merkezinin kuzey ve güneyde giriş çıkışlarını ifade eden tramvay duraklarının biri; Şemsi Ahmet Paşa Durağı

ÜSKÜDAR KENT KAHVESİ

Mihrimah Sultan Cami’nin hissedilmesine engel olan ve Tekel Sahnesi, Fethi Paşa Korusu ve Kuzguncuk Mahallesi’ne giden etrafı ağaçlarla çevrili Paşa Limanı Caddesi araç trafiğinin yerini; tramvay ve bisiklet yolları alırken, Batı’nın kamusal mekânı ile Doğu’nun kamusal mekânı karşılaştırmasında ortaya çıkan farklı değerler sonucunda bu alanda olması planlanan “Kent Kahvesi” Mimar Sinan Çarşısı ve Mimar Sinan Kent Enstitüsü’nden sonra kentin ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan bir kültürel birikim noktası olarak alanda bizleri karşılamaktadır.

Dört bir tarafından alanı okumamızı sağlayan cephesiyle Kent Kahvesi, gerilimde kaybolan Mihrimah Sultan Cami’nin hissedilmesine ve çevresinde kullanılan göstergelerle Tekel Sahnesi, Fethi Paşa Korusu ve İstanbul’un mahalle kültürünü yaşatmaya devam eden Kuzguncuk Mahallesi’nin varlığını bizlere tekrar hatırlatmaktadır.

Osmanlı toplumunda 16. yy sonlarında gelişmeye başlayan ve kentin sosyalleşme mekanı haline gelen kahvehane; salgın sürecinden sonra insanların yeni normale açık alanla bütünleşen mekanlarda devam etmesini sağlayacak şekilde, Üsküdar’ın düğüm noktasında yeniden canlandırılmıştır. Kurşunlu Medresesi’nden inen merdivenlerin Tramvay Durağı ve Kent Kahvesi ile sağlanan entegrasyonuyla da kullanıcılara erişim kolaylığı sağlarken, günübirlik kullanıcıları da alanı yukarıdan deneyimlemeye davet etmektedir.

ÇİÇEKÇİLER

Üsküdar iskelelerinden iner inmez bizi karşılayan çiçekçiler bazen günümüzün güzel geçmesini bazen de önünde kurulan sahnede sokak müzisyenleriyle akşam eve huzurlu gitmemizi sağlamaktadır. Bu yüzden kuruldukları alanlar onlar için daha verimli kullanılacak şekilde yeniden tasarlanmıştır.

Yaya akışının çiçekçilerin arasından tramvay istasyonu ve kent kahvesine olan erişiminin kesintisiz devam etmesi için çiçekçiler tek çatı altında toplanmamış alana yarım daire şeklinde dağıtılmışlardır.

Yarım daire şeklinde alana dağıtılan çiçekçilerin oluşturduğu dairesel formun merkezi sahne için -sadece zemin malzemesi değişerek- kullanılmış olup çiçekçilerle sahnenin bütünlüğü sağlanmıştır.

BÜFELER

Kaçırdığımız vapuru beklemek için soluklanma noktamız, bir bardak çaysız güne başlayamayanlarımızın imdadına yetişenimiz, eve gidene kadar açlıktan öleceğim ama annem de yemek yapmış doymamalıyım diyenlerimiz için Meydan Büfelerimiz.

Kent Kahvesi’nde çayımızı içecek kadar vaktimiz yoksa, vapura-tramvaya daha vakit varsa, metroya inmeden bir beş dakika telefonla konuşacaksak ya da Kuzguncuk’a yürümek için arkadaşımızı bekliyorsak…

Hızlı ve pratik şekilde yeme-içmeye ulaşıp, oturmadan bu işlerimizi halletmek istiyorsak kent merkezinde yer alması kaçınılmaz olan büfelerimizi çift taraflı kullanımla yenileyerek ayaküstü erişimini kolaylaştırdık. Yine de oturmak istersek diye de çevresinde buna alternatif bir tasarım eklemeyi ihmal etmedik.

MİNİ FONKSİYONLAR

Mihrimah Sultan Durağı
Mihrimah Sultan Cami ve iskele girişlerine referans verecek şekilde Üsküdar kent merkezinin kuzey ve güneyde giriş çıkışlarını ifade eden tramvay duraklarının biri; Mihrimah Sultan Durağı

III. Ahmet Çeşmesi
Kent Kahvesi ile bütünlüğü sağlanarak kullanımına teşviğin artması sağlanan III. Ahmet Çeşmesi

Sahne
16. yüzyıl sonlarında bir şehir mekânı olarak gelişen kahvelerde gerçekleşen sosyal etkinlikler, toplanmalar ve tartışmaların günümüz koşullarında devamının sağlanması için tasarlanmış olan kamusal mekan

Yaya Yolları
Bölgeler arası bütünlüğü sağlayan ve erişimi kolaylaştıran yaya yolları

HAKİMİYET-İ MİLLİYE CADDESİ ve ÇEVRESİ

Balık Pazarı, Mimar Sinan Çarşısı, Selmani Pak Caddesi ve Doğancılar-Uncular Caddesi’nin ana omurgasını oluşturan, iskeleden inenleri III. Ahmet Çeşmesi’yle karşılayan, geçmişten günümüze kara ticaretinde önemli rol oynayan, Bağdat Yolu olarak da bilinen Hakimiyeti Milliye Caddesi günümüzde de bu rolünü devam ettirmektedir.

Yoğunluğu, rolünün getirdiği görevlerle doğru orantılı olan caddenin günümüzde onu besleyen damarlarıyla birlikte belirli saatler dışında motorlu taşıt trafiğine kapatılarak geriliminin azaltılması sağlanmıştır. Bu güzergahı kullananların Selman Ağa Cami, Mimar Sinan Çarşısı ve Kara Davut Paşa Cami’nin farkına vararak, ağaçların altında dinlenerek, keyifli bir şekilde alış-veriş yapması ön planda tutularak cadde yeniden planlanmıştır.

MİMAR SİNAN ÇARŞISI VE ÇEVRESİ

Üsküdar denince akla ilk gelen işaret ögelerinden biri olan Mimar Sinan Çarşısı, sadece perakende ticaretin olmadığı, kafeler ve bankaların da yer seçtiği, yeni yapılan meydanla bütünlüğü sağlanan ve Kara Davut Paşa Cami’nden bir cephesini alan nişe diğer cephesini veren eski bir hamamdır.

Meydan düzenlemesi başlamadan önce insan yoğunluğuna ev sahipliği yapan çarşının geleneksel el sanatlarıyla buluşturularak Üsküdar’ın simgesi olarak devam etmesi planlanmıştır.

SELMAN AĞA CAMİ

Üsküdar kent merkezindeki en eski dini öğe olan Selman Ağa Cami(1506), Selman-ı Pak Caddesi ile Hâkimiyet-i Milliye Caddesi’nin kesiştiği yerde konumlandırılmıştır. Balık Pazarı ve çarşıya erişimin giriş-çıkışında yer alan cami, çarşının içerisinde çevresiyle birlikte erişimi kolay, önemli bir niş görevi görmektedir.

Önündeki dükkanlardan temizlenerek hem görünürlüğü hem de kullanılabilirliği artan cami, çevresindeki oturma alanlarıyla bütünleştirilerek çarşı içi dinlenme alanı olarak planlanmıştır.

MİNİ FONKSİYONLAR

Sinema ve Sergi Alanı
Marmaray ve metro girişlerindeki yapılarla bütünleşerek sergi ve seyir alanları oluşturulan alan

Yeraltı Ulaşımı Giriş-Çıkışları
Düzenlenen korkulukları, ışıklandırmaları ve tabelalarıyla kent merkezinde bulunması kolaylaşan giriş-çıkışlar

Yeni Valide Cami duvarı ve Çevresi
Hakimiyeti Milliye Caddesi ile Aşevini bağlayan, Doğancılar Caddesi’ne referans oluşturan güzergah

Otobüs Durakları
Taşıt yoluna kapatılan alanların ana caddeyle birleşen noktalarında planlanan otobüs durakları

Kara Davut Paşa Cami ve Çevresi
Mimar Sinan Çarşısının güneyinde bulunan ve cami-çarşı kullanımında dinlenme mekanı oluşturulan alana cephe veren Kara Davut Paşa Cami


KAYNAKÇA
1, İzgi, U., (1999). Mimarlıkta Süreç Kavramlar- İlişkiler, Birinci Baskı, YEM Yayın, İstanbul.
2, Özeş Eyüpoğlu, A. (2019). Üsküdar Kent Merkezindeki Kamusal Alanların İmge Ve Bileşenlerine Yönelik Bir Alan Araştırması, Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.
3, Özeş Eyüpoğlu, A. (2019). Üsküdar Kent Merkezindeki Kamusal Alanların İmge Ve Bileşenlerine Yönelik Bir Alan Araştırması, Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.
4, Tomlinson, R. A., (2012). Yunan Mimarlığı, Çeviren: Rıfat Akbulut, Homer Kitapevi, İstanbul.
5, Roth, L. M., (2002). Mimarlığın Öyküsü, Çeviren: Ergün Akça, Kabalcı Yayınevi, İstanbul.
6, Thorpe, M., (2012). Roma Mimarlığı, Çeviren: Rıfat Akbulut, Homer Yayınevi, İstanbul.
7, Aytıs, S., (2008). “Alışveriş Merkezleri: Dün, Bugün, Yarın, Tasarım/Uygulama Esasları”, Arkitekt Dergisi, Mart-Nisan, sayı: 02: 26-40.
8, Kuban, D. (1998). İstanbul Yazıları. Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul.
9, Becerik, Sinem. (2016). Kentsel Mekân Olarak Meydanların Başarı Kriterlerinin Değerlendirilmesi: Aydın Kent Meydanı Örneği Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.
10, Taşçı, H. (2014). Bir Hayat Tarzı Olarak Şehir, Mekân, Meydan. İstanbul.
11, Ataman, A., (2000). Bir Göz Yapıdan Külliyeye, Mimarlar Tasarım Yayınları, İstanbul.
12, Özeş Eyüpoğlu, A. (2019). Üsküdar Kent Merkezindeki Kamusal Alanların İmge Ve Bileşenlerine Yönelik Bir Alan Araştırması, Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.
13, Kuban, D., (1998). Kent ve Mimarlık Üzerine İstanbul Yazıları, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul.
14, Yaşar, A., (2009). Osmanlı Kahvehaneleri; Mekân-Sosyalleşme-İktidar, Kitap Yayınevi, İstanbul.
Etiketler

Bir cevap yazın